M.P. Antalyaspor maçında iki gol attıktan sonra herşey güzel görünürken maçta tek olay vardı. Semih bandı takmak istemedi ve Emre'ye verdi.
Ardından da şu demeci vermiş beyimiz."Alex oyundan çıkarken bandı bana uzattı. Emre lider karakterli bir oyuncu ve kaptanlık pazubandını onun takmasını istedim. Yönetime karşı bir tavır olarak algılanmamalı"
Eğer bir duruş sergiliyorsanız arkasında duracaksınız. Sözleşmeni yönetim habersiz uzattı diye avukatın tarafından yaygara kopartılsın,senin sesin çıkmasın.
Klübünü üstelik yetiştiğin kaptan olduğun klübünü şikayet et, sonra istediğin ücreti bulamaınca Daum'u mazeret olarak göster ve ayrılır ayrılmaz şikayetini geri al.
Sonunda da tepki olarak kaptanlık bandını takma arkadaşına ver. Üstelik ben takmam, sen tak falan tribine gir. Birde üstüne böyle yanar döner bir açıklama yap.
Yakışmıyor hele kendini en güçlü hissettiğin anda böyle tepkiler vermek hiç yakışmıyor.
Semih Şentürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Semih Şentürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ağustos 2010 Salı
31 Ocak 2010 Pazar
Sivasspor-Fenerbahçe Maçının Ardından

Rötar yapmış bir uçak , 300/400 km otobüs seyahati , dördü cezalı , birisi sakat, birisi hazır olmayan 6 eksik ve Fatih Terim deyimiyle ''tabela''da ki sonuç... Daha muhteşem bir tablo , daha iyi bir performans olamazdı. Hatta bu sonuç ve performans dahi hayal edilecek cinsten değil.
Emre'siz Fenerbahçe'nin ne derece ısıracağını , ne derece mücadele edeceğini görmek adına çok önemli bir maçtı benim için ki zaten bu sebeple çok farklı bir gözle izledim müsabakayı. Stadtan takip ettiğimiz kadarıyla Emre bu takımın yüreğiydi , en karanlık anlarda çakılan çakmağıydı çünkü...
Şunu gördüm ki taraftar transfer isteyedursun bu takıma yapılan en büyük transfer Kazım Richards'ın gönderilmesi olmuş. Carlos'u da unutmayalım tabi... Öyle ki ilk yarının en başarılı oyuncularından birine disiplinsiz davranışlarından dolayı kapıyı gösterebilmektir benim için farklılık. Evet , işin kolayına kaçılması gibi hususlar eleştirilebilir ama işin kolayı ya da zoru farketmez , bir yola girilmiş ve bu yol takıma olumlu yansımışsa bu işin mimarlarını tebrik ederim. Üstüne üstlük giden oyuncunun yaşı ve ondan kazanılabilecek paralar dahi klup gelenekleri sebebiyle çöpe atılmış olsa da...
Andre'de ki performans artışını solbek mevkisine geçmesiyle açıklamak mümkün müdür? Tabi , kısmen öyledir... Ama suratında gördüğümüz ciddiyet neyin nesidir sizce? Bu ayrılık , gecelerdeki bir numaralı kankasına bile böyle bir ciddiyet getiriyorsa ayrılıktan ziyade farklı şeylerinde olduğunun göstergesidir ki buna da bir tebrik yollayıp maça geçelim...
Fenerbahçe'li taraftarlara ''hayatınızda hiç karşılaşmamak istediğiniz birkaç durum söyleyin '' deseniz ilk üçte kesinlikle ''Uğur Boral, Deniz ve Selçuk üçlüsünün bir arada oynaması'' cevabı olur...İşte dün bu üçlü dahi sahadaydı , Fenerbahçe için oluşabilecek en olumsuz şartlar oluşmuştu çünkü. Defansın nefesi , orta sahanın zerafeti yoktu sahada. Sadece ve sadece mücadele vardı, sadece ve sadece ruh. Sonunda ise zafer!
Deniz Barış profesyonel bir oyuncu nasıl olur sorusunun cevabını verdi , yaşanılan binbir sıkıntıya rağmen mesleğe nasıl saygı duyulur ve nasıl bağlı olunur... Çok iyi bir stoper performansı çizdi ki bu benim Deniz'den beklemediğim birşey değildi zira bana göre o alan bilgisi ve farklı pozisyonlara adaptasyonunun yanında azıcık da olsa pas kabiliyeti - hatta daha doğru bir ifade ile- top tekniği olsa Fenerbahçe'de oynamazdı. Alman altyapısına verelim...
Uğur Boral senelerdir görmek istediğimiz işleri yaptı , Sevilla maçından kesitler sundu ki Uğur Boral bunları istikrarlı şekilde yapacak zihinsel olgunlukta olmasa da bu kadar istikrarsız olacak oyuncu da kesinlikle değil. Kendisi ile alakalı bir tespitimi daha doğrusu senelerdir söylediğimi haklı çıkartacak şekilde bir ''hücum beki'' karşısında muhteşem bir oyun çıkarttı... Dani Alves karşısında yaptığı gibi.. Yine savunma ağırlıklı Essien'in karşısında dökülüp oyuna Belletti girdiğinde 15 dakika içinde tüm maç yapamadıklarını yapması gibi... Uğur tarzında oyuncular için açık alanlar tabi ki önemli ama ondan önce karşısındaki oyuncunun karakterine dikkat etmek gerekiyor. Karşısında Abdurrahman, Sabri tarzında bekler varsa çekinmeden sahaya sürebilirsin.
Selçuk asistin dışında çok kritik top kayıpları yaptı ki rakip Sivasspor olmayıp Liverpool olsa idi sonuçlar muhakkak daha değişik olurdu. Bilmem kaç senedir bu konuda eleştiri alıp hatta alaya mağruz kalıp aynı hataları tekrarlayan futbolcuya ne denir bilmem ama medeni cesaretinden dolayı tebrik ediyorum kendisini ...

