Sol açıktan akın akın geliyordu. İlk yarıda rakip defansı bayıltarak boş kaleye yuvarladığı top onu kesmemişti. Boleslavlı savunmacılar çaresizdi...Zira karşılarında aklı ayakları ve bedeninden daha hızlı bir adam vardı. Şöyle bir baktı... Defans oyuncusunun arkasındaki kalecinin yerini kesiyordu... Ölçüyor derken defans oyuncusunu geçmeye dahi girişmeden kalecinin soluna yuvarladı topu. Direk dibine. Maç 4-0 olmuştu. Ama sahada skordan daha güzel birşey vardı parçalılar için. '' Ben buradayım. '' diyordu. Tam o an Ribery'i yok pahasına kaybetmenin hüznü Arda'nın ayaklarında kayboluyordu parçalı severler için. Bir yandan rakip savunmacıları bağlıyordu birbirine... Bir yandan da sınırı olmadığını gösteriyordu. Bordeaux maçında rakibine attığı kafada da bir yıldızlık vardı; basın karşısındaki gevşek tutumlarında da... O oradaydı. Ve adım adım büyüyordu...
Kimi futbolcular vardır. Belki çok fazla skor üretmezler ve sahada gözükmezler ancak takımları için çok önemli parçalardır. Onlar olmadan da olabilir ancak onlar varken daha iyidir herşey. Yardımcı oyuncu olmak için doğmuşlardır. Kimisi rolünü bir türlü benimseyemez ve zamanla başrole kadar yükselir. Ama bu başarı hikayeleri bile '' başrol için doğmuş olanlar '' kadar ilgi çekici değildir. Arda gibidir başrol için doğmuş olanlar. Yaşı ya da tecrübesi ne olursa olsun sahada farklı bir tat verirler. Bazen ilk resmi maçında gol atma şansına sahiptirler ama çoğunlukla zamanla gelişim katederler. Ve bu gelişimleri esnasında ne kadar formsuz olsalar da sahada dikkat çekmeyi başarırlar. '' Şu 16 numarayı görüyor musun? Ne kadar farklı duruyor sahada diğerlerinden '' dedirtirler en alakasız pasında bile.
Bugün oyuna girdiği dakikadan itibaren '' alakasız '' diye nitelendirebileceğimiz hiç bir icraati olmadı Beykan'ın. Bilakis her hareketi akıl, yetenek ve yıldızlık kokuyordu. Top ayağında iken konsantrasyonu ve isteği yeterli seviyede ise topu almak imkansız gibiydi ancak bunlar olmasa dahi topu ayağından almak epey zor 95 doğumlu A Takım adayının. Aslında geçtiğimiz sezonlarda A Takıma alınmasını beklediğim bir isimdi Beykan, zira 3 senedir A2 takımda ki bu da yaklaşık 14-15 yaşlarından itibaren burada olduğu anlamına geliyor. Beklenilen bir türlü gerçekleşmemesine karşılık Beykan bu yolda ilerlemekte ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi bugün. Üst yapıya dahil olmak isteyen oyuncuların buralarda ciddi farklar yaratması gerektiğini düşünen birisi olarak oyunda kaldığı neredeyse yarım saatte verdikleri ile mest etti izleyenleri. İki sene önce bağladığı dört stoper maç sonunda hala çözülemezken kendisine '' Messi golü attın '' diyen arkadaşına '' aa, böyle gol atabilen başkalarıda mı var '' demesi de farklı, bugün ipe dizdiği 3. oyuncunun dayanamayıp kendisini biçmesi sonrasında sahada onu kovalaması da... Keza oyuna girer girmez yaptığı inceden sonra biçilmesine pis pis sırıtarak karşılık vermesi de...Gökay abisi gibi çok iyi bir yardımcı oyuncu adayı değil kesinlikle Beykan. Bilakis Recep Niyaz gibi katıksız bir yıldız adayı. Okan Alkan gibi farklı meziyetlere sahip ancak bunun yanında saha görüşü Gökay gibi... Yaşına rağmen gücü ve sahada soyunduğu rol böyle yazdırıyor işte kendisini... Ek olarak 1,78 olan boyuna rağmen çok iyi bir hava hakimiyetine sahip Beykan ki adam geçme özelliğinden filan bahsetmiyorum bile. Bugün hem '' getiren '' hem de '' bitiren '' rollerini çok iyi oynadı. Böyle devam etmesini umut ediyorum. Eminim onu kuşbakışı izleyen Aykut Kocaman' da böyle düşünüyordur.
Biraz da maça değinmek gerekirse...A2 takımı İsmail Aslan, Gökay, Okan, Berk Elitez, Hasan Erbey, Görkem Kulbay'ın olduğu takım kadar potansiyelli değil ancak kesinlikle daha takım gibiler. Bunda hocanın payı da önemli gibi. 96 doğumlu Aziz Ceylan'ı maç boyunca kenardan teşvik eden ve istisnasız her golde oyuncuların büyük bir mutlulukla kucağına zıpladıkları hoca bir an bile yerine oturmadı. Stoper Koray Gülsüm, ortasaha Oğuz Mataracı ve iki gol atan Eren Yeniçeri'nin gelişimleri izlenmeye değer. Tabi 16'lık Aziz Ceylan'da... Henüz bu seviyeye tam oturmuş bir görüntü çizmese de pas kanallarına yaptığı koşular ve santrafor hareketleri ( ön direk koşusu gösterip arkadan skor üretmek gibi ) ilgi çekici Aziz'in. U14 takımından beridir kendisini izlediğim için üstüne koyarak devam edeceğinden şüphem yok. Umarım hepsi için sakatlıksız bir sezon olur ve 2-3 senedir kaydettikleri hızlı gelişime devam ederler.
