Sol açıktan akın akın geliyordu. İlk yarıda rakip defansı bayıltarak boş kaleye yuvarladığı top onu kesmemişti. Boleslavlı savunmacılar çaresizdi...Zira karşılarında aklı ayakları ve bedeninden daha hızlı bir adam vardı. Şöyle bir baktı... Defans oyuncusunun arkasındaki kalecinin yerini kesiyordu... Ölçüyor derken defans oyuncusunu geçmeye dahi girişmeden kalecinin soluna yuvarladı topu. Direk dibine. Maç 4-0 olmuştu. Ama sahada skordan daha güzel birşey vardı parçalılar için. '' Ben buradayım. '' diyordu. Tam o an Ribery'i yok pahasına kaybetmenin hüznü Arda'nın ayaklarında kayboluyordu parçalı severler için. Bir yandan rakip savunmacıları bağlıyordu birbirine... Bir yandan da sınırı olmadığını gösteriyordu. Bordeaux maçında rakibine attığı kafada da bir yıldızlık vardı; basın karşısındaki gevşek tutumlarında da... O oradaydı. Ve adım adım büyüyordu...
Kimi futbolcular vardır. Belki çok fazla skor üretmezler ve sahada gözükmezler ancak takımları için çok önemli parçalardır. Onlar olmadan da olabilir ancak onlar varken daha iyidir herşey. Yardımcı oyuncu olmak için doğmuşlardır. Kimisi rolünü bir türlü benimseyemez ve zamanla başrole kadar yükselir. Ama bu başarı hikayeleri bile '' başrol için doğmuş olanlar '' kadar ilgi çekici değildir. Arda gibidir başrol için doğmuş olanlar. Yaşı ya da tecrübesi ne olursa olsun sahada farklı bir tat verirler. Bazen ilk resmi maçında gol atma şansına sahiptirler ama çoğunlukla zamanla gelişim katederler. Ve bu gelişimleri esnasında ne kadar formsuz olsalar da sahada dikkat çekmeyi başarırlar. '' Şu 16 numarayı görüyor musun? Ne kadar farklı duruyor sahada diğerlerinden '' dedirtirler en alakasız pasında bile.
Bugün oyuna girdiği dakikadan itibaren '' alakasız '' diye nitelendirebileceğimiz hiç bir icraati olmadı Beykan'ın. Bilakis her hareketi akıl, yetenek ve yıldızlık kokuyordu. Top ayağında iken konsantrasyonu ve isteği yeterli seviyede ise topu almak imkansız gibiydi ancak bunlar olmasa dahi topu ayağından almak epey zor 95 doğumlu A Takım adayının. Aslında geçtiğimiz sezonlarda A Takıma alınmasını beklediğim bir isimdi Beykan, zira 3 senedir A2 takımda ki bu da yaklaşık 14-15 yaşlarından itibaren burada olduğu anlamına geliyor. Beklenilen bir türlü gerçekleşmemesine karşılık Beykan bu yolda ilerlemekte ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi bugün. Üst yapıya dahil olmak isteyen oyuncuların buralarda ciddi farklar yaratması gerektiğini düşünen birisi olarak oyunda kaldığı neredeyse yarım saatte verdikleri ile mest etti izleyenleri. İki sene önce bağladığı dört stoper maç sonunda hala çözülemezken kendisine '' Messi golü attın '' diyen arkadaşına '' aa, böyle gol atabilen başkalarıda mı var '' demesi de farklı, bugün ipe dizdiği 3. oyuncunun dayanamayıp kendisini biçmesi sonrasında sahada onu kovalaması da... Keza oyuna girer girmez yaptığı inceden sonra biçilmesine pis pis sırıtarak karşılık vermesi de...Gökay abisi gibi çok iyi bir yardımcı oyuncu adayı değil kesinlikle Beykan. Bilakis Recep Niyaz gibi katıksız bir yıldız adayı. Okan Alkan gibi farklı meziyetlere sahip ancak bunun yanında saha görüşü Gökay gibi... Yaşına rağmen gücü ve sahada soyunduğu rol böyle yazdırıyor işte kendisini... Ek olarak 1,78 olan boyuna rağmen çok iyi bir hava hakimiyetine sahip Beykan ki adam geçme özelliğinden filan bahsetmiyorum bile. Bugün hem '' getiren '' hem de '' bitiren '' rollerini çok iyi oynadı. Böyle devam etmesini umut ediyorum. Eminim onu kuşbakışı izleyen Aykut Kocaman' da böyle düşünüyordur.
Biraz da maça değinmek gerekirse...A2 takımı İsmail Aslan, Gökay, Okan, Berk Elitez, Hasan Erbey, Görkem Kulbay'ın olduğu takım kadar potansiyelli değil ancak kesinlikle daha takım gibiler. Bunda hocanın payı da önemli gibi. 96 doğumlu Aziz Ceylan'ı maç boyunca kenardan teşvik eden ve istisnasız her golde oyuncuların büyük bir mutlulukla kucağına zıpladıkları hoca bir an bile yerine oturmadı. Stoper Koray Gülsüm, ortasaha Oğuz Mataracı ve iki gol atan Eren Yeniçeri'nin gelişimleri izlenmeye değer. Tabi 16'lık Aziz Ceylan'da... Henüz bu seviyeye tam oturmuş bir görüntü çizmese de pas kanallarına yaptığı koşular ve santrafor hareketleri ( ön direk koşusu gösterip arkadan skor üretmek gibi ) ilgi çekici Aziz'in. U14 takımından beridir kendisini izlediğim için üstüne koyarak devam edeceğinden şüphem yok. Umarım hepsi için sakatlıksız bir sezon olur ve 2-3 senedir kaydettikleri hızlı gelişime devam ederler.
Karşıyaka'ya dair de birşeyler yazmak isterdim ancak epey vasat bir takım Karşıyaka A2 takımı. Bakalım, belki Perşembe günü Manchester City maçında hakkında birşeyler yazdıracak oyuncu olur rakipte... Beykan'ı daha fazla zorlayacak oyuncular...
Manchester City maçından sonra görüşmek üzere.
Fenerbahçe A2 Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe A2 Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Eylül 2012 Cuma
13 Aralık 2011 Salı
Fenerbahçe-Güngören A2 Maçının Ardından
Hasta olmamdan ötürü Dereağzı'ndan takip edemediğim bir maçı yazma niyetinde değildim. Ancak özellikle Recep Niyaz bu düşüncemi değiştirdi.
Maçı Fenerbahçe A2 Takımı üstün bir oyunla 5-0 kazandı. Sonucu ortaya çıkartan birçok sebep var, mesela Ömer Kandemir'in takıma dönüşü, Güngören'in nispeten zayıf bir ekip olması gibi. Dolayısı ile yine kişisel performanslara dayalı bir not düşme niyetindeyim...
Öncelikle Ömer Kandemir'in oynadığı maçlarda Fenerbahçe'nin farklı bir performans sergilediğini söyleyelim. Temposu, oyun için devamlılığı ve kararlılığı iyi seviyede Ömer'in. Dahası top tekniği ve hücuma verdiği destek gibi hususlarda da Okan Alkan'dan sonra oyuncu beğenmenin çok zor olduğu bir mevki ve ortamda takip edilebilir bir profili var. Bugün yine çok faydalı ve etkiliydi. Sakatlıktan ve şanssızlıktan uzak bir ikinci yarı geçirir umarım.
Gökay İravul bugün geçmiş maçlara nazaran iyi olsa da benim tandığım Gökay bu değil. A2 takımında oynamaktan mı şikayetçi, yoksa başka bir problem mi var bilemiyorum ama benim tanıdığım Gökay herşeyden evvel çok daha delici. Yine takıma önemli katkı veriyor, sahada '' farklı '' duruyor ama onun performanslarını 2-3 sene önce Ankaragücü'nden gelip de A2 takımla oynadığı zamanlarda '' huzursuz '' olduğunu hissettiren Abdülkadir Kayalı'ya benzetiyorum. İdmanlarda ve sahada elinden geleni yapmaya çalışması şart. Ben onun çok daha becerikli ve kaliteli bir oyuncu olduğunu biliyorum ancak tanımayanlar için kendisini biraz daha fazla tanıtsa fena olmayacak.
Berkay Öztuvan'ı genel olarak beğeniyorum. Bu sene ciddi bir fiziksel ilerleme katetmiş gibi geliyor.
Defansta, kaptan Hasan Erbey'in partneri Berkaycan Değirmencioğlu'nu geçtiğimiz senelerde izlediğimde pek beğenmememe rağmen bu sezon itibari ile çıkışta buluyorum. Hava toplarındaki hakimiyeti iyi seviyede. Ancak tabi ki olmazsa olmaz; çalışmaya devam etmeli.
Hasan Erbey geçenlerde hakkında ne yazdıysam hepsini okuduğunu söylemişti, bu maçta onun içinde birşeyler karalayalım. Kendisinin de söylediği gibi, gerçekten çok iyi çalıştığını düşünüyorum zira fiziği bunu ciddi manada kanıtlar durumda. Onun hakkında yazdıklarımı şöyle bir inceleyim dediğimde gözüme çarpan yazı üzerinden gitmek gerekirse;
eskiden yazdığım bu yazı üzerinden birşeyler ilave etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Hasan'ın hava hakimiyetine vurgu yapmışız ancak bir oyuncu Lugano'yu örnek alıyorsa bence duran toplarda en azından tehlike arzetmelidir ki Hasan'ın da bu özelliğin üstüne koyması yararına olacaktır diye düşünüyorum.
Son olarak Recep Niyaz...
Bugün hız, devamlılık, dribling ve bitiricilik özellikleri açısından olağanüstü bir gol attı Recep. Onun tarzındaki meziyetli oyuncuların skor üretmesi beni çok keyiflendiriyor. Ancak asıl önemli olan tabi ki gerek yaş, gerek fizik olarak rakiplerinden çok daha geride olmasına rağmen Recep'in bunları sahaya yansıtması, yansıtma isteği. Hakkında keskin ve çok umutlu mesajlar atmamaya çalışıyorum ancak Recep takım mağlupken de galipken de ortaya hep birşeyler koyma isteğinde. Toplu ve topsuz inanılmaz iyi oynuyor ki zaten en önemli özelliklerinden bir tanesi de topsuz oyunu oynama mahareti. Devam et Recep... Şımarmadan, hiçbir meslek dalında elde edemeyeceklerini doğru bir futbolcu olarak kazanabileceğinin bilincinde olarak , üzerindeki formanın Fenerbahçe forması olduğunu her daim aklında tutarak devam et...
Maçı Fenerbahçe A2 Takımı üstün bir oyunla 5-0 kazandı. Sonucu ortaya çıkartan birçok sebep var, mesela Ömer Kandemir'in takıma dönüşü, Güngören'in nispeten zayıf bir ekip olması gibi. Dolayısı ile yine kişisel performanslara dayalı bir not düşme niyetindeyim...
Öncelikle Ömer Kandemir'in oynadığı maçlarda Fenerbahçe'nin farklı bir performans sergilediğini söyleyelim. Temposu, oyun için devamlılığı ve kararlılığı iyi seviyede Ömer'in. Dahası top tekniği ve hücuma verdiği destek gibi hususlarda da Okan Alkan'dan sonra oyuncu beğenmenin çok zor olduğu bir mevki ve ortamda takip edilebilir bir profili var. Bugün yine çok faydalı ve etkiliydi. Sakatlıktan ve şanssızlıktan uzak bir ikinci yarı geçirir umarım.
Gökay İravul bugün geçmiş maçlara nazaran iyi olsa da benim tandığım Gökay bu değil. A2 takımında oynamaktan mı şikayetçi, yoksa başka bir problem mi var bilemiyorum ama benim tanıdığım Gökay herşeyden evvel çok daha delici. Yine takıma önemli katkı veriyor, sahada '' farklı '' duruyor ama onun performanslarını 2-3 sene önce Ankaragücü'nden gelip de A2 takımla oynadığı zamanlarda '' huzursuz '' olduğunu hissettiren Abdülkadir Kayalı'ya benzetiyorum. İdmanlarda ve sahada elinden geleni yapmaya çalışması şart. Ben onun çok daha becerikli ve kaliteli bir oyuncu olduğunu biliyorum ancak tanımayanlar için kendisini biraz daha fazla tanıtsa fena olmayacak.
Berkay Öztuvan'ı genel olarak beğeniyorum. Bu sene ciddi bir fiziksel ilerleme katetmiş gibi geliyor.
Defansta, kaptan Hasan Erbey'in partneri Berkaycan Değirmencioğlu'nu geçtiğimiz senelerde izlediğimde pek beğenmememe rağmen bu sezon itibari ile çıkışta buluyorum. Hava toplarındaki hakimiyeti iyi seviyede. Ancak tabi ki olmazsa olmaz; çalışmaya devam etmeli.
Hasan Erbey geçenlerde hakkında ne yazdıysam hepsini okuduğunu söylemişti, bu maçta onun içinde birşeyler karalayalım. Kendisinin de söylediği gibi, gerçekten çok iyi çalıştığını düşünüyorum zira fiziği bunu ciddi manada kanıtlar durumda. Onun hakkında yazdıklarımı şöyle bir inceleyim dediğimde gözüme çarpan yazı üzerinden gitmek gerekirse;
''A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...
Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.''
eskiden yazdığım bu yazı üzerinden birşeyler ilave etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Hasan'ın hava hakimiyetine vurgu yapmışız ancak bir oyuncu Lugano'yu örnek alıyorsa bence duran toplarda en azından tehlike arzetmelidir ki Hasan'ın da bu özelliğin üstüne koyması yararına olacaktır diye düşünüyorum.
Son olarak Recep Niyaz...
Bugün hız, devamlılık, dribling ve bitiricilik özellikleri açısından olağanüstü bir gol attı Recep. Onun tarzındaki meziyetli oyuncuların skor üretmesi beni çok keyiflendiriyor. Ancak asıl önemli olan tabi ki gerek yaş, gerek fizik olarak rakiplerinden çok daha geride olmasına rağmen Recep'in bunları sahaya yansıtması, yansıtma isteği. Hakkında keskin ve çok umutlu mesajlar atmamaya çalışıyorum ancak Recep takım mağlupken de galipken de ortaya hep birşeyler koyma isteğinde. Toplu ve topsuz inanılmaz iyi oynuyor ki zaten en önemli özelliklerinden bir tanesi de topsuz oyunu oynama mahareti. Devam et Recep... Şımarmadan, hiçbir meslek dalında elde edemeyeceklerini doğru bir futbolcu olarak kazanabileceğinin bilincinde olarak , üzerindeki formanın Fenerbahçe forması olduğunu her daim aklında tutarak devam et...
5 Aralık 2011 Pazartesi
Fenerbahçe-Kartal A2 Maçının Ardından
Bugün Dereağzı'nda seyir zevki açısından oldukça düşük kalitede bir maç vardı. Ancak 0-0 biten maçı izlenir kılan, dikkat çekici oyuncular yok değildi.
