İsmail Aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsmail Aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2010 Salı

Batman Ziyaretinin Ardından

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman15.jpg
Uzun süredir Milli Maç ya da benzeri durumlarda oluşan araları yabancı antrenörlerin neden değerlendirmediğini düşünüp dururdum ki Aykut Kocaman böyle araları olabilecek en güzel şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Bugüne kadar hakkında yazdığımız yazılar negatif içerik ağırlıklı olmak üzere şekillense de tebrik etmeden geçmek olmaz.

Çok zayıf iki rakip ile oynanan ve idman maçı sertliğinde geçen bir müsabakanın üstünde konuşmak pek anlamlı olmasa gerek. Günün güzelliği, hiç büyük takım ağırlamamış bir şehre yapılmış bu ziyaretin yanında A2 takımda oynayan ve kendilerine dair uzunca yazılar yazdığımız isimlerin üst yapıda formanın ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağına dair gözlemler yapma fırsatımızın elimize geçecek olmasaydı.Aykut Kocaman sağolsun, genç oyunculara ciddi süreler vererek bu hususta beklentilerimi karşıladı benim adıma.

Okan Alkan ve Gökay İravul hakkında birşeyler yazmaya gereksinim duymuyorum zira her geçen gün formalarını daha layıkıyla taşıyor gibiler. Sorumluluk almaya başlamaları sevindirici. Söz verdiğim yazıları yazınca Gökay ve Okan hakkında daha detaylı konuşma fırsatımız olacağından şimdilik bu iki oyuncuyu tebrik ediyorum başarılı performanslarından ötürü.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman8.jpg
Hasan Erbey hiç alışık olmadığı mevkisinde Sivasspor maçında yaptığı hataları yapmayarak başarılı oldu diyebiliriz. Aslen stoper kendisi. Ancak genç oyuncuları sahaya sürmek adına yapılan değişikliklerden sonra sahada kalan tecrübelilerin mevki dağılımına bakarsak hocanın gözüne girmek için çok yol katetmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Yinede iyi mücadele etti, mevkisini çok fazla yadırgamadı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman24.jpg
Oyuna sonradan giren Berkay'ın ayağına top değmedi. İkinci yarının başında oyuna giren Devrim 'in kendisi bile azmi ve hırsı ile bu şansı kazandığının farkındadır, üstyapıya dönük bir beklenti içinde değilim kendisinden. Mersin'e kiralanan Onur Karakabak'tan sonra hele...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman23.jpg
İsmail ve Doğukan ise sahada diğerlerinden biraz daha ayrıldılar. Özellikle İsmail'in üzerine daha fazla düşülmesi gerektiğine inanıyorum. Etkili sol ayağı ve teknik kapasitesinin üstüne bir de fiziksel direnç eklerse uzun süreler faydalanılabilecek bir oyuncu. Bunu da Batman Karması maçı özelinde değil 1,5 senelik A2 süresince yaptığım gözlemlerden dolayı söylüyorum.

Tabi aklımı kurcalayan konular yok da değil. A2 takımın dinamosu, sürekli oynayan oyuncusu Enis Gül neden hiçbir özel maçta düşünülmüyor acaba? Kendisinin tuttuğu takımın etkili olduğu söyleniliyor ki böyle amatör bir düşünce olabilir mi? Enis performansı ile bu şansı hakeden oyuncuların başında geliyor, Enis gibi Görkem gibi genç oyuncular zamanı gelince böyle anlamlı müsabakalarda bu tip hakettikleri şansları bulamadıkları taktirde performansları beklenilmeyen derecede düşebilir. Böyle farklı ve gelecek vadeden oyuncuların diğer oyunculardan ayrılmasının, A2 takımda sürekli şans verirken, buralarda alacakları şansların onları daha iyi rehabilite etme ihtimali ortadayken onları İstanbul'da bırakmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Umarım bir dahaki Milli maç arasında onlarda bu şansı elde ederler.

Yazıyı bitirmeden, maçın ikinci yarısında sahada kalan birkaç tecrübeli oyuncunun diğerlerinden ne denli farklı durduğuna tanık olmam sebebiyle Okan ve Gökay'ın yanına daha fazla oyuncu gönderilmesi gerektiğini düşündüğümü belirtmek istiyorum. Mehmet Topuz ya da Kazım gibi çok kuvvetli oyuncularla yapılacak idmanlar bu oyuncularda güçlenmeleri gerektiğine dair daha güçlü bir farkındalık yaratacaktır.