Karşıyaka'ya dair de birşeyler yazmak isterdim ancak epey vasat bir takım Karşıyaka A2 takımı. Bakalım, belki Perşembe günü Manchester City maçında hakkında birşeyler yazdıracak oyuncu olur rakipte... Beykan'ı daha fazla zorlayacak oyuncular...
Manchester City maçından sonra görüşmek üzere.
Aziz Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Eylül 2012 Cuma
21 Şubat 2012 Salı
Dereağzı'nda Geçen Bir Haftanın Ardından
Önce U 18 maçı ile başladı derbi haftası. Oyun çok fazla keyif vermese de skor yüzleri güldürmeye yetti. Ardından haftasonu benim çok büyük umutlar beslediğim U14 ve U15 takımının müsabakaları vardı Dereağzı'nda. Uzun süren ayrılığın ardından geri dönüşü Galatasaray derbileri ile yapayım istedim bende. Bana göre altyapıların en iyi takımlarından biri olan U16 ile U17 takımları deplasmanda olduklarından onları izleyemedik ama galibiyet haberleri ile haftayı 5'te 5 ile tamamladık.
İlk önce U18 takımı ile başlayalım. Daha önce çokça ifade ettiğimiz gibi Fenerbahçe'nin altyapı dönüşümünün başlangıcı U16 takımı. Dolayısı ile bende buraya oturmuş bir oyun formatı görme arzusundan çok kimi oyuncuları izleme arzusu ile gittim. Günün süprizi Beykan Şimşek'in A2 takımdan indirilip bu kategoride oynatılmasıydı. Yaşı itibari ile U17'de de oynayabilecek bir oyuncu olan Beykan'ın futbol karakterini ve yeteneklerini ilgiyle takip ediyorum. Ama sahada çoğu zaman bu kategoriyi reddeden bir vücut dili vardı. Golünü atıp kalitesini de ortaya koydu ancak ben şahsen daha çok fark yaratmasını beklerdim ki biraz daha konsantre bir Beykan'ın bunu yapacağına da eminim. Nihayetinde eski Beden Öğretmeni hocam olan iyi bir Fenerbahçeli Semih Özü'nün Fenerbahçesi maçı 2-1 galip bitirdi. Ben şahsen değişimin etkilerinin daha net şekilde hissedildiği diğer alt yaş gruplarının Semih hocanın eline geldiğinde hocanın isminden daha sık söz ettireceğini düşünüyorum.
Maçta akılda kalan oyuncular ise Metincan Cici, Oğuz Mataracı ve Mustafa Eren Yeniçeri idi Fenerbahçe adına. İlerleyen zamanlarda daha çok izleyip not düşeriz elbet...
Cumartesi gününün ilk maçı saat 12,00 da idi. Görkem Bitin'li U14 takımı rahat ve dominant bir oyun ile Galatasaray'ın 4-0 önüne geçtiğinde dakika henüz 40'tı. Akabinde bu yaş grubunun en dikkat çeken oyuncularından olan Görkem Bitin ve Yusuf Türk'ün dışarı alınması ile başlayan oyuncu değişiklikleri sebebi ile oyun 4-2 ye gelse de Galatasaray organizasyon itibari ile maçta eşitliği sağlayabileceğini hiç hissettiremedi. Nitekim maç da bu skorla bitti.
Galatasaray'ın kalecisinin ve defans kurgusunun hataları sebebiyle golle sonuçlanan iki korner skorun buraya gelmesinde çok etkili olsa da Fenerbahçe'nin bu yaş grubunun futbolun temel olgularını başarıyla yerine getirdiğinden bahsetmek gerek. Mesela kaymalar, alan savunması, saha parselizasyonu gibi önemli konularda Fenerbahçe U14 takımı rakibinin epey üstündeydi. Yaşları itibari ile fizikleri ve oyun tecrübeleri oturmamasından sebep kimi zaman oyun belirli bölgelerde sıkışsa da ben futbolcu adaylarının iyi niyetini ve futbolun temel doğrularını sahaya yansıtma azimlerini beğendim. Aynı zamanda yapılan yan top organizasyonlarını da...
Saatler 13.45 olduğunda sırada U15 takımı vardı. Bu yaş grubunda çok beğendiğim Boğtan Kızıltan harici çok fazla methini duyduğum Tarık Çalışkan ve Muhammed Samet Karakoç'un olması maça dair beklentilerimi arttırdı. Nitekim ilk 5 dakika dolmadan 10 numara forması ile oynayan Tarık Çalışkan usta işi bir aşırtma vuruşu ile oyunu 1-0'a getirirken Beşiktaş'a 8 farklı mağlubiyeti tattıran ekibin Galatasaraylı rakiplerine nasıl bir tarife hazırladığının haberini veriyordu binevi. 34. dakika geldiğinde Boğtan Kızıltan ters ayağı ile çok şık bir plase yaparak farkı ikiye çıkardı. 79. dakikada ise sahanın en iyisi olan Muhammed Samet Karakoç skoru 6-0a getiren golü atıp perdeyi indirdi.
