Hasan Erbey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasan Erbey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Altyapı Çalışıyor : Beykan Şimşek

Çok değil, bundan 4-5 sene öncesinin klişe laflarından biriydi Fenerbahçe'nin futbolcu harcama merkezi olduğu. Kimi örnekler özelinde doğru olsa da esas olanın oyuncunun yeteneği, azmi ve uyumu gibi faktörler olduğu gözardı edildi hep. O zamanlarda bizim savunma argümanımız alt liglerden gelip formayı sırtından çıkarmayan Tuncay, Gökhan Gönül gibi isimlerdi Göhan Emreciksin, Tarık Daşgün gibi örneklere karşılık. Ancak yeni modamız Salih Uçan , Recep Niyaz ve Beykan Şimşek oldu geçtiğimiz haftadan beri.

Uzun seneler boyunca altyapıdan oyuncu yetiştiğini görmek isteyen taraftar gençlerimizin hepsine fazlasıyla kıymet veriyor. Durum benim için de böyle. Ancak benim için Beykan, Salih ve Recep'e göre biraz daha farklı yerde. Keza hikayenin diğer kahramanları Gökay , Berk Elitez , Hasan Erbey ve Okan Alkan gibi isimlerde. Sahada yeni ve genç isimler görmek çok güzel ama benim için profesyonel sözleşmeye Fenerbahçe'de erişilmesi daha da güzel. Zira bunun karşılığı Fenerbahçe'nin de eğitimci rolünü iyi üstlenmeye başladığı ki devamlılık adına bu çok önemli. Saf altyapı ürünleri bu sebeple biraz daha fazla heyecanlandırıyor beni.

Yazının konusu başlıktan ve gündemden anlaşılacağı üzere Beykan Şimşek. Kendinden emin tavırları ve ilk maçında gole ulaşması herkesi şaşırtmış ancak Beykan beni sadece oynadığı ilk A2 maçında şaşırttı desem yanlış olmaz. Onu sahada gördüğümde uzun zamandır isminden söz ettiren bu oyuncunun  neler vereceğine dair duyduğum merak ile henüz 15 yaşında bu seviyeye gelmesinin yarattığı şaşkınlık birbirine karışmıştı. Ancak çok geçmeden, ilk devre sonunda durum anlaşılır bir hal almıştı. Boyu kadar yeteneği vardı Beykan'ın.  
O yetenek aslında bugünlere kadar geleceğinin en açık kanıtıydı.

Federasyon kayıtlarına göre 2007 Eylül'ünün ortasında Fenerbahçe'li olmuş Beykan.Yani 12 yaşını bitimek üzere iken. İlk Milli formayı giydiğinde o en önde iken arkasında oynayan oyuncu tanıdık bir isim ; Recep Niyaz. Yine 51. dakika itibari ile belki ilerleyen zamanlarda çokça göreceğimiz bir senaryo gerçekleşmiş ve Salih Uçan ' da oyuna dahil olmuş. O an itibari ile Beykan , Recep ve Salih aynı anda sahada.

Salih Uçan kısa sürede yeterince dikkat çekmiş olacak ki bu Milli maçtan dört gün sonra Portekiz ile karşılacak U-15 Milli Takımı'nda o da sahaya çıkmış. Tabi ki Recep Niyaz ve Beykan Şimşek ile beraber. Portekiz'e 2-1 mağlup olan Millilerin golünü 2. Milli maçına çıkan Beykan atarken asisti kim yaptı acaba? Belki Recep, belki de Salih...

38 defa Milli olan Beykan'ın 14 tane golü var. Ancak daha ilgi çekici olan birşeyler daha var Milli maç kayıtlarında.  Aynı yaşta olan Recep ile Beykan'ın oynadığı Milli maçlarda ağırlıklı olarak skor üretme rolünü bu iki oyuncu üstlenmiş. Recep bu anlamda biraz daha önde olsa da anlamlı olan ikisinin de çubuklu giymesi olsa gerek. İkisinin de gol atıp kazandırdığı maçlar var. Ancak  linkteki kayıda bakarken hafif tebessüm etmedim değil. Gollerin tamamı bugünün umutlarından gelmiş.

 Yine federasyonun sitesine göre çubukluyu ilk olarak Fenerbahçe'ye geldiği günden iki sene sonra Beşiktaş derbisinde giymiş. Henüz 15 yaşına dahi girmemişken U-16 kategorisinde çıktığı ilk maçta golünü atmış. Dolayısı ile Bursaspor maçında attığı gol kendisi için çok şaşırtıcı değil. Zira o formasına daha ter düşmeden skor üretmeye alışık bir oyuncu. İlk maçı ve dolayısı ile ilk golünün üzerinden henüz 3 ay geçmişken iki yaş kategorisi birden atlayarak U-18 takımı ile müsabakaya çıkan Beykan bundan bir ay sonra da A2 takımı ile ilk maçına çıkmış. Bu da kendisinin beni artık şaşırtmadığını söylememin bir başka sebebidir aslında. Zira kısa sürede inanılmaz sıçramalar yaptı Beykan. Sezonu U-16 takımında bitirmesine karşın çok geçmeden, eksiklerden dolayı üst takımların kadrolarını tamamlayan oyuncu olmaktan çıkıp , Fenerbahçe formasını giydiği ilk günün bir sene sonrasında; (henüz 15 yaşını bitirmemişken) A2 kategorisinin direkt oyuncusu olmayı başardı. Arada eksiklikten dolayı yukarıya çıkartıldığı ve A2'de oynadığı maçı saymazsak , bu kadronun esas elemanı olarak başladığı sezonda da ilk maçında gol atma başarısı göstermiş olan Beykan'ın Bursa'ya attığı gol  onu tanımayanlara da tesadüf izlenimi vermekten çıkmıştır sanırım artık.

Geçmişini özetlemeye çalıştığımız Beykan'ın bugününe ve oyuncu özelliklerine gelirsek ilk olarak söylememiz gereken sanırım oyunun gidişatını her an değiştirebilecek bir yeteneğe sahip olduğu. Oyunun en durağanlaştığı dakikalarda alakasız bir şut ya da bir slalom sonrası gelen bitirici bir plase ile oyuna direkt etki edebiliyor Beykan. Bileklerine çok hakim. Rahatça adam eksiltebiliyor. Bunların yanı sıra boyuna rağmen önemli bir hava hakimiyetine sahip ki bunda da sıçrama ve zamanlama yeteneğinin payı oldukça büyük. Yine yaşı ve fiziğine göre oldukça kuvvetli olduğunu söylememiz gerek. Tüm bu sebeplerden ötürü ben kendisini ( kendisinin verdiği röportajda reddetmesine rağmen ) Rooney'e oldukça benzetiyorum. Gerek geçmişi  ( attığı goller, ilkleri ve genç yaşında kısa süre içinde katettiği aşama ) gerekse oyuncu karakteristiği ( gücü, skor değiştirme kabiliyeti, bir çok mevkide kullanılabilitesi ) bana çok paralel geliyor. Kendisi direkt bir uç elemanından daha çok tamamlayıcı bir ikinci forvet. Zamanında Kazım Kazım'ı çok beğendiğini ve örnek aldığını bildiğim Beykan'ın bu bağlamda kendisi ile daha çok benzeşen oyuncuları örnek alması bence kendisi açısından daha faydalı olacaktır.