Resimler: fenerbahce.org

24 Ağustos 2010 Salı

Fenerbahçe-Manisaspor A2 Müsabakası

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a12.jpg

Geçtiğimiz sezon bu satırlarda ismini çokça zikrettiğimiz oyuncuların sezon başı itibari ile profesyonel sözleşme imzalamasının mutluluğu ile yola koyulduk sezonun ilk A2 müsabakasını izlemek için. Bu sene, geçen sene bulduğum kadar fırsat bulamayacağımdan biraz hasta da olsam açılışı kaçırmamak istedim. Esasen Gökay, Okan, Hasan ve Berk ' in sadece derbilerde alt kademeye indireleceğini düşündüğümden takımın bir sezonun ardından ne derece aşama katettiğini, takımın diğer yetenekli oyuncularının ( başta Görkem ve İsmail ) sezona nasıl başlayacağını görme isteği Dereağzı tribünlerine attı bu sefer beni. Ancak başlama seramoniye yetiştiğimde Gökay ve diğerlerininde sahada olduğunu görünce ilgi birazda oraya kayıyor tabi. Yine de ilk hafta müsabakası olması sebebiyle geniş bir takım analizinden çok oyuncu bazlı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a2.jpg
Skor 1/1 olup oyunun büyük bölümü dengede gidince insan haliyle A2 takımında A takıma çıkacak kadar fark yaratan oyuncuların bu kategoride neden fark yaratamadığını sorguluyor. İlk önce bu konuya değinmek gerekirse A takıma çıkan oyuncuların oyun ve duruş olarak sahadaki çoğu oyuncudan ayrıldığını söylemek gerek. Örnek vermek gerekirse Berk Elitez geçen sezonda uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında etkili , ikili mücadelelerden kaçınmayan bir karakter sergilerdi. Bu maçta gördüğüm kadarıyla A takım oyun karakterinden ziyade kendi karakterine etki etmiş. Zaten sahada duruşu itibari ile diğerlerinden ayrışan farklı tip bir oyuncu kendisi ancak daha üst kademeye layık görülmesi sebebiyle o duruş biraz daha sertleşmiş. Gördüğü kırmızı kartta bunun göstergesi olsa gerek. Ne olduğunu tam göremesem de Görkem Kulbay frikik atmaya hazırlanırken ceza sahasında itişip kakışırken oyuncuyu yere indirecek ne yaptıysa yardımcı hakemin ikazı sonucu direkt kırmızı ile oyundan atıldı. Bu da son üç senede yaptığı üç kademelik sıçrayış ve Milli Takımlarda aldığı gol krallıklarının etkisi olsa gerek. Ama tehlikeli bir durum olduğu ortada... Oyun ve fiziksel gelişim açısından bakarsakta birebir kaldığında daha fazla insiyatif kullanma eğiliminde olup fiziğinin ciddi manada epey kuvvetlendiğini hissettim. Hele gözümün önünde , kendi defansından şişirilen topa iki stoper arasında göğüsle çıkıp Drogba gibi kontrol etmesi bu konuda ciddi çalışmalar yaptığının ispatıdır. Ama yinede kulağını çekmesi gerekenler çekmeli... Profesyonel sözleşme sadece kağıt üstünde kalan bir sözleşme değildir. Oraya layık görülenler oraya layık davranışlar sergilemelidir diye düşünüyorum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a6.jpg
Takımın beraberlik golünü atan Hasan Erbey geçen sezon oynanan A2 müsabakalarında partneri olan oyuncuların oyun karakterleri sebebiyle dengeli olmaya, arkayı toplamaya mecbur kalıyordu. Yanındaki oyuncuların dengesizlikleri kimi zaman onunda basit hatalar yapmasına sebep oluyordu. Bugün gördüğüm Hasan Erbey ise yanında yine uzun ve genel olarak dengesiz bir stoper oynamasına rağmen geçen sezonun aksine ilk toplara basmaya çalıştı. Bunu yaparken kendine olan güveni kendisine adına hoş bir gelişme. Keza Hasan Erbey geçen sezonda sakin ve defansı toplayan bir görüntüdeydi ancak bugün bir ayrı geldi gözüme. Hantal oyuncuların klasik özelliği olan top şişirme hastalığı kendisinde zaten pek yoktu ama geçen tatil döneminin ardından ara sıra rastladığımız bu hastalıktan tamamen kurtulmuş olması sevindirici. A takımda klas savunmacılarla oynamak ona sezgi , sertlik ve en önemlisi kendine güven konusunda birşeyler katmış. Böyle devam ederse daha iyi yerlere geleceğini kestirmek güç değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a4.jpg
