Beykan Şimşek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beykan Şimşek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Altyapı Çalışıyor : Beykan Şimşek

Çok değil, bundan 4-5 sene öncesinin klişe laflarından biriydi Fenerbahçe'nin futbolcu harcama merkezi olduğu. Kimi örnekler özelinde doğru olsa da esas olanın oyuncunun yeteneği, azmi ve uyumu gibi faktörler olduğu gözardı edildi hep. O zamanlarda bizim savunma argümanımız alt liglerden gelip formayı sırtından çıkarmayan Tuncay, Gökhan Gönül gibi isimlerdi Göhan Emreciksin, Tarık Daşgün gibi örneklere karşılık. Ancak yeni modamız Salih Uçan , Recep Niyaz ve Beykan Şimşek oldu geçtiğimiz haftadan beri.

Uzun seneler boyunca altyapıdan oyuncu yetiştiğini görmek isteyen taraftar gençlerimizin hepsine fazlasıyla kıymet veriyor. Durum benim için de böyle. Ancak benim için Beykan, Salih ve Recep'e göre biraz daha farklı yerde. Keza hikayenin diğer kahramanları Gökay , Berk Elitez , Hasan Erbey ve Okan Alkan gibi isimlerde. Sahada yeni ve genç isimler görmek çok güzel ama benim için profesyonel sözleşmeye Fenerbahçe'de erişilmesi daha da güzel. Zira bunun karşılığı Fenerbahçe'nin de eğitimci rolünü iyi üstlenmeye başladığı ki devamlılık adına bu çok önemli. Saf altyapı ürünleri bu sebeple biraz daha fazla heyecanlandırıyor beni.

Yazının konusu başlıktan ve gündemden anlaşılacağı üzere Beykan Şimşek. Kendinden emin tavırları ve ilk maçında gole ulaşması herkesi şaşırtmış ancak Beykan beni sadece oynadığı ilk A2 maçında şaşırttı desem yanlış olmaz. Onu sahada gördüğümde uzun zamandır isminden söz ettiren bu oyuncunun  neler vereceğine dair duyduğum merak ile henüz 15 yaşında bu seviyeye gelmesinin yarattığı şaşkınlık birbirine karışmıştı. Ancak çok geçmeden, ilk devre sonunda durum anlaşılır bir hal almıştı. Boyu kadar yeteneği vardı Beykan'ın.  
O yetenek aslında bugünlere kadar geleceğinin en açık kanıtıydı.

Federasyon kayıtlarına göre 2007 Eylül'ünün ortasında Fenerbahçe'li olmuş Beykan.Yani 12 yaşını bitimek üzere iken. İlk Milli formayı giydiğinde o en önde iken arkasında oynayan oyuncu tanıdık bir isim ; Recep Niyaz. Yine 51. dakika itibari ile belki ilerleyen zamanlarda çokça göreceğimiz bir senaryo gerçekleşmiş ve Salih Uçan ' da oyuna dahil olmuş. O an itibari ile Beykan , Recep ve Salih aynı anda sahada.

Salih Uçan kısa sürede yeterince dikkat çekmiş olacak ki bu Milli maçtan dört gün sonra Portekiz ile karşılacak U-15 Milli Takımı'nda o da sahaya çıkmış. Tabi ki Recep Niyaz ve Beykan Şimşek ile beraber. Portekiz'e 2-1 mağlup olan Millilerin golünü 2. Milli maçına çıkan Beykan atarken asisti kim yaptı acaba? Belki Recep, belki de Salih...

38 defa Milli olan Beykan'ın 14 tane golü var. Ancak daha ilgi çekici olan birşeyler daha var Milli maç kayıtlarında.  Aynı yaşta olan Recep ile Beykan'ın oynadığı Milli maçlarda ağırlıklı olarak skor üretme rolünü bu iki oyuncu üstlenmiş. Recep bu anlamda biraz daha önde olsa da anlamlı olan ikisinin de çubuklu giymesi olsa gerek. İkisinin de gol atıp kazandırdığı maçlar var. Ancak  linkteki kayıda bakarken hafif tebessüm etmedim değil. Gollerin tamamı bugünün umutlarından gelmiş.