U15 takımı içinde organize ve bütün bir takım olduğunu söylemememiz yanlış olmayacaktır. Boğtan , Tarık ve Muhammed ' de ışıl ışıl parladılar, beklentilerimin tamamını karşıladılar. Aynı zamanda tabiki Mehmet Eray isimli stoperimizde...
Şimdi ezeli rakibe karşı alınan ezici skorlardan daha önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. U16 yaş grubu ve bu takımın alt kategorilerinin bir farklılık gösterdiğini yazının başında belirtmiştim. Bunu biraz açmak gerekirse evvela bu takımların hepsinin üç aşağı beş yukarı benzer bir oyun karakteri ortaya koyduğunu söylemek lazım. Belki kağıt üstündeki dizilişler farklı, belki yaşa bağlı olarak oyuncuların fiziksel kapasiteleri farklı ancak ortak olan birçok nokta var. Örnek vermek gerekirse U16,U15 ve U14 takımının oyunu rakip yarısahada oynama istekleri çok fazla benzerlik gösteriyor. Ve tabiki bunu uygulamaya geçirme konusundaki benzerlikleri de. Top oynamayı seven, oyun genelinde ve son paslarda sabırlı ancak top rakipteyken sabırsız oynuyor altyapı takımlarımız. Saha parselizasyonu, defansların çıktığı yer ve kaymalar da yine hem daha büyük abilerine göre hem de rakiplerine göre daha oturmuş ve organize şekilde gerçekleşiyor. Defans arkasına atılan topların oyun içi zamanlaması, ( Ramazan ve Bertuğ'un Aziz Ceylan'a, Muhammed Samet'in Tarık'a ) , duran toplardaki ezici hakimiyet gibi birçok ortak ve fazla nokta daha gösterilebilir. Ve tabiki aynı mevkilerde oynayan oyuncuların benzer oyun karakterleri de çok önemli benim için. U16'daki Ramazan'dan aldığım keyif, oyuna kattığı ve oyun karakteri ile U15'teki Muhammed arasında çok büyük bir fark yok. Aksine benzeşen çok nokta var. Aynı şekilde sol ve sağbekler arasında da... Oyuncu tarzı anlamında tek fark U16'nın Aziz Ceylan gibi çok donanımlı ve kullanışlı bir forvete sahip olması. Ancak diğer yaş gruplarının ileri uç elemanları da fazlasıyla ümit veriyor...
Sözün özü bana göre Fenerbahçe için yepyeni bir sayfa açacak kadar organize ve ne yaptığını bilen bir altyapı geliyor. Uygun zamanınızda Dereağzı'na bekleriz. Eminim pişman olmayacaksınız.
İlk önce U18 takımı ile başlayalım. Daha önce çokça ifade ettiğimiz gibi Fenerbahçe'nin altyapı dönüşümünün başlangıcı U16 takımı. Dolayısı ile bende buraya oturmuş bir oyun formatı görme arzusundan çok kimi oyuncuları izleme arzusu ile gittim. Günün süprizi Beykan Şimşek'in A2 takımdan indirilip bu kategoride oynatılmasıydı. Yaşı itibari ile U17'de de oynayabilecek bir oyuncu olan Beykan'ın futbol karakterini ve yeteneklerini ilgiyle takip ediyorum. Ama sahada çoğu zaman bu kategoriyi reddeden bir vücut dili vardı. Golünü atıp kalitesini de ortaya koydu ancak ben şahsen daha çok fark yaratmasını beklerdim ki biraz daha konsantre bir Beykan'ın bunu yapacağına da eminim. Nihayetinde eski Beden Öğretmeni hocam olan iyi bir Fenerbahçeli Semih Özü'nün Fenerbahçesi maçı 2-1 galip bitirdi. Ben şahsen değişimin etkilerinin daha net şekilde hissedildiği diğer alt yaş gruplarının Semih hocanın eline geldiğinde hocanın isminden daha sık söz ettireceğini düşünüyorum.
Maçta akılda kalan oyuncular ise Metincan Cici, Oğuz Mataracı ve Mustafa Eren Yeniçeri idi Fenerbahçe adına. İlerleyen zamanlarda daha çok izleyip not düşeriz elbet...
Cumartesi gününün ilk maçı saat 12,00 da idi. Görkem Bitin'li U14 takımı rahat ve dominant bir oyun ile Galatasaray'ın 4-0 önüne geçtiğinde dakika henüz 40'tı. Akabinde bu yaş grubunun en dikkat çeken oyuncularından olan Görkem Bitin ve Yusuf Türk'ün dışarı alınması ile başlayan oyuncu değişiklikleri sebebi ile oyun 4-2 ye gelse de Galatasaray organizasyon itibari ile maçta eşitliği sağlayabileceğini hiç hissettiremedi. Nitekim maç da bu skorla bitti.
