Okan Alkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okan Alkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Altyapı Çalışıyor : Beykan Şimşek

Çok değil, bundan 4-5 sene öncesinin klişe laflarından biriydi Fenerbahçe'nin futbolcu harcama merkezi olduğu. Kimi örnekler özelinde doğru olsa da esas olanın oyuncunun yeteneği, azmi ve uyumu gibi faktörler olduğu gözardı edildi hep. O zamanlarda bizim savunma argümanımız alt liglerden gelip formayı sırtından çıkarmayan Tuncay, Gökhan Gönül gibi isimlerdi Göhan Emreciksin, Tarık Daşgün gibi örneklere karşılık. Ancak yeni modamız Salih Uçan , Recep Niyaz ve Beykan Şimşek oldu geçtiğimiz haftadan beri.

Uzun seneler boyunca altyapıdan oyuncu yetiştiğini görmek isteyen taraftar gençlerimizin hepsine fazlasıyla kıymet veriyor. Durum benim için de böyle. Ancak benim için Beykan, Salih ve Recep'e göre biraz daha farklı yerde. Keza hikayenin diğer kahramanları Gökay , Berk Elitez , Hasan Erbey ve Okan Alkan gibi isimlerde. Sahada yeni ve genç isimler görmek çok güzel ama benim için profesyonel sözleşmeye Fenerbahçe'de erişilmesi daha da güzel. Zira bunun karşılığı Fenerbahçe'nin de eğitimci rolünü iyi üstlenmeye başladığı ki devamlılık adına bu çok önemli. Saf altyapı ürünleri bu sebeple biraz daha fazla heyecanlandırıyor beni.

Yazının konusu başlıktan ve gündemden anlaşılacağı üzere Beykan Şimşek. Kendinden emin tavırları ve ilk maçında gole ulaşması herkesi şaşırtmış ancak Beykan beni sadece oynadığı ilk A2 maçında şaşırttı desem yanlış olmaz. Onu sahada gördüğümde uzun zamandır isminden söz ettiren bu oyuncunun  neler vereceğine dair duyduğum merak ile henüz 15 yaşında bu seviyeye gelmesinin yarattığı şaşkınlık birbirine karışmıştı. Ancak çok geçmeden, ilk devre sonunda durum anlaşılır bir hal almıştı. Boyu kadar yeteneği vardı Beykan'ın.  
O yetenek aslında bugünlere kadar geleceğinin en açık kanıtıydı.

Federasyon kayıtlarına göre 2007 Eylül'ünün ortasında Fenerbahçe'li olmuş Beykan.Yani 12 yaşını bitimek üzere iken. İlk Milli formayı giydiğinde o en önde iken arkasında oynayan oyuncu tanıdık bir isim ; Recep Niyaz. Yine 51. dakika itibari ile belki ilerleyen zamanlarda çokça göreceğimiz bir senaryo gerçekleşmiş ve Salih Uçan ' da oyuna dahil olmuş. O an itibari ile Beykan , Recep ve Salih aynı anda sahada.

Salih Uçan kısa sürede yeterince dikkat çekmiş olacak ki bu Milli maçtan dört gün sonra Portekiz ile karşılacak U-15 Milli Takımı'nda o da sahaya çıkmış. Tabi ki Recep Niyaz ve Beykan Şimşek ile beraber. Portekiz'e 2-1 mağlup olan Millilerin golünü 2. Milli maçına çıkan Beykan atarken asisti kim yaptı acaba? Belki Recep, belki de Salih...

38 defa Milli olan Beykan'ın 14 tane golü var. Ancak daha ilgi çekici olan birşeyler daha var Milli maç kayıtlarında.  Aynı yaşta olan Recep ile Beykan'ın oynadığı Milli maçlarda ağırlıklı olarak skor üretme rolünü bu iki oyuncu üstlenmiş. Recep bu anlamda biraz daha önde olsa da anlamlı olan ikisinin de çubuklu giymesi olsa gerek. İkisinin de gol atıp kazandırdığı maçlar var. Ancak  linkteki kayıda bakarken hafif tebessüm etmedim değil. Gollerin tamamı bugünün umutlarından gelmiş.

 Yine federasyonun sitesine göre çubukluyu ilk olarak Fenerbahçe'ye geldiği günden iki sene sonra Beşiktaş derbisinde giymiş. Henüz 15 yaşına dahi girmemişken U-16 kategorisinde çıktığı ilk maçta golünü atmış. Dolayısı ile Bursaspor maçında attığı gol kendisi için çok şaşırtıcı değil. Zira o formasına daha ter düşmeden skor üretmeye alışık bir oyuncu. İlk maçı ve dolayısı ile ilk golünün üzerinden henüz 3 ay geçmişken iki yaş kategorisi birden atlayarak U-18 takımı ile müsabakaya çıkan Beykan bundan bir ay sonra da A2 takımı ile ilk maçına çıkmış. Bu da kendisinin beni artık şaşırtmadığını söylememin bir başka sebebidir aslında. Zira kısa sürede inanılmaz sıçramalar yaptı Beykan. Sezonu U-16 takımında bitirmesine karşın çok geçmeden, eksiklerden dolayı üst takımların kadrolarını tamamlayan oyuncu olmaktan çıkıp , Fenerbahçe formasını giydiği ilk günün bir sene sonrasında; (henüz 15 yaşını bitirmemişken) A2 kategorisinin direkt oyuncusu olmayı başardı. Arada eksiklikten dolayı yukarıya çıkartıldığı ve A2'de oynadığı maçı saymazsak , bu kadronun esas elemanı olarak başladığı sezonda da ilk maçında gol atma başarısı göstermiş olan Beykan'ın Bursa'ya attığı gol  onu tanımayanlara da tesadüf izlenimi vermekten çıkmıştır sanırım artık.

Geçmişini özetlemeye çalıştığımız Beykan'ın bugününe ve oyuncu özelliklerine gelirsek ilk olarak söylememiz gereken sanırım oyunun gidişatını her an değiştirebilecek bir yeteneğe sahip olduğu. Oyunun en durağanlaştığı dakikalarda alakasız bir şut ya da bir slalom sonrası gelen bitirici bir plase ile oyuna direkt etki edebiliyor Beykan. Bileklerine çok hakim. Rahatça adam eksiltebiliyor. Bunların yanı sıra boyuna rağmen önemli bir hava hakimiyetine sahip ki bunda da sıçrama ve zamanlama yeteneğinin payı oldukça büyük. Yine yaşı ve fiziğine göre oldukça kuvvetli olduğunu söylememiz gerek. Tüm bu sebeplerden ötürü ben kendisini ( kendisinin verdiği röportajda reddetmesine rağmen ) Rooney'e oldukça benzetiyorum. Gerek geçmişi  ( attığı goller, ilkleri ve genç yaşında kısa süre içinde katettiği aşama ) gerekse oyuncu karakteristiği ( gücü, skor değiştirme kabiliyeti, bir çok mevkide kullanılabilitesi ) bana çok paralel geliyor. Kendisi direkt bir uç elemanından daha çok tamamlayıcı bir ikinci forvet. Zamanında Kazım Kazım'ı çok beğendiğini ve örnek aldığını bildiğim Beykan'ın bu bağlamda kendisi ile daha çok benzeşen oyuncuları örnek alması bence kendisi açısından daha faydalı olacaktır.

Oyuncunun negatif özelliklerine gelecek olursak... Şenol Çorlu'nun bahsettiği üzere agresif ve kimi zaman kendisine hakim olamayan bir oyuncu Beykan. A Takım kampına alınacağı uzun süredir konuşulurken devre arasına gelmeden oynanan son A2 maçında hakeme gösterdiği tepki ve gördüğü kırmızı kart bunun örneğidir. Bazen oyun ve kendi geleceğini hiç düşünmeden anlık reaksiyonlar gösterebiliyor. Bunun yanında kimi zamanlar oyunun içinde kaybolduğunu söylemek de mümkün. Ayrıca büyük bir özgüven sahibi ki bunu olumlu ya da olumsuz anlamda değerlendirmekten ziyade bir ek bilgi olarak vermek gerekiyor sanırım. Bu konuda hatırladığım en net örnek, 3-4 kişiyi bağlayıp attığı bir gol sonrası ( sanırım A2'nin direkt oyuncusu olduğu sezonun ilk maçı olan Turgutlu müsabakası idi ) arkadaşlarının '' Messi '' yakıştırmalarına , '' O kim, böyle gol atan birileri daha mı var ki ? '' şeklinde karşılık vermesidir. Özgüven güzel şey ancak bunu kontrol etmek şart.

Beykan ile ilgili daha fazlası için aşağıdaki linklere göz atmakta fayda var;
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=11372
http://www.haber7.com/fenerbahce/haber/981637-beykan-simsek-taum-bir-fener-urunu
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2012/09/fenerbahce-karsyaka-a2-macnn-ardndan.html

Diğer altyapı değerlendirmelerimiz için ;

Hasan Erbey,Berk Elitez,Gökay İravul ve Okan Alkan'a Dair :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/09/giris-hasan-erbey-gokay-iravul-okan.html

Gökay İravul Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/12/denizli-istanbul-hatt-1-gokay-iravul.html

Okan Alkan Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/04/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/05/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html

6 Mayıs 2011 Cuma

Fenerbahçe'nin Genç Yetenekleri: Okan Alkan ( Bölüm 2 )

(1. bölüm için tıklayınız.)