Özellikle İlyas Yılmazer'den bahsetmek lazım ilk etapta. Herşeyden evvel belirtmek gerekiyor ki istikrarlı bir oyuncu İlyas. Sezon içinde oynadığı maçlarda takıma verdiği katkı her zaman üç aşağı beş yukarı aynı. Sadece sol bek de oynadığı zaman kendini bu maçtaki kadar göstereceği alanlar bulamıyor doğal olarak... Bugün ise çok iyi bir sol açık performansı verdi. Topla çok seri ve dönüşleri inanılmaz hızlı. Olağanüstü bir yetenek demek elbette güç ancak bu yaş grubu için artık yavaş yavaş fazla geldiğini belirtmek lazım. Adam eksiltmesi, sertliği, boyunun kısa olmasına karşılık özellikle üst bölgesinin genişliği ve seriliği ile A takıma geçişin sinyallerini vermeye başladı. İki sene önce geldiği Pendikspor'da A takımda da oynamışlığı olduğunu belirtmek lazım. İstikrarı ve yükselen çizgisi ile bana çok büyük umut veriyor İlyas... Yalnız şahsi fikrim hücuma katılma zamanı ve ters kademe gibi temel bek öğretilerini bünyesine katıp bek oynarsa çok daha iyi performanslar verebilir. Bugün onu sol açık performansı ile çok beğendim ancak kimi oyuncular arkadan geldiğinde daha etkilidirler ya, İlyas'da da bu söz konusu olabilir. Gerçi orada oynayamasa da, bugün oynadığı ön tarafta da gayet etkili, önümüzdeki senelerde A Takım'ın sol açık rotasyonuna katılması şaşırtıcı olmayacak benim için.
Recep Niyaz ilk yarı sonunda oyundan alınmasına karşılık topu her ayağına alışında nasıl bir futbolcu olduğunu gösterdi. Çok olağandışı işler yapmadı, skor üretemedi ancak top kontrolleri, seriliği ve adam ekarte etme becerisi yaşına göre çok fazla. Fiziksel eksikliklerini kapatmak için çok fazla zamanı olduğu için rahatlıkla Fenerbahçe'nin üst yapısına çıkıp senelerce katkı verecek yıldız potansiyelli bir oyuncunun geldiğini söyleyebiliriz.
Stoper Berkay'ı ilk izlediğim zamanlarda çok dağınık bulmuş konsantrasyon eksikliği olduğunu düşünmüştüm. Ancak özellikle son iki maçta kendisini iyi gördüm. Hava toplarında epey etkili. Tabi daha geniş alanlarda oynanan maçlarda hızlı rakiplere karşı da görmek gerekiyor.
Gökay İravul bugün geçen maça göre daha istekli ve iyiydi. Çok rahat ve oyunu iyi yönlendiriyor. Ancak bu sene bir kere gördüğüm '' A Takım havası solumuş oyuncu '' farkını sahaya yansıttığını söyleyemem.
Özellikle İlyas Yılmazer'den bahsetmek lazım ilk etapta. Herşeyden evvel belirtmek gerekiyor ki istikrarlı bir oyuncu İlyas. Sezon içinde oynadığı maçlarda takıma verdiği katkı her zaman üç aşağı beş yukarı aynı. Sadece sol bek de oynadığı zaman kendini bu maçtaki kadar göstereceği alanlar bulamıyor doğal olarak... Bugün ise çok iyi bir sol açık performansı verdi. Topla çok seri ve dönüşleri inanılmaz hızlı. Olağanüstü bir yetenek demek elbette güç ancak bu yaş grubu için artık yavaş yavaş fazla geldiğini belirtmek lazım. Adam eksiltmesi, sertliği, boyunun kısa olmasına karşılık özellikle üst bölgesinin genişliği ve seriliği ile A takıma geçişin sinyallerini vermeye başladı. İki sene önce geldiği Pendikspor'da A takımda da oynamışlığı olduğunu belirtmek lazım. İstikrarı ve yükselen çizgisi ile bana çok büyük umut veriyor İlyas... Yalnız şahsi fikrim hücuma katılma zamanı ve ters kademe gibi temel bek öğretilerini bünyesine katıp bek oynarsa çok daha iyi performanslar verebilir. Bugün onu sol açık performansı ile çok beğendim ancak kimi oyuncular arkadan geldiğinde daha etkilidirler ya, İlyas'da da bu söz konusu olabilir. Gerçi orada oynayamasa da, bugün oynadığı ön tarafta da gayet etkili, önümüzdeki senelerde A Takım'ın sol açık rotasyonuna katılması şaşırtıcı olmayacak benim için.
Recep Niyaz ilk yarı sonunda oyundan alınmasına karşılık topu her ayağına alışında nasıl bir futbolcu olduğunu gösterdi. Çok olağandışı işler yapmadı, skor üretemedi ancak top kontrolleri, seriliği ve adam ekarte etme becerisi yaşına göre çok fazla. Fiziksel eksikliklerini kapatmak için çok fazla zamanı olduğu için rahatlıkla Fenerbahçe'nin üst yapısına çıkıp senelerce katkı verecek yıldız potansiyelli bir oyuncunun geldiğini söyleyebiliriz.
Stoper Berkay'ı ilk izlediğim zamanlarda çok dağınık bulmuş konsantrasyon eksikliği olduğunu düşünmüştüm. Ancak özellikle son iki maçta kendisini iyi gördüm. Hava toplarında epey etkili. Tabi daha geniş alanlarda oynanan maçlarda hızlı rakiplere karşı da görmek gerekiyor.
Gökay İravul bugün geçen maça göre daha istekli ve iyiydi. Çok rahat ve oyunu iyi yönlendiriyor. Ancak bu sene bir kere gördüğüm '' A Takım havası solumuş oyuncu '' farkını sahaya yansıttığını söyleyemem.
3 Aralık 2011 Cumartesi
Fenerbahçe-Kasımpaşa A2 Maçının Ardından
Maç yazılarını sıcağı sıcağına yazmadığım zaman '' o an '' ki hazzı alamıyorum doğal olarak. Ancak bu maç özelinde çok önemli ve güzel performanslara şahit olduğum için geç de olsa Kasımpaşa maçına dair birşeyler karalayım istedim.
Dereağzı tribünlerinde yerimi almaya doğru giderken saha kenarında Recep Berk Elitez'i gördüm. Fizik olarak önemli bir gelişme trendi yakalamış gibi gözüküyordu. Ancak bu onun son maçlardaki formsuzluğunu ve doğal olarak sonradan oyuna girip skor katkısı yapan Emre Kara'nın onu kesmesini engellememişti.
Erten,Zeki,Berkaycan,Hasan Erbey,Devrimcan,Görkem,Gökay,Berkay Öztuvan,İlyas Yılmazer,Recep Niyaz ve Emre Kara ilk 11'i ile sahaya çıkmıştı Fenerbahçe. Kasımpaşa ısınırken gözüme çarpan fiziksel olgunlukları zor bir maç olacağı hissine kapılmama sebep olmuştu ki nitekim ilk 10 dakika top göstermedi Paşa Fenerbahçe'ye. Bunda günün '' kötü '' bile oynayamayan ismi Gökay'ın da etkisi yok değildi tabi. Görkem'in enfes derin topları ile etkili olmaya çalışıyordu Fenerbahçe. Oldu da... Ancak Emre'nin gününde olmamasından dolayı oyun anlamında zaten zor durumlara düştüğü müsabakada skoru elde etmesi de gecikiyordu. Derken klasik Fenerbahçe golü geldi. İlyas'ın kornerden ortalığı topa çok iyi yükselen Berkaycan güzel bir kafa vuruşu ile öne geçirdi Fenerbahçe'yi. Ancak orta alanda çok etkili olan ve izleyenlere gol atacağını hissettiren Kasımpaşa'nın cevabı gecikmedi.
İkinci yarıda Recep Niyaz'da Görkem'e eşlik etmeye çalışsa da Görkem'in 2/3 tane gollük pasını değerlendiremeyen Emre Görkem ve Recep'in bireysel çabalarını gölgeliyordu. Değişiklikte gecikmedi. Ve Emre Kara'nın yerine oyuna giren Recep Berk Elitez, Görkem'in ikramlarından birini oyuna girdiği gibi skora çevirip Fenerbahçe'yi öne geçiriyordu. Ancak son dakikalarda gelen Kasımpaşa golü ile maç 2/2 bitti. Nitekim maçın hakkı da beraberlikti.
Oyuncu özelinde birkaç şey yazacak olursak öncelikle Gökay'dan bahsetmek gerekiyor sanırım. Ben sahadaki Gökay'ı tanıyamadım. Bazen futbolcular kötü oynayabilirler, maçı tutturamayabilirler ancak Gökay kötü bile oynayamadı. Maçın başından sonuna kadar sahada var mıydı yok muydu belli değil gibiydi.
Ön libero Berkay oynadığı temiz futbolla bir kez daha dikkat çekti. Çok net ve garanti oynuyor. Basit oyununu bile zevk vererek seyrettirmeyi başarıyor. Umarım çizgisi devam eder.
Recep Niyaz özellikle ikinci yarı elinden geleni yaptı. Çok net futbol oynuyor o da. Top gelmeden ne yapacağının kararını vermiş olup herkesten önce harekete geçiyor. Yaşı sebebiyle gelişime açık olan fiziği ona bu kademede kimi ikili mücadelelerde sıkıntıya sebep olsa da oyun zekası, yeteneği ve estetiği ile gerçekten umut verdi Recep.
Son olarak Görkem Kulbay ile bağlayalım maç yazısını. Sene başında Karşıyaka'ya transferi son anda yatan Görkem'in yaşadığı bu talihsizlik bu performansını sürdürüp üstüne ufak eklemeler yaparsa büyük bir şansa dönebilir. Maçın bence en iyi performansı ondan geldi. Sağ kanattan defansın arkasına 3 tane gollük top attı ki toplardan biri havadan gelip forvetin koşu yaptığı kanalda tam anlamıyla öldü, Emre'nin topu kontrol etmek için ekstra bir çaba sarfetmesine gerek kalması. Yine ilk yarıda hareket halindeki topa baskı da varken kaptırdı gözüyle bakmama rağmen yaptığı '' Hamit Altıntop ortası '' ve ikinci yarıda rakibin sol bekini birebirde geçip attığı '' al da at '' pası maçın seyrini tamamen değiştirebilecek işlerdi. Ancak birtakım eksikler hala göze çarpmıyor değil. Bunlardan en önemlisi soldan gelişen ataklarda ceza sahasına girmekten çekinmesi ya da girmemesi. Bir kere denedi bunu Görkem, onda da gollük bir yarım vole imkanı buldu. Üst kademede '' kanat '' oyuncusu olmak istiyorsa bence bu asistçi özelliğini skorlarla da süslemeli. Oyun zekası ve tekniği ile doğru orantılı skor üretmiyor Görkem.
Kısacası A2 maçlarına gelin, size keyif verecek birşeyleri illaki bulursunuz. Birdahaki Dereağzı günlüğünde görüşmek üzere.
Erten,Zeki,Berkaycan,Hasan Erbey,Devrimcan,Görkem,Gökay,Berkay Öztuvan,İlyas Yılmazer,Recep Niyaz ve Emre Kara ilk 11'i ile sahaya çıkmıştı Fenerbahçe. Kasımpaşa ısınırken gözüme çarpan fiziksel olgunlukları zor bir maç olacağı hissine kapılmama sebep olmuştu ki nitekim ilk 10 dakika top göstermedi Paşa Fenerbahçe'ye. Bunda günün '' kötü '' bile oynayamayan ismi Gökay'ın da etkisi yok değildi tabi. Görkem'in enfes derin topları ile etkili olmaya çalışıyordu Fenerbahçe. Oldu da... Ancak Emre'nin gününde olmamasından dolayı oyun anlamında zaten zor durumlara düştüğü müsabakada skoru elde etmesi de gecikiyordu. Derken klasik Fenerbahçe golü geldi. İlyas'ın kornerden ortalığı topa çok iyi yükselen Berkaycan güzel bir kafa vuruşu ile öne geçirdi Fenerbahçe'yi. Ancak orta alanda çok etkili olan ve izleyenlere gol atacağını hissettiren Kasımpaşa'nın cevabı gecikmedi.
İkinci yarıda Recep Niyaz'da Görkem'e eşlik etmeye çalışsa da Görkem'in 2/3 tane gollük pasını değerlendiremeyen Emre Görkem ve Recep'in bireysel çabalarını gölgeliyordu. Değişiklikte gecikmedi. Ve Emre Kara'nın yerine oyuna giren Recep Berk Elitez, Görkem'in ikramlarından birini oyuna girdiği gibi skora çevirip Fenerbahçe'yi öne geçiriyordu. Ancak son dakikalarda gelen Kasımpaşa golü ile maç 2/2 bitti. Nitekim maçın hakkı da beraberlikti.
Oyuncu özelinde birkaç şey yazacak olursak öncelikle Gökay'dan bahsetmek gerekiyor sanırım. Ben sahadaki Gökay'ı tanıyamadım. Bazen futbolcular kötü oynayabilirler, maçı tutturamayabilirler ancak Gökay kötü bile oynayamadı. Maçın başından sonuna kadar sahada var mıydı yok muydu belli değil gibiydi.
Ön libero Berkay oynadığı temiz futbolla bir kez daha dikkat çekti. Çok net ve garanti oynuyor. Basit oyununu bile zevk vererek seyrettirmeyi başarıyor. Umarım çizgisi devam eder.
Recep Niyaz özellikle ikinci yarı elinden geleni yaptı. Çok net futbol oynuyor o da. Top gelmeden ne yapacağının kararını vermiş olup herkesten önce harekete geçiyor. Yaşı sebebiyle gelişime açık olan fiziği ona bu kademede kimi ikili mücadelelerde sıkıntıya sebep olsa da oyun zekası, yeteneği ve estetiği ile gerçekten umut verdi Recep.
Son olarak Görkem Kulbay ile bağlayalım maç yazısını. Sene başında Karşıyaka'ya transferi son anda yatan Görkem'in yaşadığı bu talihsizlik bu performansını sürdürüp üstüne ufak eklemeler yaparsa büyük bir şansa dönebilir. Maçın bence en iyi performansı ondan geldi. Sağ kanattan defansın arkasına 3 tane gollük top attı ki toplardan biri havadan gelip forvetin koşu yaptığı kanalda tam anlamıyla öldü, Emre'nin topu kontrol etmek için ekstra bir çaba sarfetmesine gerek kalması. Yine ilk yarıda hareket halindeki topa baskı da varken kaptırdı gözüyle bakmama rağmen yaptığı '' Hamit Altıntop ortası '' ve ikinci yarıda rakibin sol bekini birebirde geçip attığı '' al da at '' pası maçın seyrini tamamen değiştirebilecek işlerdi. Ancak birtakım eksikler hala göze çarpmıyor değil. Bunlardan en önemlisi soldan gelişen ataklarda ceza sahasına girmekten çekinmesi ya da girmemesi. Bir kere denedi bunu Görkem, onda da gollük bir yarım vole imkanı buldu. Üst kademede '' kanat '' oyuncusu olmak istiyorsa bence bu asistçi özelliğini skorlarla da süslemeli. Oyun zekası ve tekniği ile doğru orantılı skor üretmiyor Görkem.
Kısacası A2 maçlarına gelin, size keyif verecek birşeyleri illaki bulursunuz. Birdahaki Dereağzı günlüğünde görüşmek üzere.
5 Mart 2010 Cuma
Fenerbahçe-Galatasaray A2 Maçı
Aslında bu tip maçlardan önce blogdan maç hatırlatması yaparım ancak bu sefer bırakın hatırlatmayı maç yazısını bir kıymeti olmayacağını bile bile 3 gün sonra anca yazabilecek bir yoğunluktaydım. Bu sebeple buradan A2 maç yazılarını takip edenlerden özür diliyorum öncelikle.
Geçen zamandan sebep maçı önceki yazılardaki gibi derinlemesine anlatacak iştahım malesef yok. Ancak Dereağzında Fenerbahçe'nin Recep Berk Elitez'in attığı golle kazandığı maçı izleyenler için söyleyebilirim ki o maçtaki Galatasaray baskısı kadar olmasa da Fenerbahçe'nin yapmaya çalıştığı bir baskıdan bahsedebiliriz. Ancak stoper Sertaç Eren'in yapmaması gereken bir hatayı yapması sonucunda Fenerbahçe cephesi Kadıköy'de ''Lay lay lay Cimbombom '' şeklinde tezahüratlar duymak zorunda kaldı.

