Recep Berk Elitez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Recep Berk Elitez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Tavşanlı Linyitspor Maçının Ardından

Böylesine güzel bir havada Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerinde müsabaka olup gitmemek? Yerden şut üstten aut blogunun tarzı olan hareketler değil tabi. Nitekim ne geç kaldım ne de tribünde yer bulamayıp tellerin arkasından izlemek zorunda kaldım maçı. Zemin, hava, takım; kısaca herşey güzeldi. İki senedir takip ettiğim organizasyondan ilk defa bu kadar tat aldım diyebilirim.

Maç mahalle maçı edasında başladı desek yanlış olmaz sanırım. İlk 15 dakika geçildiğinde skor çoktan '' üst '' olmuştu. Ki çok ta önemli bir detay olduğu söylenemez zaten. Zira bizim bu müsabakaları takip etmemizin sebebi hem sistem hem oyuncu kalitesi açısından muhteşem bir takıma sahip olmamız değil tabiki. Bilakis Fenerbahçe altyapısının en kör topal ilerleyen takımı dahi denebilir. Ancak sahada A takıma çıkan oyuncuların tamamı olunca bunların pek bir önemi kalmıyor tabi. Oyun ve fizik olarak nerelere geldiklerini gözlemlemeye çalışmakla geçiyor zaman.

Öncelikle yarın hikayesinin ikinci parçasını yazacağım Okan ile başlamak gerekiyor sanırım. Beni bu kademede en çok etkileyen oyuncu kendisidir. Seri, süratli, yetenekli. Hatta bir sağ bek oyuncusuna göre fazla yetenekli. Ancak Okan A takım idmanlarına bir seneden beri çıkıp, Alex ile, Gökhan Gönül ile aynı havayı soluyan bir oyuncu. Kazandığı ciddi deneyimin oyununa yansımaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Fazla yeteneğinin farkında bu da başına iş açıyor. Her topla iki - üç oyuncu bağlamak istiyor, topa olan sevdasından sebep hatalı kararlar verip ; atakları başlamadan bitirebiliyor. Oysa ki iyi oyuncu kendisi oynadığı kadar yanındakileri de oynatan oyuncudur. Bence bu maçı bir kez daha izlemeli. Ve kendisinin A Takım idmanlarına çıkan, fark yaratması gereken bir oyuncu olduğunu unutmamalı.

Bu bağlamda Gökay bence Okan'ın neleri yanlış yaptığının canlı örneği. Gökay bugün Okan'ın aksine son derece basit, topu paylaşarak oynadı. Ancak çok etkiliydi. Fark yarattı. Dışarıdan izleyen bir izleyici kendisini '' A Takım adayı '' değil, '' A Takım oyuncusu '' olarak rahatça ayrıştırabildi ki altyapıdan üstyapıya çıkan oyuncularda en başta aradıklarımdan biri bir alt kategoride fark yaratmasıdır. Kullanmadığı ayağı ile attığı iki tane ters top ve top kendisine gelirken baskı altında olduğunu bildiği için kontrolünü aynı zamanda rakibi ekarte etmekte kullanması Gökay İravul'da gördüğüm olumlu değişikliklerden. Ve en güzeli, sahada anlamsız yere kendisine tepki gösterilen tepkiye yanıt vermek zorunda kalsa da o verdiği tepki dahi iyi bir futbolcu kadar iyi bir insan da kazandığımız canlı örneğiydi. Ben Fenerbahçe taraftarı bir futbolsever olarak Arda Turan'ı nasıl seviyorsam Gökay İravul'da Arda gibi sevilecek bir oyuncu olacaktır. Hatta Arda Turan'ı sevmeyenler için Ergün Penbe dahi diyebiliriz.

Recep Berk Elitez vücut çalışmaktan çıkan kanatlarının etkisi ile uçacak gibi olsa da futbol anlamında ben üstüne koyduğu herhangi birşeyi tespit edememiştim bugüne kadar. Bugünde tablo değişmedi. Hızlı, aya kafa atacak kadar hava toplarında baskın ancak hala dar alanda birebir kaldığında gösterecek bir numarası yok gibi. Ancak mevcut özellikleride lazım olabilir, tabi üstüne biraz daha sezgi koymak şartıyla.

Hasan Erbey ise benim bugün sahada en çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Yalnız, nasıl Aykut Kocaman'a olumsuz gördüğümüz bir konuda eleştiri getiriyorsak Hasan Erbey'i ön liberoda kullanılmasına vesile olmasından dolayı tebrik etmeliyiz. Hasan ayağı yere sağlam basan ve hava toplarında etkili bir stoperdi. Bu sebeple Beşiktaş derbisinde onu ön liberoda gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda bu mevkide oynatıldığını öğrenene kadar bir şaşkınlık yaşamıştık. Aykut Kocaman Hasan'ı epey beğeniyor ve farklı özelliklerde yüklemek istiyor ki Hasan bu rolü oldukça iyi oynadı bugün. Hatta stoper performanslarından daha fazlasını verdi denilebilir.

Fenerbahçe A2 takımında olmasını anlayamadığım oyuncuların başında sol bek Devrimcan geliyordu. Ancak Hasan'ın ön liberoya geçmesinden sebep stoper olan Devrim'i ben çok iyi buldum. Sol bek olmasından dolayı ayağı herhangi bir stopere göre oldukça iyi. Bunun yanında agresif yapısı ile göbekte epey iş yapıyor. Tabi biraz daha izlemek gerekiyor ama eski performansları bugün verdiğinin yanından bile geçemez desek yanlış olmaz.

