17 Nisan 2010 Cumartesi

Gol Sevinci



Tamam anlamlı gol attı Scholes... Da Gökmen Özdenak deyimiyle ''pornografik'' olmuş biraz sanki be.

Şöyle bir düşünmeden edemedim şimdi... Bu gol ya şampiyonluğu getirseydi?

Neville' ı zaten sevmem( bir de gözleri filan kapamış adam...) ama Scholes'a yakıştıramadım.(?!) Neyse herkesin kendi tercihi diyelim.

11 Nisan 2010 Pazar

Ayıp ediyorsunuz

http://img23.imageshack.us/img23/1770/puyolv.jpg

Guardiola:

'' Kalecimin kaledeki , Messi'nin ise hücum hattındaki yeri değişmediği sürece Pique'yi santrafora koyar; öyle bile yenerim.''

Çok sert ve anlamlı bir mesaj. İzlerken bu mesajı verdi ya Guardiola-Barcelona maç yazısı diye atacağımız postta bundan ibaret olsun.

9 Nisan 2010 Cuma

Kampanya - 18 Nisan'da Şükrü Saraçoğlu'nda Melekleri Alkışlayalım

fenerbahçe acıbadem

Sportif Anlamda Bayan Voleybol takımımız hem kulübümüzün hem de ülkemizin şu güne kadar çıkabildiği en yüksek seviyeye çıktı. Ama durumun yalnızca bu olmadığını hepimiz biliyoruz. Esas önemli ve güzel olan, bunu tekrar yapabileceklerini göstermeleriydi. Bu takım seneye de Şampiyonlar Ligi finali oynasa Avrupa'da şaşıracak kimse yoktur, bu kızlar seneye kupayı kaldırsa bu bir süpriz olmaz beklenen bir adımdır sadece. Dolayısıyla Fenerbahçe Acıbadem'in esas başardığı şey finale çıkmak filan değildir, hiç tartışmasız Avrupa'nın en iyi 2 takımından biri olduğunu herkese kabul ettirmesidir. Final bunun süsü, kupaysa bu başarının resmen tescillenmesi anlamına gelecekti, bizlerinse böyle bir noter operasyonuna ihtiyacımız yok. Onlar zaten şahadetlerimizin sahibi.

Şahsen uzun zamandır bir sportif mücadelede bu kadar heyecanlandığımı, bu kadar keyifli ve güzel bir müsabaka izlediğimi hatırlamıyorum. Final Four'un ilk maçındaki müthiş performans bizim Fenerbahçe derken istediğimiz her şeye tekabül ediyordu: pes etmemek, mücadele etmek, başarı için centilmence sonuna kadar savaşmak, karşıdakine hiç bir insanlık dışı hareket yapmadan yetenek ile, zeka ile, güzellikler yaratarak galabe çalmak. Fenerbahçe; bir büyük isyan ruhunun, büyük hedeflere ve daha önce umulmadık başarılara ulaşmanın, toplumsal sembollerinden bir tanesiyse çubuklu forma altında bu ruhun hakkını vererek taşıyanlar şüphesiz Fenerbahçe Acıbadem'de bulunuyorlar.

Onlardan kulübümüz bünyesinde sportif faaliyette bulunan herkesin de öğrenecekleri var. Bu formanın hakkını vermeyi, maç bitmeden yenilgiyi asla kabul etmemeyi, hep hedefi daha büyük tutmayı, Şampiyonlar Ligi finaline çıkıldığı için değil, kupa kazanılmadığı için ağlamayı, hak etmek için çalışmayı, çalışıldığı için hak etmeyi, zarif hareketlerle, ter akıtan bir mücadeleyle maçı çevirmeyi ve diğer bir çok güzel hasleti Final Four serisi kitabe gibi önümüze serdi. Öylesine sevdik ki bu kızları, Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı ile bu ülkede yaşayan yaşamayan milyonlarca insan bu kızlarda güzel bir şey buldular. İster helal olsunla duygumuzu ifade edelim, ister bravo ile hepimizin kalplerinde onların bir yeri var.

Bu kızlara güzel bir şey yapmak lazım. Bu kızların temsil ettiği değerlere ne derece meftun olduğumuzu göstermenin yoluysa ne maç primleri, ne de Başkan'ın soyunma odasına girip onlarla gurur duyduğunu söylemesi. Kurumsal değil insani, cüzdana değil yüreğe hitap eden ve onların neyin temsilcisi olduğunu onlara bir kez daha beyan eden, bu sebeple içten kutlayan insanlara ihtiyacımız var. Banka hesaplarına değil, yüreklerine unutamayacakları bir hatıra vermemiz gerekiyor.