Semih ilk yarıda çokça eleştirdiğimiz fiziksel sıkıntıları aşmış gibiydi. Devre arası belli ki ona da yaramış. Hiç kimse dikkat çekmiyor ama ilk golden önce arka direğe giderek stoperin birisini bakkala yollaması sonra ön direk koşusu ile ikinci stoperin önüne geçmesi '' Bir golcü neler yapmalı'' dersi idi benim adıma... Golü o iki kere yaptığı 2,5 metrelik koşularla attı benim gözümde. İkinci golde de zor topu kontrol edip oyunu bitirmesi tebrik edilecek cinsten... Güzel hareketler bunlar. Kimse farkında olmasa da Fenerbahçe'nin farklı tarzda ve kıymetli üç adet forveti var, tam Daum'un sevdiği şeyler...
Söylediğim gibi Emre'siz performans benim için çok önemliydi . Ama en az bunun kadar önemli olan şey ise Emre yokken takımın beraberlikten sonra vereceği tepki idi , devre arasında Daum sahada Semih ince ayarı çekti takıma ve Sivas'tan yüzü ak döndü Fenerbahçe. Yine de bu galibiyetler Mehmet Topuz'un geldiğinden beri mücadeleden öte hiçbir şey katmadığını gölgelemesin. Ciddi anlamda pozisyon bilgisi ve futbol altyapısı sıkıntısı gözüme çarpıyor Mehmet'de ki Daum'da bunu görmeyecek adam değil.. Zira bu eksiklikler olmasa o fiziksel dayanıklılık ve mücadele ile ön liberoda oynayacak oyuncu Mehmet Topuz olurdu Özer'in yerine... Şapkadan çıkan şutları da cabası. Ne yapıp edip kendisini geliştirmeli , üstüne koymalı Mehmet. Oyunda daha aktif olmaz ise , skor yükünün altına eline atmaz ise ancak ''çok iyi yedek'' diye bahsedebiliriz bu sistemde kendisinden.
Alex yine Mehmet gibi sahadaki etkisiz elemanlar arasındaydı ki bir kerelik hakkı olsun buna diyorum. Ayakları ile yazdığı şiirlere en kısa sürede devam edeceğinden zerre şüphem yok.
Maçın hakemi bu görkemli galibiyetten sonra ''konuşulmayacak şeyler kategorisinin üyesi' olsa da benim gözüme görmek istemeyeceğim tarzda çok ince detaylar takıldı. Teker teker hepsini yazmaya gerek yok zira Fenerbahçe'nin atak geliştirdiği taraftaki sakat oyuncuyu atak anında Uğur'un önünden oyuna sokması tarzında işlerdi bunlar ki bu en kalınıydı belkide ve bunu hemen hemen her sporseverin farkettiğini düşünüyorum... Hakem kardeşimize dikkat edelim , her maç aynı senryoyu oynuyor ki bu senaryo dün hüsran ile bitmese de birgün Denizli'de ki gibi gözyaşı ile nihayet bulabilir. Dikkatlerden kaçmasın... 5/1'lik galibiyetten sonra benim gibi '' bırakın kardeşim hakemleri , işinize gücünüze bakın ; siz gol attınızda çizgiden hakem mi çıkarttı '' düşüncesine sahip olan biri bile hakeme dair birşeyler karalıyorsa '' Klasik Türk işte '' söylemlerini bir kenara bırakıp düşünmek gerek bence.Sivasspor'a gelirsek... Toplama bir takım kurmuşlar. Oyuncuları kaliteli olsa da olmasa da işleri zor , her hattında çok ciddi problemleri var.
Topla aranız hiç iyi olmasa da sadece mücadele ile maç kazanabiliyorsunuz. Bundan sonra Fenerbahçe kuşkusuz kötü de oynayacaktır ama şu mücadelesi devam ettiği sürece boyun eğeceği kimsenin olmayacağını düşünüyorum. Darısı haftaya...
1 Ocak 2010 Cuma
Semih Şentürk
Fenerbahçe'de bugünlerde en çok Semih Şentürk konusu konuşuluyor. Haber sitelerinde ve taraftar sitelerindeki yorumlara göre taraftarın önemli bir kısmı Semih Şentürk isminin üstünü karalamış gibi gözüküyor.