Galatasaray'ın kalecisinin ve defans kurgusunun hataları sebebiyle golle sonuçlanan iki korner skorun buraya gelmesinde çok etkili olsa da Fenerbahçe'nin bu yaş grubunun futbolun temel olgularını başarıyla yerine getirdiğinden bahsetmek gerek. Mesela kaymalar, alan savunması, saha parselizasyonu gibi önemli konularda Fenerbahçe U14 takımı rakibinin epey üstündeydi. Yaşları itibari ile fizikleri ve oyun tecrübeleri oturmamasından sebep kimi zaman oyun belirli bölgelerde sıkışsa da ben futbolcu adaylarının iyi niyetini ve futbolun temel doğrularını sahaya yansıtma azimlerini beğendim. Aynı zamanda yapılan yan top organizasyonlarını da...
Saatler 13.45 olduğunda sırada U15 takımı vardı. Bu yaş grubunda çok beğendiğim Boğtan Kızıltan harici çok fazla methini duyduğum Tarık Çalışkan ve Muhammed Samet Karakoç'un olması maça dair beklentilerimi arttırdı. Nitekim ilk 5 dakika dolmadan 10 numara forması ile oynayan Tarık Çalışkan usta işi bir aşırtma vuruşu ile oyunu 1-0'a getirirken Beşiktaş'a 8 farklı mağlubiyeti tattıran ekibin Galatasaraylı rakiplerine nasıl bir tarife hazırladığının haberini veriyordu binevi. 34. dakika geldiğinde Boğtan Kızıltan ters ayağı ile çok şık bir plase yaparak farkı ikiye çıkardı. 79. dakikada ise sahanın en iyisi olan Muhammed Samet Karakoç skoru 6-0a getiren golü atıp perdeyi indirdi.
U15 takımı içinde organize ve bütün bir takım olduğunu söylemememiz yanlış olmayacaktır. Boğtan , Tarık ve Muhammed ' de ışıl ışıl parladılar, beklentilerimin tamamını karşıladılar. Aynı zamanda tabiki Mehmet Eray isimli stoperimizde...
Şimdi ezeli rakibe karşı alınan ezici skorlardan daha önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. U16 yaş grubu ve bu takımın alt kategorilerinin bir farklılık gösterdiğini yazının başında belirtmiştim. Bunu biraz açmak gerekirse evvela bu takımların hepsinin üç aşağı beş yukarı benzer bir oyun karakteri ortaya koyduğunu söylemek lazım. Belki kağıt üstündeki dizilişler farklı, belki yaşa bağlı olarak oyuncuların fiziksel kapasiteleri farklı ancak ortak olan birçok nokta var. Örnek vermek gerekirse U16,U15 ve U14 takımının oyunu rakip yarısahada oynama istekleri çok fazla benzerlik gösteriyor. Ve tabiki bunu uygulamaya geçirme konusundaki benzerlikleri de. Top oynamayı seven, oyun genelinde ve son paslarda sabırlı ancak top rakipteyken sabırsız oynuyor altyapı takımlarımız. Saha parselizasyonu, defansların çıktığı yer ve kaymalar da yine hem daha büyük abilerine göre hem de rakiplerine göre daha oturmuş ve organize şekilde gerçekleşiyor. Defans arkasına atılan topların oyun içi zamanlaması, ( Ramazan ve Bertuğ'un Aziz Ceylan'a, Muhammed Samet'in Tarık'a ) , duran toplardaki ezici hakimiyet gibi birçok ortak ve fazla nokta daha gösterilebilir. Ve tabiki aynı mevkilerde oynayan oyuncuların benzer oyun karakterleri de çok önemli benim için. U16'daki Ramazan'dan aldığım keyif, oyuna kattığı ve oyun karakteri ile U15'teki Muhammed arasında çok büyük bir fark yok. Aksine benzeşen çok nokta var. Aynı şekilde sol ve sağbekler arasında da... Oyuncu tarzı anlamında tek fark U16'nın Aziz Ceylan gibi çok donanımlı ve kullanışlı bir forvete sahip olması. Ancak diğer yaş gruplarının ileri uç elemanları da fazlasıyla ümit veriyor...
Sözün özü bana göre Fenerbahçe için yepyeni bir sayfa açacak kadar organize ve ne yaptığını bilen bir altyapı geliyor. Uygun zamanınızda Dereağzı'na bekleriz. Eminim pişman olmayacaksınız.
Etiketler:
Aziz Ceylan,
Bertuğ Başdemir,
Beykan Şimşek,
Boğtan Kızıltan,
Eray Karadağ,
Görkem Bitin,
Metincan Cici,
Muhammed Samet Karakoç,
Ramazan Civelek,
Tarık Çalışkan,
Yusuf Türk
30 Ekim 2011 Pazar
Fenerbahçe-Galatasaray U-16 Maçının Ardından
Fenerbahçe Lefter Küçükandonyadis tesislerinde derbi dolu birgün geride kaldı. Sınırlı vaktim ve ilgim sebebiyle U16 takımını izlemeyi tercih ettim. U17 maçına göre maçta gol olması bile doğru tercih yaptığımın ispatı olmalı. Kıran kırana mücadele de cabası...
