Mali SELIŞIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mali SELIŞIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2010 Perşembe

Formula 1'in Renkleri: 1960'lar

Uzun süre oldu ilk bölümü koyalı, tekrar devam ediyoruz. İlk bölüm de buralarda bir yerde hatta.

Cooper T51, 1960 Monaco GP, Chris Bristow
Formula 1'in vahşi sürücülerinden sayılan Bristow, tehlikeli ve agresif sürüşüyle tanınıyordu. Ancak olumlu haliyle olmak üzere benzer şekilde günümüzde tanınan Lewis Hamilton 23'ünde şampiyon olurken Britanyalı Bristow Spa'da Moss'un bacaklarını, burnunu, üç kaburgasını kırdığı, Alan Stacey'nin hayatını kaybettiği yarışta kariyerini ve hayatını korkunç bir kaza ile noktalayacaktı. Aşağıdaki fotoğraf o ölmeden yaklaşık 20 gün önce Monaco'da çekildi. Aracın renkleri belli olsun diye bir de model resmi koyalım hatta.




Porsche 718, Monza GP 1960, Edgar Barth
Edgar Barth, aynı zamanda F2 sınıfında da yarışmış olan 718 ile Monza'da. 718'in akıcı ve yuvarlak hatlı görünümü klasik Porsche tarzında. İlginç bir not da Edgar'ın oğlu Jürgen'in bir 908 ile-Porsche, Peugeot değil- 1977'de Le Mans 24 Saat galibi olması.


Ferrari 158, 1964 Watkins Glen GP, John Surtees
Bu konuda ise alıntıyı F1 ve yarışılabilen her şeyin ansiklopedisi Kürşat Zaman'dan yapmak istiyorum:
"Aslında herşey 250LM modelinin Ferrari tarafından GTC sınıfında homologe edilmesiyle başladı.FIA kısa süre sonra sadece 32 adet üretilmiş bir aracın GTC sınıfında yarışamayacağını belirterek (GTC sınıfında minimum 100 adetlik üretim öngörülmekteydi) 250 LM'in homologasyonunu geçersiz sayınca kızılca kıyamet koptu.

Üstelik ortadan motoru Ferrari 250 LM' diğer sınıflara da uymadığından çoğu sadece yarışmak için üretilen 32 adet araç tek kelimeyle ortada kaldı.

Enzo Ferrari kararı protesto ederek FIA'yı ve İtalyan otoriteleri Ferrari takımını yarışlardan çekmekle tehdit etti ve o senenin son iki yarışı olan Watkins Glen ve Hermanos Rodriguez'de Ferrari pilotları John Surtees ve Lorenzo Bandini,NART'ın mavi-beyaz renkleriyle piste çıktılar.Fotoğraftaki pist Watkins Glen ve pilot John Surtees.Ben ilk kez bunu okuduğumda kullanılan araçlar 1512 olarak belirtilmişti ve bu hataya birkaç yerde daha rastladım ancak fotoğraftan çok açık bir şekilde aracın 1512 değil 158 olduğunu görebilirsiniz motor detayından (1.5 litre + 8 silindir = 158)

Jim Clark yarıştığı tüm sezonlarda olduğu gibi gridin açık ara en hızlı pilotuydu ve Lotus 33 doğru şartlarda muhteşem bir hıza sahipti.Ancak tavşan/kaplumbağa denkleminin şaşmaz esasları burada da geçerliydi ve şampiyonluk yarışı Surtees'in Ferrari'si ve Graham Hill'in BRM'i arasında sonuçlandı son etapta.Hill daha fazla puan aldı ancak en iyi altı derece kabul edildiğinden şampiyonluk sezonun en iyisi olmaktan çok uzak olan John Surtees'e kaldı.

Hem motosiklet dünya şampiyonası hem de Formula1'de şampiyon olmayı başaran tek pilot olan John Surtees'e büyük saygım vardır ancak şampiyonluğunu biraz Denny Hulme,biraz Keke Rosberg'in şampiyonluklarına benzer koşullar arasında kazandı açık konuşmak gerekirse.