Oyuncunun negatif özelliklerine gelecek olursak... Şenol Çorlu'nun bahsettiği üzere agresif ve kimi zaman kendisine hakim olamayan bir oyuncu Beykan. A Takım kampına alınacağı uzun süredir konuşulurken devre arasına gelmeden oynanan son A2 maçında hakeme gösterdiği tepki ve gördüğü kırmızı kart bunun örneğidir. Bazen oyun ve kendi geleceğini hiç düşünmeden anlık reaksiyonlar gösterebiliyor. Bunun yanında kimi zamanlar oyunun içinde kaybolduğunu söylemek de mümkün. Ayrıca büyük bir özgüven sahibi ki bunu olumlu ya da olumsuz anlamda değerlendirmekten ziyade bir ek bilgi olarak vermek gerekiyor sanırım. Bu konuda hatırladığım en net örnek, 3-4 kişiyi bağlayıp attığı bir gol sonrası ( sanırım A2'nin direkt oyuncusu olduğu sezonun ilk maçı olan Turgutlu müsabakası idi ) arkadaşlarının '' Messi '' yakıştırmalarına , '' O kim, böyle gol atan birileri daha mı var ki ? '' şeklinde karşılık vermesidir. Özgüven güzel şey ancak bunu kontrol etmek şart.

Beykan ile ilgili daha fazlası için aşağıdaki linklere göz atmakta fayda var;
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=11372
http://www.haber7.com/fenerbahce/haber/981637-beykan-simsek-taum-bir-fener-urunu
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2012/09/fenerbahce-karsyaka-a2-macnn-ardndan.html

Diğer altyapı değerlendirmelerimiz için ;

Hasan Erbey,Berk Elitez,Gökay İravul ve Okan Alkan'a Dair :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/09/giris-hasan-erbey-gokay-iravul-okan.html

Gökay İravul Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/12/denizli-istanbul-hatt-1-gokay-iravul.html

Okan Alkan Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/04/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/05/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html

13 Aralık 2011 Salı

Fenerbahçe-Güngören A2 Maçının Ardından

Hasta olmamdan ötürü Dereağzı'ndan takip edemediğim bir maçı yazma niyetinde değildim. Ancak özellikle Recep Niyaz bu düşüncemi değiştirdi.

Maçı Fenerbahçe A2 Takımı üstün bir oyunla 5-0 kazandı. Sonucu ortaya çıkartan birçok sebep var, mesela Ömer Kandemir'in takıma dönüşü, Güngören'in nispeten zayıf bir ekip olması gibi. Dolayısı ile yine kişisel performanslara dayalı bir not düşme niyetindeyim...

Öncelikle Ömer Kandemir'in oynadığı maçlarda Fenerbahçe'nin farklı bir performans sergilediğini söyleyelim. Temposu, oyun için devamlılığı ve kararlılığı iyi seviyede Ömer'in. Dahası top tekniği ve hücuma verdiği destek gibi hususlarda da Okan Alkan'dan sonra oyuncu beğenmenin çok zor olduğu bir mevki ve ortamda takip edilebilir bir profili var. Bugün yine çok faydalı ve etkiliydi. Sakatlıktan ve şanssızlıktan uzak bir ikinci yarı geçirir umarım.

Gökay İravul bugün geçmiş maçlara nazaran iyi olsa da benim tandığım Gökay bu değil. A2 takımında oynamaktan mı şikayetçi, yoksa başka bir problem mi var bilemiyorum ama benim tanıdığım Gökay herşeyden evvel çok daha delici. Yine takıma önemli katkı veriyor, sahada '' farklı '' duruyor ama onun performanslarını 2-3 sene önce Ankaragücü'nden gelip de A2 takımla oynadığı zamanlarda '' huzursuz '' olduğunu hissettiren Abdülkadir Kayalı'ya benzetiyorum. İdmanlarda ve sahada elinden geleni yapmaya çalışması şart. Ben onun çok daha becerikli ve kaliteli bir oyuncu olduğunu biliyorum ancak tanımayanlar için kendisini biraz daha fazla tanıtsa fena olmayacak.

Berkay Öztuvan'ı genel olarak beğeniyorum. Bu sene ciddi bir fiziksel ilerleme katetmiş gibi geliyor.

Defansta, kaptan Hasan Erbey'in partneri Berkaycan Değirmencioğlu'nu geçtiğimiz senelerde izlediğimde pek beğenmememe rağmen bu sezon itibari ile çıkışta buluyorum. Hava toplarındaki hakimiyeti iyi seviyede. Ancak tabi ki olmazsa olmaz; çalışmaya devam etmeli.

Hasan Erbey geçenlerde hakkında ne yazdıysam hepsini okuduğunu söylemişti, bu maçta onun içinde birşeyler karalayalım. Kendisinin de söylediği gibi, gerçekten çok iyi çalıştığını düşünüyorum zira fiziği bunu ciddi manada kanıtlar durumda. Onun hakkında yazdıklarımı şöyle bir inceleyim dediğimde gözüme çarpan yazı üzerinden gitmek gerekirse;

''A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.''


eskiden yazdığım bu yazı üzerinden birşeyler ilave etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Hasan'ın hava hakimiyetine vurgu yapmışız ancak bir oyuncu Lugano'yu örnek alıyorsa bence duran toplarda en azından tehlike arzetmelidir ki Hasan'ın da bu özelliğin üstüne koyması yararına olacaktır diye düşünüyorum.

Son olarak Recep Niyaz...

Bugün hız, devamlılık, dribling ve bitiricilik özellikleri açısından olağanüstü bir gol attı Recep. Onun tarzındaki meziyetli oyuncuların skor üretmesi beni çok keyiflendiriyor. Ancak asıl önemli olan tabi ki gerek yaş, gerek fizik olarak rakiplerinden çok daha geride olmasına rağmen Recep'in bunları sahaya yansıtması, yansıtma isteği. Hakkında keskin ve çok umutlu mesajlar atmamaya çalışıyorum ancak Recep takım mağlupken de galipken de ortaya hep birşeyler koyma isteğinde. Toplu ve topsuz inanılmaz iyi oynuyor ki zaten en önemli özelliklerinden bir tanesi de topsuz oyunu oynama mahareti. Devam et Recep... Şımarmadan, hiçbir meslek dalında elde edemeyeceklerini doğru bir futbolcu olarak kazanabileceğinin bilincinde olarak , üzerindeki formanın Fenerbahçe forması olduğunu her daim aklında tutarak devam et...





2 Mayıs 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Tavşanlı Linyitspor Maçının Ardından

Böylesine güzel bir havada Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerinde müsabaka olup gitmemek? Yerden şut üstten aut blogunun tarzı olan hareketler değil tabi. Nitekim ne geç kaldım ne de tribünde yer bulamayıp tellerin arkasından izlemek zorunda kaldım maçı. Zemin, hava, takım; kısaca herşey güzeldi. İki senedir takip ettiğim organizasyondan ilk defa bu kadar tat aldım diyebilirim.

Maç mahalle maçı edasında başladı desek yanlış olmaz sanırım. İlk 15 dakika geçildiğinde skor çoktan '' üst '' olmuştu. Ki çok ta önemli bir detay olduğu söylenemez zaten. Zira bizim bu müsabakaları takip etmemizin sebebi hem sistem hem oyuncu kalitesi açısından muhteşem bir takıma sahip olmamız değil tabiki. Bilakis Fenerbahçe altyapısının en kör topal ilerleyen takımı dahi denebilir. Ancak sahada A takıma çıkan oyuncuların tamamı olunca bunların pek bir önemi kalmıyor tabi. Oyun ve fizik olarak nerelere geldiklerini gözlemlemeye çalışmakla geçiyor zaman.