Oyunun başında aynen Beşiktaş ile oynanan hazırlık maçında olduğu gibi önde oynamak adına büyük bir çaba vardı Fenerbahçe'de. Daha ilk dakikalardan itibaren oyuncular oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediklerini ortaya koydular. 3. dk da gelen gol frikikten gelen bir ortaya yapılan kafa vuruşu sonucunda oluşsa da takımın oyunu öne itme çabası maçın farklı kazanılacağı düşüncesi oluşturuyordu. Nitekim 6. dk da yine duran toptan ( kornerden ) gelen topa yapılan kafa vuruşu ile Fenerbahçe 2-0 öne geçmişti ki bu; oyunun yavaş yavaş basketbol maçına döneceği hissini iyice kuvvetlendiriyordu. Ancak dakikalar ilerledikçe Galatasaray ortasahada dengeyi sağlamaya başladı. Bunda şüphesiz Fenerbahçe'nin skoru erken elde etmesi ile rahatlaması da etkili oldu. Yalnız bu dakikalarda da dikkat çeken en önemli detay, Fenerbahçe'nin ilk dakikalardaki kadar agresif oynamamasına karşılık önemli pozisyonlar yaratabilmesiydi. Bunda da baş aktör 8 numaralı Bertuğ oldu. Bertuğ '' kadife '' diye tabir edilen sol ayağını mükemmel kullanan ve de bunu temposu ile birleştirmeye çalışan önemli bir organizatör... Bugün de çok klas derin toplar attı. Ancak bunlar golle sonuçlanmayınca Galatasaray'ın devre sonuna doğru kazandığı penaltı '' atamayana atarlar '' klişesinin doğruluğunu bir kez daha ispatladı. 2-1 biten ilk yarının ardından Fenerbahçe ikinci yarıya yine çok istekli başladı ancak yakalanan pozisyonları golle neticelendiremedi. Ve maç 2-1 lik Fenerbahçe galibiyeti ile sonlandı.
Oyunun başında aynen Beşiktaş ile oynanan hazırlık maçında olduğu gibi önde oynamak adına büyük bir çaba vardı Fenerbahçe'de. Daha ilk dakikalardan itibaren oyuncular oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediklerini ortaya koydular. 3. dk da gelen gol frikikten gelen bir ortaya yapılan kafa vuruşu sonucunda oluşsa da takımın oyunu öne itme çabası maçın farklı kazanılacağı düşüncesi oluşturuyordu. Nitekim 6. dk da yine duran toptan ( kornerden ) gelen topa yapılan kafa vuruşu ile Fenerbahçe 2-0 öne geçmişti ki bu; oyunun yavaş yavaş basketbol maçına döneceği hissini iyice kuvvetlendiriyordu. Ancak dakikalar ilerledikçe Galatasaray ortasahada dengeyi sağlamaya başladı. Bunda şüphesiz Fenerbahçe'nin skoru erken elde etmesi ile rahatlaması da etkili oldu. Yalnız bu dakikalarda da dikkat çeken en önemli detay, Fenerbahçe'nin ilk dakikalardaki kadar agresif oynamamasına karşılık önemli pozisyonlar yaratabilmesiydi. Bunda da baş aktör 8 numaralı Bertuğ oldu. Bertuğ '' kadife '' diye tabir edilen sol ayağını mükemmel kullanan ve de bunu temposu ile birleştirmeye çalışan önemli bir organizatör... Bugün de çok klas derin toplar attı. Ancak bunlar golle sonuçlanmayınca Galatasaray'ın devre sonuna doğru kazandığı penaltı '' atamayana atarlar '' klişesinin doğruluğunu bir kez daha ispatladı. 2-1 biten ilk yarının ardından Fenerbahçe ikinci yarıya yine çok istekli başladı ancak yakalanan pozisyonları golle neticelendiremedi. Ve maç 2-1 lik Fenerbahçe galibiyeti ile sonlandı.
İki takım özelinde konuşmak gerekirse aralarındaki en büyük farkın Fenerbahçe lehine ''organize , yetenekli ve birbirini iyi tamamlayan bir takım '' olması olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki Fenerbahçe U 16 takımı gerek sahayı parselleme gerekse yardımlaşma konusunda Galatasaray'dan daha iyi seviyede. Bunun yanında iki takımın kontra atakları arasında da büyük farklılıkların olduğunu söyleyebiliriz ki bu da organizasyonun en önemli ispatıdır bence.. Bugün yakalanılan hızlı ataklarda Fenerbahçe oyuncularının koşuları yaptığı yerler ve özellikle Melih'in ters kanada attığı iki top birbirlerinin karbon kopyası gibiydi. Kısacası iyi de olsa kötü de olsa Fenerbahçe takımında bir organizasyon, bir bilinç görebiliyorsunuz. Bu da bu takımı izlemek için yeterli. Zira bugün tıp ki Beşiktaş maçındaki gibi ilk yarının sonlarında, takımın rölanti anında yediği gol ve Galatasaray'ın da oyunu topla oynama açısından dengelediği dakikaların fazlalığı takımdan olan beklentilerimin biraz altında bir izlenim bıraksa da bu takım diğer rakiplerinden '' organizasyon ve takım olma '' yönünden ayrılıyor. Bu da onları epey ayırıyor.