Beşiktaş maçı bunun için harikulade bir fırsat.

İlk akla gelen sebeplerden değil. Evet 18 Nisan'daki müsabakada futbol takımımızın mücadele etmeye, zerafete, kazanmak için centilmence oynayıp, güzelliklerle hepimizi mest etmesine ihtiyacımız var. Şampiyon olalım olmayalım, şampiyon gibi oynamaya, kazanalım kaybedelim, hep büyük bir takım olduğumuzu göstermeye ihtiyacımız var. Ama bundan değil, en azından yalnız bundan değil.

Bu takımın bir spor kültürü olduğunu göstermeye de ihtiyacımız var. Çubuklunun neleri temsil ettiğini ve neleri temsil etmesinin güzel olduğunu, muteber bulunduğunu, bu kulübe gönlü yanık insanların seneleri, çağları, jenerasyonları aşan bir sosyal hareketin parçasında ne bulduğunu bir kere daha hatırlamasına da ihtiyacımız var.

Bizim istediğimiz, her branşda görmek istediğimiz, her oyunun kendi kuralları içerisinde bulmaktan haz aldığımız, o duyguyu kutlamaya ve bir kere daha Türkiye'ye Fenerbahçe'nin ne olduğunu göstermektir.

Fenerbahçe bir futbol kulübü değildir; bir voleybol kulübü, bir basketbol kulübü de değildir, Fenerbahçe bir spor kulübü dahi değildir, bu ülkenin içinde yetişmiş, seneler içerisinde oluşmuş, kırılmalar yaşamasına rağmen efsaneleriyle ayakta tutmuş bir sosyal harekettir, güzellikler rüyasıdır, fakirlerin, dışarıdan gelenlerin, mazlumların, ezilen halk kitlelerinin, itilmişlerin, gadre uğramışların, kimi zaman özyurdunda parya özyurdunda garip olanların, saraya ancak uzaktan bakanların, çocuklarına güzel hikayeler ve onurlu bir geçmişten başka verecek bir şeyi olmayanların rüyalarının simgesidir. Dar sokaklarda top oynarken hülyamız, babamızın elimizden tutup gösterdiği güzel bir anı, bazen şövalyelik, bazen kahramanlık bazen yalnızca hazzın kendisidir. Bu kızlar bunların hepsini simgeler, hepsini gösterir ve hepsini yaşatır.

O sebeple, 55.000 kişi ile, onları alkışlayalım. Onları kutlayalım. Onların başarısını değil ama simgeledikleri şeyleri şölenleştirelim. Onlara tezahüratlarla seslenip, çiçeklerle karşılayalım, her futbolcunun onların yarısı kadar dahi emek sarfetmeden elde ettiği şeyleri değil, çok daha üstünü verelim. Bir meşale şov değil, büyüklüğün kutlamasını yapalım.

Onlar sahaya girerken ayakta alkışlandığını görmek istiyorum, tek tek isimlerinin okunup bütün stad tarafından söylenmesini, Radetzky March ile karşılanıp tempo tutarak hep beraber onların hak ettikleri gibi ağırlanmalarını. Velhasıl, Vamos Bien olsun, CK olsun eminim çok daha güzel kareografiler bulacaklardır ancak işin ruhu yukarıda söylenen gibi olmalıdır.

Yönetim bize bu fırsatı versin. 18 Nisan'da Melekleri ve onların simgeledikleri her şeyi kutlayalım, sonra hep beraber Beşiktaş maçına dönelim, bir futbol kulübünden fazlası olarak, bir halet-i ruhiye ve bir halk hareketi olarak, bir dünya görüşü ve yaşam kavrayışı olarak, Fenerbahçeli olarak karşılarına çıkalım, ruhlarında duydukları saygı ile o gün bizi izlesinler ama bu vesileyle önce biz bir kere daha hatıllayalım kendimizi. Güzelliklerin peşinde boyun eğmez bir isyan ruhu olarak.

Not: Papazın Çayırı'ndan alıntıdır.


Edit : Papaz'ın Çayırı'ndaki habere göre yönetimimiz de bu konu hakkında çalışmalara başlamış. Haydi yönetim sevindir bizleri...

5 Nisan 2010 Pazartesi

Merhaba

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-04-04_mac2.jpg

Aramıza hoşgeldiniz.



