Paok maçında anlamamıştım Kazım'ın kadroda olmayışını... Senin direkt sağ açığın sakatken, ortamın son derece ateşli olması beklenirken o sağ açığa en yakın tarzdaki , böyle sıcak ortamları seven oyuncuyu kadroya almıyorsun, yok yere seçeneklerini azaltıyorsun...
Gel gelelim yine o sağ açık sakat ve sen yine orjinal bir tane açığın olmadan gidiyorsun Trabzonspor deplasmanına. Kazım'ı cezalandırmıyorsun aslında, kendini ve Fenerbahçe'yi cezalandırıyorsun.
Taraftar dik duruşunu, inadını seviyor da... Aykut hoca fazla sert, fazla keskin gibi. Materazzi gibi bir adamı zırıl zırıl ağlatan Mourinho da hoca, Terry'i kadrosunda tutan Capello da hoca, son zamanlarda bolca sıkıntılı hadiselere imza atan Rooney'i Chelsea karşısında sahaya süren Ferguson da hoca... Biraz politik, biraz ılımlı davranmanın şu şartlarda kimseye zararı olmazdı sanırım.
Hocalık biraz da böyle adamları kazanmaktır, kazandırmaktır...
Colin Kazım Richards etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Colin Kazım Richards etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ağustos 2010 Pazar
25 Ocak 2010 Pazartesi
Enteresan İşler

Beklenen oldu Fenerbahçe Sivasspor maçında yaşayacağı olası kadro zafiyetinin önüne geçmek için ya da bir başka sebepten ötürü Önder Turacı' yı affetti.
Ben '' Yerine Türk adam bulamadık, hem Sivas maçında da takımın yarısı yok, efendi çocuktur Önder, dersini almıştır o'' mantığıyla hareket edildiğini düşünüyorum. Koskocaman klubü yönetenlerin bir adet stoper bulamazken Quaresma' nın neden peşinde olduğunu anlamak ise imkansız ki bizde bunu da araya sıkıştırmazsak olmaz tabi. ( Gerçi o işi de kıvıramadıklarından haftalardır izledikleri Dentinho ile beraber paket yapıp yalanladılar.)
Bilmek gerek aslında olayın Sivas'a yenilmekten çok öte olduğunu... Yarın öbürgün sorarlar adama , '' Kazım , Gökhan Emreciksin vb. takımdan neden gönderildi , şansızlıkları mevkilerindeki adamların cezalı olmaması mıydı ? '' diye.
Bilmek gerek aslında Önder' in affedilmesi ile sadece ve sadece kendilerini kandırdıklarını , aslında Sivasspor maçı ya da sezonun kalan kısmı için herhangi bir önlem almadıklarını... Zira Önder bu takımda iken de bu takımın kaliteli bir yedek stopere ihtiyacı vardı. Hala da var.
Sizin anlayacağınız koskocaman bir sıfırdan ötesi değil Önder benim için. Ne geldiği ilk dönemlerdeki performansı var , ne de ona ulaşacak iştahı... 1 , 1.5 senelik performans ile senelerdir tonla para kazanıyor bir de üstüne atar veriyor ya ona yanarım ben.