Bu kadar '' bütün '' bir yapının parçalarını ayrı ayrı değerlendirmek biraz güç. Ancak nispeten güçlü bir rakibe karşı oynadıklarından kimi oyunculara bugünkü performanslarından sebep parantez açmak şart. Bertuğ Başdemir ilk yarı boyunca kusursuz oynadı. Defansın arkasına atılan toplar, etkili duran toplar, ortasahada rakibe kaptırılan toplara anında yaptığı pres... Çok iyiydi. Ancak ikinci yarı etkisi biraz düştü.
Stoper ikilisi birbirini çok iyi tamamlayan oyunculardan oluşuyor. Onları bu sebeple ayıramayacağım. İyi bir performans sergilediler.
Stoper ikilisi birbirini çok iyi tamamlayan oyunculardan oluşuyor. Onları bu sebeple ayıramayacağım. İyi bir performans sergilediler.
Sağ bek Egemen çok istikrarlı, çizgisinden kolay kolay sapmayan bir sağ bek oyuncusu. Bugün yine eski performanslarını tekrarladı. Oyunun son dakikalarında takım kontraya çıkma hazırlığındayken ilk önce topa basıp rakibi bayılttıktan sonrasında çizgiye paralel şekilde Melih Okutan'a yuvarlaması da sağ beke göre biraz fazla gibiydi.
Forvet Aziz Ceylan fiziksel avantajlarını çok iyi kullanan iyi bir ileri uç elemanı. Ancak bugün benim alışık olduğum keskinliği yoktu. Bazı pozisyonlarda topu ezdi. Ancak Galatasaray defansı ile çok iyi boğuştu. Defans arkasına attığı etkili koşular sürekli tehdit oluşturdu. Bu da Galatasaray defans çizgisinin biraz daha arkaya çekilmesine sebep oldu
Sol bek Yasir'i bugün bir kez daha çok beğendim. Hücuma katılacağı zamanı çok iyi bilen, oyunun iki yönünü de gerek kafası gerekse fiziği ile iyi oynayabilen bir bek oyuncusu. İkinci yarıda penaltı itirazına sebep olan müdahalesini çok beğendim. Penaltı mı değil mi bulunduğum yerden seçmek çok zor ancak bana değil gibi geldi. Penaltıysa da yerden kalkıp oyuna tereddütsüz şekilde devam etmesi öyle düşündürmüş olsa gerek...
Son olarak sağ açık Melih Okutan... Melih bugünün en başarılı isimlerinden biriydi. İkinci yarıda kontra anında attığı ters toplar çok iyiydi. Onun haricinde sağ beki ile çok uyumlu bir ikili oluşturdu. Boş alanlara sürekli yaptığı koşularla topa sahip olan oyunculara etkili bir tercih hakkı sundu. Oyunu genelinde etkili ve hareketliydi. ( Yanılmıyorsam ) Yaptığı kafa vuruşu da gol olsaydı çok güzel bir hediye olacaktı. Bir dahaki maçlara artık...
Galatasaray takımının kaptanı ve aynı zamanda 15 numarası olan çocuğu da çok beğendim. Adını bilmiyorum ancak takımının en çok göze batan oyuncusuydu.
Başka bir U16 haftasında görüşmek üzere...
Galatasaray takımının kaptanı ve aynı zamanda 15 numarası olan çocuğu da çok beğendim. Adını bilmiyorum ancak takımının en çok göze batan oyuncusuydu.
Başka bir U16 haftasında görüşmek üzere...
10 Ekim 2011 Pazartesi
Fenerbahçe-Beşiktaş U-16 maçı ve Fenerbahçe U-16 takım raporu
Geçen sezon sonu kazanılan Türkiye Şampiyonası Finali'nden sonra ilk önce Macaristan'a, sonra ise Manchester'a gidip Dünya 5. olmuş çok özel bir takım Fenerbahçe U-16 takımı. Ancak onlar sadece başarılarından sebep özel değiller. Gerek arkadaşlıkları, gerek takımlarına ve camialarına olan bağlılıkları, gerek hemen hemen her oyuncunun karakter olarak sporcu kimliğini oturtmuş olmaları, gerekse yaşlarına göre oynayabileceklerinin en iyisini oynamaları... Birçok açıdan benim gördüğüm en organize altyapı takımı. Tabi bu takımın kurulması ve idare edilmesinde büyük payı olan hocaları Tamer Sivrikaya'yı da söze dahil etmezsek sanırım haksızlık etmiş oluruz. Gerçekten inanılmaz başarılı ve her açıdan '' istenen '' bir takım yaratmış başarılı antrenör.
