Barış Yardımcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barış Yardımcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2010 Cuma

Fenerbahçe-Kocaelispor A2 Maçının Ardından

Yoğun tempo yüzünden blogu uzun zamandır güncelleyemiyoruz. Aslında yazacak çok şey oluyor ama ben bu sıkışıklığın arasında kendi açımdan en kayda değer bulduklarımı yazmak istiyorum. Mesela Fenerbahçe A2 Takımının maçı...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli446.jpg

Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerine gitmek her zaman keyif, mutluluk verici. Daha kapıdan girer girmez aldığınız çim kokusu direkt ''Nerede benim tekmeliklerim?'' moduna girmenize sebep oluyor. Tabi 1 dakikalık yürüyüşten sonra sahada ısınmaya çıkan genç oyuncuları görünce sadece ve sadece izleyici olarak orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz bir kez daha. Olsun, böylesi de epey keyifli. Ancak bu seviyeye gelmiş futbolcuların hala üst yapıdan kopuk olmaları, idman yaptıkları tesislerin üst yapıdakilerle -aynı yeri geçtim- yakın bile olmaması düşündürücü. Daha düşündürücü ve acı olan ise sene başında birkaç kez gördüğüm yöneticilerin bu müsabakaları izlememesi... Tamam, Kocaelispor A2 takımı zayıf bir rakip olabilir, üst yapıdaki mücadeleden sebep zaman bulunamıyor olabilir ancak şu maçları izleyecek , varlığı bile bu çocuklara ekstra bir güç olabilecek birileri şu maçları izleyebilir diye düşünüyorum.Neyse, daha iç karartmadan maça geçelim en iyisi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli1.jpg
Daha öncede bahsettiğim gibi bu kademede eskiye nazaran hatalar minimize edilmiş olsa da yinede takım olgusu adına çok fazla şey gördüğümüz söylenemez. En azından düzenli bir şekilde... Bazen kesik kesik olsa da bir takım olmayı becerebiliyor oyuncular ancak oturup taktik analizini yapacak derece değil elbet... Durum böyle iken bizimde önceliğimiz oyuncular oluyor, onları tanıtmak - anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda ilk konuşacağımız oyuncu ( tahmin edileceği üzere) Görkem Kulbay olacak. Geçtiğimiz haftalarda röportaj talebimi çok kibar bir şekilde kabul ederek keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim Görkem Kulbay bu müsabakada ortalarda takım gibi kesik kesik gözüktü. Belki de benim gözlerim genel olarak onun üstünde kaldığı için eksikleri daha çok gözüme batmıştır ancak kendisinin de söylediği gibi bu eksikleri birisinin söylemesi çok önemli. Elbet burada yetkili mercii filan değiliz ancak en basitinden yaş grubuna göre iyi olan fiziğine rağmen ikili mücadeleye çok girmediğinden bahsedebiliriz. Oysaki ikili mücadeleye girdiği zaman kazanma oranı hayli yüksek oluyor. Yine ortalamanın epey üzerinde olan çalım ve pas tekniğine rağmen çok fazla top almadığından da bahsedebiliriz bu maç için. Sahadaki oyunculardan farklı olarak söyleyecek birşeyleri olan bir oyuncu olarak ben şahsen daha fazlasını bekliyordum. Bunların yanında pekala top hücum alanındaki iken ceza sahasına tersten girişler yapmasını da bekliyordum mesela. Zira kendisi kanat oyuncusu... Ve görevi sadece sıfıra inmek olarak tanımlanan kanat oyuncularının devri kapanalı sanırım epey oldu. Tabi ki tüm bu eksikliklerin tek bir çıkış noktası var o da oyunun her an içinde olmamak. Zira oyunun Görkem sürekli olarak oyunun içinde olsa defansta bahsettiğimiz mücadelelere de daha fazla girecek, daha fazla topta alacak, top ters kanadındayken ceza sahasına da girecek. ''Peki neden sürekli oyunun içinde değil'' tarzında bir soruya da bu sene Dereağzında oynanan A2 maçlarından çok azını kaçıran birisi olarak devamlılık diyebilirim. Bu sadece onun değil, bu kademedeki hemen hemen tüm oyuncuların sorunu diye düşünüyorum,üst yapılarda daha sert idmanlarla kondüsyon anlamında çok daha iyi yerlere gelip bu eksiklerini gidereceğinden şüphem yok.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli2.jpg
Resimde Kocaelispor'lu oyuncuya müdahalede bulunmak isteyen oyuncu Barış Yardımcı'da yine bu maçta dikkat ettiğim isimlerden biriydi. Tff'de ki bilgiye göre u-15 kategorisinden beri hemen hemen tüm yaş gruplarında Milli olan ve menajerliğini Forlan, Gago, Reyes gibi ünlü futbolcuların menajerliğini yapan,aynı zamanda Aragones'in de menajeri ve avukatı olan Vicento Montes'in aldığı yaptığı Barış müsabakada gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Kusursuz bir fizikten bahsetmek zor ancak Barış'ın ikili mücadelelerde sürekli ayakta kalacak ve rakibini sindirecek güce sahip olduğunu söylemek zor değil. Bunun yanında müsabakada daha önce izlediğim mevkilerden(ön libero, stoper ve hatta açık) alakasız bir mevki olan sağ bekte oynamasına karşın bu performansı vermesi takdir edilecek cinsten. Mücadeleci, seri, sert,ayakları iyi denilebilecek düzeyde ve farklı mevkilere adaptasyonu çabuk bir oyuncu.Üstüne koyarak devam etmesini diliyorum.