Ama madem affedildi ; ilk önce en çapsız oyuncudan bile çalım yememeyi öğrenmekle başlanmalı yeni Fenerbahçe kariyeri. Bir kere daha Jaba elini kolunu sallaya sallaya giderse yanından ve Önder de tekmelerse kendisini... Bir kere daha Lee sağa sola yatırırsa Önder'i... İşte o zaman transfer acısı yaşayan taraftar kendisine kornerden orta yapmak üzere sahaya girebilir , şimdiden uyaralım.
Bir de...
Kazım'ı da geri çağırmak gerek , mağlum Dentinho da Quresma da yalanlandı. İyi giderdi Kazım , Önder ile alıştırma yapıldı zaten. Taraftarda transfer oldu , takımın eksiği giderildi diye sevinir artık.
7 Aralık 2009 Pazartesi
Hastalık
Sıkıntı büyük Fenerbahçe'de.
Sene başı yapılan eğlencelerin Koch'un motivasyon konuşmalarının etkisi kalmadığı belli. Futbolcular yemiyorlar artık, özlerine döndüler.
Oysa ne de güzel umut dağıtıyorduk burada...
Geçen sene büyük maçları kazanan küçük maçlarda ayağını topa uzatmaktan aciz topçuların değildi suç , gözümüz boyanmıştı çünkü... Suçlu bulacağız ya o Aragones'ti, yurtdışına çıkmamıştı hatta köylüydü ! Sert mizaçlıydı , dilimizden derdimizden anlamıyordu.
Ama bu sene Daum gelmişti, takım geçen senenin enkazına rağmen ( ! ) ayağa kalkmıştı. Türk insanını ve bu topçuları çok iyi tanıyan Daum herkesin suyuna gidiyordu...
Ama vaziyet şunu gösteriyor ki ; yetmedi !

Yanlış anlaşılmasın bu Daum meselesi değildir.
Hocalığı , tercihleri tartışılır ancak bu olay onun meselesi değildir , bu Fenerbahçe'nin meselesidir.
Hastalık bünyeleri etkisi altına almıştır ve sanırım o hasta bünyeler Samandıra'dan dışarıya çıkmadan bu hastalık nihayet bulmayacak...

Açıklaması var mıdır Twente maçında ki oyunu oynayan topçuların Eskişehir ve Kasımpaşa maçındaki ruhsuzluklarının ? Peki geçen sene gördüğümüz tablo ile bağlantısı var mıdır?
Dibine kadar !
Evet Twente maçında sahada fırtına estirmedi Fenerbahçe. Ama istedi , istiyordu ; gol atsa da atmasa da taraftarı mutlu oluyordu.
Disiplinsizlik almış başını gitmiş.
Topçuların kimisi araba yarışları yapıyorlar ölüme meydan okuyorlar, kimisi sevgilisi ile tartışıp (?!) kolunu kesiyor, kimisi başka bir alemde...