 Yine federasyonun sitesine göre çubukluyu ilk olarak Fenerbahçe'ye geldiği günden iki sene sonra Beşiktaş derbisinde giymiş. Henüz 15 yaşına dahi girmemişken U-16 kategorisinde çıktığı ilk maçta golünü atmış. Dolayısı ile Bursaspor maçında attığı gol kendisi için çok şaşırtıcı değil. Zira o formasına daha ter düşmeden skor üretmeye alışık bir oyuncu. İlk maçı ve dolayısı ile ilk golünün üzerinden henüz 3 ay geçmişken iki yaş kategorisi birden atlayarak U-18 takımı ile müsabakaya çıkan Beykan bundan bir ay sonra da A2 takımı ile ilk maçına çıkmış. Bu da kendisinin beni artık şaşırtmadığını söylememin bir başka sebebidir aslında. Zira kısa sürede inanılmaz sıçramalar yaptı Beykan. Sezonu U-16 takımında bitirmesine karşın çok geçmeden, eksiklerden dolayı üst takımların kadrolarını tamamlayan oyuncu olmaktan çıkıp , Fenerbahçe formasını giydiği ilk günün bir sene sonrasında; (henüz 15 yaşını bitirmemişken) A2 kategorisinin direkt oyuncusu olmayı başardı. Arada eksiklikten dolayı yukarıya çıkartıldığı ve A2'de oynadığı maçı saymazsak , bu kadronun esas elemanı olarak başladığı sezonda da ilk maçında gol atma başarısı göstermiş olan Beykan'ın Bursa'ya attığı gol  onu tanımayanlara da tesadüf izlenimi vermekten çıkmıştır sanırım artık.

Geçmişini özetlemeye çalıştığımız Beykan'ın bugününe ve oyuncu özelliklerine gelirsek ilk olarak söylememiz gereken sanırım oyunun gidişatını her an değiştirebilecek bir yeteneğe sahip olduğu. Oyunun en durağanlaştığı dakikalarda alakasız bir şut ya da bir slalom sonrası gelen bitirici bir plase ile oyuna direkt etki edebiliyor Beykan. Bileklerine çok hakim. Rahatça adam eksiltebiliyor. Bunların yanı sıra boyuna rağmen önemli bir hava hakimiyetine sahip ki bunda da sıçrama ve zamanlama yeteneğinin payı oldukça büyük. Yine yaşı ve fiziğine göre oldukça kuvvetli olduğunu söylememiz gerek. Tüm bu sebeplerden ötürü ben kendisini ( kendisinin verdiği röportajda reddetmesine rağmen ) Rooney'e oldukça benzetiyorum. Gerek geçmişi  ( attığı goller, ilkleri ve genç yaşında kısa süre içinde katettiği aşama ) gerekse oyuncu karakteristiği ( gücü, skor değiştirme kabiliyeti, bir çok mevkide kullanılabilitesi ) bana çok paralel geliyor. Kendisi direkt bir uç elemanından daha çok tamamlayıcı bir ikinci forvet. Zamanında Kazım Kazım'ı çok beğendiğini ve örnek aldığını bildiğim Beykan'ın bu bağlamda kendisi ile daha çok benzeşen oyuncuları örnek alması bence kendisi açısından daha faydalı olacaktır.

Oyuncunun negatif özelliklerine gelecek olursak... Şenol Çorlu'nun bahsettiği üzere agresif ve kimi zaman kendisine hakim olamayan bir oyuncu Beykan. A Takım kampına alınacağı uzun süredir konuşulurken devre arasına gelmeden oynanan son A2 maçında hakeme gösterdiği tepki ve gördüğü kırmızı kart bunun örneğidir. Bazen oyun ve kendi geleceğini hiç düşünmeden anlık reaksiyonlar gösterebiliyor. Bunun yanında kimi zamanlar oyunun içinde kaybolduğunu söylemek de mümkün. Ayrıca büyük bir özgüven sahibi ki bunu olumlu ya da olumsuz anlamda değerlendirmekten ziyade bir ek bilgi olarak vermek gerekiyor sanırım. Bu konuda hatırladığım en net örnek, 3-4 kişiyi bağlayıp attığı bir gol sonrası ( sanırım A2'nin direkt oyuncusu olduğu sezonun ilk maçı olan Turgutlu müsabakası idi ) arkadaşlarının '' Messi '' yakıştırmalarına , '' O kim, böyle gol atan birileri daha mı var ki ? '' şeklinde karşılık vermesidir. Özgüven güzel şey ancak bunu kontrol etmek şart.