Gözümüz A Takım oyuncularının üstündeydi ancak sağ bek Ömer Kandemir'in maç boyunca yaptığı bindirmeler dikkat çekiciydi. Keza Beykan attığı golde seri çalımlarla iki üç kişiyi çok dar mesafede bağlayarak yaş handikapına rağmen neden bu takımda olduğunu gösterdi. Henüz 16 yaşında olduğunu göz önünde bulundurarak gelişimine umut bağlamak yanlış bir hareket olmaz sanırım.


24 Ağustos 2010 Salı

Fenerbahçe-Manisaspor A2 Müsabakası

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a12.jpg

Geçtiğimiz sezon bu satırlarda ismini çokça zikrettiğimiz oyuncuların sezon başı itibari ile profesyonel sözleşme imzalamasının mutluluğu ile yola koyulduk sezonun ilk A2 müsabakasını izlemek için. Bu sene, geçen sene bulduğum kadar fırsat bulamayacağımdan biraz hasta da olsam açılışı kaçırmamak istedim. Esasen Gökay, Okan, Hasan ve Berk ' in sadece derbilerde alt kademeye indireleceğini düşündüğümden takımın bir sezonun ardından ne derece aşama katettiğini, takımın diğer yetenekli oyuncularının ( başta Görkem ve İsmail ) sezona nasıl başlayacağını görme isteği Dereağzı tribünlerine attı bu sefer beni. Ancak başlama seramoniye yetiştiğimde Gökay ve diğerlerininde sahada olduğunu görünce ilgi birazda oraya kayıyor tabi. Yine de ilk hafta müsabakası olması sebebiyle geniş bir takım analizinden çok oyuncu bazlı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a2.jpg
Skor 1/1 olup oyunun büyük bölümü dengede gidince insan haliyle A2 takımında A takıma çıkacak kadar fark yaratan oyuncuların bu kategoride neden fark yaratamadığını sorguluyor. İlk önce bu konuya değinmek gerekirse A takıma çıkan oyuncuların oyun ve duruş olarak sahadaki çoğu oyuncudan ayrıldığını söylemek gerek. Örnek vermek gerekirse Berk Elitez geçen sezonda uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında etkili , ikili mücadelelerden kaçınmayan bir karakter sergilerdi. Bu maçta gördüğüm kadarıyla A takım oyun karakterinden ziyade kendi karakterine etki etmiş. Zaten sahada duruşu itibari ile diğerlerinden ayrışan farklı tip bir oyuncu kendisi ancak daha üst kademeye layık görülmesi sebebiyle o duruş biraz daha sertleşmiş. Gördüğü kırmızı kartta bunun göstergesi olsa gerek. Ne olduğunu tam göremesem de Görkem Kulbay frikik atmaya hazırlanırken ceza sahasında itişip kakışırken oyuncuyu yere indirecek ne yaptıysa yardımcı hakemin ikazı sonucu direkt kırmızı ile oyundan atıldı. Bu da son üç senede yaptığı üç kademelik sıçrayış ve Milli Takımlarda aldığı gol krallıklarının etkisi olsa gerek. Ama tehlikeli bir durum olduğu ortada... Oyun ve fiziksel gelişim açısından bakarsakta birebir kaldığında daha fazla insiyatif kullanma eğiliminde olup fiziğinin ciddi manada epey kuvvetlendiğini hissettim. Hele gözümün önünde , kendi defansından şişirilen topa iki stoper arasında göğüsle çıkıp Drogba gibi kontrol etmesi bu konuda ciddi çalışmalar yaptığının ispatıdır. Ama yinede kulağını çekmesi gerekenler çekmeli... Profesyonel sözleşme sadece kağıt üstünde kalan bir sözleşme değildir. Oraya layık görülenler oraya layık davranışlar sergilemelidir diye düşünüyorum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a6.jpg
Takımın beraberlik golünü atan Hasan Erbey geçen sezon oynanan A2 müsabakalarında partneri olan oyuncuların oyun karakterleri sebebiyle dengeli olmaya, arkayı toplamaya mecbur kalıyordu. Yanındaki oyuncuların dengesizlikleri kimi zaman onunda basit hatalar yapmasına sebep oluyordu. Bugün gördüğüm Hasan Erbey ise yanında yine uzun ve genel olarak dengesiz bir stoper oynamasına rağmen geçen sezonun aksine ilk toplara basmaya çalıştı. Bunu yaparken kendine olan güveni kendisine adına hoş bir gelişme. Keza Hasan Erbey geçen sezonda sakin ve defansı toplayan bir görüntüdeydi ancak bugün bir ayrı geldi gözüme. Hantal oyuncuların klasik özelliği olan top şişirme hastalığı kendisinde zaten pek yoktu ama geçen tatil döneminin ardından ara sıra rastladığımız bu hastalıktan tamamen kurtulmuş olması sevindirici. A takımda klas savunmacılarla oynamak ona sezgi , sertlik ve en önemlisi kendine güven konusunda birşeyler katmış. Böyle devam ederse daha iyi yerlere geleceğini kestirmek güç değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a4.jpg
Takımın geçen sezonki maestrosu Gökay, basit ve doğru tercihleri sebebiyle bir üst kademeye layık görülmüştü. Bugün onu sahada ilk gördüğümde bu basit tercihlerindeki değişim olup olmayacağı sorusu gelmişti aklıma ama Gökay kaldığı yerden devam ediyor. Oyun kafası itibari ile fark yaratacak meziyetlere sahip olduğundan, üst yapı tecrübesi ile daha fazla insiyatif alacağını, olayı daha fazla bireysel maharetlere dökeceğini tahmin ediyordum ki yanıldım. Gökay bildiğimiz oyun karakterini değiştirmeden, düz, basit ve faydalı oynama isteğindeydi bugün. Üst yapı idmanları fiziksel olarak Recep ya da Hasan'da ki kadar büyük değişimlere sebep olmasa da yediği kamplar sonucu temposunun epey iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Daha güçlendiği taktirde bu değişmeyen oyun ve kendi karakteri ile onunda çok farklı bir kimliğe bürüneceğini düşünüyorum. Oyun disiplinine sadık kalması, sürekli yardımlaşması ise onun adına bahsedebileceğimiz başka güzellikler...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
A takıma çıkmış oyuncular içinde son değerlendirmeyi ise Okan için yapalım. Kendisini izlemek gerçekten çok büyük keyif. Toprak sahadan bile kötü bir zeminde top kontrolleri ve topu sanki dümdüz zeminde sürüyormuş gibi sürmesi benim için günün en fazla dikkat çeken detayıydı. A takım haliyle onada kendine daha fazla güven getirmiş ki Okan bu konuda zaten yeterince dolu olduğundan bu güven biraz abartı boyutuna kaçmış gibi olsa da bir sağ bek oyuncusuna göre bu kadar meziyetli bir ismin sahada yaptıklarını , kendini gösterme isteğini ben yadırgamıyorum. Recep Berk'in saçma sapan bir şekilde atılmasından sonra sağ tarafı Murat Özer oyuna girene kadar tek başına kullandı ki Okan'ın tarafından tek bir tehlikeli atak gelmediği gibi neredeyse rakibin sol kanadını otoban yaptı. Çok çalışkan, çok istekli ve çok tehlikeli. Benim içinde hoş bir deneyim oluyor Okan'ı izlemek zira geçtiğimiz sezon kimi zamanlarda maç içinde çok kopuk olmasına rağmen ciddi bir çalışma periyodu ile oyuncunun neler kazanabileceğini çok güzel özetliyor. Bizde bu sebeple İsmail, Görkem ve Enis'i de kamplara götürün diye çokça yazacağız buralarda. Okan'ın kimi zamanlarda sesinin çok fazla çıkması önce kendisinin sonrada takım arkadaşlarının demoralize olmasına sebep oluyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu olarak not alınabilinir ancak sarfettiği efordan sonra dediğim gibi çok yadırgayamıyorum bunuda... Bildiğim birşey var ki memleketin en yetenekli, modern futbol sistemlerine en uygun iki tane beki varsa o ikiside Fenerbahçe'nin futbolcusu. Ötesini söylemek vakit kaybı, yeterince anlaşılırdır zaten...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a11.jpg
Enis Gül her takıma lazım olan, sürekli arkadaşlarının yardımına koşan sert ve disiplinli bir ortasaha oyuncusu. Kendisi Uefa'ya verilen listede Uefa şartları sebebiyle yer bulmuş ki herhangi bir sıkıntı anında çok fazla tereddüt etmemem için bir sebep bu da. Her maç aynı çizgiyi korumak büyük meziyet ki Enis'in topla arasıda iyi sayılabilecek düzeyde. Takipteyiz.