Peki filmi başa saralım. Fenerbahçe'de son zamanlarda çokça konuşulan olaylardan bahsedelim biraz. İlk önce Kazım'ın twitter hadisesi, sonrasında Beşiktaş maçı öncesindeki vücut showu, ardından seyircisiz maçta yakın arkadaşı Andre ile beraber maçı izlemek yerine yemeğe çıkmayı tercih etmesi, klube söz konusu yemek saatinde dışarı çıkmadığını söylemesi ve akabinde resmi siteden gelen yalanlama..Ve bunları takip edecek şekilde basında o saatte bulundukları yerin fotoğrafının çıkması, sonrasında sex skandalı, araba kazası , Önder Turacı hadisesi...
İçlerinde oyuncu merkezli yanlışlar var buna kimse birşey demez sanırım. Amma velakin bu kadar hadisenin 2 hafta içinde ortaya çıkması birazda yönetim zafiyeti değil midir acaba?
Şimdi Semih tartışılıyor söylediğim gibi. Düne kadar baş tacı yapanlar bugün yerden yere vuruyor , ellerinde olsa sınırdışı edecekler Semih'i.

Evet ; açıkçası bir taraftar olarak Semih'in yaptığına biraz ayıp gözüyle bakıyorum bazen. Ama en nihayetinde klup opsiyon kullanıyorsa bunu karşısındaki oyuncunun rızası ile yapmalıdır bence. Bizimde olaya taraftar gözüyle bakmamamız lazım sanırım , biraz da bu oyuncuların babasının hayrına burada olmadıklarını düşünmek gerek. Bu işi profesyonel olarak yaptıklarını düşünmek gerek. Ve en çok da Avrupa'da da bu tip olayların ( sözleşme hususlarındaki anlaşmazlıklar , sex skandalları ) çokça yaşandığını gel gelelim bu kadar abartılmadığını düşünmek gerek.
Yürekleri ne renk için çarparsa çarpsın bu adamlar bu işten ekmek yiyorlar ve onlarda senin benim gibi insan... Senin benim gibi hakkını korumaya çalışmak onlarında hakkı...