Öncelikle yarın hikayesinin ikinci parçasını yazacağım Okan ile başlamak gerekiyor sanırım. Beni bu kademede en çok etkileyen oyuncu kendisidir. Seri, süratli, yetenekli. Hatta bir sağ bek oyuncusuna göre fazla yetenekli. Ancak Okan A takım idmanlarına bir seneden beri çıkıp, Alex ile, Gökhan Gönül ile aynı havayı soluyan bir oyuncu. Kazandığı ciddi deneyimin oyununa yansımaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Fazla yeteneğinin farkında bu da başına iş açıyor. Her topla iki - üç oyuncu bağlamak istiyor, topa olan sevdasından sebep hatalı kararlar verip ; atakları başlamadan bitirebiliyor. Oysa ki iyi oyuncu kendisi oynadığı kadar yanındakileri de oynatan oyuncudur. Bence bu maçı bir kez daha izlemeli. Ve kendisinin A Takım idmanlarına çıkan, fark yaratması gereken bir oyuncu olduğunu unutmamalı.

Bu bağlamda Gökay bence Okan'ın neleri yanlış yaptığının canlı örneği. Gökay bugün Okan'ın aksine son derece basit, topu paylaşarak oynadı. Ancak çok etkiliydi. Fark yarattı. Dışarıdan izleyen bir izleyici kendisini '' A Takım adayı '' değil, '' A Takım oyuncusu '' olarak rahatça ayrıştırabildi ki altyapıdan üstyapıya çıkan oyuncularda en başta aradıklarımdan biri bir alt kategoride fark yaratmasıdır. Kullanmadığı ayağı ile attığı iki tane ters top ve top kendisine gelirken baskı altında olduğunu bildiği için kontrolünü aynı zamanda rakibi ekarte etmekte kullanması Gökay İravul'da gördüğüm olumlu değişikliklerden. Ve en güzeli, sahada anlamsız yere kendisine tepki gösterilen tepkiye yanıt vermek zorunda kalsa da o verdiği tepki dahi iyi bir futbolcu kadar iyi bir insan da kazandığımız canlı örneğiydi. Ben Fenerbahçe taraftarı bir futbolsever olarak Arda Turan'ı nasıl seviyorsam Gökay İravul'da Arda gibi sevilecek bir oyuncu olacaktır. Hatta Arda Turan'ı sevmeyenler için Ergün Penbe dahi diyebiliriz.

Recep Berk Elitez vücut çalışmaktan çıkan kanatlarının etkisi ile uçacak gibi olsa da futbol anlamında ben üstüne koyduğu herhangi birşeyi tespit edememiştim bugüne kadar. Bugünde tablo değişmedi. Hızlı, aya kafa atacak kadar hava toplarında baskın ancak hala dar alanda birebir kaldığında gösterecek bir numarası yok gibi. Ancak mevcut özellikleride lazım olabilir, tabi üstüne biraz daha sezgi koymak şartıyla.

Hasan Erbey ise benim bugün sahada en çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Yalnız, nasıl Aykut Kocaman'a olumsuz gördüğümüz bir konuda eleştiri getiriyorsak Hasan Erbey'i ön liberoda kullanılmasına vesile olmasından dolayı tebrik etmeliyiz. Hasan ayağı yere sağlam basan ve hava toplarında etkili bir stoperdi. Bu sebeple Beşiktaş derbisinde onu ön liberoda gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda bu mevkide oynatıldığını öğrenene kadar bir şaşkınlık yaşamıştık. Aykut Kocaman Hasan'ı epey beğeniyor ve farklı özelliklerde yüklemek istiyor ki Hasan bu rolü oldukça iyi oynadı bugün. Hatta stoper performanslarından daha fazlasını verdi denilebilir.

Fenerbahçe A2 takımında olmasını anlayamadığım oyuncuların başında sol bek Devrimcan geliyordu. Ancak Hasan'ın ön liberoya geçmesinden sebep stoper olan Devrim'i ben çok iyi buldum. Sol bek olmasından dolayı ayağı herhangi bir stopere göre oldukça iyi. Bunun yanında agresif yapısı ile göbekte epey iş yapıyor. Tabi biraz daha izlemek gerekiyor ama eski performansları bugün verdiğinin yanından bile geçemez desek yanlış olmaz.

Gözümüz A Takım oyuncularının üstündeydi ancak sağ bek Ömer Kandemir'in maç boyunca yaptığı bindirmeler dikkat çekiciydi. Keza Beykan attığı golde seri çalımlarla iki üç kişiyi çok dar mesafede bağlayarak yaş handikapına rağmen neden bu takımda olduğunu gösterdi. Henüz 16 yaşında olduğunu göz önünde bulundurarak gelişimine umut bağlamak yanlış bir hareket olmaz sanırım.


12 Nisan 2011 Salı

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Maçının Ardından

Dün Beykan, Okan, Hasan ve Berk'in oynayacağını haberini aldıktan sonra bugün Dereağzına gitmemek olmazdı. Nitekim yine 10 dakika geç kalmış olsakta müsabakaya yetiştim. Maçı sağımda eski A2 futbolcumuz olan Erdal Güçükkara, solumda ise Recep Berk Elitez'in babasının ortasında izledim. Maçın durağanlığından sebep bol bol sohbet etme fırsatımız oldu. Açıkçası sadece bu maçı izleyip eve dönmüş olsaydım ''keşke gitmeseydim'' derdim muhtemelen. Ancak altyapıya dair yaptığımız sohbetlerden sebep maç son derece sıkıcı olsa da keyifli bir gün geçirdim diyebilirim.

Kısaca oyundan bahsetmek gerekirse Beşiktaş'ın daha takım gibi oynadığını söylemek yanlış olmaz. Oyuncular belli bir sistem doğrultusunda hareket ediyorlarmış hissi veriyorlar izleyenlere. Beklerin gideceği yer ve zaman, stoperlerin oyuna katılımı herşey kontrol altında gibiydi. Dolayısı ile daha baskındılar Fenerbahçe'ye göre. Ancak bunda Fenerbahçe'nin sahaya anlaşılmaz bir saha tertibi ve yeri değişmiş oyuncularla çıkması da etkendi. Sol açık İlyas sol bek, sol bek Devrimcan stoper, stoper Hasan ön libero çıkmıştı maça. Ömer Kandemir Okan ile değişmeli olarak sağ kanadı savunuyor, Zeki ise stoper oynuyordu. Ancak benim dikkatimi en çok Hasan'ın ön libero oynaması çekmişti. Fenerbahçe'nin ortasahada üstünlüğü ele alamamasının ve üretken olamamasının sebebinin bu olduğunu düşünüyordum ki Hasan'ı ön liberoda gördüğümde yaşadığım şaşkınlık maç sonunda Aykut Kocaman'ın direktifi doğrultusunda orada oynatıldığı bilgisini almam ile kayboldu. Daha önceden Aykut Hoca'nın Hasan'ı çok beğendiği bilgisini almıştım, böylece bu da teyit edildi gözümde.Hoca Hasan'a farklı özellikler kazandırmak istiyor sanırım.

Devre arasında sahaya ısınan oyuncular çıktığında gözler direkt Muhammed Demirci'ye çevrildi. İsmi basına düştüğü zaman çok ufak tefek görmemizden sebep iyi bir fiziğe sahip olamayacağını düşündüğümüz Muhammed'in fiziğinin düşündüklerimizle uzaktan yakından alakası yoktu. Son derece sağlam duran ve daha da geliştirilebir bir fiziği var. Boyu 1,70 lere gelmiş gibi. Isınırken küçük çaplı bir show sundu izleyenlere, biz de oyuna girmesini bekler olduk. O an Erdal'a Muhammed'i sorup Recep Niyaz ile karşılaştırma yapmasını istediğimde Muhammed'in çok iyi olduğunu ancak Recep'in ondan daha iyi olduğunu düşündüğünü söyledi. Ve ''Recep'in ayağından top alamıyoruz, daha iyi olur muhtemelen '' diye ekledi. Açıkçası ben gerek ısınırken gerek ise oyunda kaldığı beş dakika içerisinde gösterdiklerinden çok etkilendiğim Muhammed'in vadettiklerinden fazlasını vadeden bir oyuncuyu hayal edemiyorum. Top oynamak için yaratılmış bu çocuk. Top ayağında iken çok büyük keyif veriyor. Milli takımda beraber oynarlar artık Recep ile...

