Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hıncal Uluç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2010 Perşembe

Her Zaman Formda

http://images.habervitrini.com/haber_resim/hincal_uluc2.jpg

Dünya Kupası´nın 32 finalistinde forvet diyebileceğimiz kaç tane adam var?
''Dünyada yok. Yani koskoca İngiltere Defoe diye adını ilk defa duyduğumuz bir adamla‚ 10 para etmez Crouch´la‚ Rooney´den forvet yaratmaya uğraşarak mücadele etti. Yani İspanya´da kimsenin yüzüne bakmadığı Higuain‚ Arjantin´de kahraman."

Emeklilik yaşı geldi sanırsam '' usta '' nın...

2 Şubat 2010 Salı

Forma Verilmez , Alınır

http://www.kocaelispor.org.tr/KS/haber/data/upimages/15092008kemal.jpg
Piyasaya genç bir oyuncu çıkar çıkmaz ne verdiğine , ne ispatladığına bakılmaksızın büyük takımlarla ilgili hayali haberler salınır medyaya. Genelde hiçbir büyük takım bu oyuncularla ilgili girişimlerde bulunma düşüncesinde olmamasına karşın söz konusu oyuncuların eski teknik direktörlerine oyuncu değerlendirmelerinde bulundurulur , bir de nasihat verdirilir. Televizyonlarda da ''Şu takım X oyuncusu için aslında daha uygun'' denilir ki o takım genelde Galatasaray olur bir ihtimal Beşiktaş olur ama Fenerbahçe olmaz. Çünkü Fenerbahçe'ye Kemal Aslan gelmiştir , Olcan Adın gelmiştir ve bu oyuncular şuan öyle büyük yıldız olmuşlardır ki o zamanlarda bu oyuncuların gönderilmesi , oynatılmaması bu sebeple büyük suçtur.
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhfXdRJ7eiqedzKem8LSx7KJO9o9pHZ936cOPXVBJ5t5GangT0UPfpnZq8C4kePw3lWEgrEgtdRz_uUOy3y7DomnEorbIkZofDcfzcmY6MS9PIwdWvz3LO2q6IvWUCOr8Il1pH-JoKRN773/s400/olcanad%C4%B1n.jpg
Acaba gerçekten öyle midir , Hıncal Uluç'un deyimiyle '' Fenerbahçe Medyası'' müthiş dehalarıyla kimsenin Fenerbahçe'ye ne fayda getireceğini anlamadığı böyle bir oyuna mı(?!) girişiyordur?

Somut delillerle kimin hangi genç oyuncuya ne şans verdiği ispat edilebilir , ilerleyen zamanlarda daha geniş bir çalışma ile ortaya koyarız gerçekleri. Şuanlık sadece hafızamızı zorlayarak birkaç örnek ile postun konusuna gelelim...
http://www.ataryemez.com/wp-content/uploads/2009/12/ertem-sener-sercan-yildirim-01.jpg
Örneğin Sercan Yıldırım konuşuluyor iki transfer döneminden beri. Menajer oyunu mudur başka kimsenin oyunu mudur bilmiyorum ama çok yetenekli olsa dahi yeteneğinin hakkındaki soru işaretlerini gidermeye yetmeyeceği bir ortamda Sercan için 10 milyon eurolardan bahsedilir oldu. Ne midir bu soru işaretleri? Mesela Bursa'da yaşayıp top oynadığı halde Sercan'ın İstanbul gecelerine merakı ... Hadi bunu bir kenara koyalım -ki benim için pek bir anlamı yok zaten -, zira onlarda senin benim gibi insan değil mi? Sercan'ın Bursa'da kaç maça çıkıp hangi istatistikleri yakaladığına bir göz atalım , bu genç yaşında büyük hedefleri olan camialarda Guiza-Semih gibi kendini ispatlamış oyuncuları kesip kesemeyeceğini düşünelim bir... Bunu yaparken Sercan'ın ne klup ne milli takım bazında kendini ispatlamadığını da göz önünde bulunduralım ama... Ortaya çıkan gerçek '' Sercan kendini ispatlamamış olsa da gelişimi açısından oynamalı'' ise oynamayacağı kabak gibi ortada oyuncuya 10 milyon eurolar istemek, ( veya diğer taraftan bakalım) bu paraları vermeyi düşünmek neyin nesidir? Halbuki memlekette doğru düzgün yönetici olsa bu bahsedilen paraların bile Sercan için ne büyük bir baskı oluşturacağını bilir ya neyse...