... 4/1 kazanılan özel maçta sonradan gösterdiği performans kendisini iki gün sonra oynanacak maçta direkt 11 oynama şansı sundu. Okan bu şansı da iyi değerlendirdi. Ve Milli Takım forması altında oynadığı başarılı performansların yanında hocalarının da referansıyla İstanbul'un yolunu tuttu. Artık Galatasaray deplasmanında doksanıncı dakikayı görebilmek onun için çok daha yakın ve inanılır bir hedefti.2007 Haziran'ı itibari ile o artık Fenerbahçe'nin futbolcusuydu...












Tff kayıtlarına göre Fenerbahçe ile ilk maçına benimde bir zamanlar formasını giydiğim Anadolu Üsküdar 1908 karşında 2008'in Mart ayında çıktı. Ve o maçta yalnızca 26 dakika süre aldı. Ancak Milli Takımın sağbeki olarak oynamaya devam eden Okan, Anadolu Üsküdar maçından 15 gün kadar sonra birkaç sene içinde Fenerbahçe taraftarının kendilerine dair büyük umutlar besleyeceği Gökay İravul ve Berk Elitez ile beraber Ukrayna maçının ilk 11'inde yer alıyor..Müsabaka 1/1 eşitlikle bitiyor. Gol ? Oynadığı tüm Milli kademelerde olduğu tabii ki Recep Berk Elitez'den...


















2007/2008 sezonu itibari ile Okan Alkan ağırlıklı olarak 90'lı oyuncuların şans bulduğu DSGL liginde kısıtlı sayıda müsabaka deneyimi kazanması rağmen U15 Milli Takımı ile başlayan Milli Takım serüvenini bir üst yaş grubuna, yani U16 Milli Takımına taşımayı başardı. Ancak 2008/2009 sezonda göstermesi gereken daha çok şey vardı. Zira birkaç sezon birlikte oynayıp, kademeleri birlikte atlayacağı bir genç takım kurulmuştu. Okan Alkan, Gökay İravul, Hasan Erbey ve Berk Elitez'in yer aldığı takım sezona 6/1 Düzcespor galibiyeti ile başladı. 6 gün sonra Okan yine Milli Görev için Milli Takım ile beraber sahadaydı. Ancak gerek Milli Takım'ın altyapısındaki belirsiz ortam, gerek onun yeteneği çok kısa sürede onu U17 takımına taşımıştı. ''Milli Takımdaki belirsiz ortamda etkili oldu'' diyorum çünkü Tff kayıtlarından
ulaşabileceğiniz üzere 2008/2009 Avrupa Şampiyonları elemeleri süresince U16 Milli Takımından birçok yetenekli oyuncu üst yaş grubunda şans bulamadı. Ayrıca kadro istikrarı, yani çekirdek Milli Takım
kadrosu oluşmadı. Okan ise böyle bir ortamda şanslı çıkan oyunculardandı. 2/0 kazanılan Malta maçında oyuna 41. dk da dahil oldu. 3 gün sonra oynanan ve 3/3 biten Rusya maçında ise 90 dakika sahadaydı.



































Milli mesainin ardından Dereağzı tesislerine dönen Okan Alkan istikrarlı yükselişine devam ediyordu. Ve Okan adına beklenen an gelmişti. 2008 takvimini çöpe atmamıza 3 gün kala Okan Alkan Gebzespor deplasmanında Fenerbahçe formasını 13. kez giyip sahaya çıkıyor ve resmi müsabakalarda ilk golünü atıyordu. Gebzespor maçı dahil olmak üzere 18 maçlık periyotta Fenerbahçe inişli çıkışlı bir grafik çiziyordu. Ancak Okan Alkan bu süreçte U17 Milli Takımına özel maçlarda katkı vermeye devam ediyordu. 5 maçlık özel turnuvalarda Millilik sayısını arttıran Okan Gökhan Töre ve Engin Bekdemir'in sık sık rotasyon kurbanı olduğu bir ortamda Avrupa Şampiyonaları için sahada olmaya devam ediyordu. 2009 Nisan'ı geldiğinde Milli mesaiden fırsat bulup klup takımıyla iki müsabakaya çıktıktan sonra Avrupa Şampiyonası finallerine gidiyor yedekten oyuna girdiği ilk Almanya maçından sonraki iki müsabakada ( Hollanda ve İngiltere) sahaya yine 11 çıkıyordu. Turnuva Milli Takım için pek parlak geçmese de Okan basamakları hızla tırmanmaya devam ediyordu. 3 senede hayatı tam anlamıyla değişmişti. Artık hayalini kurduğu formaların altında mücadele ediyor daha büyük hedeflere ulaşmaya yaklaşmanın heyecanını yaşıyordu.
























2009/2010 sezonu Okan'ın kariyerinin belki de en önemli sezonudur. Gerek Fenerbahçe gerek Milli Takımda istikrarlı bir şekilde görev alan Okan 09/10 sezonunda A2 takımında forma giyecektir. Ancak bu sezonun başında bu detaydan çok daha önemli bir olay yaşanmıştır. Fenerbahçe Karşıyaka'nın başarılı sağ bek oyuncusu Rıdvan Şimşek'i transfer edip sağ bek rotasyonunu derinleştirmek ve geleceğini garanti altına almayı düşünmektedir. Tam bu noktada Şenol Çorlu alt takımlardan, 91 doğumlu Rıdvan'dan bir yaş küçük bir gencin gümbür gümbür geldiği bilgisini verir. Bir anlamda Okan'a yapabileceği en büyük güzelliği yapıp hem önünü açar hem de dikkatleri üstüne çeker. Nitekim Fenerbahçe'nin Rıdvan transferinden vazgeçmesi sonucunca Beşiktaş genç oyuncuyu kadrosuna katar. Artık sahne Okan'ındır. Hayallerine ulaşmak için yapması gereken tek şey çok çalışıp üst yapının dikkatini çekmeye çalışmaktır. Nitekim Okan sezonun ilk maçında gerekli mesajları vermeye başlamış, kanadını son derece etkili kullandığı müsabakayı bir asistle tamamlamıştır. Milli mesai arasından sonra oynadığı dört müsabakada da artık kendine çok güvenen ve yere sağlam basan bir Okan vardır. Benim kendisi ile tanışıklığımda aşağı yukarı bu zamana rastlar. Ve kendisi tüm bu olumlu referanslar ve performansı neticesinde unutamayacağı bir turnuvaya gider: FİFA U17 Dünya Kupası.Bu süreçte gruptan çıkmayı garantilediğimiz Yeni Zelanda maçı harici tüm maçlarda 11'de forma giydi Okan. 50 dakikasını 10 kişi oynadığımız 2. tur maçında Birleşik Arap Emirlikleri karşısında da 11'deydi. 2/0 kazanılan maç sonrasında Türkiye'nin tarafından finale çıkmak eşleşmelerin diğer tarafına göre daha kolay gözüküyordu. Ancak bir engel vardı. O da etkili oyunu ile dikkatleri üzerine çeken Kolombiya idi. 20. dk da öne geçtiğimiz müsabakanın 90. dk sında yediğimiz gol aslında maçın sonucunun önceden habercisi idi. Okan o gün Milli Takımlar forması altındaki ilk golüne önce uzatmalara sonra da penaltılara giden müsabakalarda imza atmasına karşın Türkiye bu fantastik maçta Kolombiya'ya penaltılar sonucunda elenerek yurda döndü.

Türkiye kupaya hüzünlü bir şekilde veda etmişti. Ancak oynanan oyun ve bu yaş grubundaki oyuncular heyecan vericiydi. Orhan Gülle, Engin Bekdemir, Muhammet Demir ve tabii ki Okan Alkan. Milli oyuncular yurda dönmeden isimleri basında daha sık yer almaya başlamıştı ki içlerinde benim açımdan en çarpıcı olanı '' Gökhan Gönül'ün Mardinli veliahtı '' başlıklı haberdi. Ve nihayetinde önce U18 , sonrasında ise U19 Milli Takımına yükselen ve gerek Milli Takım gerekse A2 takımda etkili performanslarına devam eden Okan A takıma yükseliyor, Antalya kampına katılıyordu. Yanında ise seneler önce Mardin'den kalkıp Milli Takım kampına gittiğinde karşılaştığı ve o günden beri çok samimi bir dostluğu olan Gökay İravul vardı.















