Cristoph Daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cristoph Daum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2010 Perşembe

Keşke Sadece Resimle Kalsaydı...

http://www2.pictures.gi.zimbio.com/Traditional+Carnival+Hesse+Rhine+Area+1hNFAJdxrNhl.jpg

Uzun zaman oldu blogu güncellemeyeli.. Haliyle bu süre zaafında çok hareketli günlerde yaşandı futbol piyasasında. Karavana yaptığımız grup tahminleri, Stoch transferi vb. birçok şey.. Ama zaman bulabilseydim sadece Daum-Fenerbahçe-Aykut üçgenine dair birşeyler karalamak isterdim...

Bir hoca düşünün. Klup tarihinin en başarısız sezonlarının birinden sonra eline verilen genç oyuncularla yola çıkmayı göze alsın. Bununla yetinmesin, şampiyon olsun.

Bir hoca düşünün. Geçmişine bakmadan , kim olduğunu bilmeden sürekli acımasızca eleştirilsin. Genç oyuncu yetiştirmiyor denilsin; Sammerleri kendileri yetiştirmişcesine.. Ya da Kohlerleri.. İstiklal Marşı okumasına dahi laf edilsin, samimiyetsiz denilsin. Ama en iyi bildiği işi , en berbat şartlarda yapmak için elinden geleni yapsın. Ve aldığı enkazlardan temel atmayı geçtim; bina dahi yapmayı becerebilsin.

Bir hoca düşünün. Göreve geldiği zamanlarda transferlerini kendisi yapamasın ona sadece '' al ve oynat'' denilsin.. O senelerdir üstüne bir gram koyamayan Serkan Balcılara orta yapmayı öğretmek için gece 00.30 da dönsün eve. Ya da Ümit Özat'tan son 10 yılda en fazla fayda sağlanan bek oyuncusu yaratsın. Tuncay'a oyun kimliği, karakteri kazandırsın.

Herkes '' Özer'i niye oynatmıyorsun..'' diye eleştirirken sabırla doğru zamanı beklesin, oynattığında ise '' Bu adamı niye oynatıyorsun?'' diye küfürler yesin...

Ve böylesine spor kültüründen uzak samimiyetsiz bir ortamda, hayatında kontratında alması garanti altında olan paranın onda birini dahi görmemiş insanlar tarafından '' paragöz '' olarak nitelendirilip arkasına teneke bağlanarak , resimdeki hale getirilerek yollansın... Bu klube neler verdiğine bakılmaksızın... Oyuncu tercihleri, geçmişteki hataları, teknik bilgisi gibi hususlarda edilen laflar bir yana oturuş kalkışına ,kadar inilerek birsürü saygısız ithamlarda bulunarak...

Aykut Kocaman gibi bir efsanenin gelişine; onun duruşundaki adamlığa, gözündeki karalığa, taşıdığı anlamlara dair yaşanacak sevinci, ortamı böylesine bulandırarak gölgeleyen kurumsallar... Yapılan yanlış Daum'un gönderilmesi değil, bu mesaj onun gönderilmemesi gerektiğine dair hiç değil... Bu mesaj, bu yazı sadece ve sadece bu klupten her ayrılanın resimdeki hale sokulmasından duyulan rahatsızlıktan ibaret... Bir de; böyle bir değeri böylesine büyük bir kaos ortamı yarattıktan sonra göreve getirerek 1-0 geride başlamasına sebep olunmasına duyulan öfkeden ibaret.

Yinede hoşgeldin efsane... ''Daum gitsin, Aykut kalsın.'' diye köşelerinde yazanlar, tribünlerde saf tutanlar yine '' Aykut gitsin, X gelsin'' diye ilk olarak tempo tutanlar olacak merak etme... İnşallah bu sefer her kaçan şampiyonlukta kelle alanlar, 10 senede 10 hoca değiştirip 3 defa şampiyon olmaktansa 10 senede 1 hoca ile daha fazla başarı kazanacaklarının farkında olurlarda o tempo tutanlara inat arkanda dururlar...