NOT:Ferrari 250LM'e dönersek.Araç ancak Grup 4 sınıfının pistlere çıkmasının ardından yeniden homologasyonu yapılarak pistlerde görülebildi ve 1969 yılına kadar özellikle amerika kıtasında pek çok yarışa katılarak ömrünü tamamladı."

Sonuçta ise Il Commendatore kazandı ve Ferrari F1'de kaldı. İyi ki de kalmış...


Ferrari 156, 1961 Monza GP, Wolfgang Von Trips
Açık ara en sevdiğim Ferrari, Schumi'nin açık ara en sevdiği pistte, Formula 1'in asilzadelerinden Von Trips'in kontrolünde. Ön taraftaki muazzam hava girişlerinin bir benzeri 1958 Ain Diab'da Masten Gregory tarafından bir 250F'e uygulanmıştı, sonra ise uzun süre hatırlanacak tasarımı ve ilk Amerikan şampiyon Phil Hill'in kullandığı araç imajıyla günümüzün F430'una da ilham verdi.


Lotus 49B, 1968 Monaco GP, Graham Hill
Formula 1'in gelişme döneminde gelir kaynağının çok büyük kısmını aldığı tütün reklamlarının başlangıcı bu yarışa dayanıyor efendim. Hatta F1'de tütün reklamları için de bir yazı var, buradan ulaşmak isterseniz.



Honda RA301, 1968 Spa GP, John Surtees
Rouen'de yeni araç RA302'yi kullanmayı reddedecek olan John Surtees, RA302'nin selefi ile. Şanssız Jo Schlesser ise RA302 ile hayatını kaybedip 2006'ya kadar gelmeyecek olan Honda'nın bu kararı almasına sebep olmuştu.


McLaren M7A, 1968 İspanya GP, Denny Hulme
McLaren turuncusunun '67 dünya şampiyonuyla biraraya geldiği an. Gerçi bir McLaren sürücüsünün şampiyon olması için Fittipaldi'ye kadar beklemek gerekti.



Porsche 804, 1962 İngiltere GP, Dan Gurney
Çok sevdiğim Porsche, çok yakışan gümüş renkle Aintree'de.




Matra MS11, 1968 Meksika GP, Henry Pescarolo
Le Mans efsanesi, tüm sakalıyla yeşil burunlu Matra'sını sürüyor.


Lotus 33, 1965 Nürburgring GP, Jim Clark
Lotus koymamak ayıp olurdu, ben de en güzelini seçtim. Sarı şeridine, Britanya Yarış Yeşili'ne kurban.


1970'ler de gelir bir ara... Sağolun okuduğunuz için.

By Mali SELIŞIK

WRC: Raikkonen Etap Kazanır

Raikkonen, Almanya Rallisi'nin son etabında WRC'deki ilk etap galibiyetini kazandı. 19.Etap olan Circus Maximus Trier'de 3.13.9 ile best-time yapan Finlimiz, Matthew Wilson'ın 1.8, Seb Ogier'nin 2.9, Latvala'nın 3.4 ve Seb Loeb'in 5.9 saniye önünde yer aldı. Gerisi gelir umarız. İşte video, MegaVideo kullanıcısı ff00'a buradan teşekkür edelim yüklediği için.


Bonus: Raikkonen etap galibiyetinden sonra oldukça keyifli ve yüzüz gülüyor. Deniyor yani.(Tamam, biliyorum, Kimi gülebiliyor. Bir sürü de resmi var gülerken. Ama tutamadım kendimi, mazur görün.)



By Mali SELIŞIK

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Das Dakar.