A Takım performansı herkes tarafından biliniyor Okan'ın. Ben geçmişinden ve basamakları nasıl tırmandığından bahsetmek; 5 senede hayatının nasıl değiştiğine dikkat çekmek istedim. Okan'ın bu kademelerdeki performanslarını da çok önceden ( A Takıma çıkmadan ) buralara not düştüm, hatta kendi çapımda büyük çaplı isteklerde bulundum. Dönemin hocası Daum pek oralı olmasa da Okan ve diğerleri Aykut Kocaman ile gerçek manada şans bulmaya ve kendilerini göstermeye başladılar. Ancak ben Okan Alkan hikayesine son vermeden önce birkaç ufak detayda eklemek istiyorum. Fenerbahçe altyapısında izlediğim oyuncular arasında yetenek bakımından benim en çok etkilendiğim oyuncuların başında geliyor Okan Alkan. Hızlı, seri, teknik ve hırslı bir sağ bek oyuncusu. Ben kendisini Dani Alves'e benzetiyorum. Yalnız bu benzetmenin teknik yanları olduğu kadar mental yanları da var. Hırsından ve basamakları çok hızlı tırmanmasından sebep mağlubiyetlerde ya da olumsuz durumlarda kontrolünü kaybedebiliyor Okan. Basamakları sindire sindire tırmanmamasına sebep olan tek bir faktör var; o da kuşkusuz yeteneği. Ancak bazen hem yeteneğinden hem de bahsettiğimiz diğer sebeplerden dolayı kontrolden çıkabiliyor Okan. Bu da hem diline hem oyununa çok çabuk şekilde yansıyor. Öncelikli olarak bu yanlışlardan kurtulması gerekiyor.. Son dönemde gereksiz bir mevki polemiğine girip kesik yediğini riqfutbol.com ve çeşitli kanallardan duysak ve yine ek olarak başka sıkıntıları da işitsekte doğru bir rehabilitasyon süreci sonrasında Okan'ı yazın bir yerlere... Oynayamayacağını söylediği sağ ya da sol önde de oynar başka yerde de. Yeter ki hayallerinin kıymetini bilsin...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Tavşanlı Linyitspor Maçının Ardından

Böylesine güzel bir havada Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerinde müsabaka olup gitmemek? Yerden şut üstten aut blogunun tarzı olan hareketler değil tabi. Nitekim ne geç kaldım ne de tribünde yer bulamayıp tellerin arkasından izlemek zorunda kaldım maçı. Zemin, hava, takım; kısaca herşey güzeldi. İki senedir takip ettiğim organizasyondan ilk defa bu kadar tat aldım diyebilirim.

Maç mahalle maçı edasında başladı desek yanlış olmaz sanırım. İlk 15 dakika geçildiğinde skor çoktan '' üst '' olmuştu. Ki çok ta önemli bir detay olduğu söylenemez zaten. Zira bizim bu müsabakaları takip etmemizin sebebi hem sistem hem oyuncu kalitesi açısından muhteşem bir takıma sahip olmamız değil tabiki. Bilakis Fenerbahçe altyapısının en kör topal ilerleyen takımı dahi denebilir. Ancak sahada A takıma çıkan oyuncuların tamamı olunca bunların pek bir önemi kalmıyor tabi. Oyun ve fizik olarak nerelere geldiklerini gözlemlemeye çalışmakla geçiyor zaman.

Öncelikle yarın hikayesinin ikinci parçasını yazacağım Okan ile başlamak gerekiyor sanırım. Beni bu kademede en çok etkileyen oyuncu kendisidir. Seri, süratli, yetenekli. Hatta bir sağ bek oyuncusuna göre fazla yetenekli. Ancak Okan A takım idmanlarına bir seneden beri çıkıp, Alex ile, Gökhan Gönül ile aynı havayı soluyan bir oyuncu. Kazandığı ciddi deneyimin oyununa yansımaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Fazla yeteneğinin farkında bu da başına iş açıyor. Her topla iki - üç oyuncu bağlamak istiyor, topa olan sevdasından sebep hatalı kararlar verip ; atakları başlamadan bitirebiliyor. Oysa ki iyi oyuncu kendisi oynadığı kadar yanındakileri de oynatan oyuncudur. Bence bu maçı bir kez daha izlemeli. Ve kendisinin A Takım idmanlarına çıkan, fark yaratması gereken bir oyuncu olduğunu unutmamalı.

Bu bağlamda Gökay bence Okan'ın neleri yanlış yaptığının canlı örneği. Gökay bugün Okan'ın aksine son derece basit, topu paylaşarak oynadı. Ancak çok etkiliydi. Fark yarattı. Dışarıdan izleyen bir izleyici kendisini '' A Takım adayı '' değil, '' A Takım oyuncusu '' olarak rahatça ayrıştırabildi ki altyapıdan üstyapıya çıkan oyuncularda en başta aradıklarımdan biri bir alt kategoride fark yaratmasıdır. Kullanmadığı ayağı ile attığı iki tane ters top ve top kendisine gelirken baskı altında olduğunu bildiği için kontrolünü aynı zamanda rakibi ekarte etmekte kullanması Gökay İravul'da gördüğüm olumlu değişikliklerden. Ve en güzeli, sahada anlamsız yere kendisine tepki gösterilen tepkiye yanıt vermek zorunda kalsa da o verdiği tepki dahi iyi bir futbolcu kadar iyi bir insan da kazandığımız canlı örneğiydi. Ben Fenerbahçe taraftarı bir futbolsever olarak Arda Turan'ı nasıl seviyorsam Gökay İravul'da Arda gibi sevilecek bir oyuncu olacaktır. Hatta Arda Turan'ı sevmeyenler için Ergün Penbe dahi diyebiliriz.

Recep Berk Elitez vücut çalışmaktan çıkan kanatlarının etkisi ile uçacak gibi olsa da futbol anlamında ben üstüne koyduğu herhangi birşeyi tespit edememiştim bugüne kadar. Bugünde tablo değişmedi. Hızlı, aya kafa atacak kadar hava toplarında baskın ancak hala dar alanda birebir kaldığında gösterecek bir numarası yok gibi. Ancak mevcut özellikleride lazım olabilir, tabi üstüne biraz daha sezgi koymak şartıyla.

Hasan Erbey ise benim bugün sahada en çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Yalnız, nasıl Aykut Kocaman'a olumsuz gördüğümüz bir konuda eleştiri getiriyorsak Hasan Erbey'i ön liberoda kullanılmasına vesile olmasından dolayı tebrik etmeliyiz. Hasan ayağı yere sağlam basan ve hava toplarında etkili bir stoperdi. Bu sebeple Beşiktaş derbisinde onu ön liberoda gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda bu mevkide oynatıldığını öğrenene kadar bir şaşkınlık yaşamıştık. Aykut Kocaman Hasan'ı epey beğeniyor ve farklı özelliklerde yüklemek istiyor ki Hasan bu rolü oldukça iyi oynadı bugün. Hatta stoper performanslarından daha fazlasını verdi denilebilir.

Fenerbahçe A2 takımında olmasını anlayamadığım oyuncuların başında sol bek Devrimcan geliyordu. Ancak Hasan'ın ön liberoya geçmesinden sebep stoper olan Devrim'i ben çok iyi buldum. Sol bek olmasından dolayı ayağı herhangi bir stopere göre oldukça iyi. Bunun yanında agresif yapısı ile göbekte epey iş yapıyor. Tabi biraz daha izlemek gerekiyor ama eski performansları bugün verdiğinin yanından bile geçemez desek yanlış olmaz.

Gözümüz A Takım oyuncularının üstündeydi ancak sağ bek Ömer Kandemir'in maç boyunca yaptığı bindirmeler dikkat çekiciydi. Keza Beykan attığı golde seri çalımlarla iki üç kişiyi çok dar mesafede bağlayarak yaş handikapına rağmen neden bu takımda olduğunu gösterdi. Henüz 16 yaşında olduğunu göz önünde bulundurarak gelişimine umut bağlamak yanlış bir hareket olmaz sanırım.


30 Nisan 2011 Cumartesi

Fenerbahçe'nin Genç Yetenekleri: Okan Alkan ( Bölüm 1 )

Okan Alkan...

A Takım forması altında aldığı kısıtlı sürelerde Fenerbahçe taraftarında iz bırakmayı beceren safkan bir kanat oyuncusu. Son zamanlarda formadan uzak olsa da Fenerbahçe'nin geleceğinde belkide en kilit oyunculardan birisi olacak bir yıldız adayı. Çok önceden sözünü verdiğim üzere; işte Okan Alkan hikayesi...
















1 Ekim 1992... Alkan ailesinin yedi çocuğundan biri olarak Mardin'de Dünya'ya geldi. Bu topraklarda doğan birisi için gelecek adına oluşturabilecek en iyi senaryo belki İstanbul'da bir üniversite kazanıp hayatını kurtarmak, belki emlakçı olan babasının işlerini devam ettirerek hayata tutunmaya çalışmak... Ancak Okan Alkan herhangi birisinden çok daha fazlasına sahip. Neye mi? Tabiki yeteneğe. Fazla yeteneğe...

Fenerbahçe'li bir ailenin, doğuştan Fenerbahçe'li çocuğu olarak 12 yaşında Mardin'de bulunan Fenerbahçe futbol okulunda başladı futbola Okan. Ne kadar iyi olursanız olun Mardin'den İstanbul'a; gönül verdiğiniz klube gelme ihtimaline inanmak dahi biraz zordur. En fazla doksana giden bir şutunuz sonrasında ''Pierre Vaaan Hooijdooonkk'' diye bağırırsınız. Ya da uyku tutmayan bir gecede kendinizi bir Fenerbahçeli futbolcu yerine koyarsınız. 90. dakikada Galatasaray deplasmanında şampiyon yaparsınız takımınızı. Onun içinde en fazlası buydu. Hayalleri vardı, doğruluğunu sınayacak yaşta olmadığı zamanlarda kurduğu hayalleri... Ancak karşısına çıkan birileri ona dilediği hayali kurmayı öğretecekti elbet.