Görkem Kulbay takımın fark yaratması gereken isimlerinden. Aslında yetenek bazlı bir değerlendirme yapsam kendisini ilk üçe dahi yazabilirim ama oyunda çok duygusalmış gibi bir izlenime kapılıyorum her defasında. Sahaya verebileceklerini verdiklerinden çok daha fazla oyuncu için bu bir dezavantaj. Ama bu sene ondan ciddi bir çıkış ve asist sayısında direkt etkinin duran toplardan olmamasını bekliyorum. Güçlü, teknik ve yaratıcı. Bugün yine çok kopuk oynasa da daha iyi olacağını düşünüyorum, bakalım beklentilerimizi karşılayabilecek mi?

Oyuncu bazlı son değerlendirmem yazının son paragrafı olacak. İsmail Aslan maçın farklı , göze hoş gelen oyuncularındandı. Sol ayağı gazete tabiri ile raket gibi, doğru görevler ve güven verilirse bu sezon A2 takımı için çok kilit bir rol oynayabilir. Mücadelesini, azmini tebrik ediyorum.

Menajeri Forlan , Aguero gibi ünlü oyuncuların menajeri olan Barış Yardımcı'yı bugün sahada göremedim. Hakkında bilgi aldığımda burada onuda paylaşırız. Yine Denizli'den '' Yerli Messi '' lakabı ile gelen Recep Niyaz'ı bugün Dereağzında göremediğimide belirteyim. Esasen kendi fotoğraflarımı kendim çekmiştim ama makinanın elimde kalması sebebiyle yine Fenerbahçe'nin resmi sitesi sağolsun diyorum. İlerleyen zamanlarda o resimleride paylaşırız artık.

Düzeltme: Recep Niyaz Milli Takımdaymış...

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Yakışmış - Fenerbahçe 2010-2011 Sezonu Formaları




















Aslına bakılırsa çubuklu için daha iddaalı çalışmalar yapılabilinir gibime geliyor ancak bu formada ziyadesiyle güzel bence. Bir eleştiri getireceksek kolların dizaynına getirebiliriz, orada sarı ile lacivertin parçalanması biraz garibime gitti. Ama genel olarak 10 üzerinden 8'i alır. Şampiyonluk forması olsun...





