http://www.yenibursa.com/img/haber/large/snnii_sercan-yildirim.jpg

Olayın Fenerbahçe'yi ilgilendiren kısmına gelelim. Kemal Aslan şuan Manchester'da oynamasından sebep Sercan Yıldırım'a ve onun gibi birçok genç oyuncuya '' Fenerbahçe genç oyuncu öğütme makinası,Galatasaray'a git '' şeklinde telkinlerde bulunulur , zira Olcan Adın'da Liverpool'da oynuyor zaten... Fatih Terim'in Milli olma şerefini layık gördüğü Can Arat ise Puyol ile beraber Barcelona'nın defanstaki ikilisini oluşturuyor ki tüm bunlardan dolayı Sercan'a , Murat Ceylan'a bu söylenilenler haklıdır. Galatasaray ise Genç Milli takımlarda 67 kez bulunan Aydın Yılmaz'ı Eskişehirspor'a , yine Genç Milli Takımlarda 48 kez bulunan Semih Kaya'yı Gaziantepspor'a satın alma opsiyonları söz konusu Anadolu takımlarında olmak üzere sezon sonuna kadar kiralayarak gençlere verdiği önemi birkez daha gözler önüne sermiştir.
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEihHTBF9nFecK5h97vOtVMNPH7_2LBMy0rI4tIsQf8I-qFoW9elLJqVbWey_rGRkWfAeHjNqI_f1GLu2DHe8ezpC1DdohEDj3cP01CxYn_sCNSLhDoH2gXXWpC58aoGYEDnUzGeFjyMZRw6/s400/ayd%C4%B1n-y%C4%B1lmaz3.jpg

29 Ocak 1988 doğumlu Aydın Yılmaz'ın kiralanması uygunsa neden sene başında Abdullah Avcı'nın '' Aydın'ı bende kiralık olarak bırakırlarsa bir sene sonra Avrupa'dan alamayacakları kadar üst düzey bir kanat oyuncusu kazanırlar '' şeklindeki çağrısına kulak verilmemiştir acaba? O zaman ki şartlar bunu gerektirmiştir değil mi?
http://foto.fanatik.com.tr/Article/2008/7/13_221401_genc280.jpg

Peki 24 Şubat 1991'li Semih'în sene başı değilde şimdi kiralık verilmesinin sebebi nedir?

Çünkü bu işlerde yerden yere vurulan Fenerbahçe'den başlayarak , süper genç oyuncular yetiştirdiği söylenen Galatasaray'a kadar bu işler günlüktür çünkü. O dönemin şartları bunları gerektirmiştir . Haklıdırlar da ; çünkü forma verilmez , alınır. Sözüm ona genç öğütme fabrikası Fenerbahçe'de(?!) Tuncay'ın , Gökhan Gönül'ün aldığı gibi... Arda'nın Boleslav maçı patlaması ile '' Bu forma artık benim'' dediği gibi...

Türkiye'de ki genç oyuncu fetişistlerinin de , yorumcularının da ''Genç oyuncu'' değil de ''Hazır oyuncu'' kavramının doğru olduğunu ve kluplerin oyunculara bir haksızlık yapsalar dahi suyun akıp yolunu bulacağını anlamaları lazım. Öyle ya da böyle kendini geliştirmek isteyenler , yedekliği içine sindiremeyecek olanlar Abdülkadir gibi '' A2 ' de oynamak bana hiçbir şey katmıyor , kiralık gitmek istiyorum'' şeklinde atar verip kendisini ispatlama yolunu seçeceklerdir.

Şans konusu da elbette önemli ama hiçkimse altyapısında ya da takımında gördüğü '' Geleceğin Messi'' sini elden çıkarmayı göze almaz, alamaz... Neden Emre Çolak'ın elde tutulup Semih Kaya'nın opsiyonu karşı tarafa bırakılmak üzere kiralandığı bu söylenilende saklıdır.