Farkındaysan '' inşallah böyle bir değere sahip çıkarlar'' diyemiyorum zira dini kupa imanı şampiyonluk olan böyle samimiyetsiz bir ortamda senin Fenerbahçe için ifade ettiğin anlam farklı bir Galatasaray mağlubiyetinden sonra yerle bir olmaya yetebilir kimi taraflarca... İşte tam bu sebeple , ifade ettiğin değerleri de bir kenara bırakarak diyorum ki; işallah dini kupa imanı şampiyonluk olanlar bu inançlarına istikrar ile daha sıkı tutunacaklarını anlarlar...

Barcelona gibi Fenerbahçe yaratman, Pep Guardiola gibi hoca olman, Sir Alex Ferguson-Arsene Wenger gibi bir beyin olman değil de Fenerbahçe gibi Fenerbahçe yaratman, Aykut Kocaman gibi hoca ve beyin olman dileğiyle. Tekrar hoşgeldin. 70 e kadar oyuncu değiştirmeyi unutmaman dileğiyle... Takım istediği sonuca ulaşamadığında kaza ile forvet çıkartıp forvet almaman dileğiyle.. Zira Guardiola Zlatan'ı çıkartıp Krkiç'i aldığında altında derin anlamlar aranacak, değişikliği görenlerin ağızlarının suyu akacak ama sen yaptığında stajyer olacaksın... Şansın bol, yolun açık ve uzun olsun.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Fenerbahçe-Diyarbakırspor Maçının Ardından


Yoldan 100 kişi çevirip şu maçın skorunu sorsanız tahminimce en fazla 1 kişi bu maçta Diyarbakırspor'a beraberlik şansı tanırdı. Ama Fenrbahçe beraberliği dahi uzatmalarda kurtardı. Futbol bundan sebep bu kadar güzel...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-07_diyar6.jpg

Fiziksel olarak kendini toparlayan Semih Şentürk ve kendini Fenerbahçe taraftarına kabul ettirmek için her maç korkunç bir efor sarfeden Mehmet Topuz'un maçı olacağını düşündüğüm bu müsabaka beklentilerimi hemen hemen hiçbir açıdan karşılayamadı. Orta saha ve Alex ile pas bağlantıları kopan Semih maç genelinde sahada yok gibiydi. Mehmet ise ona buradan yönelttiğimiz eleştirileri haklı çıkartan bir oyun ortaya koydu yine... Fenerbahçe'ye ne verdiği belli olmayan oyuncuların başında geliyor mevcut kadroda. Mücadele ve hırs... Ötesini henüz göremedik ki Mehmet çok daha fazlasını verebilecek bir oyuncu.

Tabi 3/4 maçtır durgun olan Alex'ten bahsetmezsek olmaz , adam kayırmış oluruz. Nedenini bilmiyorum ama birkaç maçtır isteksiz gibi Alex. Takım olarak form tutulan maçlarda hep Alex'in bu ortama ayak uydurduğu taktirde takımın bir kademe daha ileri gideceğini düşünmüştüm , hala beklemedeyiz.

Diyarbakırspor'un klasik Ziya Doğan takımı kimliğine büründüğünü söylemek zor değil. Sertliği ile rakibi yıldırmaya çalışan ve mümkün mertebe topun arkasına geçmeye çalışan bir takım. Kimse aksini beklemiyor , bundan sonra her takım Diyarbakır olacak. Ama Diyarbakır bir farklı , ben bu lige Denizli ile beraber yakıştıramıyorum Diyarbakırspor'u. İstanbul Büyükşehir'den tutun Kasımpaşa'ya kadar kısıtlı imkanlarına rağmen belirli bir oyun mantığı içinde hareket eden takımların olduğu yerde fazla zevksiz geliyor oynadıkları futbol.