Bir sene Fenerbahçe Futbol Okulunda oynadıktan sonra şehrin sıradan takımlarından birinde filiz lisansı çıktı Okan'ın. Çok geçmeden şehrin takımına; Mardinspor'a geçti Okan. İki sene önce seçmelerini kazandığı Fenerbahçe Futbol Okuluna gitmek için yapması gereken masrafları babasına nasıl izah edeceğini gerektiğini düşünürken iki sene içinde şehrinin takımında şehrini temsil etme fırsatı yakalamıştı. Belkide hayatının dönüm noktalarından birine gelmişti.Çünkü artık onu Milli Takım vitrinine çıkartabilecek bir takımdaydı. Belki de Milli Takım forması altında müthiş performanslar gösterecek ve iki sene evvel parasal sıkıntılar yüzünden gidememe korkusu yaşadığı futbol okulunun bağlı olduğu camiaya gelecekti.




















Okan altyapıda oynadığı maçlarda son derece başarılı bir grafik çiziyordu. Bu, o dönemin teknik direktörü Feyyaz Uçar'ın gözünden kaçmadı. Onu A Takım kampına dahil etti. Ancak profesyonel sözleşmesi olmadığı için oynanacak müsabakanın kadrosuna girememişti. Ancak iki sene içinde şehrin A takımının kampına dahil edilebilecek bir performans sergilemek dahi yeterince sıradışı idi Okan için. Ama onun yürüyüşü daha yeni başlamıştı.Çünkü onun yetenekleri farkeden Milli Takım yetkilileri onu U-15 Milli Takımına çağırmışlardı.

Milli Takım kampına geldiğinde Denizli'den gelen turuncu kafalı bir çocuk ile karşılaştığında muhtemelen onun kendisinin en yakın arkadaşlarından birisi olacağını ve tüm hayallerini beraber gerçekleştireceğini bilmiyordu. Nihayet, 2007 Nisan'ının 17'sinde 40. dakikada oyuna dahil oluyordu Okan. O turuncu kafalı çocuk ise Milli olmak için 10 dakika daha bekleyecekti.

4/1 kazanılan özel maçta sonradan gösterdiği performans kendisini iki gün sonra oynanacak maçta direkt 11 oynama şansı sundu. Okan bu şansı da iyi değerlendirdi. Ve Milli Takım forması altında oynadığı başarılı performansların yanında hocalarının da referansıyla İstanbul'un yolunu tuttu. Artık Galatasaray deplasmanında doksanıncı dakikayı görebilmek onun için çok daha yakın ve inanılır bir hedefti.2007 Haziran'ı itibari ile o artık Fenerbahçe'nin futbolcusuydu...


Devamı gelecek...















21 Şubat 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisinin Ardından

Fenerbahçe'nin A2 takımı için yazacak şey bulmakta zorlanıyorum. 1 saat yol tepip, beraber çok daha hoş vakit geçirmek varken, Dereağzı'na A2 maçına çağırdığın kız arkadaşınla beraber tel örgülerin ardından kuru soğukta, berbat bir açıdan maç izlemek inanılmaz bir burukluk yaratıyor adamda. Bir de A2 takımının uzun süredir varolan amaçsızlığı eklenince olay iyice çekilmez bir hal alıyor. Dolayısı ile yazması dahi sıkıntı veriyor diyebilirim.

Esasen geçtiğimiz sezonda birbirinden kopuk, ne yaptığını bilmeyen, ciddiyetsiz, sistemsiz bir takım vardı. Ancak yaş gruplarında epey gol atan Berk Elitez, U17 turnuvasında dikkat çeken Gökay ve Okan, ek olarakta Görkem tüm bu olumsuzluklara rağmen izlenir kılıyordu bu takımı. Arada Gökay araya salıyor, Okan iki üç adam bağlıyor, Recep Berk uzuyor gidiyordu. Bu sene Beykan ile tutunmaya çalıştım bu takıma ancak o da ne zaman gitsem oynamadı. Dolayısı ile A2 takım maçını izlemek için tek sebep olarak Görkem Kulbay, Enis Gül ve İsmail'i izlemek kaldı. Eh, Görkem ve Enis'te anlayamadığım bir şekilde oyuncu havuzunun dışına çekilince, geçen sene büyük keyif alarak gittiğim yol gözüme gözüme batmaya başladı. Kendi yazımın fotoğraflarını kendim çekeyim diye götürdüğüm fotoğraf makinası ile tek fotoğraf dahi çekme isteği uyanmadan ; uyutan, sıkıcı maçlar izlemeye başladım.

Bugün Gökay, Okan, Hasan ve Berk'in oynadığı haberini alınca anlamsız şekilde güzel bir maç olacağına dair bir his uyandı bedende.. Hem bu oyuncuların A takım idmanlarından sonra bu kademede ne kadar fark yaratacaklarını izlemek , hem Pendik'ten alınan iki genç oyuncunun futbol karakterleri hakkında gözlem yapmak hem de uzun süre sonra Görkem'i izlemek için çıktım yola. Dereağzı'na vardığımda karşı tarafımda kalan tribünde önemli adamların olduğunu anlamıştım, ancak Alex'in orada olduğunu bilseydim, maç filan dinlemez sahanın ortasından koşar tırmanırdım oraya. Sürekli maç izlediğim binanın tepesinde bu sefer Aykut Kocaman vardı.Dolayısı ile çıkamadık oraya, kuş bakışı kesemedik sahayı. '' Messi '' Recep abilerini izlemeye gelenlerdendi. Yine Beşiktaş'ın çok büyük kazık yiyerek Antep'e kaptırdığı Orhan Gülle ve eski Fenerbahçeli, yeni Beşiktaşlı Semih Beyaz'da Dereağzı'nın diğer tanıdık konuklarıydı. Arada Hürriyet Gazetesinden Ahmet Ercanlar abimi gördüm, ancak rezalet olan yerimi kaptırma korkusu ile gidemedim yanına. Kusuruma bakmaz işallah. Ki o içerideydi zaten gitme olasılığımda yoktu sanırım. Ek olarak Emre ve Lugano'da varmış, onları devre arasında televizyonda görme fırsatım oldu. Maraton Tugay, Raşit Çetiner ve Orhan Ak'ın da orada olduğunu yazmış, kendilerini göremesem de not olarak düşülebilir.

Maça Fenerbahçe iyi başladı. Ancak blogda daha öncede bahsettiğimiz Berkin Arslan ( tam olarak şuraya tıklamanız gerekiyor. ) zaman zaman büyük tehlikeler yarattı Fenerbahçe kalesinde. Benim çok beğendiğim, bana göre A takıma çıkan oyuncular arasında en yetenekli olan Okan Alkan'ı ilk yarı epey zor durumlara düşürdü. Nitekim sanırım 14. dakikada 35/40 metrelik deparıyla golü de haketti ancak savunma önüne zamanında yattı. Ancak gol 27. dakikada Berk ile Fenerbahçe'den geldi. İlk yarı genelinde Berk iyi boğuştu kendinden epey daha fizikli olan rakipleriyle. Bana epey güçlü gibi geliyor ki hızının yanında bununda olması çok önemli. Tabi birebir kaldığında daha fazla numara yapabilse herşey daha anlamlı, hayatta daha güzel olacak ama bakalım; belki zamanla...

Hasan ilk yarı itibari ile defansta bildiğim gibi oynadı. Galatasaray'ın forveti Anıl Dilaver'i iyi kontrol etti. Nitekim Anıl ilk yarı sonunda oyundan alındı. Gökay bildiğim Gökay, Fenerbahçe A takımında verdiğinin üstünde oynuyor. Ancak ben A takımda oynayan bir oyuncunun buraya gelip direkt maç almasını bekliyorum. Özellikle takımı için çok kritik ve skor üretmesi gereken bir mevkide oynuyorsa... Pas tercihleri, oyun görüşü herşey çok güzel ancak daha fazla skor üretmeli Gökay. Bunun içinse daha kuvvetli ve daha cesur olmak zorunda.

Görkem nerede diyeceksiniz; ikinci yarıda yemekhanede kendisi ve stoper Zeki ile beraber izledik maçı. Soğuktan ve rezalet açıdan kurtardı bizi. Talihsiz bir sakatlık geçirmiş o da , böyle bir maçta olmaması benim için hayal kırıklığı oldu. Hoş, sakatlığı olmasa da anlamadığım şekilde oynatılmıyor ya. Garip işler. Ne desek boş.

Onun gibi sahada olmayan bir başka isimde Enis Gül'dü. Pendik'ten alınan ismi yanılmıyorsam Eren olan oyuncumuz tarafından kesilmiş Enes. Ben Eren'i de sonradan oyuna giren İlyas'ı da beğendim, iyi kumaşları var, iyi transferler bunlar. Ancak Enes'i kesmek için de bir sebep göremiyorum. Diyorum ya akıl almaz tercihler olduğunu düşünüyorum bu kademede. Bunu sadece maç kadrosuna bakıp değil, Sivas'a , Batman'a giden oyuncuları da göz önünde bulundurarak söylüyorum. Ve Gökay, Hasan, Okan ve Berk'in adına karaladığı ilk şeyler 1,5 sene evvele rastgelen birisi olarak söylüyorum bunu. Ancak bir önceki paragrafı bağladığımız gibi bağlamaktan başka birşey de gelmiyor elden. Garip işler işte, çok garip hem de...