Arma forma ile beraber son yıllarda tasarlananan en muhteşem forma. Hatta bu forma bana kalırsa arma formadan da güzel. Kartal pençesi, Fenerbahçe güneşi gibi şeylerin formaları basitleştirdiğini düşünüyordum , ta ki formayı görene kadar ! Üzerinde Chelsea formasından fazlasıyla detay taşısada üzerine yerleştirilen '' Fenerbahçe Güneşi '' apayrı bir anlam katmış formaya. Ne çok öne çıkıyor, ne de tamamen arka planda kalıyor. Daha güzeli olamazdı. 10 üzerinden 10'u alır benden.






















Sade ve hoş. Boğaz kısmındaki '' sarı -lacivert '' detay en çok beyaz formada ön plana çıkıyor ki yakasız olmasının kattığı hoş bir hava katmış bu da. Biraz t-shirt'e benzese de benim hoşuma gitti, çubuklu da kusura bakmasın ama 10 üzerinden 8'i bu formaya da veririm ben.





















İki senedir kaleciler için en az futbolcuların giydikleri kadar hoş formalar tasarlanıyor. Şu formanın nesi anlatılsın. Bir Galatasaray ve Beşiktaş kalecilerinin 60 ' lardan kalan formalarına bakıyorum bir de Fenerbahçe'nin kalecilerinin giydiklerine... Arada gerçekten büyük bir görsel farkı var.
















Palamut forma ise '' alternatif '' olarak düşünülmüş belliki. Ben Neon formadan daha çok beğendim, turkuaz kadar yaratıcı olmuş. Seçilen yeşilin tonuna belki biraz fazla cırtlak denilebilir ama Recep Berk Elitez'in üstünde gayet hoş durmuş gibi. Gerçi tam da yeşil formayı tanıtacak adamı seçmişler ya, orası da ayrı...

Bir de formalarda adidas'ın eski amblemini kullansak ne de hoş olurdu kimbilir..

6 Temmuz 2010 Salı

Recep Berk Elitez, Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...

9 Haziran 2010 Çarşamba

U-18 Türkiye Şampiyonu Fenerbahçe

Sene boyunca Dereağzında oynanan Fenerbahçe A2 maçlarını kaçırmayacak kadar altyapı organizasyonu ile ilgili birisi olarak bu yazıyı bu kadar geç yazmamam gerekirdi sanırım... Ama bu vesile ile bu altyapı yazılarının ne kadar takip edildiğini anladım.Sağolsunlar, kimi arkadaşlar normal şartlarda bu şampiyonluğu atlamayacağımı öğrenmiş olacaklar ki mailler attılar...Nitekim haklıydılar da, normal şartlarda böyle anlamlı bir başarıyı atlayacak değildim. Ancak sınavlar vs derken yazıda şimdiye sarktı... Anlamı var mıdır bilemeyeceğim ama mazur görünüz...

Tunuva başlamadan Fenerbahçe'nin şampiyona kafilesini bildiğimden gözümde açık ara favoriydi Fenerbahçe. Sene boyunca A2 organizasyonunda rakiplerine nazaran çok küçük yaştaki futbolcularla mücadele eden Fenerbahçe'nin bu seviyeyi görmüş olan oyuncularının kendi yaş gruplarında fark yaratacaklarını düşünüyordum. Ki haksız olmadım.

Grup maçları tamamlanırken turnuva ilk süprizine tanık oluyordu...Konya Şekerspor, Gençlerbirliği, Altay gibi altyapı organizasyonları son derece düzgün işleyen (hoş Konya'nınkinden haberim olmasa da Gençlerbirliği ve Altay'ı biliyoruz en azından...) takımların bulunduğu gruptan iki galibiyet bir beraberlikle çeyrek finale yükselen senelerdir altyapı organizasyonu sebebiyle yerden yere vurulan Fenerbahçe olurken; Galatasaray D grubunda Trabzonspor, Kayserispor ve Denizli Belediyespor'un ardından 0 çekerek sonuncu oluyordu. A grubundan Beşiktaş ile Pendikspor, B grubundan Bursa ve Bucaspor, C grubunda Fenerbahçe'nin yanında Gençlerbirliği, D grubunda ise Trabzon ve Denizli Belediyespor diğer çeyrek finalistler olarak adlarını bir üst tura yazdırıyordu...



Çeyrek finalde Denizli Belediyespor ile eşleşen Fenerbahçe turnuvanın gol kralı Recep Berk Elitez'in yedek bırakılmasının faturasını ağır ödeyebileceği bir maçı 75. dakikada öne geçmesine rağmen 90. dakikada şanssız bir gol yiyip maçın uzatmalar ve ardından ise penaltılara gitmesi sonucunda 6-5 tur atlayarak hasarsız atlatıyordu. Trabzonspor bu turda Gençlerbirliğini elerken ikinci süpriz Beşiktaş'ı eleyen Bucaspor'dan geliyordu. Bu sene Süper Lig'e yükselen Buca'nın altyapıdaki işlerliğinden ayrı bir postta daha geniş bilgiye sahip olduğumuzda bahsederiz. Şuan konu Fenerbahçe'nin şampiyonluğu olduğundan Buca kısmını kısa kesiyorum.. Son yarı finalist Bursaspor'u 2-1 ile geçen eski Fenerbahçe'li oyuncu Kutsal Manici'nin sürüklediği Pendikspor oluyordu...