Senelerdir ülkemizde top koşturan Ayman hayatının golünü attı tebrik etmek gerek. Ancak o gol çıkar mıydı hala kafamı kurcalamıyor değil...Volkan Tazameta'nın ayağından aldığı topu kalesinde görseydi böyle düşünmezdim mesela.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-07_diyar11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-07_diyar12.jpg
Cristian ve Andre tribündeki homurtuların aksine faydalı oynadılar. Bilica tribünden alkış alsada yerini fazla kaybediyor , bu kadar yürek fazla gibi. He kendisini beğeniyor muyum ; ''evet çok beğeniyorum'' dahi diyebilirim ama daha dengeli ve kontrollü olmalı bence. Top ayağına gelsin ve o da çalım atsın diye bekleyen mahalle arasında top oynayan çocuklar gibi...Yalnız mevzu yanlış anlaşılmasın ; topla arasının bu derece iyi olması değil eleştirilen... Eleştirilen nokta Bilica'nın yerini fazlaca kaybetmesi ve bunun sonucunda Lugano'nun çok zor durumları düşmesi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-07_diyar4.jpg
Sene başında Özer için çıkartılan isyanlar duralı çok oldu artık tribünde yeni moda Özer'in dışarı alınmasını söylemek oldu. Böyle bir ülkede yaşıyoruz, malesef diyecek birşey yok bu konuda daha fazla. Ancak ben Özer Hurmacı'nın takıma farklılık kattığını savunuyorum oynadığı bölge ve oyun karakteri itibari ile top kaybı yapması çok doğal bir durum. Bu kadar fazla yapmamak şartı ile ki o da hala hazır değil zaten... Sakatlanması çok talihsiz gelişme.

İkinci yarı ne gibi değişiklikler yapılabileceğini devre arasında fazlaca düşünen birisi olarak merakla Daum'un hamlelerini bekledim. Bana göre alanı iyi daraltıp ortasaha ve forvet arasında bağı kopartan bir takım karşısında oyuna forvet almak hatadır , 20 forvetin olsa dahi sonuç vermez.Ancak bu bazen sonuç verebiliyor , Daum belki buna , belki hislerine , belkide ne olduğunu tahmin edemeyeceğimiz bir olguya dayanarak bu hamleyi yaptı ama başarısız oldu . Buradan hareketle hamlenin yanlışlığı çokça eleştirilecektir; futbolda doğruları %99 oranında sonuca göre oluşan bir spor dalı değil midir zaten?

En azından ülkemizde diyelim tekrardan...

Hakeme girmeyeceğim , Sivasspor maçında işaret ettiklerimiz başa geldi ve bu dakikadan sonra ağlamanın bence lüzumu yok. Doğru zamanda doğru açıklamalar yapılsa idi bu iş böyle olmazdı , penaltıda verilirdi ''en az 5 dk '' denilmesine rağmen daha az oynatılmazdı uzatmalar...Üstüne üstlük oyun uzatmalarda uzun süre durmasına rağmen böyle oldu ki tebrik etmek gerek hakemi üstüne aldığı görevi layıkıyla yerine getirdi gibi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-07_diyar14.jpg
Puan kaybına rağmen takıma futbolundan Daum'a değişikliklerinden dolayı kızamıyorum zira 20-45 dakikaları arası ile yine 60-90 dakikaları arasında en son yine Daum zamanında gördüğüm şekilde bir baskı kurdu Fenerbahçe. Ben bu oyundan keyif almak için kombine bilet alıyorum ve dünki mücadeleden keyif aldım.

Özer ve Lugano'nun sakatlıkları ise gecenin en tatsız anlarıydı. Galatasaray'lı Jo'nun sakatlanması ile dalga geçenler , bunun bir spor olduğunun farkında varmayıp bundan keyif duyanlar dünde keyif almışlardır umarım. Ancak ben duymadım hatta çok üzüldüm diyebilirim. Bu maça yazısının bu kadar geç yazılmasının sebebide budur , kısa süreli olarak devre dışı kaldık sakatlık haberleri ile; futbol konuşma isteğimiz törpülendi kısa bir süreliğine... Uğur'a da , Jo'ya da , Lugano'ya da , Özer'e de geçmiş olsun dileklerimi ileteyim bu vesileyle...

Beklenmedik bir beraberlik aldı Fenerbahçe diyerek bağlayalım maç yazısını. Ancak başın yere eğilmesi için herhangi bir sebep yok , Fenerbahçe'nin sakatlıklara rağmen rakiplerin önündeki yerini muhafaza edecek gücü var.