İkinci yarı için ne yazarsam boş olur zira daha çok muhabbet ettik. Onur Karakabak'ı sordum, Manisa'ya verildiğini öğrendim. Geçirdiği sakatlık sonrası tedavi süreci umarım olumlu geçmiştir de Manisa'da şans bulur kendisi.

Maç bitiminde Recep Berk Elitez söylene söylene soyunma odasına gidiyordu zira Galatasaray'a beraberlik getiren gol son dakikalarda gelmişti. Ertuğrul'da Şenol Çorlu'ya dert yanıyor gibiydi.. Okan soyunma odasına giderken sinirli gözüküyordu. Gökay ise u17'den kaptanı Orhan ve eski takım arkadaşı Semih ile muhabbet ediyordu. Biz de yavaş yavaş evimizin yolunu tutuyorduk...

Galatasaray'da Berkin Arslan, Cem Sulyan ve Semih Oğuz'u beğendim(üçüde prof). Galatasaray'ın profesyonel yaptığı bir başka oyuncu olan 8 numara Bilal Özhan'ın sahayı karıştırmak adına yaptığı her türlü çirkinliğe göz yuman hakemede notum zayıftır. Keza aynı hakem Galatasaray'ın iki dakika içerisinde 1,5 penaltısını da görmezlikten geldi, bunu da belirtmezsek olmaz sanırım.

12 Ekim 2010 Salı

Batman Ziyaretinin Ardından

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman15.jpg
Uzun süredir Milli Maç ya da benzeri durumlarda oluşan araları yabancı antrenörlerin neden değerlendirmediğini düşünüp dururdum ki Aykut Kocaman böyle araları olabilecek en güzel şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Bugüne kadar hakkında yazdığımız yazılar negatif içerik ağırlıklı olmak üzere şekillense de tebrik etmeden geçmek olmaz.

Çok zayıf iki rakip ile oynanan ve idman maçı sertliğinde geçen bir müsabakanın üstünde konuşmak pek anlamlı olmasa gerek. Günün güzelliği, hiç büyük takım ağırlamamış bir şehre yapılmış bu ziyaretin yanında A2 takımda oynayan ve kendilerine dair uzunca yazılar yazdığımız isimlerin üst yapıda formanın ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağına dair gözlemler yapma fırsatımızın elimize geçecek olmasaydı.Aykut Kocaman sağolsun, genç oyunculara ciddi süreler vererek bu hususta beklentilerimi karşıladı benim adıma.

Okan Alkan ve Gökay İravul hakkında birşeyler yazmaya gereksinim duymuyorum zira her geçen gün formalarını daha layıkıyla taşıyor gibiler. Sorumluluk almaya başlamaları sevindirici. Söz verdiğim yazıları yazınca Gökay ve Okan hakkında daha detaylı konuşma fırsatımız olacağından şimdilik bu iki oyuncuyu tebrik ediyorum başarılı performanslarından ötürü.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman8.jpg
Hasan Erbey hiç alışık olmadığı mevkisinde Sivasspor maçında yaptığı hataları yapmayarak başarılı oldu diyebiliriz. Aslen stoper kendisi. Ancak genç oyuncuları sahaya sürmek adına yapılan değişikliklerden sonra sahada kalan tecrübelilerin mevki dağılımına bakarsak hocanın gözüne girmek için çok yol katetmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Yinede iyi mücadele etti, mevkisini çok fazla yadırgamadı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman24.jpg
Oyuna sonradan giren Berkay'ın ayağına top değmedi. İkinci yarının başında oyuna giren Devrim 'in kendisi bile azmi ve hırsı ile bu şansı kazandığının farkındadır, üstyapıya dönük bir beklenti içinde değilim kendisinden. Mersin'e kiralanan Onur Karakabak'tan sonra hele...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman23.jpg
İsmail ve Doğukan ise sahada diğerlerinden biraz daha ayrıldılar. Özellikle İsmail'in üzerine daha fazla düşülmesi gerektiğine inanıyorum. Etkili sol ayağı ve teknik kapasitesinin üstüne bir de fiziksel direnç eklerse uzun süreler faydalanılabilecek bir oyuncu. Bunu da Batman Karması maçı özelinde değil 1,5 senelik A2 süresince yaptığım gözlemlerden dolayı söylüyorum.

Tabi aklımı kurcalayan konular yok da değil. A2 takımın dinamosu, sürekli oynayan oyuncusu Enis Gül neden hiçbir özel maçta düşünülmüyor acaba? Kendisinin tuttuğu takımın etkili olduğu söyleniliyor ki böyle amatör bir düşünce olabilir mi? Enis performansı ile bu şansı hakeden oyuncuların başında geliyor, Enis gibi Görkem gibi genç oyuncular zamanı gelince böyle anlamlı müsabakalarda bu tip hakettikleri şansları bulamadıkları taktirde performansları beklenilmeyen derecede düşebilir. Böyle farklı ve gelecek vadeden oyuncuların diğer oyunculardan ayrılmasının, A2 takımda sürekli şans verirken, buralarda alacakları şansların onları daha iyi rehabilite etme ihtimali ortadayken onları İstanbul'da bırakmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Umarım bir dahaki Milli maç arasında onlarda bu şansı elde ederler.

Yazıyı bitirmeden, maçın ikinci yarısında sahada kalan birkaç tecrübeli oyuncunun diğerlerinden ne denli farklı durduğuna tanık olmam sebebiyle Okan ve Gökay'ın yanına daha fazla oyuncu gönderilmesi gerektiğini düşündüğümü belirtmek istiyorum. Mehmet Topuz ya da Kazım gibi çok kuvvetli oyuncularla yapılacak idmanlar bu oyuncularda güçlenmeleri gerektiğine dair daha güçlü bir farkındalık yaratacaktır.

Resimler: fenerbahce.org

5 Eylül 2010 Pazar

Okan Alkan, Gökay İravul Ve Diğerleri...

Cumhuriyet Kupası adı altında Sivasspor ile oynanan müsabakada geçtiğimiz dönemlerde çokça bahsettiğim isimlerin birçoğu şans buldu ve yıllardır altyapıdan gelen oyuncuları sahada görmek konusunda büyük özlem çeken Fenerbahçe taraftarı pek bir mutlu. Ancak iki maç dahi olmadan gençlerimize öyle yakıştırmalar yapılıyor, haklarında öyle hayali senaryolar yazılıyor ki şaşırmamak elde değil. Böyle bir özlemden sonra yadırgamamaya çalışıyorum ancak insanlar sadece görmek istediklerini gördüklerinden beklenti o kadar yükselmiş ki bu beklenti ilk başta o çocuklara yapılmış büyük bir haksızlık...

Esasen Okan hakkında düşündüğüm bir yazı daha vardı. İki senedir çokça yazmama rağmen bu seferki buralara gelene dek tırmandığı basamaklar hakkında, hayatı hakkında olacaktı... Sağolsun Lig TV benden önce davranmış, kimisi doğru kimisi yanlış cümlelerle dört buçuk dakikalık bir video ile Okan Alkan Alves'i tanıtmış sporseverlere. Yine de bu düşüncemden vazgeçmiş değilim, Okan hakkında bir yazı yazacağım.

Bir başka düşüncem Gökay İravul isminin iki senelik performansını daha detaylı şekilde incelemek. Buna buraya geçmiş zamanlarda yazdığım yazıları kopyalarak başlayacağım ve sonrasında kısaca hikayesinden bahsedeceğim...

Devamında sırayla diğer genç oyuncuları tanıtacağım. Bunları yaparken geçmişte neler yazmışım hepsini tekrardan kopyalayarak bir bilgilendirme yapacağım.Zira bu oyuncular ile ilgili iki maçla gözükenlerin hemen hemen hepsini iki senedir söyleyen birisi olarak gözükmeyenlere dikkat çekerek daha bilinçli bir beklenti yaratmayı amaçlıyorum.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Biri Okan mı Dedi? Şimdi Reklamlar...

http://cache.daylife.com/imageserve/047jfwKeGL0u5/610x.jpg
25 Kasım 2009

Link

Sahada kendisini bu seviyeye fazla gören bir topçu daha dikkatimi çekti. Milli Takım maçlarında da müthiş özgüveni ile göze çarpan Okan Alkan bugün Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki sağ bekiydi ama Dani Alves gibi sürekli ileriye çıkıp sağ ön oynayan oyuncuyu kendisinin yerine hapsetti.