Takımın geçen sezonki maestrosu Gökay, basit ve doğru tercihleri sebebiyle bir üst kademeye layık görülmüştü. Bugün onu sahada ilk gördüğümde bu basit tercihlerindeki değişim olup olmayacağı sorusu gelmişti aklıma ama Gökay kaldığı yerden devam ediyor. Oyun kafası itibari ile fark yaratacak meziyetlere sahip olduğundan, üst yapı tecrübesi ile daha fazla insiyatif alacağını, olayı daha fazla bireysel maharetlere dökeceğini tahmin ediyordum ki yanıldım. Gökay bildiğimiz oyun karakterini değiştirmeden, düz, basit ve faydalı oynama isteğindeydi bugün. Üst yapı idmanları fiziksel olarak Recep ya da Hasan'da ki kadar büyük değişimlere sebep olmasa da yediği kamplar sonucu temposunun epey iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Daha güçlendiği taktirde bu değişmeyen oyun ve kendi karakteri ile onunda çok farklı bir kimliğe bürüneceğini düşünüyorum. Oyun disiplinine sadık kalması, sürekli yardımlaşması ise onun adına bahsedebileceğimiz başka güzellikler...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
A takıma çıkmış oyuncular içinde son değerlendirmeyi ise Okan için yapalım. Kendisini izlemek gerçekten çok büyük keyif. Toprak sahadan bile kötü bir zeminde top kontrolleri ve topu sanki dümdüz zeminde sürüyormuş gibi sürmesi benim için günün en fazla dikkat çeken detayıydı. A takım haliyle onada kendine daha fazla güven getirmiş ki Okan bu konuda zaten yeterince dolu olduğundan bu güven biraz abartı boyutuna kaçmış gibi olsa da bir sağ bek oyuncusuna göre bu kadar meziyetli bir ismin sahada yaptıklarını , kendini gösterme isteğini ben yadırgamıyorum. Recep Berk'in saçma sapan bir şekilde atılmasından sonra sağ tarafı Murat Özer oyuna girene kadar tek başına kullandı ki Okan'ın tarafından tek bir tehlikeli atak gelmediği gibi neredeyse rakibin sol kanadını otoban yaptı. Çok çalışkan, çok istekli ve çok tehlikeli. Benim içinde hoş bir deneyim oluyor Okan'ı izlemek zira geçtiğimiz sezon kimi zamanlarda maç içinde çok kopuk olmasına rağmen ciddi bir çalışma periyodu ile oyuncunun neler kazanabileceğini çok güzel özetliyor. Bizde bu sebeple İsmail, Görkem ve Enis'i de kamplara götürün diye çokça yazacağız buralarda. Okan'ın kimi zamanlarda sesinin çok fazla çıkması önce kendisinin sonrada takım arkadaşlarının demoralize olmasına sebep oluyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu olarak not alınabilinir ancak sarfettiği efordan sonra dediğim gibi çok yadırgayamıyorum bunuda... Bildiğim birşey var ki memleketin en yetenekli, modern futbol sistemlerine en uygun iki tane beki varsa o ikiside Fenerbahçe'nin futbolcusu. Ötesini söylemek vakit kaybı, yeterince anlaşılırdır zaten...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a11.jpg
Enis Gül her takıma lazım olan, sürekli arkadaşlarının yardımına koşan sert ve disiplinli bir ortasaha oyuncusu. Kendisi Uefa'ya verilen listede Uefa şartları sebebiyle yer bulmuş ki herhangi bir sıkıntı anında çok fazla tereddüt etmemem için bir sebep bu da. Her maç aynı çizgiyi korumak büyük meziyet ki Enis'in topla arasıda iyi sayılabilecek düzeyde. Takipteyiz.