Yarı finalde Fenerbahçe'nin Trabzon ile eşleştiğini duyunca bu turu geçtiğinde kupayı kazanacağından emindim. Nitekim bu turu geçeceğinden de.. Zira Berk Elitez gibi çok formda bir golcü vardı ki kendisi bu maçta gol krallığını garantilemiş gibiydi... Nihayetinde Trabzonspor maçında yine sahneye çıkıp attığı iki golle Fenerbahçe'ye finali getiriyordu...

Yarı finalin diğer ayağında sansasyonel bir skorla Bucaspor'u 6-0 ile geçen Pendikspor finale yükselmişti. Biz de hemen Tff sitesinden Pendikspor ile oynanan maçlara bakmıştık. Gençlik Geliştirme Liglerinde aynı grupta yer alan Pendikspor ile Fenerbahçe'nin karşılaşmalarını incelediğimde daha önceden kafamda beliren '' Trabzonspor maçını kazanan kupayı da kazanır...'' düşüncesi iyice sağlamlaşmıştı. Ve turnuvanın son maçında sene boyunca yaş olarak küçük olan oyuncuları A2 organizasyonunda çekinmeden oynatan Fenerbahçe kupayı penaltı atışlarından sonra da olsa müzesine götürmeyi başardı. İki kez yenik duruma düştüğü müsabakayı 2-2 bitirdikten sonra penaltılarla rakibine 6-5 üstünlük sağlamıştı Fenerbahçe...

Her turnuva gibi bu turnuvada kimi oyuncuları piyasanın orta yerine çıkartıp bıraktı. Birisi penaltıdan olmak üzere 9 golle turnuvayı gol kralı bitiren Recep Berk Elitez kuşkusuz bu isimlerin başında geliyor. Aşırı hızlı olmasının yanında uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında epey etkili olan Berk Elitez son vuruşlarının da bu özellikleri kadar iyi olduğunu birkez daha gösterdi. Şüphesiz kendi yaş grubunun en iyi forvetlerinden biri ki bence en iyisi... Peşinde dolaşan ünlü kluplerin olduğunun haberini aldığımız şu günlerde Fenerbahçe yönetiminin uyumaması, gerek oyunu gerek ise tavrı ile gol atmak için yaratılan bu genci yuvada tutması en büyük dileğimiz...

2-3 senedir yapılmaya başlayan altyapı atılımlarının somut ilk meyvelerini bu sene u-14 ve u-18 takımlarının şampiyonlukları ile aldı Fenerbahçe. Ümidimiz bu başarıların bu kategorilerde kalmaması, bu kategorileri domine edenlerin başarılarının üstyapıya çıkarılarak taçlandırılması... Sürekli bu organizasyonun içinde olan birisi olarak bunu hakeden oyuncuların olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim... Yeterki biraz cesaret, biraz da inanç olsun...



Unutmadan Fenerbahçe U-18 takımını bu başarı sebebiyle tebrik ettikten sonra bir tebrikte turnuvanın asist kralı Görkem Kulbay'a gitsin. O forma altında daha çok kupa kazanınız... Belki farkında değilsiniz ama size inanan ve sizi bekleyen milyonlarca Fenerbahçe'li var...

5 Mart 2010 Cuma

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Maçı

Aslında bu tip maçlardan önce blogdan maç hatırlatması yaparım ancak bu sefer bırakın hatırlatmayı maç yazısını bir kıymeti olmayacağını bile bile 3 gün sonra anca yazabilecek bir yoğunluktaydım. Bu sebeple buradan A2 maç yazılarını takip edenlerden özür diliyorum öncelikle.

Geçen zamandan sebep maçı önceki yazılardaki gibi derinlemesine anlatacak iştahım malesef yok. Ancak Dereağzında Fenerbahçe'nin Recep Berk Elitez'in attığı golle kazandığı maçı izleyenler için söyleyebilirim ki o maçtaki Galatasaray baskısı kadar olmasa da Fenerbahçe'nin yapmaya çalıştığı bir baskıdan bahsedebiliriz. Ancak stoper Sertaç Eren'in yapmaması gereken bir hatayı yapması sonucunda Fenerbahçe cephesi Kadıköy'de ''Lay lay lay Cimbombom '' şeklinde tezahüratlar duymak zorunda kaldı.














Bunca zaman sonra şu yazıyı yazmamın bir sebebi de Gökay İravul oldu. Kendisini sanal ortamda ilk tanıtanlardan birisi olarak Galatasaray maçında gördüğüm tablodan hiç hoşnut olmadım diyebilirim. Bir oyuncu kötü oynayabilir , gününde olmayabilir buna itirazımız yok ki bunu gayet net anlayabiliyorum; sonuçta karşındaki oyuncularda Galatasaray A2 takım oyuncuları nihayetinde... Ancak Gökay'da hiç beklemediğim bir şekilde bir ''ben''cilik sezdim ki hakemlere ve rakip takım oyuncularına olan sempatik yaklaşımlarından sebep hiç böyle bir imaj çizmemişti Gökay gözümde. Bilmesi gerekiyor ki denize daha yeni girdi , karşı tarafa yüzmesine çok var... Ve onu sevenler alttaki resmindeki sempatikliği ile sevdiler...
















Galatasaray takımında sağ bek ( Caner Öztel olabilir kendileri) ve 8 numara Fenerbahçe'de ise Recep Berk Elitez ile Görkem Kulbay, Gökay konusunda yaşadığım hayal kırıklığını oynadıkları futbolla bir nebze gölgeleyen isimler oldular müsbakada. Bahsettiğim sağ bek maç boyunca ileri geri çalıştı , Gökay'ı da çok iyi pasifize etti denilebilir. Hele maçın sonunda gözümün önünde hırs bombası Devrimcan'ı kornerden dışarı fırlatışı görülmeye değerdi.( Bknz: Ariel Ortega-Ergün Penbe) Üstünde durulası bir oyuncu gibime geldi.Tabi performansı bugünlük değilse.