Boyu kısa (1,70 imiş boyu) ancak sahada baya yer kaplıyor Okan. Fiziği gayet iyi. Hızlı, topla arası bek oyuncusuna göre çok iyi... Kısacası oldukça yetenekli. Ama söylediğim gibi kendisine olan güveni biraz başa bela açabilir cinsten. Öyle ki çoğu işi tek başına yapmaya çalışıyor, arkadaşlarını azarlıyor ve top gelmeyince oyuna küsüyor. Halletmesi gereken sadece bu konu var Okan'ın. Alves'e benzeyebilir ama henüz Alves değil. Hatta ve hatta Abdurrahman Dereli bile değil. Bu sıkıntıyı aşarsa hiçbir yerde yedek sağ bek aramasın Fenerbahçe çıkarsın koysun yedeğe, Gökhan'a birşey olursa çıkıp çatır çatır oynayacak gibi duruyor.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasimpasa7.jpg
09 Aralık 2009 Çarşamba

Link


Okan mı?Kulağı çekilmiş gibiydi, birkaç pozisyon harici çok fazla sıkıntı yaratmadı geçen maçlra göre... Takımda yedek sağbek sıkıntısı varken devre arasında çıkartsınlar A Takıma. Evet şuan Gökhan Gönül'den iyi değil, forma almasını beklemek hayalcilik ama Türkiye'de ki çoğu sağbekten daha iyi. Ve Gökhan Gönül'den daha potansiyelli.
http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2010/02/a2_besikas_fener-220x300.jpg
15 Ocak 2010 Cuma

Link

İkinci resimde top süren genç futbolcu Okan Alkan olur. Kendisinin en önemli özelliği kalıbından büyük bir yüreğe, cesarete , hırsa ve azime sahip olması . Ancak bunlar tabi ki A takıma çıkması için yeterli olgular değil. Bunların yanında ortalamanın çok üstünde bir hıza , iyi ile çok iyi arasında gösterilebilecek bir tekniğe sahip. Alves'in altyapı versiyonu dersek hatalı bir benzetme yapmayız kısaca... Bu müthiş potansiyelin sıkıntılı olduğu nokta ise kendine olan güveninin kimi zaman takıma zarar verebilmesi. Ancak bu törpülenir elbet...

Rıdvan Şimşek'i takip edenler için şimdiden söyleyeyim kendisi Rıdvan'dan daha extra bir yetenek. Rıdvan kadar iyi yaptığı ofansının yanında defansif olarak da Rıdvan'dan daha iyi seviyede ki bu da kendisini daha iyi yapıyor gözümde. Ama yinede nereye geleceğine kendisi karar verecek... Ancak kıyaslamayı bırakıp eldeki değerlerin vadettiklerine bakarsak 4 sene kadar sonra Gökhan Gönül ve Sabrileri tahtından indirecek iki tane taş gibi sağ bek oyuncusunun geldiğini söylememiz gerekir.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
06 Temmuz 2010 Salı

Link
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman4.jpg
20 Temmuz 2010 Salı

Link
Fener’in kare ası

24 Ağustos 2010 Salı

Link
http://ar.fifa.com/mm/photo/tournament/competition/01/12/37/17/1123717_medium.jpg


Yıllardır beklenen an gelmişken; sahada Fenerbahçe altyapısından 2 tane pırıl pırıl genç parlıyorken oturup Manisaspor maçına dair bir maç yazısı yazmak biraz gereksiz olur sanırım...

Aslında Okan'a dair birşeyler söylememde boş şu dakikadan sonra. Zira ben söyleyeceğimi neredeyse bir sene önce söylediğimden '' Şimdi reklamlar '' demeyi daha uygun buldum. Bu benim içinde çok hoş ve özel bir tecrübe oluyor, yıllar geçtikçe, Okan adını herkes ezberledikçe karalarız Okan'a dair satırlar. Anlatırız hikayesini...

Bundan daha muhteşem bir başlangıç olamazdı, daha fazla mutlu edemezdi sanırım taraftarını. Eh, haliyle beni de... Yemişim Manisaspor'unu, ligini; Okan geliyor değil , geldi artık ... Buralarda uzun zamandır kendisini öven , kendisinin çok büyük işler yapabileceğini söyleyen birisi olarak kendi adımada teşekkür ederim. Gerçi artık google a Okan Alkan yazdığında ''yerdenşutüsttenaut'' blogundaki resimlerinden önce başka resimler görecek, farklı tanıtımlar okuyacak hakkında ama olsun...

Yüreğine sağlık.

24 Ağustos 2010 Salı

Fenerbahçe-Manisaspor A2 Müsabakası

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a12.jpg

Geçtiğimiz sezon bu satırlarda ismini çokça zikrettiğimiz oyuncuların sezon başı itibari ile profesyonel sözleşme imzalamasının mutluluğu ile yola koyulduk sezonun ilk A2 müsabakasını izlemek için. Bu sene, geçen sene bulduğum kadar fırsat bulamayacağımdan biraz hasta da olsam açılışı kaçırmamak istedim. Esasen Gökay, Okan, Hasan ve Berk ' in sadece derbilerde alt kademeye indireleceğini düşündüğümden takımın bir sezonun ardından ne derece aşama katettiğini, takımın diğer yetenekli oyuncularının ( başta Görkem ve İsmail ) sezona nasıl başlayacağını görme isteği Dereağzı tribünlerine attı bu sefer beni. Ancak başlama seramoniye yetiştiğimde Gökay ve diğerlerininde sahada olduğunu görünce ilgi birazda oraya kayıyor tabi. Yine de ilk hafta müsabakası olması sebebiyle geniş bir takım analizinden çok oyuncu bazlı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a2.jpg
Skor 1/1 olup oyunun büyük bölümü dengede gidince insan haliyle A2 takımında A takıma çıkacak kadar fark yaratan oyuncuların bu kategoride neden fark yaratamadığını sorguluyor. İlk önce bu konuya değinmek gerekirse A takıma çıkan oyuncuların oyun ve duruş olarak sahadaki çoğu oyuncudan ayrıldığını söylemek gerek. Örnek vermek gerekirse Berk Elitez geçen sezonda uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında etkili , ikili mücadelelerden kaçınmayan bir karakter sergilerdi. Bu maçta gördüğüm kadarıyla A takım oyun karakterinden ziyade kendi karakterine etki etmiş. Zaten sahada duruşu itibari ile diğerlerinden ayrışan farklı tip bir oyuncu kendisi ancak daha üst kademeye layık görülmesi sebebiyle o duruş biraz daha sertleşmiş. Gördüğü kırmızı kartta bunun göstergesi olsa gerek. Ne olduğunu tam göremesem de Görkem Kulbay frikik atmaya hazırlanırken ceza sahasında itişip kakışırken oyuncuyu yere indirecek ne yaptıysa yardımcı hakemin ikazı sonucu direkt kırmızı ile oyundan atıldı. Bu da son üç senede yaptığı üç kademelik sıçrayış ve Milli Takımlarda aldığı gol krallıklarının etkisi olsa gerek. Ama tehlikeli bir durum olduğu ortada... Oyun ve fiziksel gelişim açısından bakarsakta birebir kaldığında daha fazla insiyatif kullanma eğiliminde olup fiziğinin ciddi manada epey kuvvetlendiğini hissettim. Hele gözümün önünde , kendi defansından şişirilen topa iki stoper arasında göğüsle çıkıp Drogba gibi kontrol etmesi bu konuda ciddi çalışmalar yaptığının ispatıdır. Ama yinede kulağını çekmesi gerekenler çekmeli... Profesyonel sözleşme sadece kağıt üstünde kalan bir sözleşme değildir. Oraya layık görülenler oraya layık davranışlar sergilemelidir diye düşünüyorum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a6.jpg
Takımın beraberlik golünü atan Hasan Erbey geçen sezon oynanan A2 müsabakalarında partneri olan oyuncuların oyun karakterleri sebebiyle dengeli olmaya, arkayı toplamaya mecbur kalıyordu. Yanındaki oyuncuların dengesizlikleri kimi zaman onunda basit hatalar yapmasına sebep oluyordu. Bugün gördüğüm Hasan Erbey ise yanında yine uzun ve genel olarak dengesiz bir stoper oynamasına rağmen geçen sezonun aksine ilk toplara basmaya çalıştı. Bunu yaparken kendine olan güveni kendisine adına hoş bir gelişme. Keza Hasan Erbey geçen sezonda sakin ve defansı toplayan bir görüntüdeydi ancak bugün bir ayrı geldi gözüme. Hantal oyuncuların klasik özelliği olan top şişirme hastalığı kendisinde zaten pek yoktu ama geçen tatil döneminin ardından ara sıra rastladığımız bu hastalıktan tamamen kurtulmuş olması sevindirici. A takımda klas savunmacılarla oynamak ona sezgi , sertlik ve en önemlisi kendine güven konusunda birşeyler katmış. Böyle devam ederse daha iyi yerlere geleceğini kestirmek güç değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a4.jpg
Takımın geçen sezonki maestrosu Gökay, basit ve doğru tercihleri sebebiyle bir üst kademeye layık görülmüştü. Bugün onu sahada ilk gördüğümde bu basit tercihlerindeki değişim olup olmayacağı sorusu gelmişti aklıma ama Gökay kaldığı yerden devam ediyor. Oyun kafası itibari ile fark yaratacak meziyetlere sahip olduğundan, üst yapı tecrübesi ile daha fazla insiyatif alacağını, olayı daha fazla bireysel maharetlere dökeceğini tahmin ediyordum ki yanıldım. Gökay bildiğimiz oyun karakterini değiştirmeden, düz, basit ve faydalı oynama isteğindeydi bugün. Üst yapı idmanları fiziksel olarak Recep ya da Hasan'da ki kadar büyük değişimlere sebep olmasa da yediği kamplar sonucu temposunun epey iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Daha güçlendiği taktirde bu değişmeyen oyun ve kendi karakteri ile onunda çok farklı bir kimliğe bürüneceğini düşünüyorum. Oyun disiplinine sadık kalması, sürekli yardımlaşması ise onun adına bahsedebileceğimiz başka güzellikler...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
A takıma çıkmış oyuncular içinde son değerlendirmeyi ise Okan için yapalım. Kendisini izlemek gerçekten çok büyük keyif. Toprak sahadan bile kötü bir zeminde top kontrolleri ve topu sanki dümdüz zeminde sürüyormuş gibi sürmesi benim için günün en fazla dikkat çeken detayıydı. A takım haliyle onada kendine daha fazla güven getirmiş ki Okan bu konuda zaten yeterince dolu olduğundan bu güven biraz abartı boyutuna kaçmış gibi olsa da bir sağ bek oyuncusuna göre bu kadar meziyetli bir ismin sahada yaptıklarını , kendini gösterme isteğini ben yadırgamıyorum. Recep Berk'in saçma sapan bir şekilde atılmasından sonra sağ tarafı Murat Özer oyuna girene kadar tek başına kullandı ki Okan'ın tarafından tek bir tehlikeli atak gelmediği gibi neredeyse rakibin sol kanadını otoban yaptı. Çok çalışkan, çok istekli ve çok tehlikeli. Benim içinde hoş bir deneyim oluyor Okan'ı izlemek zira geçtiğimiz sezon kimi zamanlarda maç içinde çok kopuk olmasına rağmen ciddi bir çalışma periyodu ile oyuncunun neler kazanabileceğini çok güzel özetliyor. Bizde bu sebeple İsmail, Görkem ve Enis'i de kamplara götürün diye çokça yazacağız buralarda. Okan'ın kimi zamanlarda sesinin çok fazla çıkması önce kendisinin sonrada takım arkadaşlarının demoralize olmasına sebep oluyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu olarak not alınabilinir ancak sarfettiği efordan sonra dediğim gibi çok yadırgayamıyorum bunuda... Bildiğim birşey var ki memleketin en yetenekli, modern futbol sistemlerine en uygun iki tane beki varsa o ikiside Fenerbahçe'nin futbolcusu. Ötesini söylemek vakit kaybı, yeterince anlaşılırdır zaten...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a11.jpg
Enis Gül her takıma lazım olan, sürekli arkadaşlarının yardımına koşan sert ve disiplinli bir ortasaha oyuncusu. Kendisi Uefa'ya verilen listede Uefa şartları sebebiyle yer bulmuş ki herhangi bir sıkıntı anında çok fazla tereddüt etmemem için bir sebep bu da. Her maç aynı çizgiyi korumak büyük meziyet ki Enis'in topla arasıda iyi sayılabilecek düzeyde. Takipteyiz.