Son olarak her genç oyuncu muhabbetinde Fenerbahçe'yi, Beşiktaş'ı yeren Galatasaray'ı ise övenler bunları düşünmelidir , Kemal'i ve Olcan'ı değerlendirirken nerelerde olduklarını göz önünde bulundurmalı , Gökhan ve Tuncay'ın kaç yaşında bu formaları aldıklarını hesap etmelidir. Aksi taktirde daha çok ''QTM'' denir kendilerine , satılan spor (aslında futbol) gazeteleri belirli bir seviyeye-kitleye hitap eder , ''Daum Almanya'lı'' deseler dahi inanılmaz...

6 Ocak 2010 Çarşamba

Her Zaman Formda

http://images.beyazgazete.com/haber/resim/arda-messi-den-daha-iyi.jpg

''Tabata'nın 8 milyon Euro olduğu bir dönemde, Arda' nın 12 değil en az 50 milyon Euro olması gerekir. Adnan Polat ya kendinde değil , ya da futbolu bilmiyor. Çünkü Arda'da inanılmaz bir çalım, pas ve pres var. Ama bizim medyamız bu süper yıldızı bitirmeye çalışıyor !
Barcelona bana dese ki 'Arda'yla Messi'yi takas edelim' ben şahsen kabul etmem hatta üzerine ne veriyorsunuz derim. Çünkü ben Arda'yı Messi'yle kesinlikle kıyaslamam.''
---------------------------------------------HHıncal Uluç

Keşke hiç yaşlanmasak , hep genç kalsak...



30 Aralık 2009 Çarşamba

Özlü Sözlerden Bıkmaya Doğru...

Mağlumunuz devre arası sebebiyle bloga çok fazla ekmek çıkmıyor. Aslında gündemde Türkiye'nin en modern stadının dahil edilmediği bir liste var ancak bu konuda yazmak istemiyorum, büyük üstad(!?) Hıncal Uluç'un deyimiyle '' bu Fenerasyon yok mu bu Fenerasyon...

hincal11cn.jpg


Hıncal Uluç?

Evet İngiliz futboluna ağır ve aksak dedikten sonra hızını alamayıp Fenerbahçe Chelsea'yi kesinlikle elemeli diyen abimiz...

Yine Zidane'ın futbola veda maçını oynadığından bihaber şekilde Arda'ya öğüt veren abimiz... '' Arda Zidane'ı örnek almasın, bak Zidane kafa attı; futbol hayatı bitti ama diğer çocuk hala oynuyor''

Veya Fenerbahçe'nin en vasat oyuncuları hakkında ''müthiş futbolcu, kesinlikle takımda tutulmalı; Fenerbahçe onun kıymetini bilmiyor'' şeklinde konuşan ancak en iyi topçularına '' Küçük maçların büyük adamı'' , '' En iyi topçusu x olan takım sıradan takımdır , Fenerbahçe'de yönetici olsam ilk işim x ' i yollamak olurdu'' diyen abimiz... Ya da her sene Fenerbahçe-Galatasaray derbisine kadar Fenerbahçe'yi yerin dibine sokan ancak derbi haftası ne hikmetse Fenerbahçe'yi uzay takımı yapıp '' Fenerbahçe Galatasaray'a fark atar arkadaş '' diyen abimiz..

Modacı , futbol yazarı, basketbol yazarı , film eleştirmeni , Türkiye'de Olimpiyat denilince akla ilk gelen binbirspor abimiz...

Unutmadan;

Amerikalı basketbolculara '' ne öyle , efendime söyleyeyim ; binbir türlü hareketler - şaklabanlıklar, yok çevirip smaç basmalar, yok dans etmeler... Efendi gibi git at turnikeni böyle artistik hareketlere gerek yok ; bu sporun ruhuna aykırı ! Neyse yarın öbürgün birisi hesabını sorar zaten bu hareketlerin'' demişliği de vardır hani...

Hıncal Uluç hakkındaki iyi görüşlerimizi de aradan çıkardık bu sayede... Devre arası ya hani !