Görkem Kulbay takımın fark yaratması gereken isimlerinden. Aslında yetenek bazlı bir değerlendirme yapsam kendisini ilk üçe dahi yazabilirim ama oyunda çok duygusalmış gibi bir izlenime kapılıyorum her defasında. Sahaya verebileceklerini verdiklerinden çok daha fazla oyuncu için bu bir dezavantaj. Ama bu sene ondan ciddi bir çıkış ve asist sayısında direkt etkinin duran toplardan olmamasını bekliyorum. Güçlü, teknik ve yaratıcı. Bugün yine çok kopuk oynasa da daha iyi olacağını düşünüyorum, bakalım beklentilerimizi karşılayabilecek mi?

Oyuncu bazlı son değerlendirmem yazının son paragrafı olacak. İsmail Aslan maçın farklı , göze hoş gelen oyuncularındandı. Sol ayağı gazete tabiri ile raket gibi, doğru görevler ve güven verilirse bu sezon A2 takımı için çok kilit bir rol oynayabilir. Mücadelesini, azmini tebrik ediyorum.

Menajeri Forlan , Aguero gibi ünlü oyuncuların menajeri olan Barış Yardımcı'yı bugün sahada göremedim. Hakkında bilgi aldığımda burada onuda paylaşırız. Yine Denizli'den '' Yerli Messi '' lakabı ile gelen Recep Niyaz'ı bugün Dereağzında göremediğimide belirteyim. Esasen kendi fotoğraflarımı kendim çekmiştim ama makinanın elimde kalması sebebiyle yine Fenerbahçe'nin resmi sitesi sağolsun diyorum. İlerleyen zamanlarda o resimleride paylaşırız artık.

Düzeltme: Recep Niyaz Milli Takımdaymış...

2 Nisan 2010 Cuma

Fenerbahçe-Kocaelispor A2 Maçının Ardından

Yoğun tempo yüzünden blogu uzun zamandır güncelleyemiyoruz. Aslında yazacak çok şey oluyor ama ben bu sıkışıklığın arasında kendi açımdan en kayda değer bulduklarımı yazmak istiyorum. Mesela Fenerbahçe A2 Takımının maçı...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli446.jpg

Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerine gitmek her zaman keyif, mutluluk verici. Daha kapıdan girer girmez aldığınız çim kokusu direkt ''Nerede benim tekmeliklerim?'' moduna girmenize sebep oluyor. Tabi 1 dakikalık yürüyüşten sonra sahada ısınmaya çıkan genç oyuncuları görünce sadece ve sadece izleyici olarak orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz bir kez daha. Olsun, böylesi de epey keyifli. Ancak bu seviyeye gelmiş futbolcuların hala üst yapıdan kopuk olmaları, idman yaptıkları tesislerin üst yapıdakilerle -aynı yeri geçtim- yakın bile olmaması düşündürücü. Daha düşündürücü ve acı olan ise sene başında birkaç kez gördüğüm yöneticilerin bu müsabakaları izlememesi... Tamam, Kocaelispor A2 takımı zayıf bir rakip olabilir, üst yapıdaki mücadeleden sebep zaman bulunamıyor olabilir ancak şu maçları izleyecek , varlığı bile bu çocuklara ekstra bir güç olabilecek birileri şu maçları izleyebilir diye düşünüyorum.Neyse, daha iç karartmadan maça geçelim en iyisi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli1.jpg
Daha öncede bahsettiğim gibi bu kademede eskiye nazaran hatalar minimize edilmiş olsa da yinede takım olgusu adına çok fazla şey gördüğümüz söylenemez. En azından düzenli bir şekilde... Bazen kesik kesik olsa da bir takım olmayı becerebiliyor oyuncular ancak oturup taktik analizini yapacak derece değil elbet... Durum böyle iken bizimde önceliğimiz oyuncular oluyor, onları tanıtmak - anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda ilk konuşacağımız oyuncu ( tahmin edileceği üzere) Görkem Kulbay olacak. Geçtiğimiz haftalarda röportaj talebimi çok kibar bir şekilde kabul ederek keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim Görkem Kulbay bu müsabakada ortalarda takım gibi kesik kesik gözüktü. Belki de benim gözlerim genel olarak onun üstünde kaldığı için eksikleri daha çok gözüme batmıştır ancak kendisinin de söylediği gibi bu eksikleri birisinin söylemesi çok önemli. Elbet burada yetkili mercii filan değiliz ancak en basitinden yaş grubuna göre iyi olan fiziğine rağmen ikili mücadeleye çok girmediğinden bahsedebiliriz. Oysaki ikili mücadeleye girdiği zaman kazanma oranı hayli yüksek oluyor. Yine ortalamanın epey üzerinde olan çalım ve pas tekniğine rağmen çok fazla top almadığından da bahsedebiliriz bu maç için. Sahadaki oyunculardan farklı olarak söyleyecek birşeyleri olan bir oyuncu olarak ben şahsen daha fazlasını bekliyordum. Bunların yanında pekala top hücum alanındaki iken ceza sahasına tersten girişler yapmasını da bekliyordum mesela. Zira kendisi kanat oyuncusu... Ve görevi sadece sıfıra inmek olarak tanımlanan kanat oyuncularının devri kapanalı sanırım epey oldu. Tabi ki tüm bu eksikliklerin tek bir çıkış noktası var o da oyunun her an içinde olmamak. Zira oyunun Görkem sürekli olarak oyunun içinde olsa defansta bahsettiğimiz mücadelelere de daha fazla girecek, daha fazla topta alacak, top ters kanadındayken ceza sahasına da girecek. ''Peki neden sürekli oyunun içinde değil'' tarzında bir soruya da bu sene Dereağzında oynanan A2 maçlarından çok azını kaçıran birisi olarak devamlılık diyebilirim. Bu sadece onun değil, bu kademedeki hemen hemen tüm oyuncuların sorunu diye düşünüyorum,üst yapılarda daha sert idmanlarla kondüsyon anlamında çok daha iyi yerlere gelip bu eksiklerini gidereceğinden şüphem yok.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli2.jpg
Resimde Kocaelispor'lu oyuncuya müdahalede bulunmak isteyen oyuncu Barış Yardımcı'da yine bu maçta dikkat ettiğim isimlerden biriydi. Tff'de ki bilgiye göre u-15 kategorisinden beri hemen hemen tüm yaş gruplarında Milli olan ve menajerliğini Forlan, Gago, Reyes gibi ünlü futbolcuların menajerliğini yapan,aynı zamanda Aragones'in de menajeri ve avukatı olan Vicento Montes'in aldığı yaptığı Barış müsabakada gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Kusursuz bir fizikten bahsetmek zor ancak Barış'ın ikili mücadelelerde sürekli ayakta kalacak ve rakibini sindirecek güce sahip olduğunu söylemek zor değil. Bunun yanında müsabakada daha önce izlediğim mevkilerden(ön libero, stoper ve hatta açık) alakasız bir mevki olan sağ bekte oynamasına karşın bu performansı vermesi takdir edilecek cinsten. Mücadeleci, seri, sert,ayakları iyi denilebilecek düzeyde ve farklı mevkilere adaptasyonu çabuk bir oyuncu.Üstüne koyarak devam etmesini diliyorum.