Sahaya yansıması ?
Vurdumduymazlık.Ve maç seçen Fenerbahçe...
Kazım'ı yeterince savunduk.
Andre'nin performansını hiç yeterli bulmasak da bir ümit dedik. Belki Avrupa futboluna uyum sağlama sürecini yaşıyordur...
Önder'den ise beklemezdik.
Ancak beklesek te beklemesek te neşter şart artık. Bu hocanın değil başkanın değil, Fenerbahçe'nin olayıdır artık.
Bu neşteri vuramayanlar , kelle alamayanlar kendi kellesini vereceklerdir.
Yatarak parasını tıkırında almasına rağmen her gün farklı konuşan Carlos'u , kendisini Van Basten sanan Guiza'yı , gecelerin adamı Kazım'ı , trip güzeli Önder'i bir yollamak gerek ilk etapta...
Yollansın ki topçular anlasınlar tahtın tehlikede olduğunu...
Yollansın ki Anadolu'dan gelen topçular buranın bir ağırlığı olduğunu bilsinler, ona göre yaşasınlar playstation'da araba yarışı yaptığını sanmasınlar kendi arabalarının içinde...
Yollansın ki buraya daha gelmemiş topçular bu camiada nelerin normal nelerin anormal olduğunu bilsinler ona göre gelsinler, öyle gelsinler ki ; bu hastalık bünyelerine sıçramasın...
Yollansın, o kelle alınsın ki ; buraya gelecek yabancı topçularda neyi yapmaması gerektiğini bilsinler!
Biz sadece camianın adını kirletenlere , kötü örnek olanlara salladık ama yazının başlığı ve girişi farklı değil mi?
Onun içinde yazarız bir yazı efendim.
İlk önce bilmemkaç senedir burada olan ve her büyük maça ölümüne çıkıp küçük maçlarda yapabileceklerini yapmayanları yazarız. Mücadele etmeyenleri , istemeyenleri...
Kabul kötü top oynarsın ancak kötü mücadele edemezsin değil mi?
Varlığı artık zarar verenleri yazarız. Her gelen forvete hendek olanlarını... Takımın en ağır topu ile girdiği ilişki neticesinde kimi zaman 11 oynayan kimi zaman o ağır top üzerinden '' ülkenin en iyi forveti'' ilan edilen ama ne hikmetse hiç bir hoca tarafından yeterli bulunmayan ama dediğimiz gibi gelen forvetlere yol yapanları yazarız.
Bu '' maç seçme '' alışkanlığının yer ettiği bedenleri bir bir yazarız. Sağdaki panelde göreceğiniz şekilde bizim efsanemiz olsalar da...
Zira dediğimiz gibi bu Fenerbahçe meselesidir, şahısların değil.
Değil Daum, Mourinho' yu getirsen oyuncu Galatasaray maçındaki isteğininin çeyreğini diğer maçlara yansıtmıyorsa ve bunu bilmemkaç senedir yapıyorsa ancak köylü der evine yollarsın geleni...
Bir ihtimal bu takım şampiyon olacaktır, bu kelleler zamanında alınırsa yine bir ihtimal ki diğerlerine ders olacaktır.
Ama yetmez!
Hastalıklı bünyelerden kurtulmadan gelen şampiyonluğun kıymeti yoktur. Gidenin de zararı...
Sene başı yapılan eğlencelerin Koch'un motivasyon konuşmalarının etkisi kalmadığı belli. Futbolcular yemiyorlar artık, özlerine döndüler.
Oysa ne de güzel umut dağıtıyorduk burada...
Geçen sene büyük maçları kazanan küçük maçlarda ayağını topa uzatmaktan aciz topçuların değildi suç , gözümüz boyanmıştı çünkü... Suçlu bulacağız ya o Aragones'ti, yurtdışına çıkmamıştı hatta köylüydü ! Sert mizaçlıydı , dilimizden derdimizden anlamıyordu.
Ama bu sene Daum gelmişti, takım geçen senenin enkazına rağmen ( ! ) ayağa kalkmıştı. Türk insanını ve bu topçuları çok iyi tanıyan Daum herkesin suyuna gidiyordu...
Ama vaziyet şunu gösteriyor ki ; yetmedi !

Yanlış anlaşılmasın bu Daum meselesi değildir.
Hocalığı , tercihleri tartışılır ancak bu olay onun meselesi değildir , bu Fenerbahçe'nin meselesidir.
Hastalık bünyeleri etkisi altına almıştır ve sanırım o hasta bünyeler Samandıra'dan dışarıya çıkmadan bu hastalık nihayet bulmayacak...

Açıklaması var mıdır Twente maçında ki oyunu oynayan topçuların Eskişehir ve Kasımpaşa maçındaki ruhsuzluklarının ? Peki geçen sene gördüğümüz tablo ile bağlantısı var mıdır?
Dibine kadar !
Evet Twente maçında sahada fırtına estirmedi Fenerbahçe. Ama istedi , istiyordu ; gol atsa da atmasa da taraftarı mutlu oluyordu.
Disiplinsizlik almış başını gitmiş.
Topçuların kimisi araba yarışları yapıyorlar ölüme meydan okuyorlar, kimisi sevgilisi ile tartışıp (?!) kolunu kesiyor, kimisi başka bir alemde...