Not 1 : Sitemkar mesajımız bir tarafa, yine de Messi'nin slalomlarından aldığım keyfi aldım bu pankarttan...

Not 2: Mola dedik ama böyle klas hareketler karşısında dayanamıyor insan...

4 Nisan 2010 Pazar

Kısa Bir Ara















Normalde maç yazısı sonrası kısa bir ara diyecektim ama Melekler sağolsun, maç izletmediler. Özel hayattaki yoğunluktan dolayı kısa bir ara, blog derbisi ile beraber burada olmak dileğiyle...

Not: Bobilerden alıntıdır.

Hani...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-04-04_fbson1.jpg
Hani bu sporla uzaktan yakından alakası olmayan birisini Saraçoğlu koridorlarına kilitlendiniz ya, hani arkada Kayseri ile şampiyonluk yolunda çok önemli bir maç maç varken , en stresli maçta bile kolay kolay bağırmayan birini sesi kısılana kadar; sanki sesi oralara gelecekmiş gibi deli gibi bağrıttınız ya, yaşarttınız ya gözleri...
http://2.bp.blogspot.com/_dCVQqAcPLcQ/S7jw0sDxxJI/AAAAAAAAAl0/tx67xVHyMI4/s1600/SDC12030.JPG
Kaybederken birilerine mana buldurmadınız ya, yüreğiniz yeter dedirttiniz ya hani.. Hani kaybedilen setlerden sonra yanındakilere '' bu pozisyon uğursuz, sen sağıma geç sen soluma'' geç dedirttiniz ya, kazanılan setlerden sonra bozulan pozisyonları düzeltmek için tanımadığı insanlara uyarılara bulunan bir insan haline getirdiniz ya beni... Böyle bir futbol manyağına arkasını döndürmediniz, maça baktırmadınız ya hani...
http://1.bp.blogspot.com/_dCVQqAcPLcQ/S7jxCXAhpWI/AAAAAAAAAl8/nXQgxc-98zY/s1600/SDC12029.JPG

Siz o kupayı aldınız, bu ülkede çok önemli değişimlerin yaşanmasına ön ayak oldunuz. . Size helal olsun melekler, binlerce kez hem de... Milyon kere de teşekkürler...


Not: Resimler buradan alıntıdır. Arkada futbol maçı oynanırken voleybol izleyenlerin oluşturduğu bu muhteşem tabloyu keşke fotoğraflayacak imkanım olsaydı. Teşekkür ediyorum Furkan abi.

Üzerinde Çalışılmış

http://bargritz.files.wordpress.com/2007/10/victoria-rivva.jpg

http://www.rccannes.org/equipe_pro/livre_vica/livre_vica_01_b.jpg

Üzerinde çalışılmış boş zaman ürünü bir ablamız...

Ne de güzel voleybol oynuyorsun sen öyle...

http://www.point-fort.com/images/sport%203/calendrier2009ravva_large.jpg

Mutluluğun Resmi

http://forum.antu.com/upload/r071814/634059366059402500.jpg

sen, mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren
melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne
mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de
al çeperli elmanın
-------------------Nazım Hikmet

3 Nisan 2010 Cumartesi

Bitanesiniz

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-04-03_sarimelekler.jpg

Sizin için diyecek söz yok. Size duyulan sevgiyi anlatacak söz yok. Yaşattıklarınızı tarif edecek söz yok...

Bitanesiniz bir... Ellerinize , yüreğinize sağlık melekler. Yarın o kupayı almasanız da çoktan benim gönlümün şampiyonu oldunuz , herşey için teşekkürler.

Bloggerlar Derbisi

http://1.bp.blogspot.com/_2mT1KkN-GE0/SeQw-unkE1I/AAAAAAAAB7Y/5ZL3TMjuCDo/s400/derbi.jpg

Haftaya cuma günü , Dikilitaş ya da Fulya'da Fenerbahçe'li blog sahipleri ile Galatasaray'lı blog sahipleri karşı karşıya geliyor. Organizasyon hakkında daha net bilgileri buraya tıklayarak alabilirsiniz.

Futbolseverleri haftaya bu dev derbiye bekliyoruz efenim.