Diğer bahsettiğim 8 numaralı oyuncunun adını malesef bilemiyorum ancak gerek defansif gerek ofansif anlamda ciddi sıkıntı yarattı Fenerbahçe takımına. Karşısında oynayan Berkay Öztuvan'a kurduğu fiziksel üstünlüğü takımına çok olumlu şekilde yansıtmayı becerdi,iyi bir maç çıkardı.

















Fotoğraftaki arkadaş olan Görkem Kulbay da klas hareketlerle oyuna güzellik katan oyunculardan oldu. Fiziği ve tekniği iyi seviyede ancak biraz daha hızlanması gerekiyor. Bir de daha önce bahsettiğimiz gibi Ronaldo tavırlarını bırakıp tarzının aşırı benzediği Arda Turan'ın futbol karakterine benzer bir oyun oynamaya çalışsa daha verimli olabilir gibime geliyor. Yine de Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu idi diyebilirim.

Dereağzındaki bir başka güzellikte Emre Çolak'ın arkadaşlarını desteklemeye gelmesi idi. Bu seviyenin üstüne çıkmasından sebep kadroda olmamasına rağmen seneye beraber girdiği arkadaşlarını desteklemesi , saha kenarında onlara akıl vermesi hoş bir olay. Devre arasında ısınan iki takım oyuncularının ciddiyet farkları kadar somut bir delildir gözümde ''Neden Galatasaray altyapısı sürekli üretiyor'' sorusuna cevaben...

Berk Elitez'e gelmeden Berkin Arslan'a da değineyim kısaca. Top kontrolü bu kadar iyi olan çok az Türk oyuncu var ancak Gökay'da gördüğüm '' A Takım '' havası Berkin'de de gözüme çarptı. Atılmayan bir pas sonrası takım arkadaşını avazı çıktığı kadar bağırarak kalaylaması da cabası. Yapma Berkin demek istiyorum da sesimizi duyurabilir miyiz acaba...




















Oyuncu performanslarında son paragrafı Berk Elitez'e ayırdım. Berk normalin epey üstündeki hızının yanı sıra ilk maçta olduğu gibi boyuna rağmen hava toplarında etkili olduğunu ve sırtı dönük oynayabildiğini bir defa daha gösterdi. Eksiği olan husus ise rakip stoperi bire bir yakaladığında hızından başka numarası olmaması. Ancak yine de gole her zaman çok yakınmış gibi geliyor bana izlerken. Rakip stoperlerin sürekli halini hatrını sorması da cabası... Üst yapıya çıkmayı becerirse Türk futbolu yeni bir İlhan Mansız kazanır, dipnot olarak düşelim. '' Behlül '' Anıl mı? O çıkarsa da İstanbul geceleri yeni bir Behlül kazanır.


Ezeli rakibimizi, oyuncularını tebrik ettik ancak aşağıda okuyacağınız PFDK kararı sebebiyle de '' Bu kaç oldu arkadaş? '' diyelim izninizle. Cemal Nalga olayı hala hafızalarda tazeliğini korurken böyle büyük camialara hizmet eden antrenörlerin( ya da her kimse ) daha dikkatli olması gerekmez mi?

GALATASARAY A.Ş.'nin, 20.02.2010 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - GALATASARAY A.Ş. A2 Ligi futbol müsabakasında, Bölgesel Gençlik Geliştirme Ligi müsabakasında isim listesinde yer almış futbolcunun, aynı hafta A2 Ligi'nde isim listesinde yer almasından dolayı takdiren (3-0) HÜKMEN MAĞLUP sayılmasına...

4 Şubat 2010 Perşembe

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Ligi Derbisi
















Maça ilk yarının bitimine 10 dakika kala yetiştiğimden dolayı eski A2 Ligi müsabakaları kadar geniş ve detaylı bir yazı yazamayacağım malesef. Ancak Dereağzına giriş yapar yapmaz skoru sorup 0/0 cevabı aldığımda çok fazla birşey kaçırdığımı düşünmüyordum ki maçı izleyenlerde ilk yarıda futbol adına pek bir güzellik sergilenmediğini söylüyorlardı...
http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2010/02/a2_besikas_fener-220x300.jpg
Federasyonun resmi sitesinden maç kadrolarına erişemediğimden dolayı ( Klup takımlarının resmi sitelerinden tutun , federasyon sitesine kadar değişime ihtiyaç var memlekette) Beşiktaş'ın 13 numaralı oyuncusunun kim olduğuna dair(Edit:Oyuncunun ismi Sametmiş.) en ufak bir fikrim-bilgim yok. Ancak Fenerbahçe'nin baskı kurduğu dakikalarda stoperde Sezer Özmen ve orta sahada Orhan Gülle ile beraber ayakta kalan fark yaratmaya çalışan oyunculardan biri olduğunu belirtmekte fayda var.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk8.jpg

50-65 dakikaları arasında oyun ortasaha mücadelesi şeklinde geçsede ibre Fenerbahçe'yi gösteriyordu. A2 takıma iki beden büyük Can Erdem'in gitmesinden sonra Beşiktaş'ta forvet mevkisinde bir sıkıntı olduğunu gözlemledim zira Fenerbahçe'nin as stoperi olan Hasan Erbey ve yanılmıyorsam Sertaç'ın sakatlığından sonra defansa geçen aslen ön libero olan Barış Yardımcı Ali Kuçik'e atılan topları hatasız karşılayıp doğru şekilde hücuma yönelik pas trafiğini başlattılar.