Bunca zaman sonra şu yazıyı yazmamın bir sebebi de Gökay İravul oldu. Kendisini sanal ortamda ilk tanıtanlardan birisi olarak Galatasaray maçında gördüğüm tablodan hiç hoşnut olmadım diyebilirim. Bir oyuncu kötü oynayabilir , gününde olmayabilir buna itirazımız yok ki bunu gayet net anlayabiliyorum; sonuçta karşındaki oyuncularda Galatasaray A2 takım oyuncuları nihayetinde... Ancak Gökay'da hiç beklemediğim bir şekilde bir ''ben''cilik sezdim ki hakemlere ve rakip takım oyuncularına olan sempatik yaklaşımlarından sebep hiç böyle bir imaj çizmemişti Gökay gözümde. Bilmesi gerekiyor ki denize daha yeni girdi , karşı tarafa yüzmesine çok var... Ve onu sevenler alttaki resmindeki sempatikliği ile sevdiler...

Galatasaray takımında sağ bek ( Caner Öztel olabilir kendileri) ve 8 numara Fenerbahçe'de ise Recep Berk Elitez ile Görkem Kulbay, Gökay konusunda yaşadığım hayal kırıklığını oynadıkları futbolla bir nebze gölgeleyen isimler oldular müsbakada. Bahsettiğim sağ bek maç boyunca ileri geri çalıştı , Gökay'ı da çok iyi pasifize etti denilebilir. Hele maçın sonunda gözümün önünde hırs bombası Devrimcan'ı kornerden dışarı fırlatışı görülmeye değerdi.( Bknz: Ariel Ortega-Ergün Penbe) Üstünde durulası bir oyuncu gibime geldi.Tabi performansı bugünlük değilse.
Diğer bahsettiğim 8 numaralı oyuncunun adını malesef bilemiyorum ancak gerek defansif gerek ofansif anlamda ciddi sıkıntı yarattı Fenerbahçe takımına. Karşısında oynayan Berkay Öztuvan'a kurduğu fiziksel üstünlüğü takımına çok olumlu şekilde yansıtmayı becerdi,iyi bir maç çıkardı.