Takım kaptanı İbrahim Serdar Aydın ile hoca twitter'dan cumartesi günü maç olduğunu yazınca biz de bu genç kardeşlerimizi sadece Fb TV'den izlemekle kalmayalım dedik ve Dereağzı'na yola koyulduk. Onlar da maç başlar başlamaz çok organize gelişen bir atak sonrasında çok klas bir gol atarak bizi daha büyük bir merağa sevkettiler. Bu dakikadan sonra top ne kadar Beşiktaş'lı oyuncuların ayağında kalsa da oyunun kontrolü Fenerbahçe'de idi. Beşiktaş Fenerbahçe'nin oynamaya müsade ettiği kadar futbol oynayabiliyordu ki burda da hocamız için ayrı bir parantez açmak gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşı nispeten küçük futbolcuları birbirine sıkı sıkıya bağlamak, birşeyler öğretmek ne kadar kolay gözükse de Fenerbahçe U-16 takımının yaptığı saha parselizasyonunu yapmak pek kolay değil. Ancak Fenerbahçe U-16 takımı bu açıdan yaşlarına göre mükemmel denebilecek bir disiplin ve uyuma sahip görüntü veriyordu. Zaten ilerleyen dakikalarda da savunma anında rakibi pas hatasına zorlayarak istediği anda tempo yapmasını beceren Fenerbahçe, yine organize bir şekilde sürüklediği ve meziyetli oyuncusu Ramazan Civelek'in ortaya yeteneklerinden bir tutamını bıraktığı pozisyonda penaltı kazandı. Kaptan İbrahim Serdar Aydın atışı gole çeviremese de kaçan penaltıda aslan payı Beşiktaş kalecisine aitti. Çok çevik şekilde çok iyi uzandı topa. Ancak ilerleyen dakikalarda maç boyunca en az 10 defa tanık olduğumuz defans arkası toplarından birini atan İbrahim Serdar'ın enfes pasında onunda yapacak çok fazla şeyi kalmamıştı. Fenerbahçe kendini çok sıkmadan 2/0 öne geçti
Oyun bu şekilde sürecek diye beklerken bir anlık konsantrasyon kaybı sonrasında Beşiktaş'ın golü gelse de takım izleyenlere '' farklı '' olduğunun mesajını veriyordu. Oyuncu değişiklikleri ile Fenerbahçe yedek takımına dönüp Beşiktaş Fenerbahçe'ye göre nispeten daha az değişiklik yapınca Beşiktaş maçı 3/2 kazandı. Ancak kazandığı sadece bir hazırlık maçıydı. Zira Fenerbahçe takımı oynadığı futbolla Beşiktaş'tan çok daha iyi olduğunu ortaya koymuştu. Beşiktaş adına ise takım bazında çok fazla şey söyleyemesek de 10 numaralı oyuncuları Muhammed Şahingöz yetenek olarak, 5 numaralı oyuncuları ise fizik olarak takımdan ayrı bir yerde duruyordu.
Bu sezon daha fazla U-16 maçıyla karşısınızda olup daha fazla oyuncu tanıtacak olsam da ilk etapta gözüme çarpan birkaç oyuncudan bahsetmek gerekiyor. Öncelikle kaleci Anıl Demir çok başarılı , geride takımına güven veren bir kaleci. Zaten yaş grubunda da Milli olması onun yeteneklerinin farkında olan birilerinin olduğunun ispatı... Kaleciliği kadar oyun kuruculuğu ; yani ayak gücü ne seviyede şuan için net birşey söyleyemiyorum. Ancak epey iyi kaleci olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Macaristan'da ki turnuvanın en değerli kaleci seçildiğini de ekleyelim.
Sağ bek Egemen Zengin, Kayseri'ye kiralanan Okan Alkan kadar yetenekli olmasa da hücuma katılması ve savunma disiplini ile göze batan diğer isimlerden. Sert, topla sağ bek oyuncusuna göre iyi seviyede. Zaten herhangi bir bek oyuncusunu Okan Alkan ile kıyaslamak ona yapılmış büyük haksızlık olur. Zira Okan bir sağ bek oyuncusunun sahip olabileceği en üst seviyede yeteneğe sahip bir oyuncu.
Orta sahanın ortasında oynayan ve 8 numara giyen Bertuğ, yetenekli ve teknik bir solak. Çok isabetli derin toplar atıp, oyunu orta sahada iyi yönlendiriyor. Savunma anlamında da çok üst seviyede olmasa da şok preslerle ve birebir mücadelelerde top kazanmasını biliyor. Saf sol ayağının yanına bir de bu özelliğini daha da geliştirerek koyarsa kendisini bir anda iki siklet öteye taşıyabilir diye düşünüyorum.
Forvet arkası oyuncusu İbrahim Serdar takımın en farklı ve özel oyuncularından. Milli Takımlarda sağ bek oynayan, zamanında stoper oynamışlığı olan bir forvet arkası oyuncusu. Kısacası hocanın elinde çok yönlü iyi bir joker ve tabi iyi bir lider oyuncu var. Onun sağ bek ve stoper performanslarını hiç izlemesem de mücadele azmi ve devamlılığı sebebiyle buralarda oynayabilmesine şaşırmadım. Forvet arkası oyuncusu için de tekniği iyi seviyede olan İbrahim, zaman zaman Alex tarzında yaptığı topsuz koşuları ile forveti ikileyip süpriz goller atan iyi bir pasör. Şutları da gayet net ve etkili. Şahsen A2 takım seviyesinde oynayabilir gibi geldi bana. Zaten zamanla oralara geleceğinden de hiç şüphem yok. Dünya Şampiyonası'nda elde ettiği gol krallığı da bunun ispatı olsa gerek...
Forvet oyuncusu Aziz Ceylan'da bu özel grubun en özel oyuncularından. Defans oyuncuları için '' bela '' denilebilecek özelliklere sahip. Ve topla münasebeti de gayet iyi gibi gözüküyor. Stil olarak Torres'e benzettim kendisini. Onun da Cv'sinde Macaristan'da kazandığı gol krallığının olduğunu ekleyelim.