Fenerbahçe A2 takımının stoperlerinden Serhat Hürriyet bu müsabakada yine başarılı bir performans ortaya koydu. Uzun boyu ve iri gövdesi sebebiyle yerden sıkıntı yaşayacağını düşünsem de; Serhat yerden gelen pozisyonları da başarıyla kesti. Ancak takım arkadaşı Hasan Erbey'in hakkını vermemiz lazım, o da Serhat'ın arkasını başarıyla toparlıyor.

İsmail Aslan'a bir paragraf açmazsak olmaz zira izlerken topun ayağına gelmesini istediğim çok zaman oldu.Ortasahanın ortasında oynayan İsmail'in Ertem Şener deyimiyle kadife bir sol ayağı var. Pas tekniği ve adam geçebilme kapasitesi çok iyi seviyede. Ancak onun kusuru da fizik temelli. Yine defansif anlamda da sıkıntı yaşadığından bahsedebiliriz. Ancak bunlar aşılmayacak problemler değil, imkanınız olduğunda İsmail'i çıplak gözle izleyin.

Kocaelispor'un kaptanı ve 6 numarası Anıl Erdebil Kocaelispor adına ayakta kalan ender oyunculardan biriydi. Uzun boyuna rağmen ayaklarına hakim olan Anıl'ın yeteneğinin farkına çok önce varılmış olacak ki kendisi ile 2014'e kadar sözleşme imzalanmış. Zaman zaman Bank Asya'da da forma şansı bulmuş olan meziyetli ön liberonun 1990 doğumlu olduğu düşünülürse iyi yerlere geleceğini kestirmek güç olmasa gerek.

Maç yazısını yine hakem ile bitireyim. Futbol oynadığım ve izlediğim süreler boyunca ben bu kadar kötü bir hakem performansı görmemiştim. Burak Özcan bence maçın kontrolünü elinde tutamadığı gibi fazlaca Fenerbahçe lehine verdiği kararlardan sonra gösterilen tepkilere garip surat ifadeleri ile yanıt verip Kocaelispor A2 Takım antrenörünü de çileden çıkardı. Kocaeli'nin genç oyuncularını siz düşünün... Ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa beri gelsin...