Beykan ile ilgili daha fazlası için aşağıdaki linklere göz atmakta fayda var;
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=11372
http://www.haber7.com/fenerbahce/haber/981637-beykan-simsek-taum-bir-fener-urunu
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2012/09/fenerbahce-karsyaka-a2-macnn-ardndan.html

Diğer altyapı değerlendirmelerimiz için ;

Hasan Erbey,Berk Elitez,Gökay İravul ve Okan Alkan'a Dair :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/09/giris-hasan-erbey-gokay-iravul-okan.html

Gökay İravul Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/12/denizli-istanbul-hatt-1-gokay-iravul.html

Okan Alkan Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/04/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/05/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html

28 Eylül 2012 Cuma

Fenerbahçe-Karşıyaka A2 Maçının Ardından

Sol açıktan akın akın geliyordu. İlk yarıda rakip defansı bayıltarak boş kaleye yuvarladığı  top onu kesmemişti. Boleslavlı savunmacılar çaresizdi...Zira karşılarında aklı ayakları ve bedeninden daha hızlı bir adam vardı. Şöyle bir baktı... Defans oyuncusunun arkasındaki kalecinin yerini kesiyordu... Ölçüyor derken defans oyuncusunu geçmeye dahi girişmeden kalecinin soluna yuvarladı topu. Direk dibine. Maç 4-0 olmuştu. Ama sahada skordan daha güzel birşey vardı parçalılar için. '' Ben buradayım. '' diyordu. Tam o an Ribery'i yok pahasına kaybetmenin hüznü Arda'nın ayaklarında kayboluyordu parçalı severler için. Bir yandan rakip savunmacıları bağlıyordu birbirine... Bir yandan da sınırı olmadığını gösteriyordu. Bordeaux maçında rakibine attığı kafada da bir yıldızlık vardı; basın karşısındaki gevşek tutumlarında da... O oradaydı. Ve adım adım büyüyordu...

Kimi futbolcular vardır. Belki çok fazla skor üretmezler ve sahada gözükmezler ancak takımları için çok önemli parçalardır. Onlar olmadan da olabilir ancak onlar varken daha iyidir herşey. Yardımcı oyuncu olmak için doğmuşlardır. Kimisi rolünü bir türlü benimseyemez ve zamanla başrole kadar yükselir. Ama bu başarı hikayeleri bile '' başrol için doğmuş olanlar '' kadar ilgi çekici değildir. Arda gibidir başrol için doğmuş olanlar.   Yaşı ya da tecrübesi ne olursa olsun sahada farklı bir tat verirler. Bazen ilk resmi maçında gol atma şansına sahiptirler ama çoğunlukla zamanla gelişim katederler. Ve bu gelişimleri esnasında ne kadar formsuz olsalar da sahada dikkat çekmeyi başarırlar. '' Şu 16 numarayı görüyor musun? Ne kadar farklı duruyor sahada diğerlerinden '' dedirtirler en alakasız pasında bile.

Bugün oyuna girdiği dakikadan itibaren '' alakasız '' diye nitelendirebileceğimiz hiç bir icraati olmadı Beykan'ın. Bilakis her hareketi akıl, yetenek ve yıldızlık kokuyordu. Top ayağında iken konsantrasyonu ve isteği yeterli seviyede ise topu almak imkansız gibiydi ancak bunlar olmasa dahi topu ayağından almak epey zor 95 doğumlu A Takım adayının. Aslında geçtiğimiz sezonlarda A Takıma alınmasını beklediğim bir isimdi Beykan, zira 3 senedir A2 takımda ki bu da yaklaşık 14-15 yaşlarından itibaren burada olduğu anlamına geliyor. Beklenilen bir türlü gerçekleşmemesine karşılık Beykan bu yolda ilerlemekte ne kadar kararlı olduğunu bir kez daha gösterdi bugün. Üst yapıya dahil olmak isteyen oyuncuların buralarda ciddi farklar yaratması gerektiğini düşünen birisi olarak oyunda kaldığı neredeyse yarım saatte verdikleri ile mest etti izleyenleri. İki sene önce bağladığı dört stoper maç sonunda hala çözülemezken kendisine '' Messi golü attın '' diyen arkadaşına '' aa, böyle gol atabilen başkalarıda mı var '' demesi de farklı, bugün ipe dizdiği 3. oyuncunun dayanamayıp kendisini biçmesi sonrasında sahada onu kovalaması da... Keza oyuna girer girmez yaptığı inceden sonra biçilmesine pis pis sırıtarak karşılık vermesi de...Gökay abisi gibi çok iyi bir yardımcı oyuncu adayı değil kesinlikle Beykan. Bilakis Recep Niyaz gibi katıksız bir yıldız adayı. Okan Alkan gibi farklı  meziyetlere sahip ancak bunun yanında saha görüşü Gökay gibi... Yaşına rağmen gücü ve sahada soyunduğu rol böyle yazdırıyor işte kendisini... Ek olarak 1,78 olan boyuna rağmen çok iyi bir hava hakimiyetine sahip Beykan ki adam geçme özelliğinden filan bahsetmiyorum bile. Bugün hem '' getiren '' hem de '' bitiren '' rollerini çok iyi oynadı. Böyle devam etmesini umut ediyorum. Eminim onu kuşbakışı izleyen Aykut Kocaman' da böyle düşünüyordur.