Transfer duyumları , transfer haberleri gibi birçok şey paylaşılabilir aslında da şu sıralar dizilere sardım ''İnsan İnsana Benzer'' köşesinde gördüğünüz üzere. Ancak çok övülen Ezel'i başını kaçırmamdan sebep izlemiyorum, üşengeç adamım ki bunun etkisiyle netten çekip izleme yoluna da gitmedim.

Amma velakin arada bir tane bıyıklı abimi görüyorum oralarda , sürekli özlü sözler ediyor . Fanatikleri kızacaklar ancak ben bıktım artık her dizide şu özlü sözlerin kullanılmasından. Bir de yaşlı birini seçiyorlar özellikle ,'' söz büyük ya söyleyen de büyük olsun'' hesabı...Sonrada dayıma babama hafiften kıstırıyorlar gözleri mis gibi rating...

Tamam iyi güzelde rakıcı Ömer Baba ile başlayan bu modada yavaştan sıkmaya başladı sanki ?

http://www.resimland.com/data/media/18/58.JPG

http://habercininyeri.files.wordpress.com/2009/06/olcay.gif

'' Yakışır hacı abime... ''

Biraz yenilik, biraz farklılık ? Çok mu zor ?

333t.jpg


Bakınız o sözlerden birkaç tanesi:

Ömer Baba:''Bu sefer, gerçekle hayal arasındaki zıtlığın ve çekim gücünün sırrına yaklaşmayı denedim. Mecazi olanla hakiki olanın arasında ki ilişkiyi yakalamaya çalıştım.''

Ramiz Dayı:''Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim.''
http://www.ezeltv.com/wp-content/themes/Shubo/resimler/tuncel-kurtiz.jpg

http://medya.zaman.com.tr/2009/04/04/dumanli05.jpg
Ömer Baba:''Sevgi sadakat ister, sevgi iman ister, iman ispat ister. Polat da bir imtihan içersinde. Onunki daha ağır… Onu bildik bileli zorların içersinde, ama ilk defa gerisinde bıraktığı bir yükümlülüğü var. Vatana hizmet edecek ama kurduğu yuvaya da hizmet edecek…''

Ramiz Dayı:''Değişmek zordur yeğenim...Ama bazen... Aynı adam olmak daha zordur,hayat öyle yüklenir ki üstüne;durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın''

-----------------------*********

Gönül transfer haberi istiyor , transfer istiyor devre arasından sebep. Galatasaray'ın da Fenerbahçe'nin de bu yönde çalışmaları olduğunu duyuyoruz. Ama bir gelsinler topçular öyle yorumlayalım değil mi?

30 Ekim 2009 Cuma

Tutarlı Kararlar ( Bölüm 1)

Fenerbahçe'ye Galatasaray maçında yaşanan olaylardan dolayı 2 maç saha kapama verdi Türkiye Futbol Federasyonu. Üzerine gidilen ''Emre kalesinin'' hiç olmadığı kadar sakin tavırlar takınması, form grafiği ile korku salan Kazım Richards'ın ''Basına küfretti, bar kapısında yattı'' gibi haberlere gülüp geçmesi ile sinir harbi yaşatılacak oyuncu kalmadığından görsel ve yazılı medya başka yerlerden vurma çalışması içerisinde kanaatimce... Cezalar yetersizmiş, adil değilmiş vs... Geçmişe bir göz atmakta fayda var.
Söylediklerimden yapılan suçu kabul etmediğim anlamı çıkartılmasın. Yazdığım yazıların hangi resimlerin arasında olduğuna bakar iseniz söylediğim çok iyi anlaşılacaktır bence. Ama biz tabi böyle ufak bir dokunuş yapmayacağız konu hakkında, daha önce de bu blogda dikkat çektiğim üzere '' adalet içinde adalet'' e biraz daha birşeyler söylemek gerek sanırım...

Evet ortada bir suç var ise bunun cezasıda yetkili mercilerce bu işin kitabına göre verilecektir buna kimsenin bir itirazı olamaz. Örnek vermek gerekirse sahaya '' yabancı madde '' atmanın cezası 2 maç ise buna itiraz edilmesi söz konusu olamaz, ediliyorsa da bu itirazın bir geçerliliğinden-bir öneminden bahsedilemez.