4 Şubat 2010 Perşembe

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Ligi Derbisi
















Maça ilk yarının bitimine 10 dakika kala yetiştiğimden dolayı eski A2 Ligi müsabakaları kadar geniş ve detaylı bir yazı yazamayacağım malesef. Ancak Dereağzına giriş yapar yapmaz skoru sorup 0/0 cevabı aldığımda çok fazla birşey kaçırdığımı düşünmüyordum ki maçı izleyenlerde ilk yarıda futbol adına pek bir güzellik sergilenmediğini söylüyorlardı...
http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2010/02/a2_besikas_fener-220x300.jpg
Federasyonun resmi sitesinden maç kadrolarına erişemediğimden dolayı ( Klup takımlarının resmi sitelerinden tutun , federasyon sitesine kadar değişime ihtiyaç var memlekette) Beşiktaş'ın 13 numaralı oyuncusunun kim olduğuna dair(Edit:Oyuncunun ismi Sametmiş.) en ufak bir fikrim-bilgim yok. Ancak Fenerbahçe'nin baskı kurduğu dakikalarda stoperde Sezer Özmen ve orta sahada Orhan Gülle ile beraber ayakta kalan fark yaratmaya çalışan oyunculardan biri olduğunu belirtmekte fayda var.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk8.jpg

50-65 dakikaları arasında oyun ortasaha mücadelesi şeklinde geçsede ibre Fenerbahçe'yi gösteriyordu. A2 takıma iki beden büyük Can Erdem'in gitmesinden sonra Beşiktaş'ta forvet mevkisinde bir sıkıntı olduğunu gözlemledim zira Fenerbahçe'nin as stoperi olan Hasan Erbey ve yanılmıyorsam Sertaç'ın sakatlığından sonra defansa geçen aslen ön libero olan Barış Yardımcı Ali Kuçik'e atılan topları hatasız karşılayıp doğru şekilde hücuma yönelik pas trafiğini başlattılar.

65-70. dakikalar arasında Fenerbahçe baskısını iyice hissettirmeye başlayıp Berk ile bir pozisyondan yararlanamadı ve kaleci Alptekin'in büyük hatası ile Beşiktaş 73. dk da skor üstünlüğünü ele geçirdi. A takıma çıkan Okan ve Gökay'ın beklediğimi veremediği bir ortamda maçın dönmesinin zor olacağını düşünürken uzatma dakikalarında Görkem Kulbay'ın kornerinde karambolde kalan topu Berk Elitez gole çevirip müsabakanın skorunu 1/1 olarak belirledi.

Son dakikada atılan goller futbola farklı bir tat ve heyecan katsada benim için anlamlı olan 1/0 geriye düşmüş takımın sabırla topu şişirmeden pas yapması idi. Öyle ki son saniyelerde tribünde ''şişirsenize'' şeklinde bağırışlar yükselmesine karşın ilk önce topu kanada indirdi Fenerbahçe sonrasında kornerden golü buldu. Skordan ziyade önemli olan budur gerçekten , bu yaşta gençlere sabır ve pas kültürü verilmeye çalışılması çok önemli benim açımdan.

http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/001-2010/TFF/TamSaha/Subat/Sezer-1.jpg

Oyuncu değerlendirmelerine gelirsek ; Beşiktaşın stoperi Sezer Özmen'i çok beğendim. Ayağı son derece düzgün ki ; TamSaha'ya yaptığı açıklamalarda bu konuda kendisini daha fazla öne çıkarmak için çalışmalar yaptığını görünce Türk futbolu adına mutlu oldum.
http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/0002009/TamSaha/Aralik002/Orhan-Gulle-4.jpg
Yine Orhan Gülle her hareketi ile '' Ben buradayım '' diye bağıran oyunculardan biri. Çok modern bir orta saha oyuncusu , Abdülkadir , Orhan Gülle ve Necip gibi oyuncuları görmek gerçekten heyecan verici. Lassana tarzı ofansif ve defansif meziyetlerle donatılmış durumda ki fiziğide üstyapı için umut veriyor. Ancak o saç stilini değiştirmesi şart.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk1.jpg

Fenerbahçe cephesinde Okan ve Gökay onlardan olan beklentilerimin büyüklüğünden sebep benim gözümde çok iyi bir performans sergilemediler ama takım geneli itibari ile Gökay yine sorumluluk almaya , fark yaratmaya çalışan oyunculardan birisi oldu. Çalımları ve top sürüşü günden güne Arda Turan'a benziyor ancak yeteneklerinin hakettiği yere gelmesi için fiziksel gelişimini sağlaması şart.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk6.jpg