Maçta yaşadığım bir başka şaşkınlık Beykan'ın silik performansı idi. Yaşına göre muhtemelen 1,90 civarı olan Atınç ile çok iyi mücadele etti ancak çok istekli ve etkili olan Berk Elitez'e yeterli desteği veremedi. İstediklerini yapamayınca da oyundan çok çabuk düştü ki ortaokuldan beden öğretmenim olan ve aynı zamanda Beykan'ın da hocalığını yapmış U 17 antrenörü Semih Özü motive etmeye çalıştı kendisini. Ama genel olarak bekleneni vermekten uzaktı.

Berk'in boyu 1,81 olarak yazılmış resmi siteye ama hava topuna çıktığında 1,90 oluyor gibi. İnanılmaz bir zamanlama ve sıçrama özelliğine sahip. Babası da bu özelliğinin farkında olduğundan her hava topunda '' Bak nasıl alacak şimdi... '' diyordu.Tekrardan hava topu aldığı adamın 1,90 civarı olduğunu belirtmekte fayda var.

Maç sonunda kısa bir sohbet yapma imkanı bulduğum Enis Gül yine standart performansı ile oynadı. Her maç aynı oynayan, istikrarlı ve her takıma lazım bir oyuncu Enis. Ben hala neden A takıma düşünülmediğini merak ediyorum. Bana kalırsa herhangi bir sebebi yok ancak garip işler. Belki bir yaş daha küçük olan ve topla biraz daha iyi olan Berkay düşünülüyordur, bilinmez. Bence ikisi de potansiyelli ve iyi oyuncular.

Okan Alkan'ı top ayağında iken izlemek çok keyifli. Ama buraya maç temposu ve tecrübesini arttırsın diye gönderildiğini unutmadan oynamalı diye düşünüyorum. Çok yetenekli ve hızlı bir oyuncu olabilirsin ama iyi oyuncu yanındakileri de daha fazla sokmalı oyuna. Her aldığı topla üç adamı bağlamaya çalışan Okan'a bu kademe pek fazla birşey katmıyor. Seneye kadroda daha sık kullanılan oyunculardan olmayacaksa kiralanmasında fayda var.

Beşiktaş'ın ortasahasının ortasındaki Cumali, forvette oynayan 9 numara ve oyuna sonradan giren 13 numara iyi oyuncular. ( TFF sağolsun isimleri yazamıyoruz şuan) Gelecekte isimlerini duyabiliriz.

Maçtan sonra Baroni ve Spahija ile selamlaşmak, kapıdan çıkarken bir anda Gökay İravul ile karşılaşmak ise aklımda kalan son detaylar. Unutmadan bir de maç bitiminde soyunma odasından çıkıp arkadaşlarının yanına doğru koşar adımlarla ilerleyen Berk'i görünce selam veren, sonrasında ise Berk'in dedikodusunu yapıp ahlar vahlar içinde antreman salonlarına yürüyen altyapıdaki bayan(tahminen) basketbolcularımız da var tabi. Sene sonunda kendisine büyük ihtimal ile yer açılacak olan Berk A takımda daha fazla şans bulmaya başladığında, sahadaki golcü kimliğini saha dışına da taşır gibi.

12 Ekim 2010 Salı

Batman Ziyaretinin Ardından

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman15.jpg
Uzun süredir Milli Maç ya da benzeri durumlarda oluşan araları yabancı antrenörlerin neden değerlendirmediğini düşünüp dururdum ki Aykut Kocaman böyle araları olabilecek en güzel şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Bugüne kadar hakkında yazdığımız yazılar negatif içerik ağırlıklı olmak üzere şekillense de tebrik etmeden geçmek olmaz.

Çok zayıf iki rakip ile oynanan ve idman maçı sertliğinde geçen bir müsabakanın üstünde konuşmak pek anlamlı olmasa gerek. Günün güzelliği, hiç büyük takım ağırlamamış bir şehre yapılmış bu ziyaretin yanında A2 takımda oynayan ve kendilerine dair uzunca yazılar yazdığımız isimlerin üst yapıda formanın ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağına dair gözlemler yapma fırsatımızın elimize geçecek olmasaydı.Aykut Kocaman sağolsun, genç oyunculara ciddi süreler vererek bu hususta beklentilerimi karşıladı benim adıma.

Okan Alkan ve Gökay İravul hakkında birşeyler yazmaya gereksinim duymuyorum zira her geçen gün formalarını daha layıkıyla taşıyor gibiler. Sorumluluk almaya başlamaları sevindirici. Söz verdiğim yazıları yazınca Gökay ve Okan hakkında daha detaylı konuşma fırsatımız olacağından şimdilik bu iki oyuncuyu tebrik ediyorum başarılı performanslarından ötürü.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman8.jpg
Hasan Erbey hiç alışık olmadığı mevkisinde Sivasspor maçında yaptığı hataları yapmayarak başarılı oldu diyebiliriz. Aslen stoper kendisi. Ancak genç oyuncuları sahaya sürmek adına yapılan değişikliklerden sonra sahada kalan tecrübelilerin mevki dağılımına bakarsak hocanın gözüne girmek için çok yol katetmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Yinede iyi mücadele etti, mevkisini çok fazla yadırgamadı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman24.jpg
Oyuna sonradan giren Berkay'ın ayağına top değmedi. İkinci yarının başında oyuna giren Devrim 'in kendisi bile azmi ve hırsı ile bu şansı kazandığının farkındadır, üstyapıya dönük bir beklenti içinde değilim kendisinden. Mersin'e kiralanan Onur Karakabak'tan sonra hele...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman23.jpg
İsmail ve Doğukan ise sahada diğerlerinden biraz daha ayrıldılar. Özellikle İsmail'in üzerine daha fazla düşülmesi gerektiğine inanıyorum. Etkili sol ayağı ve teknik kapasitesinin üstüne bir de fiziksel direnç eklerse uzun süreler faydalanılabilecek bir oyuncu. Bunu da Batman Karması maçı özelinde değil 1,5 senelik A2 süresince yaptığım gözlemlerden dolayı söylüyorum.

Tabi aklımı kurcalayan konular yok da değil. A2 takımın dinamosu, sürekli oynayan oyuncusu Enis Gül neden hiçbir özel maçta düşünülmüyor acaba? Kendisinin tuttuğu takımın etkili olduğu söyleniliyor ki böyle amatör bir düşünce olabilir mi? Enis performansı ile bu şansı hakeden oyuncuların başında geliyor, Enis gibi Görkem gibi genç oyuncular zamanı gelince böyle anlamlı müsabakalarda bu tip hakettikleri şansları bulamadıkları taktirde performansları beklenilmeyen derecede düşebilir. Böyle farklı ve gelecek vadeden oyuncuların diğer oyunculardan ayrılmasının, A2 takımda sürekli şans verirken, buralarda alacakları şansların onları daha iyi rehabilite etme ihtimali ortadayken onları İstanbul'da bırakmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Umarım bir dahaki Milli maç arasında onlarda bu şansı elde ederler.

Yazıyı bitirmeden, maçın ikinci yarısında sahada kalan birkaç tecrübeli oyuncunun diğerlerinden ne denli farklı durduğuna tanık olmam sebebiyle Okan ve Gökay'ın yanına daha fazla oyuncu gönderilmesi gerektiğini düşündüğümü belirtmek istiyorum. Mehmet Topuz ya da Kazım gibi çok kuvvetli oyuncularla yapılacak idmanlar bu oyuncularda güçlenmeleri gerektiğine dair daha güçlü bir farkındalık yaratacaktır.