Buraya kadar herşeye eyvallah. Ancak bir taraftar kitlesi sahaya yabancı madde attı diye söz konusu taraftarların destek verdiği camiaya 2 maç ceza verirken sahaya bir tek kendilerini atmayan ( ki kendilerini de attılar, sahaya girende oldu.) Diyarbakır seyircisinin taşkınlıklarına 1 maç saha kapama bir maç seyircisiz(?) verilirse orada ''adalet içinde adalet'' kavramıda ortaya çıkar. Bunun adı çifte standarttan başka birşey değildir. Zira Diyarbakırspor stadında sahaya pet şişelerin yanında (Bknz: Emre Belözoğlunun korner fotoğrafı)kaya, ses bombası ve meşale (Bknz:Kazım ve Bilica'nın resimleri) atılmıştır. Önemli olan sahaya ''herhangi birşey atılmış olması'' ise miktar ve atılan maddenin ne olduğu önemli değil ise en basitinden cezalarda aynı olmalıdır. Ama tabi ki ortada ''total futbol(?)'' katili Fenerbahçe olunca, iki üç tane meziyetli ayağı dışında takım olma olgusu adına hiçbirşeyi olmayan Galatasaray' ın Kadıköy'de kaybetmesi ve Fenerbahçe'nin yürüyüşünün devamı olunca cezalarda farklı oluyor.

Resim Ekle
Devam edelim. Hatırlamayan için yukarıdaki resmin nerede çekildiğini, yerde yatan şahsın kim olduğunu ve neden yerde yattığını belirtelim.

Fenerbahçe'nin 90. dakikada Semih'in attığı golle kazandığı Antalya deplasmanına aittir söz konusu fotoğraf. Yerde yatan şahıs ise Fenerbahçe malzemecisidir. Kendi halinde maç izlerken ''kendini bilmez'' bir futbolsever(!) gayet açık bir şekilde oturduğu koltuğu sökmüş, söktüğü gibi de adını dahi bilmediğimiz bu malzemeci kardeşimizin kafasında kırmıştır.

''Birkaç ne olduğu, hangi güce hizmet ettiği bilinmeyen kendini bilmez'' sahaya pet şişe atınca 2 maç... Eyvallah, bu işin kitabında bu yazıyorsa, herkese aynısı veriliyorsa kabul. Ancak kafada sandalyeler kırıldığı bir ortamda birkaç bin lira para cezası veriliyorsa; 2 maç verilmiyorsa... İşte bu da çifte standartın, durdurulmak istenen yürüyüşün bir başka resmidir.

Tamam, hemen hemen herkesin anlayabileceği bir düzen var ortada; bir senaryo ve roller... Ancak kimi rollerde bu kadar açıkça oynanmamalı, bu insanlar bu şekilde gözlerinin içine baka baka '' aptal '' yerine konulmamalı. Mesela kendisine atılan çakmağı yerde kıvranmadan, numara yapmadan hakeme gösteren Guiza'ya '' bunları yapmamalı, hakem görüyor, gözlemci görüyor'' diyen Erman Toroğlu söz konusu Galatasaraylı herhangi bir oyuncu olunca '' bu sahanın kapısına kilit vurmalı'' dememeli.

Yada demeli, o demezse bu rolü kim oynayacak ki acep? Maharetli bir el Carlos'un Fransa'ya attığı golde verdiği falsodan daha müthiş bir falso vermiş ve pet şişe fizik kuralları dahilinde imkansız olan bir olayı gerçeğe dönüştürerek Keita'nın sol gözüne gelmiş(?). Bu konuşulmayacak da, Fenerbahçe'nin stadının kapısına kilit vurulmayacakta; sandalyelerin kırılan, sahaya baskınlar yapılan, meşaleler ve ses bombalar atılan stadların mı kapısına kilit vurulacak?