Fenerbahçe A2 takımının stoperlerinden Serhat Hürriyet bu müsabakada yine başarılı bir performans ortaya koydu. Uzun boyu ve iri gövdesi sebebiyle yerden sıkıntı yaşayacağını düşünsem de; Serhat yerden gelen pozisyonları da başarıyla kesti. Ancak takım arkadaşı Hasan Erbey'in hakkını vermemiz lazım, o da Serhat'ın arkasını başarıyla toparlıyor.

İsmail Aslan'a bir paragraf açmazsak olmaz zira izlerken topun ayağına gelmesini istediğim çok zaman oldu.Ortasahanın ortasında oynayan İsmail'in Ertem Şener deyimiyle kadife bir sol ayağı var. Pas tekniği ve adam geçebilme kapasitesi çok iyi seviyede. Ancak onun kusuru da fizik temelli. Yine defansif anlamda da sıkıntı yaşadığından bahsedebiliriz. Ancak bunlar aşılmayacak problemler değil, imkanınız olduğunda İsmail'i çıplak gözle izleyin.

Kocaelispor'un kaptanı ve 6 numarası Anıl Erdebil Kocaelispor adına ayakta kalan ender oyunculardan biriydi. Uzun boyuna rağmen ayaklarına hakim olan Anıl'ın yeteneğinin farkına çok önce varılmış olacak ki kendisi ile 2014'e kadar sözleşme imzalanmış. Zaman zaman Bank Asya'da da forma şansı bulmuş olan meziyetli ön liberonun 1990 doğumlu olduğu düşünülürse iyi yerlere geleceğini kestirmek güç olmasa gerek.

Maç yazısını yine hakem ile bitireyim. Futbol oynadığım ve izlediğim süreler boyunca ben bu kadar kötü bir hakem performansı görmemiştim. Burak Özcan bence maçın kontrolünü elinde tutamadığı gibi fazlaca Fenerbahçe lehine verdiği kararlardan sonra gösterilen tepkilere garip surat ifadeleri ile yanıt verip Kocaelispor A2 Takım antrenörünü de çileden çıkardı. Kocaeli'nin genç oyuncularını siz düşünün... Ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa beri gelsin...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Kasımpaşa A2 Maçı

http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasilmpasa9.jpg
İçlerinde hocalarının yaptığı tercihlerin hesabını yapmadan sahaya çıkan ve yine hangi takım arkadaşının oynadığını umursamadan görevlerini yapmaya çalıştıklarından seviyorum bu kademedeki oyuncuları...Dolayısı ile maçları.