Dakar Rallisi'nin son dönem yıldızı, benim ise her zaman her türlü aracının hastası olduğum Volkswagen, 2011'de Güney Amerika çöllerinde yarışacak canavarını tanıttı. Daha önceki Race Touareg'lerde benim de gözüme çarpan bir detayı da düzelterek: Race Touareg'in normal Tourareg'e benzemesi gerekliliği. TDI motoru ile zaten kendini kanıtlamış Volkswagen Grubu (SEAT Leon TDI ile WTCC, Audi R10 TDI ve Audi R15+ TDI ile Le Mans 24 Saat) umarız yine galibiyeti alır. Kadroda yine Mark Miller, Nasser Al-Attiyah, Giniel de Villiers ve tabii ki "El Matador", ya da "Kral Carlos" Sainz var. Volkswagen Motorsport'un resmi sitesinde "Mission Dakar: Hattrick" şeklinde belirttiği gibi hedef yine ilk üçü işgal etmek. "İşte O Fotoğraflar!(Hahaha, nasıl profesyonelleşiyorum ama?)":

Volkswagen yeni tasarım yüzünü o yüzü epey kirletecek olan Race Touareg 3'te dahi kullanmış. İki şeritli ızgara ve kocaman VW logosunun yanında LED farlar da vazgeçilmez. Yakışmış.

Arkada ise stoplardaki ufak dokunuş bile bunun herhangi bir VW arazi aracı değil, bir Touareg olduğunu gösteriyor. Eskiden alttaki stoplar da yuvarlaktı.

Ta Güney Amerika'ya gideceğine bakmayın, tamponun altına bakarsanız araç Wolfsburg plakalı.

Arkadaki iki boyuna çıkıntı lastikleri saklıyor.

İçerisi çok teknolojik ve bir o kadar da dayanıklı. Bu kadar elektronik malzemeyi o şartlarda hayatta tutmak için havalandırma sisteminde epey ilerleme kaydedilmiş.

Bir diğer büyük iş de co-pilota düşüyor. GPS'ler, göstergeler, sıcak filan derken "Sizin işiniz de zor be abi..." kıvamına geliyor insan bakınca.

Bir ara Windows ekran koruyucularında borular vardı bitmek bilmeden dolaşırlardı, hatırladınız mı? Soğutma için bilgisayar karşısında düşünen VW mühendisinin ekran koruyucusunun devreye girmesi ile olaylar gelişmiş sanıyorum ki.

Volkswagen'in bize bir de bonusu var 2011 Dakar'da. Ortalığı karıştıracak olan Pick-Up sınıfındaki Amarok da bu yarışta boy gösterecek.






Eh, bize de "Das Dakar" izlemek düşer 2011'de o zaman.

By Mali SELIŞIK

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Transfer

Kimi zamanlarda uzun süreler boyunca boşladığım blogu yenilemek, geliştirmek, düzenli olarak kaliteli yazılar yazılmasını sağlamak adına neler yapabileceğimize dair kafa patlatıyorum son günlerde.. Kaliteyi; olayı magazine dökmeden, sadece spor temelinde arttırmayı amaçlıyorum. Dünya'nın her yerinde spor yapılıyor, hemen hemen her ülkenin kendine ait bir ligi var. Ancak yalnızlık zor iş, öyle zamanlar oluyor ki çok büyük ilgiyle izlediğin, bilgili olduğun bir konu zaman aşımından dolayı rafa kalkabiliyor. Bilgili olduğun bir lig, bir organizasyon da.. Bu sebeple özellikle Fransa ve Brezilya ligleri konusunda son derece bilgili olan Adem ÖZTÜRK'e teklif götürdüm, sağolsun kırmadı ve yerden şut üstten aut bünyesine katıldı. Ama blogu daha fazla çeşitlendirmek, yazıların sadece futbol üzerine yazılmamasını sağlamak adına yeni hamleler yapılmalı diye düşünürken uzun süredir blogunu takip ettiğim Mali SELIŞIK'a teklif götürmek geldi aklıma. Sağolsun kendisi de kırmadı bizi ve bundan sonra motor sporları ile alakalı yazılar paylaşacak yerden şut üstten aut blogunda... Her ne kadar kendim futbol çıkışlı olsam da Dünya'da böylesine fazla takipçisi olan sporların futbolun bu denli gölgesinde kalmasını sindiremediğimden ve Türkiye'de de motor sporları ile epey alakalı insanlar olduğunu bildiğim için bu transferden dolayı son derece memnunum. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Yeniliklerimiz devam edecek.

Hayırlı olsun.

--------------------Diferansiyel
Related Posts with Thumbnails