Sahaya yansıması ?
Vurdumduymazlık.Ve maç seçen Fenerbahçe...
Kazım'ı yeterince savunduk.
Andre'nin performansını hiç yeterli bulmasak da bir ümit dedik. Belki Avrupa futboluna uyum sağlama sürecini yaşıyordur...
Önder'den ise beklemezdik.
Ancak beklesek te beklemesek te neşter şart artık. Bu hocanın değil başkanın değil, Fenerbahçe'nin olayıdır artık.
Bu neşteri vuramayanlar , kelle alamayanlar kendi kellesini vereceklerdir.
Yatarak parasını tıkırında almasına rağmen her gün farklı konuşan Carlos'u , kendisini Van Basten sanan Guiza'yı , gecelerin adamı Kazım'ı , trip güzeli Önder'i bir yollamak gerek ilk etapta...
Yollansın ki topçular anlasınlar tahtın tehlikede olduğunu...
Yollansın ki Anadolu'dan gelen topçular buranın bir ağırlığı olduğunu bilsinler, ona göre yaşasınlar playstation'da araba yarışı yaptığını sanmasınlar kendi arabalarının içinde...
Yollansın ki buraya daha gelmemiş topçular bu camiada nelerin normal nelerin anormal olduğunu bilsinler ona göre gelsinler, öyle gelsinler ki ; bu hastalık bünyelerine sıçramasın...
Yollansın, o kelle alınsın ki ; buraya gelecek yabancı topçularda neyi yapmaması gerektiğini bilsinler!
Biz sadece camianın adını kirletenlere , kötü örnek olanlara salladık ama yazının başlığı ve girişi farklı değil mi?
Onun içinde yazarız bir yazı efendim.
İlk önce bilmemkaç senedir burada olan ve her büyük maça ölümüne çıkıp küçük maçlarda yapabileceklerini yapmayanları yazarız. Mücadele etmeyenleri , istemeyenleri...
Kabul kötü top oynarsın ancak kötü mücadele edemezsin değil mi?
Varlığı artık zarar verenleri yazarız. Her gelen forvete hendek olanlarını... Takımın en ağır topu ile girdiği ilişki neticesinde kimi zaman 11 oynayan kimi zaman o ağır top üzerinden '' ülkenin en iyi forveti'' ilan edilen ama ne hikmetse hiç bir hoca tarafından yeterli bulunmayan ama dediğimiz gibi gelen forvetlere yol yapanları yazarız.

Bu '' maç seçme '' alışkanlığının yer ettiği bedenleri bir bir yazarız. Sağdaki panelde göreceğiniz şekilde bizim efsanemiz olsalar da...
Zira dediğimiz gibi bu Fenerbahçe meselesidir, şahısların değil.
Değil Daum, Mourinho' yu getirsen oyuncu Galatasaray maçındaki isteğininin çeyreğini diğer maçlara yansıtmıyorsa ve bunu bilmemkaç senedir yapıyorsa ancak köylü der evine yollarsın geleni...
Bir ihtimal bu takım şampiyon olacaktır, bu kelleler zamanında alınırsa yine bir ihtimal ki diğerlerine ders olacaktır.
Ama yetmez!
Hastalıklı bünyelerden kurtulmadan gelen şampiyonluğun kıymeti yoktur. Gidenin de zararı...
3 Aralık 2009 Perşembe
Colin Kazım Richards