65-70. dakikalar arasında Fenerbahçe baskısını iyice hissettirmeye başlayıp Berk ile bir pozisyondan yararlanamadı ve kaleci Alptekin'in büyük hatası ile Beşiktaş 73. dk da skor üstünlüğünü ele geçirdi. A takıma çıkan Okan ve Gökay'ın beklediğimi veremediği bir ortamda maçın dönmesinin zor olacağını düşünürken uzatma dakikalarında Görkem Kulbay'ın kornerinde karambolde kalan topu Berk Elitez gole çevirip müsabakanın skorunu 1/1 olarak belirledi.

Son dakikada atılan goller futbola farklı bir tat ve heyecan katsada benim için anlamlı olan 1/0 geriye düşmüş takımın sabırla topu şişirmeden pas yapması idi. Öyle ki son saniyelerde tribünde ''şişirsenize'' şeklinde bağırışlar yükselmesine karşın ilk önce topu kanada indirdi Fenerbahçe sonrasında kornerden golü buldu. Skordan ziyade önemli olan budur gerçekten , bu yaşta gençlere sabır ve pas kültürü verilmeye çalışılması çok önemli benim açımdan.

http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/001-2010/TFF/TamSaha/Subat/Sezer-1.jpg

Oyuncu değerlendirmelerine gelirsek ; Beşiktaşın stoperi Sezer Özmen'i çok beğendim. Ayağı son derece düzgün ki ; TamSaha'ya yaptığı açıklamalarda bu konuda kendisini daha fazla öne çıkarmak için çalışmalar yaptığını görünce Türk futbolu adına mutlu oldum.
http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/0002009/TamSaha/Aralik002/Orhan-Gulle-4.jpg
Yine Orhan Gülle her hareketi ile '' Ben buradayım '' diye bağıran oyunculardan biri. Çok modern bir orta saha oyuncusu , Abdülkadir , Orhan Gülle ve Necip gibi oyuncuları görmek gerçekten heyecan verici. Lassana tarzı ofansif ve defansif meziyetlerle donatılmış durumda ki fiziğide üstyapı için umut veriyor. Ancak o saç stilini değiştirmesi şart.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk1.jpg

Fenerbahçe cephesinde Okan ve Gökay onlardan olan beklentilerimin büyüklüğünden sebep benim gözümde çok iyi bir performans sergilemediler ama takım geneli itibari ile Gökay yine sorumluluk almaya , fark yaratmaya çalışan oyunculardan birisi oldu. Çalımları ve top sürüşü günden güne Arda Turan'a benziyor ancak yeteneklerinin hakettiği yere gelmesi için fiziksel gelişimini sağlaması şart.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk6.jpg

Solbek Devrimcan üstyapı için yetersiz olsa da ben onun sertliğinden ve hırsından keyif alıyorum. Birinci tercih Onur'un kiralanması ( ki çok doğru hareket) onun önünü açtı. Bu şansı değerlendirmesi lazım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk7.jpg
Berkay Öztuvan tercihini ben anlamadım , o mevki için(orta saha göbek) fazla kibar kalıyor Berkay. Oysa tarz olarak onun gibi kibar olan Furkan'ı belki forvette kesebilir ! Zira ben hiçbir büyük takımın altyapısında bu denli kibar ve temel altyapı sorunu olan bir forvet görmedim , boyuna rağmen topla ilişkisi iyi olmasına rağmen zamanlama ve pozisyon bilgisi gibi hususlarda büyük eksikliği var Furkan'ın.















Oyuna sonradan giren Ronaldo kılıklı Görkem Kulbay oyuna hareket getirdi. Topla arası gayet iyi , birebirde rahat adam geçebiliyor ama daha fazla mücadele etmesi gerek ve sahada Ronaldo gibi kasıla kasıla dolaşmaması gerek.Altyapıda bu tip tavırlar , hareketler çabuk göze batar ; o direksiyonun başında değil de üstyapıda kendini göstermek istiyorsa kendisine has bir Görkem tarzı geliştirmeli...














Berk Elitez'e gelecek olursak... Çok hızlı olmasına karşın topla arası istenilen seviyede değil. Fenerbahçe gibi kapalı savunmalara karşı oynayan bir takımın üstyapısını hedefliyorsa topla ilişkisini daha iyi seviyeye getirmeli. Aksi taktirde her büyük müsabakada gol atması , hiçbir derbiyi boş geçmemesi gibi aranan golcü özelliklerinin bir anlamı kalmayacak gibi duruyor.
















Bu arada eleman 13/14 yaşında başlamış derbilerde kitlemeye...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisi


Söz konusu çubuklu ile parçalının kapışması olunca fotoğraftaki gibi bu formanın temsilcileri otomatik bir gerilimle çıkıyorlar sahaya.Bugünde yer yer benzer sahneler yaşandı bu büyük rekabette..

Biz de bugün bu rekabetin altyapılarda ne denli bir tat vereceğini görmek için Dereağzında idik. Altyapı demişken; Galatasaray altyapı direktörlerinin talimatı ile bol A takım takviyeli bir takım(Murat Akça,Serkan Kurtuluş,Alparslan Erdem,Serdar Eylik)ile çıkmıştı sahaya,dolayısı ile rakibin kaleci hariç en büyük oyuncusunun 91 li olduğu bir ortamda A takım-A2 takım tadında maç bekliyordu bizi. Oyun olarak bu derece büyük bir fark olmasa da baskın olan takım Galatasaray'dı maçın son bölümü hariç...