Solbek Devrimcan üstyapı için yetersiz olsa da ben onun sertliğinden ve hırsından keyif alıyorum. Birinci tercih Onur'un kiralanması ( ki çok doğru hareket) onun önünü açtı. Bu şansı değerlendirmesi lazım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk7.jpg
Berkay Öztuvan tercihini ben anlamadım , o mevki için(orta saha göbek) fazla kibar kalıyor Berkay. Oysa tarz olarak onun gibi kibar olan Furkan'ı belki forvette kesebilir ! Zira ben hiçbir büyük takımın altyapısında bu denli kibar ve temel altyapı sorunu olan bir forvet görmedim , boyuna rağmen topla ilişkisi iyi olmasına rağmen zamanlama ve pozisyon bilgisi gibi hususlarda büyük eksikliği var Furkan'ın.















Oyuna sonradan giren Ronaldo kılıklı Görkem Kulbay oyuna hareket getirdi. Topla arası gayet iyi , birebirde rahat adam geçebiliyor ama daha fazla mücadele etmesi gerek ve sahada Ronaldo gibi kasıla kasıla dolaşmaması gerek.Altyapıda bu tip tavırlar , hareketler çabuk göze batar ; o direksiyonun başında değil de üstyapıda kendini göstermek istiyorsa kendisine has bir Görkem tarzı geliştirmeli...














Berk Elitez'e gelecek olursak... Çok hızlı olmasına karşın topla arası istenilen seviyede değil. Fenerbahçe gibi kapalı savunmalara karşı oynayan bir takımın üstyapısını hedefliyorsa topla ilişkisini daha iyi seviyeye getirmeli. Aksi taktirde her büyük müsabakada gol atması , hiçbir derbiyi boş geçmemesi gibi aranan golcü özelliklerinin bir anlamı kalmayacak gibi duruyor.
















Bu arada eleman 13/14 yaşında başlamış derbilerde kitlemeye...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisi


Söz konusu çubuklu ile parçalının kapışması olunca fotoğraftaki gibi bu formanın temsilcileri otomatik bir gerilimle çıkıyorlar sahaya.Bugünde yer yer benzer sahneler yaşandı bu büyük rekabette..

Biz de bugün bu rekabetin altyapılarda ne denli bir tat vereceğini görmek için Dereağzında idik. Altyapı demişken; Galatasaray altyapı direktörlerinin talimatı ile bol A takım takviyeli bir takım(Murat Akça,Serkan Kurtuluş,Alparslan Erdem,Serdar Eylik)ile çıkmıştı sahaya,dolayısı ile rakibin kaleci hariç en büyük oyuncusunun 91 li olduğu bir ortamda A takım-A2 takım tadında maç bekliyordu bizi. Oyun olarak bu derece büyük bir fark olmasa da baskın olan takım Galatasaray'dı maçın son bölümü hariç...

Alparslan sol bek,Murat stoper,Serkan sağ bek başladı maça.Bir de sahada ''Ben bu oyunculardan farklıyım'' diye bağıran bir Serdar vardı Galatasaray'da. Onunda yoktan varolan penaltıyı kaçırması futbolun tadı olsa gerek... Teknik olarak olmasa da fiziksel ve zihinsel olarak katetmesi gereken epey bir yol olduğu düşüncesindeyim. Oyun anlamında ise daha yardımlaşmalı ve takım olgusuna sadık kalacak şekilde oynaması gerekiyor. Aksi taktirde yeteneğine yazık eder.

Galatasaray'ın forvetindeki isim (Anıl Dilaver olsa gerek-11.20.1990, 1,82 cm-) dikkat çeken bir başka isimdi. Ancak o da Serdar gibi bireysel takılmayı, abilerinin senelerdir 11 kişi yapamadığını tek başına yapmaya çalışmayı tercih ettiğinden verebileceği maksimum katkıyı veremedi.

Fenerbahçe'de ise kaleci Ertuğrul Taşkıran güven verdi. A Takım için bir boy küçük A2 için bir gömlek büyük bu kaleciye bir çözüm bulmak gerek. Artık Bank Asya'da kiralık mı olur ne olur bilemeyeceğim ancak fiziği, yer tutuşu ile meziyetli bir kaleci olduğunu her haliyle belli etti.