Beşiktaş maçından önce Twitter hadisesi, maça çıkarken yaptığı vücut show, gördüğü kırmızı kart, Kasımpaşa maçında arkadaşlarını yalnız bırakması, resmi siteyi yanıltacak yönde konuşması ve en nihayetinde yaptığı kaza..
Ve hepsi kendine inanan bir teknik direktör varken oluyor. Ve yine oynarken... Zamanında ''oynamıyorum,oynamak istiyorum'' şeklinde serzenişleri varken bu showları, bu davranışları bu derece abartı görmezdik Kazım'da. O zamanda değişik karakterde bir topçu olduğunu belli ediyordu ancak oynamak biraz daha değişik bir hale soktu sanırım Kazım'ı.
Futbol ya da antreman sahasına çıktığı zaman elinden geldiğini yaptıkça sıkıntı yok benim açımdan. Bu sene özellikle Kazım'a çok fazla eleştiri yönelteceğimiz bir sene değil saha içine bakarak, zira geçen sene ile arasında 3 gömlek fark var. Ama attığı söylenen yalan ( ki bu da muamma, acaba böyle bir yalan var mı ?- ben pek sanmıyorum ya neyse) ciddi sıkıntı. He onu da geçelim , gençtir olur arada böyle şeyler diyelim ancak hiçbir bünye Kazım'ın yaşadığı söylenen düzensiz hayatı uzun süre kaldırmaz ki işte o zaman bunların hepsi ciddi sıkıntı olur. (ki şuan bile yeterince oldu zaten.)
Hadi Fenerbahçe yok kafasında diyelim. Ama bilmesi gerekir ki tüm bu davranışları kariyeri içinde çok büyük negatif puanlar... İşallah yazık etmez kendine, daha doğrusu ettirmez zira taraftarın bir Kazım Kazım hadisesine daha katlanacak sabrı kaldığını düşünmüyorum.
O kas yığını vücudunun da bahsedildiği kadar düzensiz bir hayata karşı sene başından beri süregelen iyi performansını devam ettirecek kadar kuvvetli olduğunu düşünmüyorum...
27 Eylül 2009 Pazar
Antalyaspor Maçının Ardından
Fenerbahçe zor olmasını beklemediğim bir deplasmandan ligin en kötü takımlarından birine karşı sıkıntı yaşayarak döndü. Oyun itibari ile daha önceden söylediğimiz gibi dengeli ve oyuna hükmeden bir oyun ortaya koysa da ve bundan dolayı maçı daha önce koparması gerekse de skor tabelasında galibiyet golünün dakikasına baktığımızda gerilim dolu bir 90 dakikanın geride kaldığını söyleyebiliriz.İlgili olanına maç yazısı buradadır.
21 Eylül 2009 Pazartesi
Fişlenmiş-Kazım Richards
Normalde Fenerbahçe maçlarının analizlerini yapmak blogdaşlarımdan Diferansiyel'in işidir ancak bugün izlediğim maçta öyle şeyler hissettim ki, nispeten soğumuşken içimde tekrar dirilen, hatta devleşen Colin Kazım sevgisine dur diyemedim. Hakkında bir iki satır yazmaktan alıkoyamadım kendimi.
Şimdilerde 10 milyon€'lar istenen bir Sercan Yıldırım var Bursa Spor'da. Başkanın savunması şu; "Sercan çok farklı bir oyuncu." Eğer Sercan'ın farklılıkları onu 10milyon€ yapıyorsa Kazım'ın ederi kaç yüz milyondur, bunu tahayyül edemiyorum. Gerçeklerden bahseder ve ütopik bedellerden kendimizi sıyırırsak şu anda oyunu olgunlaştıkça kıymeti artan bir futbolcu Kazım ama gelin görün ki bu delikanlı hem Fenerbahçe taraftarınca hem de medyaca feci şekilde fişlenmiş. Gökhan Gönül'ün kaybettiği toplar bile kredisinden ötürü "Olsun be Gökhan'ım, yüreğin yeter!" mesajları ile alkışlanırken Kazım'ın doğru tercihlerden biri olarak görülen şut denemesi yuhalanıyor. Bu futbolcu önceki senelerde gamsız, bencil, şovmen sıfatlarını hakedecek hareketlerde bulunmuş olsa bile içinde bulunduğumuz sezon mental değerlerini epey yükseltti. Gökhan ile uyum halinde, adam paylaşıyorlar, bindirmeler yapıyorlar, topun Fenerbahçe'de kalmasını sağlıyor, içeri bolca orta çıkarıyorlar. Kazım pek çok sefer ileride kalan Gökhan'a "Tamam dönme, geriyi ben aldım" diyor da Gökhan ileride basıyor.
Hayatında futbol oynamamış kişilerin ( profesyonel, amatör küme, paf vs. farketmez ) futbol dehası, pozisyon gurusu gibi konuşmasını asla anlamamış, hep yadırgamışımdır ancak bugün Kazım'ı ıslıklayan taraftarlar şunu bilmelidir ki; bir futbolcu kendini bir yere ait hissetmezse, yetenekleri ne olursa olsun, en ufak bir fayda sağlamaz.
Niyeti destek olmayanları dışarı alalım lütfen...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
