Kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kewell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2010 Çarşamba

Dünya Kupası Gruplar Analizi 4# D Grubu

D grubu: Almanya, Sırbistan, Avustralya, Gana

Ballack'ın sakatlığı, Rolfes'in yokluğu, Hitzslperger'in kadroya alınmayışı...Dahası Frings, Gendtner gibi oyuncuların kafilede olmaması... Löw ne planlıyor bilemiyorum ancak Lineker Almanlara dair çok önemli bir söz söylemiş olsa da Trasch'ın sakatlığını da eklediğimde Almanların ortasahalarında Müller'in muhteşem formuna rağmen bir eksiklik göze çarpıyor. Sanki bu Almanya alışıldık topu koşturan, disiplinli oyun formatı ile her zaman en yukarılarda olan Almanya değil de Mesut Özil gibi Shweinsteiger gibi meziyetli oyuncuların ayağına bakacak bir takım gibi... Üstüne üstlük tüm deneyimine karşın Klose ve Gomez gibi formsuz forvet oyuncuları da cabası...O mevkide de Kiessling'in performansı belirleyici olacak gibi...

Tüm bunlardan gruplardan çıkamadıklarını beklemem gibi bir sonuç çıkartılmasın Almanya için gruplar her zaman formalite olmuştur. Nihayetinde 16 kez Dünya Kupasına gitmiş 3 kere de ipi göğüslemiş ciddi bir tecrübesi olan bir Milli Takımdan bahsediyoruz. Ama Kahn'dan sonra kaleyi alan Enke'nin yürek acıtan olayından sonra Adler'in de sakatlanmasından sonra kaleden başlayarak hemen hemen her mevkisinde önemli eksikler oluşan Almanya sanki o Dünya Kupalarını domine eden takımlarından uzak bir görüntü içerisinde... Yine de topu Lineker'e atalım, vardır bir bildiği diyelim...

Radomir Antiç'in önderliğindeki Sırbıstan gruplarda bir süpriz olacaksa bunun birinci adresidir benim gözümde... Defansın ortasında Vidiç ile Subotiç solda Dünya Kupası sonrası transfer yapması muhtemel isimlerden olan Kolarov sağda Chelsea'nin sağ beki İvanoviç... Ortasahada Stankoviç, Gojko Kaçar,Kuzmanoviç, Tosiç, Krasiç, Jovanoviç.. Forvette ise Panteliç, Zigiç ve Lazoviç... Radomir Antiç her ne kadar 4-4-2 de ısrar etse de bu takımın 4-5-1 oynaması gerektiğini düşünüyorum ve kendilerinin gruplarda süpriz yapma olasılığının yüksek olduğunu belirtmek istiyorum.

Sakatlığı sebebiyle Dünya Kupasını kaçıracak yıldızlardan olan Essien'in yokluğunun Gana için telafisi zor olduğunu belirtmek lazım öncelikle...Mensah, Muntari,Gyan gibi tecrübeli ve iyi oyuncuları olsa da yıllar önce Hollanda ile Dünya Gençler Şampiyonasını sallayan Owusu Abeyie'nin son durumunu görme şansının ötesinde bir anlamı yok Gana'nın benim için...

Neill, Kewell, Jedinak gibi Süper Ligde boy gösteren oyuncuların yanında Emerton, Schwarzer, Cahill gibi Premier ligde oynayan oyuncuları olan Avustralya'nın gruplarda şansının zor olduğunu görüyorum. Sırbistan ve Almanya'nın önünde yer almaları için Bresciano'nun geçmiş yıllarından fazlaca kesitler sunması gerek.

Sıralama tahminim;
1-2 Sırbistan /Almanya
3-4 Avustralya / Gana

18 Eylül 2009 Cuma

Panathinaikos 1 - Galatasaray 3



Daha evvel bir Panathinaikos-Atletico Madrid maçını izlediğimde benzerliklerden ötürü bir Galatasaray karşılaştırması yapmıştım. Tesadüf odur ki bu iki takım karşı karşıya geldi ve sezinlediğim benzerlikleri tekrar gözden geçirme imkanı buldum. Çok da yanılmamışım aslında ama Panathinaikos'da takıma zarar veren, bireysel hataları ile bütünlüğü yıkan, tribünlerin de hevesini, holiganizmini kıran oyuncuların varlığını gözden kaçırmışım.


Yeşillerde Gilberto Silva'nın partneri Hristodoulopoulos ve stoper Bjasmir maç boyunca top ve kademe kayıplarının, erken yorulmanın baş mimarlarıydılar. Cisse'nin yokluğunda zaten hücum etkinliği yarı yarıya düşen takımın topa sahip olması gerekirken bu oyuncular kendi takımlarını baltalayıp durdu. Buna Pana tribünlerinin aşırı şanssızlık karşısında "Tanrılar kazanmamızı istemiyor" moduna girmeleri ve tüm enerjilerini kalecilerini ıslıklamaya saklamaları da eklenince fark kaçınılmaz oldu.
Galatasarayda ise tam tersi şekilde işler yolunda gitti. Devreler henüz başlamışken gelen goller takımın stresten uzak, son derece soğuk kanlı bir maç oynamasına olanak sağladı. Rakibin hataları ile bulunan pozisyon ve gollerde uyum sürecinde morale ihtiyacı olan Elano'nun sonuca gitmiş olması ilerleyen dönemler için de takıma pozitif yansıyacaktır şüphesiz. Geçtiğimiz sene aynı talih Kewell'ı da bulmuş, ilk iki maçında golle buluşan futbolcu taraftarın sevgilisi rolünü Lincoln'den kapmıştı. Yalnız Keita'nın son iki maçta da ilk 45 dakikadan sonra katkısının oldukça düşmesi dikkatimden kaçmadı, gücünü orantısız kullanıyor sanıyorum..

13 Eylül 2009 Pazar

Galatasaray 3 - Beşiktaş 0


Mustafa Denizli beni gerçekten yanılttı. "Mustafa Denizli ise muhtemelen her maç olduğu gibi Bobo-Holosko-Tello üçlüsünden birini, hatta belki de ikisini zayi edecektir." demiştim ama üçünü birden zayi etti. Dolayısı ile hücumda Tuncay Şanlı'nın iki beden küçüğü, savruk ve ötesi kaptan! Serdar Özkan dışında hiçbir varlık gösteremediler. Nihat form tutabilecek mi bilmiyorum ama Holosko olsam şimdiye kadar çoktan isyanlardaydım. Tabata bir süre bana Josué'yi andırdı ama kendisine verilen para ile Josué'nin kendisini alabilmek mümkün olduğu için hiçbir şekilde kimse bu transferi bana mantıklı gösteremez. Mustafa Sarp ve Mehmet Topal ikilisinin sertliği arasında kayboldu gitti. Yusuf ise bence oyuna sonradan girmeliydi. Dolayısı ile sahaya yenilmeye oldukça müsait bir Beşiktaş çıkmıştı, Rüştü'de kariyeri boyunca kendisini Rüştü yapan tüm özelliklerini sahaya yansıttı.

Galatasarayda ise ilk yarının yıldızı kanatlardaki Kewell ve Keita idi. Arda'nın sırtında 10 numarayı taşımasına itirazım yok ama pozisyon olarak 10 numarada kaldığı sürece ağırlığını oyuna koyamayacak. Baros geçen seneki formunda, Elano ise vasatın epey altında kaldı. Mustafa Sarp'ın Tabata'ya yaptığı hareket bana göre kırmızı kart. Kafayı rakibin hangi uvzuna attığınızın bir önemi olmasa gerek..

Related Posts with Thumbnails