İkinci yarı oyundan alınan 92 doğumlu Barış oynadığı süre içerisinde toplu ve topsuz olarak Galatasaray'ın sol beki Alpaslan'ı epey zorladı. Daha önceki maçlarda ön libero olarak izlediğimiz Barış'ın kanatta da ortalama üzeri bir performans vermesi ümit verici. Çift ayağını uzun süredir bu kadar dengeli kullanan bir oyuncu da görmediğimi belirtmek gerek, sağ mı sol mu belli değil. Genç Milli Takımlarda'da kaptanlık yapmış- yapan bir isim olan Barış'ın üzerine koyarak devam etmesi gerek.

Fenerbahçe'nin Hasan Erbey'in yanında oynayan iri yarı stoperi Serhat'da(20.04.1992, 1,91 cm) hatasız bir maç çıkardı, Galatasaray'ın uzun ama hiçbir işlevi olmayan(Sinan Osmanoğlu 01.09.1990, 1,94cm) stoperine nazire yaparcasına...Sahada fizik ve oyun olarak üst kademeler için en hazır görüntü çizen oyuncuların başında geliyordu. Kendisinin stoper olması benim için ayrı bir sevinç kaynağı tabi.

Orta sahadaki İsmail'de hızlı ve isabetli kararlar alması açısıdan bizi umuda sevkeden diğer bir oyuncu oldu.Enes ile uyumlu idi. Bir elmanın iki yarısı olmuşlar, orta sahayı iyi parsellediler fizik olarak kendilerinden üstün Galatasaray orta sahasına karşı. Enes 'te Mehmet Topuz'dan yediği tekmenin izini silmiş gibiydi. Mağlum son A2- A takım maçında Mehmet Topuz'a bacak arası atma girişiminden sonra A takımda oynayan abisi kendisine kendinden büyük bir oyuncuya bacak arası atmaması gerektiğini kibarca(!) izah etmişti.

Oyuncu bazında son paragrafı Recep Berk Elitez'e(28.01.1992) açalım. İzlediğim iki maçta(İbb,Galatasaray) toplasak bir pozisyon etmeyecek pozisyonlarda iki gol buldu. Attığı gollerde zor gollerdi. Kendisini hız ve sahadaki duruş bakımından Sercan Yıldırım'ı anımsattı bana. Sercan'a bu kadar takan yönetim işallah kendisininde farkındadır. Tabi teknik olarak Sercan'dan biraz daha geride ancak 1,81 olan boyuna rağmen duvar olabilmesi ve kaleciden gelen degajlarda 1,94 stoperi arkasına alıp servis yapabilmeside Sercan Yıldırım'dan farkıdır. Tabi bir de topsuz alanda rakibi yoklaması, halini hatrını sorması yani kısaca Kezmanvari hareketler sergilemesi bizi bizden alıyor. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzerede gayet kendinden emin ve tribünlere bayan taraftarları çekebilecek bir futbolcu kendisi. Fiziksel olarak daha iyi seviyeye gelmesini sağlayacak bir program eşliğinde iyi bir nöbetçi santrafor(!) kazanabilir Fenerbahçe. Dikkat edilesi bir isim kısacası zira Süper Genç performansı da Batuhan Karadeniz'in altyapı performansına benzer...
Sonuç itibari ile Serdar Eylik'in farkı Galatasaray'a Kadıköy'de yine yetmedi. Daha tempolu ve hızlı oynamaya çalışan takıma karşılık gücünün farkında olarak sabırlı olan Fenerbahçe kazandı. Serdar'da -aşağıdaki fotodaki gibi- Paf maçı sonrası boynu bükük Dereağzından ayrılan Arda abisi gibi Florya'nın yolunu tuttu.


Maç yazısı için Kadıköy'de gelenek bozulmadı da aklımdan geçmedi değil. Ancak Kadıköy büyüsünü kendimiz bozmayalım değil mi, çok fazla dile getirmemek gerek.Ne diyelim, darısı A takıma...
Related Posts with Thumbnails