Fotoğraftaki arkadaş olan Görkem Kulbay da klas hareketlerle oyuna güzellik katan oyunculardan oldu. Fiziği ve tekniği iyi seviyede ancak biraz daha hızlanması gerekiyor. Bir de daha önce bahsettiğimiz gibi Ronaldo tavırlarını bırakıp tarzının aşırı benzediği Arda Turan'ın futbol karakterine benzer bir oyun oynamaya çalışsa daha verimli olabilir gibime geliyor. Yine de Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu idi diyebilirim.
Dereağzındaki bir başka güzellikte Emre Çolak'ın arkadaşlarını desteklemeye gelmesi idi. Bu seviyenin üstüne çıkmasından sebep kadroda olmamasına rağmen seneye beraber girdiği arkadaşlarını desteklemesi , saha kenarında onlara akıl vermesi hoş bir olay. Devre arasında ısınan iki takım oyuncularının ciddiyet farkları kadar somut bir delildir gözümde ''Neden Galatasaray altyapısı sürekli üretiyor'' sorusuna cevaben...
Berk Elitez'e gelmeden Berkin Arslan'a da değineyim kısaca. Top kontrolü bu kadar iyi olan çok az Türk oyuncu var ancak Gökay'da gördüğüm '' A Takım '' havası Berkin'de de gözüme çarptı. Atılmayan bir pas sonrası takım arkadaşını avazı çıktığı kadar bağırarak kalaylaması da cabası. Yapma Berkin demek istiyorum da sesimizi duyurabilir miyiz acaba...