Alparslan sol bek,Murat stoper,Serkan sağ bek başladı maça.Bir de sahada ''Ben bu oyunculardan farklıyım'' diye bağıran bir Serdar vardı Galatasaray'da. Onunda yoktan varolan penaltıyı kaçırması futbolun tadı olsa gerek... Teknik olarak olmasa da fiziksel ve zihinsel olarak katetmesi gereken epey bir yol olduğu düşüncesindeyim. Oyun anlamında ise daha yardımlaşmalı ve takım olgusuna sadık kalacak şekilde oynaması gerekiyor. Aksi taktirde yeteneğine yazık eder.

Galatasaray'ın forvetindeki isim (Anıl Dilaver olsa gerek-11.20.1990, 1,82 cm-) dikkat çeken bir başka isimdi. Ancak o da Serdar gibi bireysel takılmayı, abilerinin senelerdir 11 kişi yapamadığını tek başına yapmaya çalışmayı tercih ettiğinden verebileceği maksimum katkıyı veremedi.

Fenerbahçe'de ise kaleci Ertuğrul Taşkıran güven verdi. A Takım için bir boy küçük A2 için bir gömlek büyük bu kaleciye bir çözüm bulmak gerek. Artık Bank Asya'da kiralık mı olur ne olur bilemeyeceğim ancak fiziği, yer tutuşu ile meziyetli bir kaleci olduğunu her haliyle belli etti.

İkinci yarı oyundan alınan 92 doğumlu Barış oynadığı süre içerisinde toplu ve topsuz olarak Galatasaray'ın sol beki Alpaslan'ı epey zorladı. Daha önceki maçlarda ön libero olarak izlediğimiz Barış'ın kanatta da ortalama üzeri bir performans vermesi ümit verici. Çift ayağını uzun süredir bu kadar dengeli kullanan bir oyuncu da görmediğimi belirtmek gerek, sağ mı sol mu belli değil. Genç Milli Takımlarda'da kaptanlık yapmış- yapan bir isim olan Barış'ın üzerine koyarak devam etmesi gerek.

Fenerbahçe'nin Hasan Erbey'in yanında oynayan iri yarı stoperi Serhat'da(20.04.1992, 1,91 cm) hatasız bir maç çıkardı, Galatasaray'ın uzun ama hiçbir işlevi olmayan(Sinan Osmanoğlu 01.09.1990, 1,94cm) stoperine nazire yaparcasına...Sahada fizik ve oyun olarak üst kademeler için en hazır görüntü çizen oyuncuların başında geliyordu. Kendisinin stoper olması benim için ayrı bir sevinç kaynağı tabi.

Orta sahadaki İsmail'de hızlı ve isabetli kararlar alması açısıdan bizi umuda sevkeden diğer bir oyuncu oldu.Enes ile uyumlu idi. Bir elmanın iki yarısı olmuşlar, orta sahayı iyi parsellediler fizik olarak kendilerinden üstün Galatasaray orta sahasına karşı. Enes 'te Mehmet Topuz'dan yediği tekmenin izini silmiş gibiydi. Mağlum son A2- A takım maçında Mehmet Topuz'a bacak arası atma girişiminden sonra A takımda oynayan abisi kendisine kendinden büyük bir oyuncuya bacak arası atmaması gerektiğini kibarca(!) izah etmişti.

Oyuncu bazında son paragrafı Recep Berk Elitez'e(28.01.1992) açalım. İzlediğim iki maçta(İbb,Galatasaray) toplasak bir pozisyon etmeyecek pozisyonlarda iki gol buldu. Attığı gollerde zor gollerdi. Kendisini hız ve sahadaki duruş bakımından Sercan Yıldırım'ı anımsattı bana. Sercan'a bu kadar takan yönetim işallah kendisininde farkındadır. Tabi teknik olarak Sercan'dan biraz daha geride ancak 1,81 olan boyuna rağmen duvar olabilmesi ve kaleciden gelen degajlarda 1,94 stoperi arkasına alıp servis yapabilmeside Sercan Yıldırım'dan farkıdır. Tabi bir de topsuz alanda rakibi yoklaması, halini hatrını sorması yani kısaca Kezmanvari hareketler sergilemesi bizi bizden alıyor. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzerede gayet kendinden emin ve tribünlere bayan taraftarları çekebilecek bir futbolcu kendisi. Fiziksel olarak daha iyi seviyeye gelmesini sağlayacak bir program eşliğinde iyi bir nöbetçi santrafor(!) kazanabilir Fenerbahçe. Dikkat edilesi bir isim kısacası zira Süper Genç performansı da Batuhan Karadeniz'in altyapı performansına benzer...
Sonuç itibari ile Serdar Eylik'in farkı Galatasaray'a Kadıköy'de yine yetmedi. Daha tempolu ve hızlı oynamaya çalışan takıma karşılık gücünün farkında olarak sabırlı olan Fenerbahçe kazandı. Serdar'da -aşağıdaki fotodaki gibi- Paf maçı sonrası boynu bükük Dereağzından ayrılan Arda abisi gibi Florya'nın yolunu tuttu.


Maç yazısı için Kadıköy'de gelenek bozulmadı da aklımdan geçmedi değil. Ancak Kadıköy büyüsünü kendimiz bozmayalım değil mi, çok fazla dile getirmemek gerek.Ne diyelim, darısı A takıma...
Related Posts with Thumbnails