Resimler: fenerbahce.org

24 Ağustos 2010 Salı

Fenerbahçe-Manisaspor A2 Müsabakası

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a12.jpg

Geçtiğimiz sezon bu satırlarda ismini çokça zikrettiğimiz oyuncuların sezon başı itibari ile profesyonel sözleşme imzalamasının mutluluğu ile yola koyulduk sezonun ilk A2 müsabakasını izlemek için. Bu sene, geçen sene bulduğum kadar fırsat bulamayacağımdan biraz hasta da olsam açılışı kaçırmamak istedim. Esasen Gökay, Okan, Hasan ve Berk ' in sadece derbilerde alt kademeye indireleceğini düşündüğümden takımın bir sezonun ardından ne derece aşama katettiğini, takımın diğer yetenekli oyuncularının ( başta Görkem ve İsmail ) sezona nasıl başlayacağını görme isteği Dereağzı tribünlerine attı bu sefer beni. Ancak başlama seramoniye yetiştiğimde Gökay ve diğerlerininde sahada olduğunu görünce ilgi birazda oraya kayıyor tabi. Yine de ilk hafta müsabakası olması sebebiyle geniş bir takım analizinden çok oyuncu bazlı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a2.jpg
Skor 1/1 olup oyunun büyük bölümü dengede gidince insan haliyle A2 takımında A takıma çıkacak kadar fark yaratan oyuncuların bu kategoride neden fark yaratamadığını sorguluyor. İlk önce bu konuya değinmek gerekirse A takıma çıkan oyuncuların oyun ve duruş olarak sahadaki çoğu oyuncudan ayrıldığını söylemek gerek. Örnek vermek gerekirse Berk Elitez geçen sezonda uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında etkili , ikili mücadelelerden kaçınmayan bir karakter sergilerdi. Bu maçta gördüğüm kadarıyla A takım oyun karakterinden ziyade kendi karakterine etki etmiş. Zaten sahada duruşu itibari ile diğerlerinden ayrışan farklı tip bir oyuncu kendisi ancak daha üst kademeye layık görülmesi sebebiyle o duruş biraz daha sertleşmiş. Gördüğü kırmızı kartta bunun göstergesi olsa gerek. Ne olduğunu tam göremesem de Görkem Kulbay frikik atmaya hazırlanırken ceza sahasında itişip kakışırken oyuncuyu yere indirecek ne yaptıysa yardımcı hakemin ikazı sonucu direkt kırmızı ile oyundan atıldı. Bu da son üç senede yaptığı üç kademelik sıçrayış ve Milli Takımlarda aldığı gol krallıklarının etkisi olsa gerek. Ama tehlikeli bir durum olduğu ortada... Oyun ve fiziksel gelişim açısından bakarsakta birebir kaldığında daha fazla insiyatif kullanma eğiliminde olup fiziğinin ciddi manada epey kuvvetlendiğini hissettim. Hele gözümün önünde , kendi defansından şişirilen topa iki stoper arasında göğüsle çıkıp Drogba gibi kontrol etmesi bu konuda ciddi çalışmalar yaptığının ispatıdır. Ama yinede kulağını çekmesi gerekenler çekmeli... Profesyonel sözleşme sadece kağıt üstünde kalan bir sözleşme değildir. Oraya layık görülenler oraya layık davranışlar sergilemelidir diye düşünüyorum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a6.jpg
Takımın beraberlik golünü atan Hasan Erbey geçen sezon oynanan A2 müsabakalarında partneri olan oyuncuların oyun karakterleri sebebiyle dengeli olmaya, arkayı toplamaya mecbur kalıyordu. Yanındaki oyuncuların dengesizlikleri kimi zaman onunda basit hatalar yapmasına sebep oluyordu. Bugün gördüğüm Hasan Erbey ise yanında yine uzun ve genel olarak dengesiz bir stoper oynamasına rağmen geçen sezonun aksine ilk toplara basmaya çalıştı. Bunu yaparken kendine olan güveni kendisine adına hoş bir gelişme. Keza Hasan Erbey geçen sezonda sakin ve defansı toplayan bir görüntüdeydi ancak bugün bir ayrı geldi gözüme. Hantal oyuncuların klasik özelliği olan top şişirme hastalığı kendisinde zaten pek yoktu ama geçen tatil döneminin ardından ara sıra rastladığımız bu hastalıktan tamamen kurtulmuş olması sevindirici. A takımda klas savunmacılarla oynamak ona sezgi , sertlik ve en önemlisi kendine güven konusunda birşeyler katmış. Böyle devam ederse daha iyi yerlere geleceğini kestirmek güç değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a4.jpg
Takımın geçen sezonki maestrosu Gökay, basit ve doğru tercihleri sebebiyle bir üst kademeye layık görülmüştü. Bugün onu sahada ilk gördüğümde bu basit tercihlerindeki değişim olup olmayacağı sorusu gelmişti aklıma ama Gökay kaldığı yerden devam ediyor. Oyun kafası itibari ile fark yaratacak meziyetlere sahip olduğundan, üst yapı tecrübesi ile daha fazla insiyatif alacağını, olayı daha fazla bireysel maharetlere dökeceğini tahmin ediyordum ki yanıldım. Gökay bildiğimiz oyun karakterini değiştirmeden, düz, basit ve faydalı oynama isteğindeydi bugün. Üst yapı idmanları fiziksel olarak Recep ya da Hasan'da ki kadar büyük değişimlere sebep olmasa da yediği kamplar sonucu temposunun epey iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Daha güçlendiği taktirde bu değişmeyen oyun ve kendi karakteri ile onunda çok farklı bir kimliğe bürüneceğini düşünüyorum. Oyun disiplinine sadık kalması, sürekli yardımlaşması ise onun adına bahsedebileceğimiz başka güzellikler...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
A takıma çıkmış oyuncular içinde son değerlendirmeyi ise Okan için yapalım. Kendisini izlemek gerçekten çok büyük keyif. Toprak sahadan bile kötü bir zeminde top kontrolleri ve topu sanki dümdüz zeminde sürüyormuş gibi sürmesi benim için günün en fazla dikkat çeken detayıydı. A takım haliyle onada kendine daha fazla güven getirmiş ki Okan bu konuda zaten yeterince dolu olduğundan bu güven biraz abartı boyutuna kaçmış gibi olsa da bir sağ bek oyuncusuna göre bu kadar meziyetli bir ismin sahada yaptıklarını , kendini gösterme isteğini ben yadırgamıyorum. Recep Berk'in saçma sapan bir şekilde atılmasından sonra sağ tarafı Murat Özer oyuna girene kadar tek başına kullandı ki Okan'ın tarafından tek bir tehlikeli atak gelmediği gibi neredeyse rakibin sol kanadını otoban yaptı. Çok çalışkan, çok istekli ve çok tehlikeli. Benim içinde hoş bir deneyim oluyor Okan'ı izlemek zira geçtiğimiz sezon kimi zamanlarda maç içinde çok kopuk olmasına rağmen ciddi bir çalışma periyodu ile oyuncunun neler kazanabileceğini çok güzel özetliyor. Bizde bu sebeple İsmail, Görkem ve Enis'i de kamplara götürün diye çokça yazacağız buralarda. Okan'ın kimi zamanlarda sesinin çok fazla çıkması önce kendisinin sonrada takım arkadaşlarının demoralize olmasına sebep oluyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu olarak not alınabilinir ancak sarfettiği efordan sonra dediğim gibi çok yadırgayamıyorum bunuda... Bildiğim birşey var ki memleketin en yetenekli, modern futbol sistemlerine en uygun iki tane beki varsa o ikiside Fenerbahçe'nin futbolcusu. Ötesini söylemek vakit kaybı, yeterince anlaşılırdır zaten...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a11.jpg
Enis Gül her takıma lazım olan, sürekli arkadaşlarının yardımına koşan sert ve disiplinli bir ortasaha oyuncusu. Kendisi Uefa'ya verilen listede Uefa şartları sebebiyle yer bulmuş ki herhangi bir sıkıntı anında çok fazla tereddüt etmemem için bir sebep bu da. Her maç aynı çizgiyi korumak büyük meziyet ki Enis'in topla arasıda iyi sayılabilecek düzeyde. Takipteyiz.