Öyle hoş, öyle güzel geliyor ki onların amatör ruhları.Stoperlerin sektirdiği toplar, yetişmeyen kornerler, basit top kayıpları... Gerçi şuan bu kademede de oyuncular ciddi seviye atlamış; maçların kalitesi gelebileceği en üst seviyeye yaklaşmış. Ama zaman zaman görmüyor değiliz hani. Mesela Kasımpaşa'nın yediği ilk gol !

Oysaki Kasımpaşa maça oldukça hızlı başlamıştı. Ben sağımdan solumdan gelen '' şu çocuk kaçlı, asıl mevkisi ne, nasıl topçu'' sorularını cevaplandırırken Paşa'nın sağ açığı solbek Devrimcan Beyaz'ı epey zorluyordu. Ama Devrimcan çok sert müdahalelerle sindirdi sonrasında rakibini.

4/0 lık skor(Furkan ve Doğukan 2 şer tane attı) yanıltmasın, çok iyi mücadele etti Kasımpaşa. Evet bazen son pası bazen son vuruşu yapmakta zorlandılar ama kıran kıran mücadeleleri alkışlanacak cinstendi. Bizim sağ açık karşı karşıya topu biraz eveleyip geveleyince Devrimcan yattı aldı, sonrasında Doğukan ıslak zeminin yardımıyla golü yaptı. Sonrasında morali bozulan Kasımpaşa'nın savunma direnci düştü ve maç farka gitti.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasimpasa1.jpg

Beğendiğim oyuncuları zaten blogu takip edenler biliyorlar. Bu maç çok extralarına şahit olmadığım için çok fazla üstlerinde durmayacağım. Her zaman yaptıkları işleri yaptılar, Gökay çalım attı, oyunu yönlendirdi, mücadele etti, Serhat ise; rakibin 1,90lık forvetini adım adım takip etti.

Bu oyunculardan ziyade İsmail Aslan ön plana çıktı bu maçta. Kasımpaşa'nın baskı kurduğu dakikalarda soğukkanlı hareketleriyle oyunu rahatlattı, yönlendirdi, arkadaşlarını gol pozisyonuna soktu. Daha önceki maçlarda iki ön libero ile maça çıkılmasına rağmen Enis'i ortasahaya kitleyip kendisi forvet arkası takılan Abdülkadir'i yaptığı çok olumlu işlerde geride tutmayı becerdi, yeri geldi atağa çıktı, yeri geldi top kesti. Tek bir olumsuz tercihine şahit oldum bugün kendisinin, o da maçın sonlarında sağında ve solunda müsait arkadaşları varken uzak mesafeden kaleye atmaya çalıştığı şuttu. Bunun haricinde kusursuzdu gerçekten. Ama o kadarda olsun artık değil mi
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasimpasa2.jpg

Abdülkadir demişken... Top tekniğinin ve oyun bilgisinin iyi olduğu ortada. Zira atılması gereken ters topları çok güzel şekilde gitmesi gereken yerlere teslim etti diyebiliriz bugün. Sahadaki en güçlü isim olduğunuda söyleyebilirim. Ancak birşey eksik Abdülkadir'de.

O ne mi?

İstek...Sanki zorla oynuyormuş gibi. Maksimumunu kestiremesek de bu olmadığı açık.(Buysa zaten elveda hayaller...) Ve yine bu seviyeyi çok benimsemediğinden olsa gerek ki kimi yerlerde topu gereğinden fazla ayağında tutuyor. Oysaki benim onda gördüğüm en önemli özellik pas kabiliyeti. Bunu daha fazla kullanması lazım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasimpasa6.jpg

Okan mı?Kulağı çekilmiş gibiydi, birkaç pozisyon harici çok fazla sıkıntı yaratmadı geçen maçlara göre... Takımda yedek sağbek sıkıntısı varken devre arasında çıkartsınlar A Takıma. Evet şuan Gökhan Gönül'den iyi değil, forma almasını beklemek hayalcilik ama Türkiye'de ki çoğu sağbekten daha iyi. Ve Gökhan Gönül'den daha potansiyelli.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-09_kasimpasa7.jpg
Related Posts with Thumbnails