Görkem Kulbay takımın fark yaratması gereken isimlerinden. Aslında yetenek bazlı bir değerlendirme yapsam kendisini ilk üçe dahi yazabilirim ama oyunda çok duygusalmış gibi bir izlenime kapılıyorum her defasında. Sahaya verebileceklerini verdiklerinden çok daha fazla oyuncu için bu bir dezavantaj. Ama bu sene ondan ciddi bir çıkış ve asist sayısında direkt etkinin duran toplardan olmamasını bekliyorum. Güçlü, teknik ve yaratıcı. Bugün yine çok kopuk oynasa da daha iyi olacağını düşünüyorum, bakalım beklentilerimizi karşılayabilecek mi?

Oyuncu bazlı son değerlendirmem yazının son paragrafı olacak. İsmail Aslan maçın farklı , göze hoş gelen oyuncularındandı. Sol ayağı gazete tabiri ile raket gibi, doğru görevler ve güven verilirse bu sezon A2 takımı için çok kilit bir rol oynayabilir. Mücadelesini, azmini tebrik ediyorum.

Menajeri Forlan , Aguero gibi ünlü oyuncuların menajeri olan Barış Yardımcı'yı bugün sahada göremedim. Hakkında bilgi aldığımda burada onuda paylaşırız. Yine Denizli'den '' Yerli Messi '' lakabı ile gelen Recep Niyaz'ı bugün Dereağzında göremediğimide belirteyim. Esasen kendi fotoğraflarımı kendim çekmiştim ama makinanın elimde kalması sebebiyle yine Fenerbahçe'nin resmi sitesi sağolsun diyorum. İlerleyen zamanlarda o resimleride paylaşırız artık.

Düzeltme: Recep Niyaz Milli Takımdaymış...

20 Temmuz 2010 Salı

Belçika Kampının Ardından

Yaşanabilecek en büyük travmalardan biri ile biten sezon, ardından günlerce süren belirsizlik...

Hemen hemen tüm Fenerbahçe'lilerin tahmin ettiği gibi, birkez daha belkide kendisine çok şeyler katacak devrimi yapamayarak başladı yeni sezona Fenerbahçe. Aziz Yıldırım'ın kendini ve Fenerbahçe'yi başarılı olarak gördüğü bir sezonun ardından Alman Teknik Drektör C. Daum ile başarısız olduğu gerekçesi ile yollar ayrıldı. Akabinde ise Teknik Direktör koltuğuna geçtiğimiz sezonun sportif direktörü Aykut Kocaman oturdu.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_aykutkocaman446.jpg
Dik duruşu ve şeffaflığı bir yana spor adamı kimliği ile gerek sportif direktörken gerek teknik direktörlüğe oturduğundan beri Fenerbahçe'nin eksiklerini çok iyi etüd etmiş bir görüntü sergiledi Aykut Kocaman. Geçmiş teknik direktörlük dönemlerinden de hatırlanacağı gibi topa sahip olmayı esas amaç olarak benimseyen Aykut Kocaman, açıklamalarında bu düşüncesini tempo ve hızla birleştirerek Fenerbahçe'yi senelerdir oynadığı oyunun dışına çıkarma isteğinde olduğunu gösterdi.

Söylenenler ışığında Belçika kampı değerlendirme yapmak için erken olmak ile beraber sadece oyuncuların yerleştirilmeye çalışılan düşünceyi ne derece ve ne hızda benimseyeceklerinin anlaşılması adına önemli bir kamptı. Yine yeni transferlerinde isabet oranı hakkında yorum yapmak için erken olsa da genel olarak oyun karakterleri üzerine birtakım şeyler karalamak için, Fenerbahçe'ye neler verebileceklerine dair öngörüde bulunmak için güzel bir fırsattı.

Gökhan Gönül ve Diego Lugano gibi , senelerdir takımın en önemli dişlilerinden olma başarısı gösteren oyuncuların yanında Mehmet Topuz , Özer Hurmacı ve bağırsak enfeksiyonu geçirip İstanbul'a dönen Emre Belözoğlu'nun olmayışı yerleştirilmeye çalışılan yeni bir düşüncenin olduğu ortamda ileriye dönük olarak sıkıntı yaratabilecek bir konu. Zira söz konusu oyuncular sezonun en ciddi çalışılması gereken zamanlarını büyük ölçüde kaçırdıkları gibi uygulanması düşünülen yeni oyun anlayışının başından itibaren sisteme dahil olmadıkları için sistemin uygulanma süresi epey uzayacaktır. Zira bu oyuncuların en az 4'ü direkt oyuncuydu geçen sene Fenerbahçe'de... Bunun yanında Fenerbahçe için büyük önem taşıyan bu oyuncuların olmaması hazırlık maçlarında ciddi sıkıntılar yaşnmasına sebep oldu.

Alex'in olmadığı müsabakalarda Barcelona dizilişinde 4/3/3 oynamaya çalışan Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'si genel olarak sonradan oynayan 11'e dahil olan Alex varken olduğu gibi sahayı parselleme, oyunu kontrol altına alma gibi konularda ciddi sıkıntı yaşadı bu hazırlık kampında. Kimi oyuncuların böylesine makine düzeninde işlemesi gereken bir sisteme uyumlarının çok zor olacağı gözüktü. Ortasahada eksiltilen bir oyuncunun forvete takviyesi doğal olarak oyunu daraltmak ve rakibi baskı altına almak için stoper oyuncularının kale ile arasındaki mesafenn geçtiğimiz sezonlarda alıştığımızın 2 katına kadar çıkmasına sebep oluyor ki ne yeni transfer İlhan Eker ne de Fabio Bilica genel görüntüleri itibari ile önde yakalandıklarında büyük sıkıntılar çektiler. Yine yeni bir sistemin uygulanmaya çalışılması sebebiyle özellikle takımın ortasaha ve defansının göbek mevkisinde girilecek kademeler yıllardır süregelen oyun formatının etkisi ile son derece aksak bir görüntü çizdi. Bunun sonucunda geçtiğimiz sezonun son 10 maçında sadece 1 gol yiyen Fenerbahçe 3 maçta 7 gol gördü kalesinde.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman2.jpg
Senelerdir uygulanan oyun formatının dışına çıkılmaya çalışılması ve sakatlıkların bolluğu sebebiyle verimsiz geçen kamp dönemini daha da verimsizleştiren ise Şampiyonlar Ligi ön elemesine sayılı günler kala hala transferlerinin takıma katılmaması oldu. Yeni gelecek oyunculardan farklı bir ülkeye, farklı bir kültüre, farklı bir takıma, farklı bir oyun düzenine bu kadar kısa sürede alışmalarını beklemek hayalcilikten dahi öte. Bu sebeple geçtiğimiz sezon ''vizyonu dar, hedefi küçük'' şeklinde sürekli eleştirilen Daum'u gönderenlerin vizyonlarının ne denli geniş olduğunu tartışmak ise olayın farklı bir boyutu. Bu takım son 6/7 sezondur ilk 6'da hemen hemen her sırayı aldı. Bazen uluslararası turnuvalar düzenlendi bazen ise sezon sonları boş geçti... Dış faktörler sürekli değişkenlik gösterirken değişmeyen tek şeyin transferlerin bitme tarihinin en erken Ağustos olması son derece düşündürücü. Yine dediğimiz gibi hedeften, vizyondan bahsederken ön eleme kapıdayken transferlerin hala belli olmaması ise daha da düşündürücü...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman4.jpg
Kampta parlayan sürpriz bir isim olmasada Okan Alkan'ın bulduğu kısa sürede göstermeye çalıştıkları dikkat çekiciydi. Fenerbahçe hiçbir zaman şahit olmadığım bir şekilde altyapısından gelen kaliteli oyuncularla yürüyebilir geleceğe. Zira A takım ile Belçika kampına dahil edilen oyuncular Okan Alkan ve Gökay İravul'dan ibaret değil. Yine A2 takımında da bir üst kademeye her an çıkabilecek oyuncular mevcut. Abdülkadir Kayalı ve Onur Karakabak'ın da kira sürelerinin önümüzdeki sezon biteceği düşünülürse bu sezonun kazasız atlatılması durumunda bu genç oyuncuların oynaması için çok sağlıklı bir ortam oluşacağı aşikar...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman446.jpg