Görkem Kulbay takımın fark yaratması gereken isimlerinden. Aslında yetenek bazlı bir değerlendirme yapsam kendisini ilk üçe dahi yazabilirim ama oyunda çok duygusalmış gibi bir izlenime kapılıyorum her defasında. Sahaya verebileceklerini verdiklerinden çok daha fazla oyuncu için bu bir dezavantaj. Ama bu sene ondan ciddi bir çıkış ve asist sayısında direkt etkinin duran toplardan olmamasını bekliyorum. Güçlü, teknik ve yaratıcı. Bugün yine çok kopuk oynasa da daha iyi olacağını düşünüyorum, bakalım beklentilerimizi karşılayabilecek mi?

Oyuncu bazlı son değerlendirmem yazının son paragrafı olacak. İsmail Aslan maçın farklı , göze hoş gelen oyuncularındandı. Sol ayağı gazete tabiri ile raket gibi, doğru görevler ve güven verilirse bu sezon A2 takımı için çok kilit bir rol oynayabilir. Mücadelesini, azmini tebrik ediyorum.

Menajeri Forlan , Aguero gibi ünlü oyuncuların menajeri olan Barış Yardımcı'yı bugün sahada göremedim. Hakkında bilgi aldığımda burada onuda paylaşırız. Yine Denizli'den '' Yerli Messi '' lakabı ile gelen Recep Niyaz'ı bugün Dereağzında göremediğimide belirteyim. Esasen kendi fotoğraflarımı kendim çekmiştim ama makinanın elimde kalması sebebiyle yine Fenerbahçe'nin resmi sitesi sağolsun diyorum. İlerleyen zamanlarda o resimleride paylaşırız artık.

Düzeltme: Recep Niyaz Milli Takımdaymış...

6 Temmuz 2010 Salı

Recep Berk Elitez, Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...

2 Nisan 2010 Cuma

Fenerbahçe-Kocaelispor A2 Maçının Ardından

Yoğun tempo yüzünden blogu uzun zamandır güncelleyemiyoruz. Aslında yazacak çok şey oluyor ama ben bu sıkışıklığın arasında kendi açımdan en kayda değer bulduklarımı yazmak istiyorum. Mesela Fenerbahçe A2 Takımının maçı...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli446.jpg

Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerine gitmek her zaman keyif, mutluluk verici. Daha kapıdan girer girmez aldığınız çim kokusu direkt ''Nerede benim tekmeliklerim?'' moduna girmenize sebep oluyor. Tabi 1 dakikalık yürüyüşten sonra sahada ısınmaya çıkan genç oyuncuları görünce sadece ve sadece izleyici olarak orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz bir kez daha. Olsun, böylesi de epey keyifli. Ancak bu seviyeye gelmiş futbolcuların hala üst yapıdan kopuk olmaları, idman yaptıkları tesislerin üst yapıdakilerle -aynı yeri geçtim- yakın bile olmaması düşündürücü. Daha düşündürücü ve acı olan ise sene başında birkaç kez gördüğüm yöneticilerin bu müsabakaları izlememesi... Tamam, Kocaelispor A2 takımı zayıf bir rakip olabilir, üst yapıdaki mücadeleden sebep zaman bulunamıyor olabilir ancak şu maçları izleyecek , varlığı bile bu çocuklara ekstra bir güç olabilecek birileri şu maçları izleyebilir diye düşünüyorum.Neyse, daha iç karartmadan maça geçelim en iyisi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli1.jpg
Daha öncede bahsettiğim gibi bu kademede eskiye nazaran hatalar minimize edilmiş olsa da yinede takım olgusu adına çok fazla şey gördüğümüz söylenemez. En azından düzenli bir şekilde... Bazen kesik kesik olsa da bir takım olmayı becerebiliyor oyuncular ancak oturup taktik analizini yapacak derece değil elbet... Durum böyle iken bizimde önceliğimiz oyuncular oluyor, onları tanıtmak - anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda ilk konuşacağımız oyuncu ( tahmin edileceği üzere) Görkem Kulbay olacak. Geçtiğimiz haftalarda röportaj talebimi çok kibar bir şekilde kabul ederek keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim Görkem Kulbay bu müsabakada ortalarda takım gibi kesik kesik gözüktü. Belki de benim gözlerim genel olarak onun üstünde kaldığı için eksikleri daha çok gözüme batmıştır ancak kendisinin de söylediği gibi bu eksikleri birisinin söylemesi çok önemli. Elbet burada yetkili mercii filan değiliz ancak en basitinden yaş grubuna göre iyi olan fiziğine rağmen ikili mücadeleye çok girmediğinden bahsedebiliriz. Oysaki ikili mücadeleye girdiği zaman kazanma oranı hayli yüksek oluyor. Yine ortalamanın epey üzerinde olan çalım ve pas tekniğine rağmen çok fazla top almadığından da bahsedebiliriz bu maç için. Sahadaki oyunculardan farklı olarak söyleyecek birşeyleri olan bir oyuncu olarak ben şahsen daha fazlasını bekliyordum. Bunların yanında pekala top hücum alanındaki iken ceza sahasına tersten girişler yapmasını da bekliyordum mesela. Zira kendisi kanat oyuncusu... Ve görevi sadece sıfıra inmek olarak tanımlanan kanat oyuncularının devri kapanalı sanırım epey oldu. Tabi ki tüm bu eksikliklerin tek bir çıkış noktası var o da oyunun her an içinde olmamak. Zira oyunun Görkem sürekli olarak oyunun içinde olsa defansta bahsettiğimiz mücadelelere de daha fazla girecek, daha fazla topta alacak, top ters kanadındayken ceza sahasına da girecek. ''Peki neden sürekli oyunun içinde değil'' tarzında bir soruya da bu sene Dereağzında oynanan A2 maçlarından çok azını kaçıran birisi olarak devamlılık diyebilirim. Bu sadece onun değil, bu kademedeki hemen hemen tüm oyuncuların sorunu diye düşünüyorum,üst yapılarda daha sert idmanlarla kondüsyon anlamında çok daha iyi yerlere gelip bu eksiklerini gidereceğinden şüphem yok.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli2.jpg
Resimde Kocaelispor'lu oyuncuya müdahalede bulunmak isteyen oyuncu Barış Yardımcı'da yine bu maçta dikkat ettiğim isimlerden biriydi. Tff'de ki bilgiye göre u-15 kategorisinden beri hemen hemen tüm yaş gruplarında Milli olan ve menajerliğini Forlan, Gago, Reyes gibi ünlü futbolcuların menajerliğini yapan,aynı zamanda Aragones'in de menajeri ve avukatı olan Vicento Montes'in aldığı yaptığı Barış müsabakada gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Kusursuz bir fizikten bahsetmek zor ancak Barış'ın ikili mücadelelerde sürekli ayakta kalacak ve rakibini sindirecek güce sahip olduğunu söylemek zor değil. Bunun yanında müsabakada daha önce izlediğim mevkilerden(ön libero, stoper ve hatta açık) alakasız bir mevki olan sağ bekte oynamasına karşın bu performansı vermesi takdir edilecek cinsten. Mücadeleci, seri, sert,ayakları iyi denilebilecek düzeyde ve farklı mevkilere adaptasyonu çabuk bir oyuncu.Üstüne koyarak devam etmesini diliyorum.