Peki filmi başa saralım. Fenerbahçe'de son zamanlarda çokça konuşulan olaylardan bahsedelim biraz. İlk önce Kazım'ın twitter hadisesi, sonrasında Beşiktaş maçı öncesindeki vücut showu, ardından seyircisiz maçta yakın arkadaşı Andre ile beraber maçı izlemek yerine yemeğe çıkmayı tercih etmesi, klube söz konusu yemek saatinde dışarı çıkmadığını söylemesi ve akabinde resmi siteden gelen yalanlama..Ve bunları takip edecek şekilde basında o saatte bulundukları yerin fotoğrafının çıkması, sonrasında sex skandalı, araba kazası , Önder Turacı hadisesi...
İçlerinde oyuncu merkezli yanlışlar var buna kimse birşey demez sanırım. Amma velakin bu kadar hadisenin 2 hafta içinde ortaya çıkması birazda yönetim zafiyeti değil midir acaba?
Şimdi Semih tartışılıyor söylediğim gibi. Düne kadar baş tacı yapanlar bugün yerden yere vuruyor , ellerinde olsa sınırdışı edecekler Semih'i.

Evet ; açıkçası bir taraftar olarak Semih'in yaptığına biraz ayıp gözüyle bakıyorum bazen. Ama en nihayetinde klup opsiyon kullanıyorsa bunu karşısındaki oyuncunun rızası ile yapmalıdır bence. Bizimde olaya taraftar gözüyle bakmamamız lazım sanırım , biraz da bu oyuncuların babasının hayrına burada olmadıklarını düşünmek gerek. Bu işi profesyonel olarak yaptıklarını düşünmek gerek. Ve en çok da Avrupa'da da bu tip olayların ( sözleşme hususlarındaki anlaşmazlıklar , sex skandalları ) çokça yaşandığını gel gelelim bu kadar abartılmadığını düşünmek gerek.
Yürekleri ne renk için çarparsa çarpsın bu adamlar bu işten ekmek yiyorlar ve onlarda senin benim gibi insan... Senin benim gibi hakkını korumaya çalışmak onlarında hakkı...
7 Aralık 2009 Pazartesi
Hastalık
Sıkıntı büyük Fenerbahçe'de.
Sene başı yapılan eğlencelerin Koch'un motivasyon konuşmalarının etkisi kalmadığı belli. Futbolcular yemiyorlar artık, özlerine döndüler.
Oysa ne de güzel umut dağıtıyorduk burada...
Geçen sene büyük maçları kazanan küçük maçlarda ayağını topa uzatmaktan aciz topçuların değildi suç , gözümüz boyanmıştı çünkü... Suçlu bulacağız ya o Aragones'ti, yurtdışına çıkmamıştı hatta köylüydü ! Sert mizaçlıydı , dilimizden derdimizden anlamıyordu.
Ama bu sene Daum gelmişti, takım geçen senenin enkazına rağmen ( ! ) ayağa kalkmıştı. Türk insanını ve bu topçuları çok iyi tanıyan Daum herkesin suyuna gidiyordu...
Ama vaziyet şunu gösteriyor ki ; yetmedi !

Yanlış anlaşılmasın bu Daum meselesi değildir.
Hocalığı , tercihleri tartışılır ancak bu olay onun meselesi değildir , bu Fenerbahçe'nin meselesidir.
Hastalık bünyeleri etkisi altına almıştır ve sanırım o hasta bünyeler Samandıra'dan dışarıya çıkmadan bu hastalık nihayet bulmayacak...

Açıklaması var mıdır Twente maçında ki oyunu oynayan topçuların Eskişehir ve Kasımpaşa maçındaki ruhsuzluklarının ? Peki geçen sene gördüğümüz tablo ile bağlantısı var mıdır?
Dibine kadar !
Evet Twente maçında sahada fırtına estirmedi Fenerbahçe. Ama istedi , istiyordu ; gol atsa da atmasa da taraftarı mutlu oluyordu.
Disiplinsizlik almış başını gitmiş.
Topçuların kimisi araba yarışları yapıyorlar ölüme meydan okuyorlar, kimisi sevgilisi ile tartışıp (?!) kolunu kesiyor, kimisi başka bir alemde...