Oyuncu performanslarında son paragrafı Berk Elitez'e ayırdım. Berk normalin epey üstündeki hızının yanı sıra ilk maçta olduğu gibi boyuna rağmen hava toplarında etkili olduğunu ve sırtı dönük oynayabildiğini bir defa daha gösterdi. Eksiği olan husus ise rakip stoperi bire bir yakaladığında hızından başka numarası olmaması. Ancak yine de gole her zaman çok yakınmış gibi geliyor bana izlerken. Rakip stoperlerin sürekli halini hatrını sorması da cabası... Üst yapıya çıkmayı becerirse Türk futbolu yeni bir İlhan Mansız kazanır, dipnot olarak düşelim. '' Behlül '' Anıl mı? O çıkarsa da İstanbul geceleri yeni bir Behlül kazanır.
Ezeli rakibimizi, oyuncularını tebrik ettik ancak aşağıda okuyacağınız PFDK kararı sebebiyle de '' Bu kaç oldu arkadaş? '' diyelim izninizle. Cemal Nalga olayı hala hafızalarda tazeliğini korurken böyle büyük camialara hizmet eden antrenörlerin( ya da her kimse ) daha dikkatli olması gerekmez mi?
GALATASARAY A.Ş.'nin, 20.02.2010 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - GALATASARAY A.Ş. A2 Ligi futbol müsabakasında, Bölgesel Gençlik Geliştirme Ligi müsabakasında isim listesinde yer almış futbolcunun, aynı hafta A2 Ligi'nde isim listesinde yer almasından dolayı takdiren (3-0) HÜKMEN MAĞLUP sayılmasına...
Geçen zamandan sebep maçı önceki yazılardaki gibi derinlemesine anlatacak iştahım malesef yok. Ancak Dereağzında Fenerbahçe'nin Recep Berk Elitez'in attığı golle kazandığı maçı izleyenler için söyleyebilirim ki o maçtaki Galatasaray baskısı kadar olmasa da Fenerbahçe'nin yapmaya çalıştığı bir baskıdan bahsedebiliriz. Ancak stoper Sertaç Eren'in yapmaması gereken bir hatayı yapması sonucunda Fenerbahçe cephesi Kadıköy'de ''Lay lay lay Cimbombom '' şeklinde tezahüratlar duymak zorunda kaldı.

Bunca zaman sonra şu yazıyı yazmamın bir sebebi de Gökay İravul oldu. Kendisini sanal ortamda ilk tanıtanlardan birisi olarak Galatasaray maçında gördüğüm tablodan hiç hoşnut olmadım diyebilirim. Bir oyuncu kötü oynayabilir , gününde olmayabilir buna itirazımız yok ki bunu gayet net anlayabiliyorum; sonuçta karşındaki oyuncularda Galatasaray A2 takım oyuncuları nihayetinde... Ancak Gökay'da hiç beklemediğim bir şekilde bir ''ben''cilik sezdim ki hakemlere ve rakip takım oyuncularına olan sempatik yaklaşımlarından sebep hiç böyle bir imaj çizmemişti Gökay gözümde. Bilmesi gerekiyor ki denize daha yeni girdi , karşı tarafa yüzmesine çok var... Ve onu sevenler alttaki resmindeki sempatikliği ile sevdiler...

Galatasaray takımında sağ bek ( Caner Öztel olabilir kendileri) ve 8 numara Fenerbahçe'de ise Recep Berk Elitez ile Görkem Kulbay, Gökay konusunda yaşadığım hayal kırıklığını oynadıkları futbolla bir nebze gölgeleyen isimler oldular müsbakada. Bahsettiğim sağ bek maç boyunca ileri geri çalıştı , Gökay'ı da çok iyi pasifize etti denilebilir. Hele maçın sonunda gözümün önünde hırs bombası Devrimcan'ı kornerden dışarı fırlatışı görülmeye değerdi.( Bknz: Ariel Ortega-Ergün Penbe) Üstünde durulası bir oyuncu gibime geldi.Tabi performansı bugünlük değilse.
Diğer bahsettiğim 8 numaralı oyuncunun adını malesef bilemiyorum ancak gerek defansif gerek ofansif anlamda ciddi sıkıntı yarattı Fenerbahçe takımına. Karşısında oynayan Berkay Öztuvan'a kurduğu fiziksel üstünlüğü takımına çok olumlu şekilde yansıtmayı becerdi,iyi bir maç çıkardı.