Biraz da maça değinmek gerekirse...A2 takımı İsmail Aslan, Gökay, Okan, Berk Elitez, Hasan Erbey, Görkem Kulbay'ın olduğu takım kadar potansiyelli değil ancak kesinlikle daha takım gibiler. Bunda hocanın payı da önemli gibi. 96 doğumlu Aziz Ceylan'ı maç boyunca kenardan teşvik eden ve istisnasız her golde oyuncuların büyük bir mutlulukla kucağına zıpladıkları hoca bir an bile yerine oturmadı. Stoper Koray Gülsüm, ortasaha Oğuz Mataracı ve iki gol atan Eren Yeniçeri'nin gelişimleri izlenmeye değer. Tabi 16'lık Aziz Ceylan'da... Henüz bu seviyeye tam oturmuş bir görüntü çizmese de pas kanallarına yaptığı koşular ve santrafor hareketleri ( ön direk koşusu gösterip arkadan skor üretmek gibi ) ilgi çekici Aziz'in. U14 takımından beridir kendisini izlediğim için üstüne koyarak devam edeceğinden şüphem yok. Umarım hepsi için sakatlıksız bir sezon olur ve 2-3 senedir kaydettikleri hızlı gelişime devam ederler.

Karşıyaka'ya dair de birşeyler yazmak isterdim ancak epey vasat bir takım Karşıyaka A2 takımı. Bakalım, belki Perşembe günü Manchester City maçında hakkında birşeyler yazdıracak oyuncu olur rakipte... Beykan'ı daha fazla zorlayacak oyuncular...

Manchester City maçından sonra görüşmek üzere.

21 Şubat 2012 Salı

Dereağzı'nda Geçen Bir Haftanın Ardından

Önce U 18 maçı ile başladı derbi haftası. Oyun çok fazla keyif vermese de skor yüzleri güldürmeye yetti. Ardından haftasonu benim çok büyük umutlar beslediğim U14 ve U15 takımının müsabakaları vardı Dereağzı'nda. Uzun süren ayrılığın ardından geri dönüşü Galatasaray derbileri ile yapayım istedim bende. Bana göre altyapıların en iyi takımlarından biri olan U16 ile U17 takımları deplasmanda olduklarından onları izleyemedik ama galibiyet haberleri ile haftayı 5'te 5 ile tamamladık.

İlk önce U18 takımı ile başlayalım. Daha önce çokça ifade ettiğimiz gibi Fenerbahçe'nin altyapı dönüşümünün başlangıcı U16 takımı. Dolayısı ile bende buraya oturmuş bir oyun formatı görme arzusundan çok kimi oyuncuları izleme arzusu ile gittim. Günün süprizi Beykan Şimşek'in A2 takımdan indirilip bu kategoride oynatılmasıydı. Yaşı itibari ile U17'de de oynayabilecek bir oyuncu olan Beykan'ın futbol karakterini ve yeteneklerini ilgiyle takip ediyorum. Ama sahada çoğu zaman bu kategoriyi reddeden bir vücut dili vardı. Golünü atıp kalitesini de ortaya koydu ancak ben şahsen daha çok fark yaratmasını beklerdim ki biraz daha konsantre bir Beykan'ın bunu yapacağına da eminim. Nihayetinde eski Beden Öğretmeni hocam olan iyi bir Fenerbahçeli Semih Özü'nün Fenerbahçesi maçı 2-1 galip bitirdi. Ben şahsen değişimin etkilerinin daha net şekilde hissedildiği diğer alt yaş gruplarının Semih hocanın eline geldiğinde hocanın isminden daha sık söz ettireceğini düşünüyorum.

Maçta akılda kalan oyuncular ise Metincan Cici, Oğuz Mataracı ve Mustafa Eren Yeniçeri idi Fenerbahçe adına. İlerleyen zamanlarda daha çok izleyip not düşeriz elbet...

Cumartesi gününün ilk maçı saat 12,00 da idi. Görkem Bitin'li U14 takımı rahat ve dominant bir oyun ile Galatasaray'ın 4-0 önüne geçtiğinde dakika henüz 40'tı. Akabinde bu yaş grubunun en dikkat çeken oyuncularından olan Görkem Bitin ve Yusuf Türk'ün dışarı alınması ile başlayan oyuncu değişiklikleri sebebi ile oyun 4-2 ye gelse de Galatasaray organizasyon itibari ile maçta eşitliği sağlayabileceğini hiç hissettiremedi. Nitekim maç da bu skorla bitti.
Galatasaray'ın kalecisinin ve defans kurgusunun hataları sebebiyle golle sonuçlanan iki korner skorun buraya gelmesinde çok etkili olsa da Fenerbahçe'nin bu yaş grubunun futbolun temel olgularını başarıyla yerine getirdiğinden bahsetmek gerek. Mesela kaymalar, alan savunması, saha parselizasyonu gibi önemli konularda Fenerbahçe U14 takımı rakibinin epey üstündeydi. Yaşları itibari ile fizikleri ve oyun tecrübeleri oturmamasından sebep kimi zaman oyun belirli bölgelerde sıkışsa da ben futbolcu adaylarının iyi niyetini ve futbolun temel doğrularını sahaya yansıtma azimlerini beğendim. Aynı zamanda yapılan yan top organizasyonlarını da...