Fenerbahçe A2 takımının stoperlerinden Serhat Hürriyet bu müsabakada yine başarılı bir performans ortaya koydu. Uzun boyu ve iri gövdesi sebebiyle yerden sıkıntı yaşayacağını düşünsem de; Serhat yerden gelen pozisyonları da başarıyla kesti. Ancak takım arkadaşı Hasan Erbey'in hakkını vermemiz lazım, o da Serhat'ın arkasını başarıyla toparlıyor.

İsmail Aslan'a bir paragraf açmazsak olmaz zira izlerken topun ayağına gelmesini istediğim çok zaman oldu.Ortasahanın ortasında oynayan İsmail'in Ertem Şener deyimiyle kadife bir sol ayağı var. Pas tekniği ve adam geçebilme kapasitesi çok iyi seviyede. Ancak onun kusuru da fizik temelli. Yine defansif anlamda da sıkıntı yaşadığından bahsedebiliriz. Ancak bunlar aşılmayacak problemler değil, imkanınız olduğunda İsmail'i çıplak gözle izleyin.

Kocaelispor'un kaptanı ve 6 numarası Anıl Erdebil Kocaelispor adına ayakta kalan ender oyunculardan biriydi. Uzun boyuna rağmen ayaklarına hakim olan Anıl'ın yeteneğinin farkına çok önce varılmış olacak ki kendisi ile 2014'e kadar sözleşme imzalanmış. Zaman zaman Bank Asya'da da forma şansı bulmuş olan meziyetli ön liberonun 1990 doğumlu olduğu düşünülürse iyi yerlere geleceğini kestirmek güç olmasa gerek.

Maç yazısını yine hakem ile bitireyim. Futbol oynadığım ve izlediğim süreler boyunca ben bu kadar kötü bir hakem performansı görmemiştim. Burak Özcan bence maçın kontrolünü elinde tutamadığı gibi fazlaca Fenerbahçe lehine verdiği kararlardan sonra gösterilen tepkilere garip surat ifadeleri ile yanıt verip Kocaelispor A2 Takım antrenörünü de çileden çıkardı. Kocaeli'nin genç oyuncularını siz düşünün... Ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa beri gelsin...

4 Şubat 2010 Perşembe

Fenerbahçe-Beşiktaş A2 Ligi Derbisi
















Maça ilk yarının bitimine 10 dakika kala yetiştiğimden dolayı eski A2 Ligi müsabakaları kadar geniş ve detaylı bir yazı yazamayacağım malesef. Ancak Dereağzına giriş yapar yapmaz skoru sorup 0/0 cevabı aldığımda çok fazla birşey kaçırdığımı düşünmüyordum ki maçı izleyenlerde ilk yarıda futbol adına pek bir güzellik sergilenmediğini söylüyorlardı...
http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2010/02/a2_besikas_fener-220x300.jpg
Federasyonun resmi sitesinden maç kadrolarına erişemediğimden dolayı ( Klup takımlarının resmi sitelerinden tutun , federasyon sitesine kadar değişime ihtiyaç var memlekette) Beşiktaş'ın 13 numaralı oyuncusunun kim olduğuna dair(Edit:Oyuncunun ismi Sametmiş.) en ufak bir fikrim-bilgim yok. Ancak Fenerbahçe'nin baskı kurduğu dakikalarda stoperde Sezer Özmen ve orta sahada Orhan Gülle ile beraber ayakta kalan fark yaratmaya çalışan oyunculardan biri olduğunu belirtmekte fayda var.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk8.jpg

50-65 dakikaları arasında oyun ortasaha mücadelesi şeklinde geçsede ibre Fenerbahçe'yi gösteriyordu. A2 takıma iki beden büyük Can Erdem'in gitmesinden sonra Beşiktaş'ta forvet mevkisinde bir sıkıntı olduğunu gözlemledim zira Fenerbahçe'nin as stoperi olan Hasan Erbey ve yanılmıyorsam Sertaç'ın sakatlığından sonra defansa geçen aslen ön libero olan Barış Yardımcı Ali Kuçik'e atılan topları hatasız karşılayıp doğru şekilde hücuma yönelik pas trafiğini başlattılar.

65-70. dakikalar arasında Fenerbahçe baskısını iyice hissettirmeye başlayıp Berk ile bir pozisyondan yararlanamadı ve kaleci Alptekin'in büyük hatası ile Beşiktaş 73. dk da skor üstünlüğünü ele geçirdi. A takıma çıkan Okan ve Gökay'ın beklediğimi veremediği bir ortamda maçın dönmesinin zor olacağını düşünürken uzatma dakikalarında Görkem Kulbay'ın kornerinde karambolde kalan topu Berk Elitez gole çevirip müsabakanın skorunu 1/1 olarak belirledi.

Son dakikada atılan goller futbola farklı bir tat ve heyecan katsada benim için anlamlı olan 1/0 geriye düşmüş takımın sabırla topu şişirmeden pas yapması idi. Öyle ki son saniyelerde tribünde ''şişirsenize'' şeklinde bağırışlar yükselmesine karşın ilk önce topu kanada indirdi Fenerbahçe sonrasında kornerden golü buldu. Skordan ziyade önemli olan budur gerçekten , bu yaşta gençlere sabır ve pas kültürü verilmeye çalışılması çok önemli benim açımdan.

http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/001-2010/TFF/TamSaha/Subat/Sezer-1.jpg

Oyuncu değerlendirmelerine gelirsek ; Beşiktaşın stoperi Sezer Özmen'i çok beğendim. Ayağı son derece düzgün ki ; TamSaha'ya yaptığı açıklamalarda bu konuda kendisini daha fazla öne çıkarmak için çalışmalar yaptığını görünce Türk futbolu adına mutlu oldum.
http://www.tff.org/Resources/TFF/Images/0002009/TamSaha/Aralik002/Orhan-Gulle-4.jpg
Yine Orhan Gülle her hareketi ile '' Ben buradayım '' diye bağıran oyunculardan biri. Çok modern bir orta saha oyuncusu , Abdülkadir , Orhan Gülle ve Necip gibi oyuncuları görmek gerçekten heyecan verici. Lassana tarzı ofansif ve defansif meziyetlerle donatılmış durumda ki fiziğide üstyapı için umut veriyor. Ancak o saç stilini değiştirmesi şart.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk1.jpg

Fenerbahçe cephesinde Okan ve Gökay onlardan olan beklentilerimin büyüklüğünden sebep benim gözümde çok iyi bir performans sergilemediler ama takım geneli itibari ile Gökay yine sorumluluk almaya , fark yaratmaya çalışan oyunculardan birisi oldu. Çalımları ve top sürüşü günden güne Arda Turan'a benziyor ancak yeteneklerinin hakettiği yere gelmesi için fiziksel gelişimini sağlaması şart.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk6.jpg

Solbek Devrimcan üstyapı için yetersiz olsa da ben onun sertliğinden ve hırsından keyif alıyorum. Birinci tercih Onur'un kiralanması ( ki çok doğru hareket) onun önünü açtı. Bu şansı değerlendirmesi lazım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-02-03_bjk7.jpg
Berkay Öztuvan tercihini ben anlamadım , o mevki için(orta saha göbek) fazla kibar kalıyor Berkay. Oysa tarz olarak onun gibi kibar olan Furkan'ı belki forvette kesebilir ! Zira ben hiçbir büyük takımın altyapısında bu denli kibar ve temel altyapı sorunu olan bir forvet görmedim , boyuna rağmen topla ilişkisi iyi olmasına rağmen zamanlama ve pozisyon bilgisi gibi hususlarda büyük eksikliği var Furkan'ın.