Esasen bu takımdaki oyuncularının hepsi çok özel ve meziyetli oyuncular. Stoperler Mehdi ile Çağrı, açık oyuncusu Melih, ( Fenerbahçe.org sağolsun ) ismini bilmediğim sol bek oyuncusu ( edit: Hocamız adının Yasir olduğunu söyledi ) ve Ramazan Civelek'te bahsedebileceğimiz oyuncular ancak onlar bir sonraki yazıya kalsın.
Bu çocukları bir de Dereağzı'nda izleyin derim.Ancak izleyemesenizde biz yerinize izleyeceğiz ve işallah 3/4 sene daha önceden yazmaya başladığımız Gökay ve Okan abileri kadar iyi oyuncular olmaya aday bu yetenekli gençleri burada tanıtmaya devam edeceğiz.
Bu sezon daha fazla U-16 maçıyla karşısınızda olup daha fazla oyuncu tanıtacak olsam da ilk etapta gözüme çarpan birkaç oyuncudan bahsetmek gerekiyor. Öncelikle kaleci Anıl Demir çok başarılı , geride takımına güven veren bir kaleci. Zaten yaş grubunda da Milli olması onun yeteneklerinin farkında olan birilerinin olduğunun ispatı... Kaleciliği kadar oyun kuruculuğu ; yani ayak gücü ne seviyede şuan için net birşey söyleyemiyorum. Ancak epey iyi kaleci olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Macaristan'da ki turnuvanın en değerli kaleci seçildiğini de ekleyelim.
Sağ bek Egemen Zengin, Kayseri'ye kiralanan Okan Alkan kadar yetenekli olmasa da hücuma katılması ve savunma disiplini ile göze batan diğer isimlerden. Sert, topla sağ bek oyuncusuna göre iyi seviyede. Zaten herhangi bir bek oyuncusunu Okan Alkan ile kıyaslamak ona yapılmış büyük haksızlık olur. Zira Okan bir sağ bek oyuncusunun sahip olabileceği en üst seviyede yeteneğe sahip bir oyuncu.
Orta sahanın ortasında oynayan ve 8 numara giyen Bertuğ, yetenekli ve teknik bir solak. Çok isabetli derin toplar atıp, oyunu orta sahada iyi yönlendiriyor. Savunma anlamında da çok üst seviyede olmasa da şok preslerle ve birebir mücadelelerde top kazanmasını biliyor. Saf sol ayağının yanına bir de bu özelliğini daha da geliştirerek koyarsa kendisini bir anda iki siklet öteye taşıyabilir diye düşünüyorum.
Forvet arkası oyuncusu İbrahim Serdar takımın en farklı ve özel oyuncularından. Milli Takımlarda sağ bek oynayan, zamanında stoper oynamışlığı olan bir forvet arkası oyuncusu. Kısacası hocanın elinde çok yönlü iyi bir joker ve tabi iyi bir lider oyuncu var. Onun sağ bek ve stoper performanslarını hiç izlemesem de mücadele azmi ve devamlılığı sebebiyle buralarda oynayabilmesine şaşırmadım. Forvet arkası oyuncusu için de tekniği iyi seviyede olan İbrahim, zaman zaman Alex tarzında yaptığı topsuz koşuları ile forveti ikileyip süpriz goller atan iyi bir pasör. Şutları da gayet net ve etkili. Şahsen A2 takım seviyesinde oynayabilir gibi geldi bana. Zaten zamanla oralara geleceğinden de hiç şüphem yok. Dünya Şampiyonası'nda elde ettiği gol krallığı da bunun ispatı olsa gerek...
Forvet oyuncusu Aziz Ceylan'da bu özel grubun en özel oyuncularından. Defans oyuncuları için '' bela '' denilebilecek özelliklere sahip. Ve topla münasebeti de gayet iyi gibi gözüküyor. Stil olarak Torres'e benzettim kendisini. Onun da Cv'sinde Macaristan'da kazandığı gol krallığının olduğunu ekleyelim.
Esasen bu takımdaki oyuncularının hepsi çok özel ve meziyetli oyuncular. Stoperler Mehdi ile Çağrı, açık oyuncusu Melih, ( Fenerbahçe.org sağolsun ) ismini bilmediğim sol bek oyuncusu ( edit: Hocamız adının Yasir olduğunu söyledi ) ve Ramazan Civelek'te bahsedebileceğimiz oyuncular ancak onlar bir sonraki yazıya kalsın.
Bu çocukları bir de Dereağzı'nda izleyin derim.Ancak izleyemesenizde biz yerinize izleyeceğiz ve işallah 3/4 sene daha önceden yazmaya başladığımız Gökay ve Okan abileri kadar iyi oyuncular olmaya aday bu yetenekli gençleri burada tanıtmaya devam edeceğiz.
Etiketler:
Anıl Demir,
Aziz Ceylan,
Bertuğ Başdemir,
Çağrı Ağaç,
Egemen Zengin,
Fenerbahçe U-16,
Fenerbahçe-Beşiktaş U-16,
FenerbahçeU-16 takım raporu,
İbrahim Serdar Aydın,
Tamer Sivrikaya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)