Sahaya yansıması ?
Vurdumduymazlık.Ve maç seçen Fenerbahçe...
Kazım'ı yeterince savunduk.
Andre'nin performansını hiç yeterli bulmasak da bir ümit dedik. Belki Avrupa futboluna uyum sağlama sürecini yaşıyordur...
Önder'den ise beklemezdik.
Ancak beklesek te beklemesek te neşter şart artık. Bu hocanın değil başkanın değil, Fenerbahçe'nin olayıdır artık.
Bu neşteri vuramayanlar , kelle alamayanlar kendi kellesini vereceklerdir.
Yatarak parasını tıkırında almasına rağmen her gün farklı konuşan Carlos'u , kendisini Van Basten sanan Guiza'yı , gecelerin adamı Kazım'ı , trip güzeli Önder'i bir yollamak gerek ilk etapta...
Yollansın ki topçular anlasınlar tahtın tehlikede olduğunu...
Yollansın ki Anadolu'dan gelen topçular buranın bir ağırlığı olduğunu bilsinler, ona göre yaşasınlar playstation'da araba yarışı yaptığını sanmasınlar kendi arabalarının içinde...
Yollansın ki buraya daha gelmemiş topçular bu camiada nelerin normal nelerin anormal olduğunu bilsinler ona göre gelsinler, öyle gelsinler ki ; bu hastalık bünyelerine sıçramasın...
Yollansın, o kelle alınsın ki ; buraya gelecek yabancı topçularda neyi yapmaması gerektiğini bilsinler!
Biz sadece camianın adını kirletenlere , kötü örnek olanlara salladık ama yazının başlığı ve girişi farklı değil mi?
Onun içinde yazarız bir yazı efendim.
İlk önce bilmemkaç senedir burada olan ve her büyük maça ölümüne çıkıp küçük maçlarda yapabileceklerini yapmayanları yazarız. Mücadele etmeyenleri , istemeyenleri...
Kabul kötü top oynarsın ancak kötü mücadele edemezsin değil mi?
Varlığı artık zarar verenleri yazarız. Her gelen forvete hendek olanlarını... Takımın en ağır topu ile girdiği ilişki neticesinde kimi zaman 11 oynayan kimi zaman o ağır top üzerinden '' ülkenin en iyi forveti'' ilan edilen ama ne hikmetse hiç bir hoca tarafından yeterli bulunmayan ama dediğimiz gibi gelen forvetlere yol yapanları yazarız.
Bu '' maç seçme '' alışkanlığının yer ettiği bedenleri bir bir yazarız. Sağdaki panelde göreceğiniz şekilde bizim efsanemiz olsalar da...
Zira dediğimiz gibi bu Fenerbahçe meselesidir, şahısların değil.
Değil Daum, Mourinho' yu getirsen oyuncu Galatasaray maçındaki isteğininin çeyreğini diğer maçlara yansıtmıyorsa ve bunu bilmemkaç senedir yapıyorsa ancak köylü der evine yollarsın geleni...
Bir ihtimal bu takım şampiyon olacaktır, bu kelleler zamanında alınırsa yine bir ihtimal ki diğerlerine ders olacaktır.
Ama yetmez!
Hastalıklı bünyelerden kurtulmadan gelen şampiyonluğun kıymeti yoktur. Gidenin de zararı...
Sene başı yapılan eğlencelerin Koch'un motivasyon konuşmalarının etkisi kalmadığı belli. Futbolcular yemiyorlar artık, özlerine döndüler.
Oysa ne de güzel umut dağıtıyorduk burada...
Geçen sene büyük maçları kazanan küçük maçlarda ayağını topa uzatmaktan aciz topçuların değildi suç , gözümüz boyanmıştı çünkü... Suçlu bulacağız ya o Aragones'ti, yurtdışına çıkmamıştı hatta köylüydü ! Sert mizaçlıydı , dilimizden derdimizden anlamıyordu.
Ama bu sene Daum gelmişti, takım geçen senenin enkazına rağmen ( ! ) ayağa kalkmıştı. Türk insanını ve bu topçuları çok iyi tanıyan Daum herkesin suyuna gidiyordu...
Ama vaziyet şunu gösteriyor ki ; yetmedi !