Kampta öne diğer isimler iştahlarıyla Caner Erkin ve Miroslav Stoch'tu. Ancak onlar için daha detaylı değerlendirmeyi Fenerbahçe forması ile daha fazla maça çıktıklarında yapmayı uygun gördüğümden şuan için birşey yazamayacağım. Umarım yeni Teknik Direktörü ve yeni genç oyuncuları ile atılmaya çalışılan temel, yerleştirilmeye çalışılan düşünce; Fenerbahçe için parlak ve başarılarla dolu bir geleceğe atılan ilk adım olur.

6 Temmuz 2010 Salı

Recep Berk Elitez, Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...

16 Şubat 2010 Salı

Biraz Vücut Geliştirme





''Genç'' Gökay ile Onur yanyana geldiklerinde bir problem yok gibi dursa da Selçuk'un çocuğu gibi kalmışlar. Selçuk'un 1,87 boyundan dolayı bu normal ancak asıl sıkıntı boydan ziyade gövde genişliklerinin yeterli olmaması ki bu konunun üstünde milyon kez durduk geçmiş postlarda... Ben olsam Samandıra'nın dışına çıkmazdım vesselam.

Yine de olacak bu çocuklar.

4 Şubat 2010 Perşembe

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Ligi Derbisi
















Maça ilk yarının bitimine 10 dakika kala yetiştiğimden dolayı eski A2 Ligi müsabakaları kadar geniş ve detaylı bir yazı yazamayacağım malesef. Ancak Dereağzına giriş yapar yapmaz skoru sorup 0/0 cevabı aldığımda çok fazla birşey kaçırdığımı düşünmüyordum ki maçı izleyenlerde ilk yarıda futbol adına pek bir güzellik sergilenmediğini söylüyorlardı...
http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2010/02/a2_besikas_fener-220x300.jpg
Federasyonun resmi sitesinden maç kadrolarına erişemediğimden dolayı ( Klup takımlarının resmi sitelerinden tutun , federasyon sitesine kadar değişime ihtiyaç var memlekette) Beşiktaş'ın 13 numaralı oyuncusunun kim olduğuna dair(Edit:Oyuncunun ismi Sametmiş.) en ufak bir fikrim-bilgim yok. Ancak Fenerbahçe'nin baskı kurduğu dakikalarda stoperde Sezer Özmen ve orta sahada Orhan Gülle ile beraber ayakta kalan fark yaratmaya çalışan oyunculardan biri olduğunu belirtmekte fayda var.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk8.jpg

50-65 dakikaları arasında oyun ortasaha mücadelesi şeklinde geçsede ibre Fenerbahçe'yi gösteriyordu. A2 takıma iki beden büyük Can Erdem'in gitmesinden sonra Beşiktaş'ta forvet mevkisinde bir sıkıntı olduğunu gözlemledim zira Fenerbahçe'nin as stoperi olan Hasan Erbey ve yanılmıyorsam Sertaç'ın sakatlığından sonra defansa geçen aslen ön libero olan Barış Yardımcı Ali Kuçik'e atılan topları hatasız karşılayıp doğru şekilde hücuma yönelik pas trafiğini başlattılar.

65-70. dakikalar arasında Fenerbahçe baskısını iyice hissettirmeye başlayıp Berk ile bir pozisyondan yararlanamadı ve kaleci Alptekin'in büyük hatası ile Beşiktaş 73. dk da skor üstünlüğünü ele geçirdi. A takıma çıkan Okan ve Gökay'ın beklediğimi veremediği bir ortamda maçın dönmesinin zor olacağını düşünürken uzatma dakikalarında Görkem Kulbay'ın kornerinde karambolde kalan topu Berk Elitez gole çevirip müsabakanın skorunu 1/1 olarak belirledi.

Son dakikada atılan goller futbola farklı bir tat ve heyecan katsada benim için anlamlı olan 1/0 geriye düşmüş takımın sabırla topu şişirmeden pas yapması idi. Öyle ki son saniyelerde tribünde ''şişirsenize'' şeklinde bağırışlar yükselmesine karşın ilk önce topu kanada indirdi Fenerbahçe sonrasında kornerden golü buldu. Skordan ziyade önemli olan budur gerçekten , bu yaşta gençlere sabır ve pas kültürü verilmeye çalışılması çok önemli benim açımdan.

http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/001-2010/TFF/TamSaha/Subat/Sezer-1.jpg

Oyuncu değerlendirmelerine gelirsek ; Beşiktaşın stoperi Sezer Özmen'i çok beğendim. Ayağı son derece düzgün ki ; TamSaha'ya yaptığı açıklamalarda bu konuda kendisini daha fazla öne çıkarmak için çalışmalar yaptığını görünce Türk futbolu adına mutlu oldum.
http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/0002009/TamSaha/Aralik002/Orhan-Gulle-4.jpg
Yine Orhan Gülle her hareketi ile '' Ben buradayım '' diye bağıran oyunculardan biri. Çok modern bir orta saha oyuncusu , Abdülkadir , Orhan Gülle ve Necip gibi oyuncuları görmek gerçekten heyecan verici. Lassana tarzı ofansif ve defansif meziyetlerle donatılmış durumda ki fiziğide üstyapı için umut veriyor. Ancak o saç stilini değiştirmesi şart.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk1.jpg

Fenerbahçe cephesinde Okan ve Gökay onlardan olan beklentilerimin büyüklüğünden sebep benim gözümde çok iyi bir performans sergilemediler ama takım geneli itibari ile Gökay yine sorumluluk almaya , fark yaratmaya çalışan oyunculardan birisi oldu. Çalımları ve top sürüşü günden güne Arda Turan'a benziyor ancak yeteneklerinin hakettiği yere gelmesi için fiziksel gelişimini sağlaması şart.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk6.jpg

Solbek Devrimcan üstyapı için yetersiz olsa da ben onun sertliğinden ve hırsından keyif alıyorum. Birinci tercih Onur'un kiralanması ( ki çok doğru hareket) onun önünü açtı. Bu şansı değerlendirmesi lazım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk7.jpg
Berkay Öztuvan tercihini ben anlamadım , o mevki için(orta saha göbek) fazla kibar kalıyor Berkay. Oysa tarz olarak onun gibi kibar olan Furkan'ı belki forvette kesebilir ! Zira ben hiçbir büyük takımın altyapısında bu denli kibar ve temel altyapı sorunu olan bir forvet görmedim , boyuna rağmen topla ilişkisi iyi olmasına rağmen zamanlama ve pozisyon bilgisi gibi hususlarda büyük eksikliği var Furkan'ın.















Oyuna sonradan giren Ronaldo kılıklı Görkem Kulbay oyuna hareket getirdi. Topla arası gayet iyi , birebirde rahat adam geçebiliyor ama daha fazla mücadele etmesi gerek ve sahada Ronaldo gibi kasıla kasıla dolaşmaması gerek.Altyapıda bu tip tavırlar , hareketler çabuk göze batar ; o direksiyonun başında değil de üstyapıda kendini göstermek istiyorsa kendisine has bir Görkem tarzı geliştirmeli...














Berk Elitez'e gelecek olursak... Çok hızlı olmasına karşın topla arası istenilen seviyede değil. Fenerbahçe gibi kapalı savunmalara karşı oynayan bir takımın üstyapısını hedefliyorsa topla ilişkisini daha iyi seviyeye getirmeli. Aksi taktirde her büyük müsabakada gol atması , hiçbir derbiyi boş geçmemesi gibi aranan golcü özelliklerinin bir anlamı kalmayacak gibi duruyor.
















Bu arada eleman 13/14 yaşında başlamış derbilerde kitlemeye...
Related Posts with Thumbnails