Fotoğraftaki arkadaş olan Görkem Kulbay da klas hareketlerle oyuna güzellik katan oyunculardan oldu. Fiziği ve tekniği iyi seviyede ancak biraz daha hızlanması gerekiyor. Bir de daha önce bahsettiğimiz gibi Ronaldo tavırlarını bırakıp tarzının aşırı benzediği Arda Turan'ın futbol karakterine benzer bir oyun oynamaya çalışsa daha verimli olabilir gibime geliyor. Yine de Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu idi diyebilirim.
Dereağzındaki bir başka güzellikte Emre Çolak'ın arkadaşlarını desteklemeye gelmesi idi. Bu seviyenin üstüne çıkmasından sebep kadroda olmamasına rağmen seneye beraber girdiği arkadaşlarını desteklemesi , saha kenarında onlara akıl vermesi hoş bir olay. Devre arasında ısınan iki takım oyuncularının ciddiyet farkları kadar somut bir delildir gözümde ''Neden Galatasaray altyapısı sürekli üretiyor'' sorusuna cevaben...
Berk Elitez'e gelmeden Berkin Arslan'a da değineyim kısaca. Top kontrolü bu kadar iyi olan çok az Türk oyuncu var ancak Gökay'da gördüğüm '' A Takım '' havası Berkin'de de gözüme çarptı. Atılmayan bir pas sonrası takım arkadaşını avazı çıktığı kadar bağırarak kalaylaması da cabası. Yapma Berkin demek istiyorum da sesimizi duyurabilir miyiz acaba...

Oyuncu performanslarında son paragrafı Berk Elitez'e ayırdım. Berk normalin epey üstündeki hızının yanı sıra ilk maçta olduğu gibi boyuna rağmen hava toplarında etkili olduğunu ve sırtı dönük oynayabildiğini bir defa daha gösterdi. Eksiği olan husus ise rakip stoperi bire bir yakaladığında hızından başka numarası olmaması. Ancak yine de gole her zaman çok yakınmış gibi geliyor bana izlerken. Rakip stoperlerin sürekli halini hatrını sorması da cabası... Üst yapıya çıkmayı becerirse Türk futbolu yeni bir İlhan Mansız kazanır, dipnot olarak düşelim. '' Behlül '' Anıl mı? O çıkarsa da İstanbul geceleri yeni bir Behlül kazanır.
Ezeli rakibimizi, oyuncularını tebrik ettik ancak aşağıda okuyacağınız PFDK kararı sebebiyle de '' Bu kaç oldu arkadaş? '' diyelim izninizle. Cemal Nalga olayı hala hafızalarda tazeliğini korurken böyle büyük camialara hizmet eden antrenörlerin( ya da her kimse ) daha dikkatli olması gerekmez mi?
GALATASARAY A.Ş.'nin, 20.02.2010 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - GALATASARAY A.Ş. A2 Ligi futbol müsabakasında, Bölgesel Gençlik Geliştirme Ligi müsabakasında isim listesinde yer almış futbolcunun, aynı hafta A2 Ligi'nde isim listesinde yer almasından dolayı takdiren (3-0) HÜKMEN MAĞLUP sayılmasına...
25 Kasım 2009 Çarşamba
Fenerbahçe-Bursaspor A2 Maçı
Geçtiğimiz haftalarda Dereağzında oynanan maçlara gitmeyerek nasıl bir topçu olduğunu merak ettiğim Kapo'yu(Abdülkadir Kayalı) izleme fırsatını kaçırmıştım. Bu hafta rakip Bursaspor olunca haliyle maça gitmemiz gerekti. Böylece hem Muhammet Demir'i hem Abdülkadir Kayalı'yı bir arada görecektik.
Nitekim bugün Kapo sahadaydı. Ama gitme sebeplerimizden olan Muhammet Demir İstanbul'a gelmemişti.
Bahsedilecek çok fazla şey var ancak ilk Abdülkadir'den başlayayım.
Öncelikle Abdülkadir'in Gerrard olduğunu söylememi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacağımı belirtmek gerek. Evet güçlü fiziği, sertliği ve bugün giydiği formanın numarası bakımından Gerrard'a benziyor Kapo. Ancak oyun için sürekliliği, çalışkanlığı ve konsantrasyonu en ufak bir anımsatmaya dahi sebep olmadı. A2 takımda oynayan bir oyuncu Abdülkadir'e sene başında teknik kadronun A2 takımıyla maça çıkması gerektiğini söylediklerinde Abdülkadir'in bunu istemediğini söylemişti. Gerçekten sahada kendisini o sahadakilerden büyük gören orada olmak istemeyen bir görüntü çizdi Abdülkadir. Santra anında 4/4/2 oynayan Fenerbahçe'nin 2 ön liberosundan biriydi ama genel olarak Alex gibi takılmaya çalıştı. Girdiği topların hepsini kazandı ama yanından geçen oyunculara çok fazla müsade etti, ayak bile uzatmaya tenezzül etmedi.

Ancak yetenekli olduğu, fiziğinin bu seviyenin çok üstünde olduğu ve iyi bir oyun kafası olduğunu söylemezsek olmaz. Bu güçlü fiziğiyle oynayabileceği box to box pozisyonuna adapte olmaya çalışır ve işini tam konsantrasyonla yaparsa bu çocuk olur. Ama bugün sahaya tam konsantrasyon ile çıktıysa - ki hiç sanmıyorum- Abdülkadir çok büyük ümit beslenip ortalama bir futbolcu bile olamayanlar kervanına katılabilir.

Sahada kendisini bu seviyeye fazla gören bir topçu daha dikkatimi çekti. Milli Takım maçlarında da müthiş özgüveni ile göze çarpan Okan Alkan bugün Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki sağ bekiydi ama Dani Alves gibi sürekli ileriye çıkıp sağ ön oynayan oyuncuyu kendisinin yerine hapsetti.
Boyu kısa (1,70 imiş boyu) ancak sahada baya yer kaplıyor Okan. Fiziği gayet iyi. Hızlı, topla arası bek oyuncusuna göre çok iyi... Kısacası oldukça yetenekli. Ama söylediğim gibi kendisine olan güveni biraz başa bela açabilir cinsten. Öyle ki çoğu işi tek başına yapmaya çalışıyor, arkadaşlarını azarlıyor ve top gelmeyince oyuna küsüyor. Halletmesi gereken sadece bu konu var Okan'ın. Alves'e benzeyebilir ama henüz Alves değil. Hatta ve hatta Abdurrahman Dereli bile değil. Bu sıkıntıyı aşarsa hiçbir yerde yedek sağ bek aramasın Fenerbahçe çıkarsın koysun yedeğe, Gökhan'a birşey olursa çıkıp çatır çatır oynayacak gibi duruyor.

Daha önce blogda da ismini paylaştığım Gökay İravul ise yola tam gaz devam ediyor. Çok yönlü bir oyuncu Gökay. Çünkü çok çok extra olmasa da iyi bir top tekniği ve bitmek tükenmek bilmez bir enerjisi var. Milli Takımla Nijerya'da ön libero ve iç olarak görev yaptı oynadığı maçlarda ancak Fenerbahçe'de kanatlarda değerlendiriliyor. Bu iyi mi oluyor kötü mü oluyor tam bir teşhis koyamadım ancak ben olsam bu kadar dinamik olan ve pas yüzdesi yüksek oyuncuyu göbekte kullanırım. Kanada kitlenecek ; sadece orada git-gel yap denilecek oyuncu değil bunu net bir şekilde söyleyebilirim.
Fb TV'de nasıl gözüktü bilmiyorum ama gözükmeyen birçok pozisyonuna şahit oldum Gökay'ın. Topla akması, hiç bir extra bilek hareketi yapmadığı halde çalımını her türlü atması şüphesiz televizyon ekranına yansımıştır. Ancak Abdülkadir ve Okan'ın her topu alışında ters taraftan bomboş şekilde kopup gelmesi ve abartısız 5 pozisyonda gole gidecekken top atılmamasına karşın ısrarla 6. koşuyu yapması sanırım gözükmemiştir. Ve muhtemelen çoğu pozisyonda ''değişin, bak kademeye git, x arkan bomboş,topla koşma, topu koştur; sende yorulma bizde boş koşu yapıp yorulmayalım '' şeklinde arkadaşlarına verdiği direktiflerde duyulmamıştır. Tabi her pozisyonda top istemesi de... En komiği ise Sakarya'dan gelen sol bek Onur'a attığı golden sonra ''afferin lem kocakafa '' demesi idi. Onur'da da Gökay'da ne eksikse o eksik. Sahada oyun kafası olarak en ileri oyuncudur kendileri...
Peki ne mi Gökay'ın (dolayısı ile Onur'un da ) eksiği?
Tek eksiği Abülkadir'in fiziği. Evet her maç tekmelenmesine rağmen müthiş bir dengeye sahip olduğundan düşmeden devam edebiliyor ama bir üst seviye için daha geniş baldırlara ihtiyacı var. Gerçi ince bacak yapısına rağmen dediğimiz gibi ayakta kalıyor ve iyi de şut atıyor ama hedef bir üst seviye ise tek geliştirmesi gereken yer vücudu, tek yapması gereken sıkı şekilde vücut geliştirme idmanı. 90 dk boyunca bu kadar iştahlı oynayıp yorulmak nedir bilmemesi A2 seviyesinden fazla olduğunun başlıca ispatı zaten, en azından ben böyle az oyuncu gördüm işallah gerekli fizik idmanlarını da yapıp üst yapıya çıkar.