Saatler 13.45 olduğunda sırada U15 takımı vardı. Bu yaş grubunda çok beğendiğim Boğtan Kızıltan harici çok fazla methini duyduğum Tarık Çalışkan ve Muhammed Samet Karakoç'un olması maça dair beklentilerimi arttırdı. Nitekim ilk 5 dakika dolmadan 10 numara forması ile oynayan Tarık Çalışkan usta işi bir aşırtma vuruşu ile oyunu 1-0'a getirirken Beşiktaş'a 8 farklı mağlubiyeti tattıran ekibin Galatasaraylı rakiplerine nasıl bir tarife hazırladığının haberini veriyordu binevi. 34. dakika geldiğinde Boğtan Kızıltan ters ayağı ile çok şık bir plase yaparak farkı ikiye çıkardı. 79. dakikada ise sahanın en iyisi olan Muhammed Samet Karakoç skoru 6-0a getiren golü atıp perdeyi indirdi.

U15 takımı içinde organize ve bütün bir takım olduğunu söylemememiz yanlış olmayacaktır. Boğtan , Tarık ve Muhammed ' de ışıl ışıl parladılar, beklentilerimin tamamını karşıladılar. Aynı zamanda tabiki Mehmet Eray isimli stoperimizde...

Şimdi ezeli rakibe karşı alınan ezici skorlardan daha önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. U16 yaş grubu ve bu takımın alt kategorilerinin bir farklılık gösterdiğini yazının başında belirtmiştim. Bunu biraz açmak gerekirse evvela bu takımların hepsinin üç aşağı beş yukarı benzer bir oyun karakteri ortaya koyduğunu söylemek lazım. Belki kağıt üstündeki dizilişler farklı, belki yaşa bağlı olarak oyuncuların fiziksel kapasiteleri farklı ancak ortak olan birçok nokta var. Örnek vermek gerekirse U16,U15 ve U14 takımının oyunu rakip yarısahada oynama istekleri çok fazla benzerlik gösteriyor. Ve tabiki bunu uygulamaya geçirme konusundaki benzerlikleri de. Top oynamayı seven, oyun genelinde ve son paslarda sabırlı ancak top rakipteyken sabırsız oynuyor altyapı takımlarımız. Saha parselizasyonu, defansların çıktığı yer ve kaymalar da yine hem daha büyük abilerine göre hem de rakiplerine göre daha oturmuş ve organize şekilde gerçekleşiyor. Defans arkasına atılan topların oyun içi zamanlaması, ( Ramazan ve Bertuğ'un Aziz Ceylan'a, Muhammed Samet'in Tarık'a ) , duran toplardaki ezici hakimiyet gibi birçok ortak ve fazla nokta daha gösterilebilir. Ve tabiki aynı mevkilerde oynayan oyuncuların benzer oyun karakterleri de çok önemli benim için. U16'daki Ramazan'dan aldığım keyif, oyuna kattığı ve oyun karakteri ile U15'teki Muhammed arasında çok büyük bir fark yok. Aksine benzeşen çok nokta var. Aynı şekilde sol ve sağbekler arasında da... Oyuncu tarzı anlamında tek fark U16'nın Aziz Ceylan gibi çok donanımlı ve kullanışlı bir forvete sahip olması. Ancak diğer yaş gruplarının ileri uç elemanları da fazlasıyla ümit veriyor...

Sözün özü bana göre Fenerbahçe için yepyeni bir sayfa açacak kadar organize ve ne yaptığını bilen bir altyapı geliyor. Uygun zamanınızda Dereağzı'na bekleriz. Eminim pişman olmayacaksınız.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Tavşanlı Linyitspor Maçının Ardından

Böylesine güzel bir havada Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerinde müsabaka olup gitmemek? Yerden şut üstten aut blogunun tarzı olan hareketler değil tabi. Nitekim ne geç kaldım ne de tribünde yer bulamayıp tellerin arkasından izlemek zorunda kaldım maçı. Zemin, hava, takım; kısaca herşey güzeldi. İki senedir takip ettiğim organizasyondan ilk defa bu kadar tat aldım diyebilirim.