Oyuna sonradan giren Ronaldo kılıklı Görkem Kulbay oyuna hareket getirdi. Topla arası gayet iyi , birebirde rahat adam geçebiliyor ama daha fazla mücadele etmesi gerek ve sahada Ronaldo gibi kasıla kasıla dolaşmaması gerek.Altyapıda bu tip tavırlar , hareketler çabuk göze batar ; o direksiyonun başında değil de üstyapıda kendini göstermek istiyorsa kendisine has bir Görkem tarzı geliştirmeli...














Berk Elitez'e gelecek olursak... Çok hızlı olmasına karşın topla arası istenilen seviyede değil. Fenerbahçe gibi kapalı savunmalara karşı oynayan bir takımın üstyapısını hedefliyorsa topla ilişkisini daha iyi seviyeye getirmeli. Aksi taktirde her büyük müsabakada gol atması , hiçbir derbiyi boş geçmemesi gibi aranan golcü özelliklerinin bir anlamı kalmayacak gibi duruyor.
















Bu arada eleman 13/14 yaşında başlamış derbilerde kitlemeye...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisi


Söz konusu çubuklu ile parçalının kapışması olunca fotoğraftaki gibi bu formanın temsilcileri otomatik bir gerilimle çıkıyorlar sahaya.Bugünde yer yer benzer sahneler yaşandı bu büyük rekabette..

Biz de bugün bu rekabetin altyapılarda ne denli bir tat vereceğini görmek için Dereağzında idik. Altyapı demişken; Galatasaray altyapı direktörlerinin talimatı ile bol A takım takviyeli bir takım(Murat Akça,Serkan Kurtuluş,Alparslan Erdem,Serdar Eylik)ile çıkmıştı sahaya,dolayısı ile rakibin kaleci hariç en büyük oyuncusunun 91 li olduğu bir ortamda A takım-A2 takım tadında maç bekliyordu bizi. Oyun olarak bu derece büyük bir fark olmasa da baskın olan takım Galatasaray'dı maçın son bölümü hariç...

Alparslan sol bek,Murat stoper,Serkan sağ bek başladı maça.Bir de sahada ''Ben bu oyunculardan farklıyım'' diye bağıran bir Serdar vardı Galatasaray'da. Onunda yoktan varolan penaltıyı kaçırması futbolun tadı olsa gerek... Teknik olarak olmasa da fiziksel ve zihinsel olarak katetmesi gereken epey bir yol olduğu düşüncesindeyim. Oyun anlamında ise daha yardımlaşmalı ve takım olgusuna sadık kalacak şekilde oynaması gerekiyor. Aksi taktirde yeteneğine yazık eder.

Galatasaray'ın forvetindeki isim (Anıl Dilaver olsa gerek-11.20.1990, 1,82 cm-) dikkat çeken bir başka isimdi. Ancak o da Serdar gibi bireysel takılmayı, abilerinin senelerdir 11 kişi yapamadığını tek başına yapmaya çalışmayı tercih ettiğinden verebileceği maksimum katkıyı veremedi.

Fenerbahçe'de ise kaleci Ertuğrul Taşkıran güven verdi. A Takım için bir boy küçük A2 için bir gömlek büyük bu kaleciye bir çözüm bulmak gerek. Artık Bank Asya'da kiralık mı olur ne olur bilemeyeceğim ancak fiziği, yer tutuşu ile meziyetli bir kaleci olduğunu her haliyle belli etti.

İkinci yarı oyundan alınan 92 doğumlu Barış oynadığı süre içerisinde toplu ve topsuz olarak Galatasaray'ın sol beki Alpaslan'ı epey zorladı. Daha önceki maçlarda ön libero olarak izlediğimiz Barış'ın kanatta da ortalama üzeri bir performans vermesi ümit verici. Çift ayağını uzun süredir bu kadar dengeli kullanan bir oyuncu da görmediğimi belirtmek gerek, sağ mı sol mu belli değil. Genç Milli Takımlarda'da kaptanlık yapmış- yapan bir isim olan Barış'ın üzerine koyarak devam etmesi gerek.

Fenerbahçe'nin Hasan Erbey'in yanında oynayan iri yarı stoperi Serhat'da(20.04.1992, 1,91 cm) hatasız bir maç çıkardı, Galatasaray'ın uzun ama hiçbir işlevi olmayan(Sinan Osmanoğlu 01.09.1990, 1,94cm) stoperine nazire yaparcasına...Sahada fizik ve oyun olarak üst kademeler için en hazır görüntü çizen oyuncuların başında geliyordu. Kendisinin stoper olması benim için ayrı bir sevinç kaynağı tabi.

Orta sahadaki İsmail'de hızlı ve isabetli kararlar alması açısıdan bizi umuda sevkeden diğer bir oyuncu oldu.Enes ile uyumlu idi. Bir elmanın iki yarısı olmuşlar, orta sahayı iyi parsellediler fizik olarak kendilerinden üstün Galatasaray orta sahasına karşı. Enes 'te Mehmet Topuz'dan yediği tekmenin izini silmiş gibiydi. Mağlum son A2- A takım maçında Mehmet Topuz'a bacak arası atma girişiminden sonra A takımda oynayan abisi kendisine kendinden büyük bir oyuncuya bacak arası atmaması gerektiğini kibarca(!) izah etmişti.

Oyuncu bazında son paragrafı Recep Berk Elitez'e(28.01.1992) açalım. İzlediğim iki maçta(İbb,Galatasaray) toplasak bir pozisyon etmeyecek pozisyonlarda iki gol buldu. Attığı gollerde zor gollerdi. Kendisini hız ve sahadaki duruş bakımından Sercan Yıldırım'ı anımsattı bana. Sercan'a bu kadar takan yönetim işallah kendisininde farkındadır. Tabi teknik olarak Sercan'dan biraz daha geride ancak 1,81 olan boyuna rağmen duvar olabilmesi ve kaleciden gelen degajlarda 1,94 stoperi arkasına alıp servis yapabilmeside Sercan Yıldırım'dan farkıdır. Tabi bir de topsuz alanda rakibi yoklaması, halini hatrını sorması yani kısaca Kezmanvari hareketler sergilemesi bizi bizden alıyor. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzerede gayet kendinden emin ve tribünlere bayan taraftarları çekebilecek bir futbolcu kendisi. Fiziksel olarak daha iyi seviyeye gelmesini sağlayacak bir program eşliğinde iyi bir nöbetçi santrafor(!) kazanabilir Fenerbahçe. Dikkat edilesi bir isim kısacası zira Süper Genç performansı da Batuhan Karadeniz'in altyapı performansına benzer...
Sonuç itibari ile Serdar Eylik'in farkı Galatasaray'a Kadıköy'de yine yetmedi. Daha tempolu ve hızlı oynamaya çalışan takıma karşılık gücünün farkında olarak sabırlı olan Fenerbahçe kazandı. Serdar'da -aşağıdaki fotodaki gibi- Paf maçı sonrası boynu bükük Dereağzından ayrılan Arda abisi gibi Florya'nın yolunu tuttu.


Maç yazısı için Kadıköy'de gelenek bozulmadı da aklımdan geçmedi değil. Ancak Kadıköy büyüsünü kendimiz bozmayalım değil mi, çok fazla dile getirmemek gerek.Ne diyelim, darısı A takıma...
Related Posts with Thumbnails