20 Aralık 2009 Pazar

Trabzonspor Maçının Ardından



Geçen hafta bu haftaya yönelik iyi dileklerimle nihayet vermiştim yazıma. Açıkça dile getiremesemde böyle bir diriliş bekliyordum içten içe.Ancak bu kadar keyifli bir maç dabeklemiyordum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-20_trabzon11.jpg
Maça hemen hemen herkesin kafasındaki 11 ile başladı Fenerbahçe. Oyunu tutmayı amaçlayarak maça Vederson ile de başlanabilinirdi ancak son haftalarda kendini iyice göstermeye başlayan Özer'i tercih etti Daum. Bu da basında Özer üzerinden kriz yaratmak isteyenlerin ve yine Daum'u korkaklıkla suçlayanların düşünmesi gereken bir husustur gözümde. Özer fiziksel anlamda tam hazır olmasa da takıma bireysel yetenekten çok daha fazlasını katıyor. Attığı derin toplarla ileride oynayan oyuncular normalden çok daha fazla pozisyona giriyor ki bu da takımın Alex'e bağlılığını azaltan bir olaydır. Yine Fenerbahçe'nin çok çeşit hücum yapmasını sağlayan pozitif bir katkıdır. Hazır olduğunda çok daha iyi olacak Özer Hurmacı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-20_trabzon15.jpg
Hızlı başlayan mücadele erken goller olabilirdi. Ancak buna Guiza ve Trabzonspor atağını kesen yardımcı hakem izin vermedi. Çok düşük yüzdeyle gol atan ve her hafta buralarda eleştirdiğimiz Guiza'nın iki haftadır takımı galibiyete taşıması düşündürücü. Yine Semih Şentürk'ün 90 dakika oynadığında dahi giremediği pozisyon sayısına 20 dakika içinde girmesi ayrıca düşünülecek başka bir olay. Devre arasında fizik yükleme yaparak bu devrede attığından çok daha fazlasını atabilir Guiza. Zira ikinci yarının ortalarından sonra düşme potasında olacak takımlarda kapanamayacak Fenerbahçe'ye karşı ki bu da tam Guiza'lık maçlar izleyebileceğimiz anlamına gelir.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-20_trabzon5.jpg
Trabzonspor oyunun belirli bölümlerinde Cale destekli Gabriç kanadından etkili oldu. Ben bu maç Gabriç'i çok beğendim, düz ve çok faydalı oynuyor. Şenol Güneş'in onu oyundan alması yanlıştır gözümde. Bunun yanında Colman'ı da kenara alarak oyuna müdahale anlamında sınıfta kaldı bugün bence. Karşı cephede ise Daum'un oyuna bugün çok iyi müdahale ettiğini söyleyebiliriz.Zorunlu Guiza-Semih değişikliğini yapmayı düşünüyor muydu kestiremiyorum ancak şu formsuz haliyle bile Semih topun rakip yarı sahada kalmasında oldukça etkili oldu. Özer'in oyundan düştüğü dakikalarda yapılan Vederson hamlesi ve yine Emre-Deniz değişikliği çok yerindeydi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-20_trabzon14.jpg
Fenerbahçe'de bugün Cristian iyi mücadele etti, faydalı futbol oynadı.Andre de Carlos'un gidişiyle geçtiği sol bek mevkisinde iyi bir performans ortaya koydu. Birkaç yanlış pas tercihi dışında Bilica ve Lugano da gayet etkiliydiler ancak maçın adamı yine Alex'tir gözümde. Oyunu soğutmaları, futbol aklı bir yana Guiza'ya yaptığı asist ayakta alkışlanacak cinstendi. Böyle bir zamanlama ve sıçrama kabiliyeti çoğu forvet oyuncusunda yok. O topu ligin havadan en etkili olan ikililerinden Song-Egemen arasında iken indirmesi olayın özetidir zaten...

Galibiyet kadar anlamlı ve güzel birşey daha vardı bugün sahada. O da Guiza'nın attığı golden sonra takım halinde yaşanan coşku ve kenetlenmeydi. Guiza'nın attığı o golden sonra Semih Şentürk'ün yanına gitmeside bir başka güzellikti. Ve burada Semih Şentürk'e belkide haketmediği ithamlarda bulunan bizlere bir cevaptı. Özür dilerim Semih Şentürk, ayağınıza;yüreğinize sağlık çocuklar...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-12-20_trabzon19.jpg



İlk yarı lider bitirildi bu galibiyetle. Darısı lig sonuna diyelim.
Related Posts with Thumbnails