Maç mahalle maçı edasında başladı desek yanlış olmaz sanırım. İlk 15 dakika geçildiğinde skor çoktan '' üst '' olmuştu. Ki çok ta önemli bir detay olduğu söylenemez zaten. Zira bizim bu müsabakaları takip etmemizin sebebi hem sistem hem oyuncu kalitesi açısından muhteşem bir takıma sahip olmamız değil tabiki. Bilakis Fenerbahçe altyapısının en kör topal ilerleyen takımı dahi denebilir. Ancak sahada A takıma çıkan oyuncuların tamamı olunca bunların pek bir önemi kalmıyor tabi. Oyun ve fizik olarak nerelere geldiklerini gözlemlemeye çalışmakla geçiyor zaman.

Öncelikle yarın hikayesinin ikinci parçasını yazacağım Okan ile başlamak gerekiyor sanırım. Beni bu kademede en çok etkileyen oyuncu kendisidir. Seri, süratli, yetenekli. Hatta bir sağ bek oyuncusuna göre fazla yetenekli. Ancak Okan A takım idmanlarına bir seneden beri çıkıp, Alex ile, Gökhan Gönül ile aynı havayı soluyan bir oyuncu. Kazandığı ciddi deneyimin oyununa yansımaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Fazla yeteneğinin farkında bu da başına iş açıyor. Her topla iki - üç oyuncu bağlamak istiyor, topa olan sevdasından sebep hatalı kararlar verip ; atakları başlamadan bitirebiliyor. Oysa ki iyi oyuncu kendisi oynadığı kadar yanındakileri de oynatan oyuncudur. Bence bu maçı bir kez daha izlemeli. Ve kendisinin A Takım idmanlarına çıkan, fark yaratması gereken bir oyuncu olduğunu unutmamalı.

Bu bağlamda Gökay bence Okan'ın neleri yanlış yaptığının canlı örneği. Gökay bugün Okan'ın aksine son derece basit, topu paylaşarak oynadı. Ancak çok etkiliydi. Fark yarattı. Dışarıdan izleyen bir izleyici kendisini '' A Takım adayı '' değil, '' A Takım oyuncusu '' olarak rahatça ayrıştırabildi ki altyapıdan üstyapıya çıkan oyuncularda en başta aradıklarımdan biri bir alt kategoride fark yaratmasıdır. Kullanmadığı ayağı ile attığı iki tane ters top ve top kendisine gelirken baskı altında olduğunu bildiği için kontrolünü aynı zamanda rakibi ekarte etmekte kullanması Gökay İravul'da gördüğüm olumlu değişikliklerden. Ve en güzeli, sahada anlamsız yere kendisine tepki gösterilen tepkiye yanıt vermek zorunda kalsa da o verdiği tepki dahi iyi bir futbolcu kadar iyi bir insan da kazandığımız canlı örneğiydi. Ben Fenerbahçe taraftarı bir futbolsever olarak Arda Turan'ı nasıl seviyorsam Gökay İravul'da Arda gibi sevilecek bir oyuncu olacaktır. Hatta Arda Turan'ı sevmeyenler için Ergün Penbe dahi diyebiliriz.

Recep Berk Elitez vücut çalışmaktan çıkan kanatlarının etkisi ile uçacak gibi olsa da futbol anlamında ben üstüne koyduğu herhangi birşeyi tespit edememiştim bugüne kadar. Bugünde tablo değişmedi. Hızlı, aya kafa atacak kadar hava toplarında baskın ancak hala dar alanda birebir kaldığında gösterecek bir numarası yok gibi. Ancak mevcut özellikleride lazım olabilir, tabi üstüne biraz daha sezgi koymak şartıyla.

Hasan Erbey ise benim bugün sahada en çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Yalnız, nasıl Aykut Kocaman'a olumsuz gördüğümüz bir konuda eleştiri getiriyorsak Hasan Erbey'i ön liberoda kullanılmasına vesile olmasından dolayı tebrik etmeliyiz. Hasan ayağı yere sağlam basan ve hava toplarında etkili bir stoperdi. Bu sebeple Beşiktaş derbisinde onu ön liberoda gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda bu mevkide oynatıldığını öğrenene kadar bir şaşkınlık yaşamıştık. Aykut Kocaman Hasan'ı epey beğeniyor ve farklı özelliklerde yüklemek istiyor ki Hasan bu rolü oldukça iyi oynadı bugün. Hatta stoper performanslarından daha fazlasını verdi denilebilir.