Emre Belözoğlu'nun söz konusu görüntüleri ile de Türk Futbol Tarihinde bir çığır açıldığını hatırlatmak gerek.(Bilica'da aynı şekilde hakemin görmediği bir kavgadan dolayı ceza aldı. Tesadüf odur ki iki oyuncuda Fenerbahçe'nin futbolcusu.) Avrupa'da örneklerine çokça rastladığımız şekilde ''boğaz kesme'' hareketine hakemin saha içindeki takdiri bir kenara bırakılarak ceza verilmişti. Evet doğrudur, bence de haklı bir cezadır. Ancak tarafsızlığın sorgulanmaması için kararlarda tutarlılık şarttır.
Arda Turan haklı ya da haksız şekilde (Bence bu olayda hatalıdı olan Cristian'dır.) Cristian'a maç öncesinde yaşanılan olaylardan dolayı 5 dakika gecikme ile bir tepki göstermiştir. Bu açıdan gözümüze çarpan garipliği bir kenara koyup Emre'nin Kayserispor maçında yaptığı ve ceza gördüğü hareketin konu ile alakasına gelirsek; Emre'ye ceza veren federasyonun Arda'nın Cristian'a ettiği küfürler alenen ortada iken bir ceza vermediğini görüyoruz. Evet Emre Cangele'ye boğaz kesme hareketini yaparak kendisini idol olarak gören Türk gençlerine kötü örnek olmuştur cezayı haketmiştir. Ancak sözüm ona Messi ilan edilen Arda Turan morali bozuk olduğundan, aslında çok iyi bir çocuk olduğundan söz konusu küfürlerden dolayı herhangi bir ceza almamıştır. Hadi maç içinde her edilen küfür için ceza kesilirse lig bitmez diyip Polyanacılığın dibine vuralım...

Peki Hakan Balta'nın yumruk şovu? Aşağıda Tümer Metin'in hareketi tahrik unsuru ise o da babası değil midir?

Ancak Hıncal Uluç'un deyimi ile ''Fenerasyon'' ne hikmetse görüntüden yine ve sadece Fenerbahçe'nin cezasını kesmiştir. Etki altına almak, kalemi kılıçtan keskin olmak bu olsa gerek...

Ancak hemen şeytanın avukatlığını yapmayalım değil mi? Federasyon belki yumruk şovlarına müsade ediyordur, geçen sene Arda Turan' a Fenerbahçe taraftarına yaptığı yumruk şovundan (!) dolayı görüntüden ceza vermediğine göre kesinlikle öyledir değil mi?

Evet, yiyen olursa öyle olabilir tabi.


Bu resimde gerek bu blogda ( hoş Arda'nın bu blogla ne işi olacaksa) ve medyada Arda'yı olmadığı ve erişemeyeceği bir kimliğe sokanlara(Belki de bana) gelsin. Yeşil sahaların gülen yüzü, Florya'nın Cem Yılmaz'ı, Milli Takım kamplarının komedyeni Arda Turan'ın önlenemeyen yükselişinin resmidir bu da.

En çok beğendiğim ve takdir ettiğim yönünün yani aklının duygularına yenik düşmesinin...


Ceza vermek için kime tekme tokat dalmasının beklendiğini bir anlasam... Pardon ; yeşil sahaların gülen yüzü, yaşayan efsane, yeni Metin Oktay vs. olduğundan her zaman medyada '' aslında çok kibar çocuktur, bir anda sinirlenmiştir abisi'' şeklinde koruma yazıları çıkacak. Ancak söz konusu Emre olunca odunu, ateşi vermek gerekecek değil mi? Hani Erman Toroğlu'nun iki aynı olayda Keita ve Guiza'yı göz göre göre ayırdığı gibi bu iki isminde eylemleri üzerlerindeki parçalı veya çubukluya göre değerlendirilecek değil mi?
Neyse diyelim...

19 Mayıs 2007 'da yine sahaya bir tek taraftarın kendisini atmadığı bir ortamda yapılan bu hareketinden dolayı Tümer Metin ceza alıyor. Cezaya sebep olan alkış provakatif bir eylem olarak değerlendiriliyor
.

Arda ve Hakan Balta'nın yumruk şovları, Keita'nın yalan kıvranmaları ve 100 metre deparı provakatif anlam taşımıyor ama...



Şimdi bir tabloya bakıyorum, bir her hafta Erman Toroğlu'nun söylediklerine...

Bir bu tabloya bakıyorum bir Haldun Üstünel'in, Rijkaard'ın açıklamalarına...

Bir de Hıncal Uluç'un yazdıklarına...


Gerçekten büyük kudret sahibi camia Galatasaray... Ne denir ki başka?
Related Posts with Thumbnails