Yanlış anlaşılmasın bu Daum meselesi değildir.
Hocalığı , tercihleri tartışılır ancak bu olay onun meselesi değildir , bu Fenerbahçe'nin meselesidir.
Hastalık bünyeleri etkisi altına almıştır ve sanırım o hasta bünyeler Samandıra'dan dışarıya çıkmadan bu hastalık nihayet bulmayacak...

Açıklaması var mıdır Twente maçında ki oyunu oynayan topçuların Eskişehir ve Kasımpaşa maçındaki ruhsuzluklarının ? Peki geçen sene gördüğümüz tablo ile bağlantısı var mıdır?
Dibine kadar !
Evet Twente maçında sahada fırtına estirmedi Fenerbahçe. Ama istedi , istiyordu ; gol atsa da atmasa da taraftarı mutlu oluyordu.
Disiplinsizlik almış başını gitmiş.
Topçuların kimisi araba yarışları yapıyorlar ölüme meydan okuyorlar, kimisi sevgilisi ile tartışıp (?!) kolunu kesiyor, kimisi başka bir alemde...

Sahaya yansıması ?
Vurdumduymazlık.Ve maç seçen Fenerbahçe...
Kazım'ı yeterince savunduk.
Andre'nin performansını hiç yeterli bulmasak da bir ümit dedik. Belki Avrupa futboluna uyum sağlama sürecini yaşıyordur...
Önder'den ise beklemezdik.
Ancak beklesek te beklemesek te neşter şart artık. Bu hocanın değil başkanın değil, Fenerbahçe'nin olayıdır artık.
Bu neşteri vuramayanlar , kelle alamayanlar kendi kellesini vereceklerdir.
Yatarak parasını tıkırında almasına rağmen her gün farklı konuşan Carlos'u , kendisini Van Basten sanan Guiza'yı , gecelerin adamı Kazım'ı , trip güzeli Önder'i bir yollamak gerek ilk etapta...
Yollansın ki topçular anlasınlar tahtın tehlikede olduğunu...
Yollansın ki Anadolu'dan gelen topçular buranın bir ağırlığı olduğunu bilsinler, ona göre yaşasınlar playstation'da araba yarışı yaptığını sanmasınlar kendi arabalarının içinde...
Yollansın ki buraya daha gelmemiş topçular bu camiada nelerin normal nelerin anormal olduğunu bilsinler ona göre gelsinler, öyle gelsinler ki ; bu hastalık bünyelerine sıçramasın...
Yollansın, o kelle alınsın ki ; buraya gelecek yabancı topçularda neyi yapmaması gerektiğini bilsinler!
Biz sadece camianın adını kirletenlere , kötü örnek olanlara salladık ama yazının başlığı ve girişi farklı değil mi?
Onun içinde yazarız bir yazı efendim.
İlk önce bilmemkaç senedir burada olan ve her büyük maça ölümüne çıkıp küçük maçlarda yapabileceklerini yapmayanları yazarız. Mücadele etmeyenleri , istemeyenleri...
Kabul kötü top oynarsın ancak kötü mücadele edemezsin değil mi?
Varlığı artık zarar verenleri yazarız. Her gelen forvete hendek olanlarını... Takımın en ağır topu ile girdiği ilişki neticesinde kimi zaman 11 oynayan kimi zaman o ağır top üzerinden '' ülkenin en iyi forveti'' ilan edilen ama ne hikmetse hiç bir hoca tarafından yeterli bulunmayan ama dediğimiz gibi gelen forvetlere yol yapanları yazarız.

Bu '' maç seçme '' alışkanlığının yer ettiği bedenleri bir bir yazarız. Sağdaki panelde göreceğiniz şekilde bizim efsanemiz olsalar da...
Zira dediğimiz gibi bu Fenerbahçe meselesidir, şahısların değil.
Değil Daum, Mourinho' yu getirsen oyuncu Galatasaray maçındaki isteğininin çeyreğini diğer maçlara yansıtmıyorsa ve bunu bilmemkaç senedir yapıyorsa ancak köylü der evine yollarsın geleni...
Bir ihtimal bu takım şampiyon olacaktır, bu kelleler zamanında alınırsa yine bir ihtimal ki diğerlerine ders olacaktır.
Ama yetmez!
Hastalıklı bünyelerden kurtulmadan gelen şampiyonluğun kıymeti yoktur. Gidenin de zararı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