Fenerbahçe A2 takımında olmasını anlayamadığım oyuncuların başında sol bek Devrimcan geliyordu. Ancak Hasan'ın ön liberoya geçmesinden sebep stoper olan Devrim'i ben çok iyi buldum. Sol bek olmasından dolayı ayağı herhangi bir stopere göre oldukça iyi. Bunun yanında agresif yapısı ile göbekte epey iş yapıyor. Tabi biraz daha izlemek gerekiyor ama eski performansları bugün verdiğinin yanından bile geçemez desek yanlış olmaz.

Gözümüz A Takım oyuncularının üstündeydi ancak sağ bek Ömer Kandemir'in maç boyunca yaptığı bindirmeler dikkat çekiciydi. Keza Beykan attığı golde seri çalımlarla iki üç kişiyi çok dar mesafede bağlayarak yaş handikapına rağmen neden bu takımda olduğunu gösterdi. Henüz 16 yaşında olduğunu göz önünde bulundurarak gelişimine umut bağlamak yanlış bir hareket olmaz sanırım.


12 Nisan 2011 Salı

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Maçının Ardından

Dün Beykan, Okan, Hasan ve Berk'in oynayacağını haberini aldıktan sonra bugün Dereağzına gitmemek olmazdı. Nitekim yine 10 dakika geç kalmış olsakta müsabakaya yetiştim. Maçı sağımda eski A2 futbolcumuz olan Erdal Güçükkara, solumda ise Recep Berk Elitez'in babasının ortasında izledim. Maçın durağanlığından sebep bol bol sohbet etme fırsatımız oldu. Açıkçası sadece bu maçı izleyip eve dönmüş olsaydım ''keşke gitmeseydim'' derdim muhtemelen. Ancak altyapıya dair yaptığımız sohbetlerden sebep maç son derece sıkıcı olsa da keyifli bir gün geçirdim diyebilirim.

Kısaca oyundan bahsetmek gerekirse Beşiktaş'ın daha takım gibi oynadığını söylemek yanlış olmaz. Oyuncular belli bir sistem doğrultusunda hareket ediyorlarmış hissi veriyorlar izleyenlere. Beklerin gideceği yer ve zaman, stoperlerin oyuna katılımı herşey kontrol altında gibiydi. Dolayısı ile daha baskındılar Fenerbahçe'ye göre. Ancak bunda Fenerbahçe'nin sahaya anlaşılmaz bir saha tertibi ve yeri değişmiş oyuncularla çıkması da etkendi. Sol açık İlyas sol bek, sol bek Devrimcan stoper, stoper Hasan ön libero çıkmıştı maça. Ömer Kandemir Okan ile değişmeli olarak sağ kanadı savunuyor, Zeki ise stoper oynuyordu. Ancak benim dikkatimi en çok Hasan'ın ön libero oynaması çekmişti. Fenerbahçe'nin ortasahada üstünlüğü ele alamamasının ve üretken olamamasının sebebinin bu olduğunu düşünüyordum ki Hasan'ı ön liberoda gördüğümde yaşadığım şaşkınlık maç sonunda Aykut Kocaman'ın direktifi doğrultusunda orada oynatıldığı bilgisini almam ile kayboldu. Daha önceden Aykut Hoca'nın Hasan'ı çok beğendiği bilgisini almıştım, böylece bu da teyit edildi gözümde.Hoca Hasan'a farklı özellikler kazandırmak istiyor sanırım.

Devre arasında sahaya ısınan oyuncular çıktığında gözler direkt Muhammed Demirci'ye çevrildi. İsmi basına düştüğü zaman çok ufak tefek görmemizden sebep iyi bir fiziğe sahip olamayacağını düşündüğümüz Muhammed'in fiziğinin düşündüklerimizle uzaktan yakından alakası yoktu. Son derece sağlam duran ve daha da geliştirilebir bir fiziği var. Boyu 1,70 lere gelmiş gibi. Isınırken küçük çaplı bir show sundu izleyenlere, biz de oyuna girmesini bekler olduk. O an Erdal'a Muhammed'i sorup Recep Niyaz ile karşılaştırma yapmasını istediğimde Muhammed'in çok iyi olduğunu ancak Recep'in ondan daha iyi olduğunu düşündüğünü söyledi. Ve ''Recep'in ayağından top alamıyoruz, daha iyi olur muhtemelen '' diye ekledi. Açıkçası ben gerek ısınırken gerek ise oyunda kaldığı beş dakika içerisinde gösterdiklerinden çok etkilendiğim Muhammed'in vadettiklerinden fazlasını vadeden bir oyuncuyu hayal edemiyorum. Top oynamak için yaratılmış bu çocuk. Top ayağında iken çok büyük keyif veriyor. Milli takımda beraber oynarlar artık Recep ile...