Fenerbahçe Takımı

ygtylmz.blogspot.com - Yiğit Yılmaz
ilk.blogspot.com - Göksel Çoğalan
sporingen.blogspot.com - Mert Özlü
kaptanortakapi.blogspot.com - Evren
stiff1907.blogspot.com - Serkan Özerik
futbolmanya.blogspot.com Armağan Özkaynakçı
hayatimfenerbahce.com - Onur Tuncer
keyifnoktasi.blogspot.com - İnanç Çakıroğlu
yerdensutusttenaut.blogspot.com - Halil Pile


Galatasaray Takımı

pclionfc.blogspot.com Uğur Karakullukçu
targetstriker.blogspot.com Kutay Ersöz
takimdanayriduzkosu.blogspot.com-Muhsin Keresteci
dokuzaylik.blogspot.com - Derda Kapsal
ozdemirmusta.blogspot.com-Mustafa Özdemir
takimdanayriduzkosu.blogspot.com - Alaaddin Özçam
romanistabukowski.blogspot.com - Yağız Gönüler
artemiofranchi.blogspot.com - Demir Cem Yılmaz
kotublog.wordpress.com-Davut Can Yılmaz

Bu arada böyle bir maç öncesi hala iddaalı konuşmalara tanıklık etmememiz gerçekten çok şaşırtıcı. Kibriti ben çakayım; devamını da keyifle izleyeyim :)

Geliyoruz ! :)



6/7 sene evvelinden öyle bir esinti sunalım dedik, vah gençliğim vah...:)


2 Nisan 2010 Cuma

Fenerbahçe-Kocaelispor A2 Maçının Ardından

Yoğun tempo yüzünden blogu uzun zamandır güncelleyemiyoruz. Aslında yazacak çok şey oluyor ama ben bu sıkışıklığın arasında kendi açımdan en kayda değer bulduklarımı yazmak istiyorum. Mesela Fenerbahçe A2 Takımının maçı...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli446.jpg

Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerine gitmek her zaman keyif, mutluluk verici. Daha kapıdan girer girmez aldığınız çim kokusu direkt ''Nerede benim tekmeliklerim?'' moduna girmenize sebep oluyor. Tabi 1 dakikalık yürüyüşten sonra sahada ısınmaya çıkan genç oyuncuları görünce sadece ve sadece izleyici olarak orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz bir kez daha. Olsun, böylesi de epey keyifli. Ancak bu seviyeye gelmiş futbolcuların hala üst yapıdan kopuk olmaları, idman yaptıkları tesislerin üst yapıdakilerle -aynı yeri geçtim- yakın bile olmaması düşündürücü. Daha düşündürücü ve acı olan ise sene başında birkaç kez gördüğüm yöneticilerin bu müsabakaları izlememesi... Tamam, Kocaelispor A2 takımı zayıf bir rakip olabilir, üst yapıdaki mücadeleden sebep zaman bulunamıyor olabilir ancak şu maçları izleyecek , varlığı bile bu çocuklara ekstra bir güç olabilecek birileri şu maçları izleyebilir diye düşünüyorum.Neyse, daha iç karartmadan maça geçelim en iyisi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli1.jpg
Daha öncede bahsettiğim gibi bu kademede eskiye nazaran hatalar minimize edilmiş olsa da yinede takım olgusu adına çok fazla şey gördüğümüz söylenemez. En azından düzenli bir şekilde... Bazen kesik kesik olsa da bir takım olmayı becerebiliyor oyuncular ancak oturup taktik analizini yapacak derece değil elbet... Durum böyle iken bizimde önceliğimiz oyuncular oluyor, onları tanıtmak - anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda ilk konuşacağımız oyuncu ( tahmin edileceği üzere) Görkem Kulbay olacak. Geçtiğimiz haftalarda röportaj talebimi çok kibar bir şekilde kabul ederek keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim Görkem Kulbay bu müsabakada ortalarda takım gibi kesik kesik gözüktü. Belki de benim gözlerim genel olarak onun üstünde kaldığı için eksikleri daha çok gözüme batmıştır ancak kendisinin de söylediği gibi bu eksikleri birisinin söylemesi çok önemli. Elbet burada yetkili mercii filan değiliz ancak en basitinden yaş grubuna göre iyi olan fiziğine rağmen ikili mücadeleye çok girmediğinden bahsedebiliriz. Oysaki ikili mücadeleye girdiği zaman kazanma oranı hayli yüksek oluyor. Yine ortalamanın epey üzerinde olan çalım ve pas tekniğine rağmen çok fazla top almadığından da bahsedebiliriz bu maç için. Sahadaki oyunculardan farklı olarak söyleyecek birşeyleri olan bir oyuncu olarak ben şahsen daha fazlasını bekliyordum. Bunların yanında pekala top hücum alanındaki iken ceza sahasına tersten girişler yapmasını da bekliyordum mesela. Zira kendisi kanat oyuncusu... Ve görevi sadece sıfıra inmek olarak tanımlanan kanat oyuncularının devri kapanalı sanırım epey oldu. Tabi ki tüm bu eksikliklerin tek bir çıkış noktası var o da oyunun her an içinde olmamak. Zira oyunun Görkem sürekli olarak oyunun içinde olsa defansta bahsettiğimiz mücadelelere de daha fazla girecek, daha fazla topta alacak, top ters kanadındayken ceza sahasına da girecek. ''Peki neden sürekli oyunun içinde değil'' tarzında bir soruya da bu sene Dereağzında oynanan A2 maçlarından çok azını kaçıran birisi olarak devamlılık diyebilirim. Bu sadece onun değil, bu kademedeki hemen hemen tüm oyuncuların sorunu diye düşünüyorum,üst yapılarda daha sert idmanlarla kondüsyon anlamında çok daha iyi yerlere gelip bu eksiklerini gidereceğinden şüphem yok.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli2.jpg
Resimde Kocaelispor'lu oyuncuya müdahalede bulunmak isteyen oyuncu Barış Yardımcı'da yine bu maçta dikkat ettiğim isimlerden biriydi. Tff'de ki bilgiye göre u-15 kategorisinden beri hemen hemen tüm yaş gruplarında Milli olan ve menajerliğini Forlan, Gago, Reyes gibi ünlü futbolcuların menajerliğini yapan,aynı zamanda Aragones'in de menajeri ve avukatı olan Vicento Montes'in aldığı yaptığı Barış müsabakada gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Kusursuz bir fizikten bahsetmek zor ancak Barış'ın ikili mücadelelerde sürekli ayakta kalacak ve rakibini sindirecek güce sahip olduğunu söylemek zor değil. Bunun yanında müsabakada daha önce izlediğim mevkilerden(ön libero, stoper ve hatta açık) alakasız bir mevki olan sağ bekte oynamasına karşın bu performansı vermesi takdir edilecek cinsten. Mücadeleci, seri, sert,ayakları iyi denilebilecek düzeyde ve farklı mevkilere adaptasyonu çabuk bir oyuncu.Üstüne koyarak devam etmesini diliyorum.