Oyuncuların büyük bir kısmı profesyonel olmadıkları için takım değerlendirmesinden çok oyuncu değerlendirmesi yapıyorum zira takım olgusundan ziyade bireysellik ön plana çıkıyor çoğu zaman. Oyuncuların kimileri bireysel olarak ön plana çıkmak istiyorlar ( Abdülkadir, Okan, Görkem gibi)ancak kimileride takım oyunuyla beraber çok daha fazla göze batıyorlar.(Serhat Hürriyet, Gökay İravul)
Takım oyuncusu olarak çok sağlam oynayan stoper Serhat Hürriyet'de bahsetmediğimiz oyunculardan birisi. Biraz hantallık problemi var ama epey güçlü ve tam bir defans lideri. Sürekli arkadaşları ile konuşuyor. Hava toplarının hemen hemen hepsini topluyor ve maça inanılmaz konsantre olmuş şekilde oynuyor.1,91 olan boyu yaşına göre (20,04,1992 li) epey uzun. Aklıda yaşına göre epey büyük. Önder gibileri izledikten sonra ilaç gibi geliyor böyle genç oyuncular gerçekten...

Son olarak sahada en fazla dikkat çeken oyuncudan bahsedeyim. Garip olan ise bu dikkatin ilk bakışta oyuncunun Ronaldovari bakışları ve tavırlarından kaynaklanması. Maç başından devre arasına kadar ısındı Görkem Kulbay, saha kenarında; yani tam önümde.Jöleli saçları, duruşu, bakışları Ronaldo ' yu örnek aldığını gözler önüne serdi kısa zamanda...

Sene başında Almanya'ya giden gençler arasında onunda ismi vardı. Görkem o maçta kısıtlı sürede topla olan ilişkileri ile dikkatimi çekmişti ilk olarak. Tabi o zaman bu kadar yakından görmemiştik ve abilerinin yanında duruşu filan farklıydı. O gün bugündür A2 maçlarında Görkem'i görememiştim, merak ediyordum bu oyuncunun akıbetini. Saha kenarında sohbet eden teknik ekibe kulak misafiri olduğumda sakatlıktan yeni çıktığını öğrendim.
Yine C.Ronaldo'ya çok benzeyen fiziğine nazaran ortalama bir hıza sahip Görkem. Onun özelliği topla çok rahat adam geçmesi. Ve bu çalımların çoğu Arda Turan'ın çalımları gibi dur-kalklarla, aklıyla atılıyor. Çok etkili kornerler kullanıyor nitekim en sonuncusunda Gökay golü yaptı. 2003 senesinde keşfedildiği Danone kupasından hemen sonra gelmiş Fenerbahçe'ye Görkem. Diğer oyuncular kadar fazla izleyemedik tabi ama sahada bir duruşu var gerçekten...
Unutmadan Furkan Aydın ise Guiza'nın mini versiyonu. Biri arada aşırtma atıyor, diğeri arada çalım atıyor tek fark bu. Bir de Furkan Guiza gibi pozisyona giremiyor dolayısı ile kaçıramıyorda... Ciddi zamanlama ve oyun bilgisi sorunu var. Bir de garip şekilde tüm gücüyle koşmaya çalışırken arkasından birisi çekiyormuş gibi koşuyor. Bundan sonraki durağını gerçekten çok merak ediyorum. Bu çocuğa yeni Hakan Şükür diyorlardı, Hakan Şükür küçükken böyle ise gerçekten onun hikayeside azmin zaferiymiş, alkışlarım.
Takım olarak ön alanda çabuk baskı kurma çabası gözüme çarptı Fenerbahçe'nin. Furkan hariç oyuncular gerçekten çok diri ( hoş, nasıl olacaklarsa başka ) ve müthiş bir iştaha sahipler. Abdülkadir ve Okan takım içi oyun planına pek sadık kalmasalarda ( ve bizde postun büyük bölümünü garip şekilde bireysel performanslara ayırsakta) mümkün mertebe paslı oynamaya çalışıyor Fenerbahçe'li oyuncular. Dediğimiz gibi Gökay gibi, Onur gibi, Serhat gibi farklı oyuncular ise basit oyun oynarken bile sırıtıyorlar işte...
Kısacası bu takımdan da 3 sene içinde üst yapıya topçu çıkmazsa ben birdaha gitmem kardeşim Dereağzına filan... Devre arası ısınmak yerine kaleye geçen stoper Sertaç ve ona şut atan kaleci Alptekin dışında tabi.
Nitekim bugün Kapo sahadaydı. Ama gitme sebeplerimizden olan Muhammet Demir İstanbul'a gelmemişti.
Bahsedilecek çok fazla şey var ancak ilk Abdülkadir'den başlayayım.
Öncelikle Abdülkadir'in Gerrard olduğunu söylememi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacağımı belirtmek gerek. Evet güçlü fiziği, sertliği ve bugün giydiği formanın numarası bakımından Gerrard'a benziyor Kapo. Ancak oyun için sürekliliği, çalışkanlığı ve konsantrasyonu en ufak bir anımsatmaya dahi sebep olmadı. A2 takımda oynayan bir oyuncu Abdülkadir'e sene başında teknik kadronun A2 takımıyla maça çıkması gerektiğini söylediklerinde Abdülkadir'in bunu istemediğini söylemişti. Gerçekten sahada kendisini o sahadakilerden büyük gören orada olmak istemeyen bir görüntü çizdi Abdülkadir. Santra anında 4/4/2 oynayan Fenerbahçe'nin 2 ön liberosundan biriydi ama genel olarak Alex gibi takılmaya çalıştı. Girdiği topların hepsini kazandı ama yanından geçen oyunculara çok fazla müsade etti, ayak bile uzatmaya tenezzül etmedi.

Ancak yetenekli olduğu, fiziğinin bu seviyenin çok üstünde olduğu ve iyi bir oyun kafası olduğunu söylemezsek olmaz. Bu güçlü fiziğiyle oynayabileceği box to box pozisyonuna adapte olmaya çalışır ve işini tam konsantrasyonla yaparsa bu çocuk olur. Ama bugün sahaya tam konsantrasyon ile çıktıysa - ki hiç sanmıyorum- Abdülkadir çok büyük ümit beslenip ortalama bir futbolcu bile olamayanlar kervanına katılabilir.

Sahada kendisini bu seviyeye fazla gören bir topçu daha dikkatimi çekti. Milli Takım maçlarında da müthiş özgüveni ile göze çarpan Okan Alkan bugün Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki sağ bekiydi ama Dani Alves gibi sürekli ileriye çıkıp sağ ön oynayan oyuncuyu kendisinin yerine hapsetti.
Boyu kısa (1,70 imiş boyu) ancak sahada baya yer kaplıyor Okan. Fiziği gayet iyi. Hızlı, topla arası bek oyuncusuna göre çok iyi... Kısacası oldukça yetenekli. Ama söylediğim gibi kendisine olan güveni biraz başa bela açabilir cinsten. Öyle ki çoğu işi tek başına yapmaya çalışıyor, arkadaşlarını azarlıyor ve top gelmeyince oyuna küsüyor. Halletmesi gereken sadece bu konu var Okan'ın. Alves'e benzeyebilir ama henüz Alves değil. Hatta ve hatta Abdurrahman Dereli bile değil. Bu sıkıntıyı aşarsa hiçbir yerde yedek sağ bek aramasın Fenerbahçe çıkarsın koysun yedeğe, Gökhan'a birşey olursa çıkıp çatır çatır oynayacak gibi duruyor.