Maçta yaşadığım bir başka şaşkınlık Beykan'ın silik performansı idi. Yaşına göre muhtemelen 1,90 civarı olan Atınç ile çok iyi mücadele etti ancak çok istekli ve etkili olan Berk Elitez'e yeterli desteği veremedi. İstediklerini yapamayınca da oyundan çok çabuk düştü ki ortaokuldan beden öğretmenim olan ve aynı zamanda Beykan'ın da hocalığını yapmış U 17 antrenörü Semih Özü motive etmeye çalıştı kendisini. Ama genel olarak bekleneni vermekten uzaktı.

Berk'in boyu 1,81 olarak yazılmış resmi siteye ama hava topuna çıktığında 1,90 oluyor gibi. İnanılmaz bir zamanlama ve sıçrama özelliğine sahip. Babası da bu özelliğinin farkında olduğundan her hava topunda '' Bak nasıl alacak şimdi... '' diyordu.Tekrardan hava topu aldığı adamın 1,90 civarı olduğunu belirtmekte fayda var.

Maç sonunda kısa bir sohbet yapma imkanı bulduğum Enis Gül yine standart performansı ile oynadı. Her maç aynı oynayan, istikrarlı ve her takıma lazım bir oyuncu Enis. Ben hala neden A takıma düşünülmediğini merak ediyorum. Bana kalırsa herhangi bir sebebi yok ancak garip işler. Belki bir yaş daha küçük olan ve topla biraz daha iyi olan Berkay düşünülüyordur, bilinmez. Bence ikisi de potansiyelli ve iyi oyuncular.

Okan Alkan'ı top ayağında iken izlemek çok keyifli. Ama buraya maç temposu ve tecrübesini arttırsın diye gönderildiğini unutmadan oynamalı diye düşünüyorum. Çok yetenekli ve hızlı bir oyuncu olabilirsin ama iyi oyuncu yanındakileri de daha fazla sokmalı oyuna. Her aldığı topla üç adamı bağlamaya çalışan Okan'a bu kademe pek fazla birşey katmıyor. Seneye kadroda daha sık kullanılan oyunculardan olmayacaksa kiralanmasında fayda var.

Beşiktaş'ın ortasahasının ortasındaki Cumali, forvette oynayan 9 numara ve oyuna sonradan giren 13 numara iyi oyuncular. ( TFF sağolsun isimleri yazamıyoruz şuan) Gelecekte isimlerini duyabiliriz.

Maçtan sonra Baroni ve Spahija ile selamlaşmak, kapıdan çıkarken bir anda Gökay İravul ile karşılaşmak ise aklımda kalan son detaylar. Unutmadan bir de maç bitiminde soyunma odasından çıkıp arkadaşlarının yanına doğru koşar adımlarla ilerleyen Berk'i görünce selam veren, sonrasında ise Berk'in dedikodusunu yapıp ahlar vahlar içinde antreman salonlarına yürüyen altyapıdaki bayan(tahminen) basketbolcularımız da var tabi. Sene sonunda kendisine büyük ihtimal ile yer açılacak olan Berk A takımda daha fazla şans bulmaya başladığında, sahadaki golcü kimliğini saha dışına da taşır gibi.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Giriş.. ( Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan ve Berk Elitez)

Daha önceki postumda geniş çaplı bir A2 takımı yazısı yazacağımı, kimi oyuncuların buralara gelirken hangi kademelerde hangi katkıları yaptığını anlatacağımı belirtmiştim. Öncelik başlıktaki gençlerde... Blogun okuyucusu sayısının, yazının tarihi olan 06 Temmuz 2010 tarihinden bu yana iki katına ulaştığını göz önünde bulundurarak kısa bir hatırlatma yapmak istemiştim. Devamı Okan Alkan, Gökay İravul, Berk Elitez şeklinde getireceğim. Fırsat bulursam ve unutmazsam ( hatırlatırsanız güzel olur.) Manisaspor ile oynanan A2 müsabakasından sonra kendilerinden bahsettiğim Enis Gül ve yine o maçtan sonra hakkında birkaç satır karaladığım , sonrasında ise A takım müsabakasında dikkat çeken oyunculardan olan İsmail Aslan hakkında da birşeyler karalama planım var.

Bu arada A2 takımımız bugün Turgutluspor ile oynanan A2 müsabakasını Erdal'ın 2, Genç Milli Takımların en çok konuşulan golcüsü 1995 doğumlu Beykan Şimşek'in golü ile 3/1 kazandı. Maç Milli Takım tesislerinde olduğu için takip etme fırsatım olmadı ancak zamanla Beykan Şimşek ve Recep Niyaz konusunda da bilgi birikimi olduğu taktirde birşeyler paylaşabilirim. Keyifli okumalar...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...
Related Posts with Thumbnails