Fenerbahçe A2 takımının stoperlerinden Serhat Hürriyet bu müsabakada yine başarılı bir performans ortaya koydu. Uzun boyu ve iri gövdesi sebebiyle yerden sıkıntı yaşayacağını düşünsem de; Serhat yerden gelen pozisyonları da başarıyla kesti. Ancak takım arkadaşı Hasan Erbey'in hakkını vermemiz lazım, o da Serhat'ın arkasını başarıyla toparlıyor.

İsmail Aslan'a bir paragraf açmazsak olmaz zira izlerken topun ayağına gelmesini istediğim çok zaman oldu.Ortasahanın ortasında oynayan İsmail'in Ertem Şener deyimiyle kadife bir sol ayağı var. Pas tekniği ve adam geçebilme kapasitesi çok iyi seviyede. Ancak onun kusuru da fizik temelli. Yine defansif anlamda da sıkıntı yaşadığından bahsedebiliriz. Ancak bunlar aşılmayacak problemler değil, imkanınız olduğunda İsmail'i çıplak gözle izleyin.

Kocaelispor'un kaptanı ve 6 numarası Anıl Erdebil Kocaelispor adına ayakta kalan ender oyunculardan biriydi. Uzun boyuna rağmen ayaklarına hakim olan Anıl'ın yeteneğinin farkına çok önce varılmış olacak ki kendisi ile 2014'e kadar sözleşme imzalanmış. Zaman zaman Bank Asya'da da forma şansı bulmuş olan meziyetli ön liberonun 1990 doğumlu olduğu düşünülürse iyi yerlere geleceğini kestirmek güç olmasa gerek.

Maç yazısını yine hakem ile bitireyim. Futbol oynadığım ve izlediğim süreler boyunca ben bu kadar kötü bir hakem performansı görmemiştim. Burak Özcan bence maçın kontrolünü elinde tutamadığı gibi fazlaca Fenerbahçe lehine verdiği kararlardan sonra gösterilen tepkilere garip surat ifadeleri ile yanıt verip Kocaelispor A2 Takım antrenörünü de çileden çıkardı. Kocaeli'nin genç oyuncularını siz düşünün... Ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa beri gelsin...
Related Posts with Thumbnails