Daha önce blogda da ismini paylaştığım Gökay İravul ise yola tam gaz devam ediyor. Çok yönlü bir oyuncu Gökay. Çünkü çok çok extra olmasa da iyi bir top tekniği ve bitmek tükenmek bilmez bir enerjisi var. Milli Takımla Nijerya'da ön libero ve iç olarak görev yaptı oynadığı maçlarda ancak Fenerbahçe'de kanatlarda değerlendiriliyor. Bu iyi mi oluyor kötü mü oluyor tam bir teşhis koyamadım ancak ben olsam bu kadar dinamik olan ve pas yüzdesi yüksek oyuncuyu göbekte kullanırım. Kanada kitlenecek ; sadece orada git-gel yap denilecek oyuncu değil bunu net bir şekilde söyleyebilirim.
Fb TV'de nasıl gözüktü bilmiyorum ama gözükmeyen birçok pozisyonuna şahit oldum Gökay'ın. Topla akması, hiç bir extra bilek hareketi yapmadığı halde çalımını her türlü atması şüphesiz televizyon ekranına yansımıştır. Ancak Abdülkadir ve Okan'ın her topu alışında ters taraftan bomboş şekilde kopup gelmesi ve abartısız 5 pozisyonda gole gidecekken top atılmamasına karşın ısrarla 6. koşuyu yapması sanırım gözükmemiştir. Ve muhtemelen çoğu pozisyonda ''değişin, bak kademeye git, x arkan bomboş,topla koşma, topu koştur; sende yorulma bizde boş koşu yapıp yorulmayalım '' şeklinde arkadaşlarına verdiği direktiflerde duyulmamıştır. Tabi her pozisyonda top istemesi de... En komiği ise Sakarya'dan gelen sol bek Onur'a attığı golden sonra ''afferin lem kocakafa '' demesi idi. Onur'da da Gökay'da ne eksikse o eksik. Sahada oyun kafası olarak en ileri oyuncudur kendileri...
Peki ne mi Gökay'ın (dolayısı ile Onur'un da ) eksiği?
Tek eksiği Abülkadir'in fiziği. Evet her maç tekmelenmesine rağmen müthiş bir dengeye sahip olduğundan düşmeden devam edebiliyor ama bir üst seviye için daha geniş baldırlara ihtiyacı var. Gerçi ince bacak yapısına rağmen dediğimiz gibi ayakta kalıyor ve iyi de şut atıyor ama hedef bir üst seviye ise tek geliştirmesi gereken yer vücudu, tek yapması gereken sıkı şekilde vücut geliştirme idmanı. 90 dk boyunca bu kadar iştahlı oynayıp yorulmak nedir bilmemesi A2 seviyesinden fazla olduğunun başlıca ispatı zaten, en azından ben böyle az oyuncu gördüm işallah gerekli fizik idmanlarını da yapıp üst yapıya çıkar.


Oyuncuların büyük bir kısmı profesyonel olmadıkları için takım değerlendirmesinden çok oyuncu değerlendirmesi yapıyorum zira takım olgusundan ziyade bireysellik ön plana çıkıyor çoğu zaman. Oyuncuların kimileri bireysel olarak ön plana çıkmak istiyorlar ( Abdülkadir, Okan, Görkem gibi)ancak kimileride takım oyunuyla beraber çok daha fazla göze batıyorlar.(Serhat Hürriyet, Gökay İravul)
Takım oyuncusu olarak çok sağlam oynayan stoper Serhat Hürriyet'de bahsetmediğimiz oyunculardan birisi. Biraz hantallık problemi var ama epey güçlü ve tam bir defans lideri. Sürekli arkadaşları ile konuşuyor. Hava toplarının hemen hemen hepsini topluyor ve maça inanılmaz konsantre olmuş şekilde oynuyor.1,91 olan boyu yaşına göre (20,04,1992 li) epey uzun. Aklıda yaşına göre epey büyük. Önder gibileri izledikten sonra ilaç gibi geliyor böyle genç oyuncular gerçekten...

Son olarak sahada en fazla dikkat çeken oyuncudan bahsedeyim. Garip olan ise bu dikkatin ilk bakışta oyuncunun Ronaldovari bakışları ve tavırlarından kaynaklanması. Maç başından devre arasına kadar ısındı Görkem Kulbay, saha kenarında; yani tam önümde.Jöleli saçları, duruşu, bakışları Ronaldo ' yu örnek aldığını gözler önüne serdi kısa zamanda...

Sene başında Almanya'ya giden gençler arasında onunda ismi vardı. Görkem o maçta kısıtlı sürede topla olan ilişkileri ile dikkatimi çekmişti ilk olarak. Tabi o zaman bu kadar yakından görmemiştik ve abilerinin yanında duruşu filan farklıydı. O gün bugündür A2 maçlarında Görkem'i görememiştim, merak ediyordum bu oyuncunun akıbetini. Saha kenarında sohbet eden teknik ekibe kulak misafiri olduğumda sakatlıktan yeni çıktığını öğrendim.
Yine C.Ronaldo'ya çok benzeyen fiziğine nazaran ortalama bir hıza sahip Görkem. Onun özelliği topla çok rahat adam geçmesi. Ve bu çalımların çoğu Arda Turan'ın çalımları gibi dur-kalklarla, aklıyla atılıyor. Çok etkili kornerler kullanıyor nitekim en sonuncusunda Gökay golü yaptı. 2003 senesinde keşfedildiği Danone kupasından hemen sonra gelmiş Fenerbahçe'ye Görkem. Diğer oyuncular kadar fazla izleyemedik tabi ama sahada bir duruşu var gerçekten...
Unutmadan Furkan Aydın ise Guiza'nın mini versiyonu. Biri arada aşırtma atıyor, diğeri arada çalım atıyor tek fark bu. Bir de Furkan Guiza gibi pozisyona giremiyor dolayısı ile kaçıramıyorda... Ciddi zamanlama ve oyun bilgisi sorunu var. Bir de garip şekilde tüm gücüyle koşmaya çalışırken arkasından birisi çekiyormuş gibi koşuyor. Bundan sonraki durağını gerçekten çok merak ediyorum. Bu çocuğa yeni Hakan Şükür diyorlardı, Hakan Şükür küçükken böyle ise gerçekten onun hikayeside azmin zaferiymiş, alkışlarım.
Takım olarak ön alanda çabuk baskı kurma çabası gözüme çarptı Fenerbahçe'nin. Furkan hariç oyuncular gerçekten çok diri ( hoş, nasıl olacaklarsa başka ) ve müthiş bir iştaha sahipler. Abdülkadir ve Okan takım içi oyun planına pek sadık kalmasalarda ( ve bizde postun büyük bölümünü garip şekilde bireysel performanslara ayırsakta) mümkün mertebe paslı oynamaya çalışıyor Fenerbahçe'li oyuncular. Dediğimiz gibi Gökay gibi, Onur gibi, Serhat gibi farklı oyuncular ise basit oyun oynarken bile sırıtıyorlar işte...
Kısacası bu takımdan da 3 sene içinde üst yapıya topçu çıkmazsa ben birdaha gitmem kardeşim Dereağzına filan... Devre arası ısınmak yerine kaleye geçen stoper Sertaç ve ona şut atan kaleci Alptekin dışında tabi.
Etiketler:
A2 Ligi,
Abdülkadir Kayalı,
Bursa A2 Takımı,
Ertuğrul Mahmut Taşkıran,
Fenerbahçe A2 Takımı,
Furkay Aydın,
Gökay İravul,
Görkem Kulbay,
Onur Karakabak,
Serhat Hürriyet,
Şenol Çorlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)