Gökay İravul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gökay İravul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2013 Pazartesi

Altyapı Çalışıyor : Beykan Şimşek

Çok değil, bundan 4-5 sene öncesinin klişe laflarından biriydi Fenerbahçe'nin futbolcu harcama merkezi olduğu. Kimi örnekler özelinde doğru olsa da esas olanın oyuncunun yeteneği, azmi ve uyumu gibi faktörler olduğu gözardı edildi hep. O zamanlarda bizim savunma argümanımız alt liglerden gelip formayı sırtından çıkarmayan Tuncay, Gökhan Gönül gibi isimlerdi Göhan Emreciksin, Tarık Daşgün gibi örneklere karşılık. Ancak yeni modamız Salih Uçan , Recep Niyaz ve Beykan Şimşek oldu geçtiğimiz haftadan beri.

Uzun seneler boyunca altyapıdan oyuncu yetiştiğini görmek isteyen taraftar gençlerimizin hepsine fazlasıyla kıymet veriyor. Durum benim için de böyle. Ancak benim için Beykan, Salih ve Recep'e göre biraz daha farklı yerde. Keza hikayenin diğer kahramanları Gökay , Berk Elitez , Hasan Erbey ve Okan Alkan gibi isimlerde. Sahada yeni ve genç isimler görmek çok güzel ama benim için profesyonel sözleşmeye Fenerbahçe'de erişilmesi daha da güzel. Zira bunun karşılığı Fenerbahçe'nin de eğitimci rolünü iyi üstlenmeye başladığı ki devamlılık adına bu çok önemli. Saf altyapı ürünleri bu sebeple biraz daha fazla heyecanlandırıyor beni.

Yazının konusu başlıktan ve gündemden anlaşılacağı üzere Beykan Şimşek. Kendinden emin tavırları ve ilk maçında gole ulaşması herkesi şaşırtmış ancak Beykan beni sadece oynadığı ilk A2 maçında şaşırttı desem yanlış olmaz. Onu sahada gördüğümde uzun zamandır isminden söz ettiren bu oyuncunun  neler vereceğine dair duyduğum merak ile henüz 15 yaşında bu seviyeye gelmesinin yarattığı şaşkınlık birbirine karışmıştı. Ancak çok geçmeden, ilk devre sonunda durum anlaşılır bir hal almıştı. Boyu kadar yeteneği vardı Beykan'ın.  
O yetenek aslında bugünlere kadar geleceğinin en açık kanıtıydı.

Federasyon kayıtlarına göre 2007 Eylül'ünün ortasında Fenerbahçe'li olmuş Beykan.Yani 12 yaşını bitimek üzere iken. İlk Milli formayı giydiğinde o en önde iken arkasında oynayan oyuncu tanıdık bir isim ; Recep Niyaz. Yine 51. dakika itibari ile belki ilerleyen zamanlarda çokça göreceğimiz bir senaryo gerçekleşmiş ve Salih Uçan ' da oyuna dahil olmuş. O an itibari ile Beykan , Recep ve Salih aynı anda sahada.

Salih Uçan kısa sürede yeterince dikkat çekmiş olacak ki bu Milli maçtan dört gün sonra Portekiz ile karşılacak U-15 Milli Takımı'nda o da sahaya çıkmış. Tabi ki Recep Niyaz ve Beykan Şimşek ile beraber. Portekiz'e 2-1 mağlup olan Millilerin golünü 2. Milli maçına çıkan Beykan atarken asisti kim yaptı acaba? Belki Recep, belki de Salih...

38 defa Milli olan Beykan'ın 14 tane golü var. Ancak daha ilgi çekici olan birşeyler daha var Milli maç kayıtlarında.  Aynı yaşta olan Recep ile Beykan'ın oynadığı Milli maçlarda ağırlıklı olarak skor üretme rolünü bu iki oyuncu üstlenmiş. Recep bu anlamda biraz daha önde olsa da anlamlı olan ikisinin de çubuklu giymesi olsa gerek. İkisinin de gol atıp kazandırdığı maçlar var. Ancak  linkteki kayıda bakarken hafif tebessüm etmedim değil. Gollerin tamamı bugünün umutlarından gelmiş.

 Yine federasyonun sitesine göre çubukluyu ilk olarak Fenerbahçe'ye geldiği günden iki sene sonra Beşiktaş derbisinde giymiş. Henüz 15 yaşına dahi girmemişken U-16 kategorisinde çıktığı ilk maçta golünü atmış. Dolayısı ile Bursaspor maçında attığı gol kendisi için çok şaşırtıcı değil. Zira o formasına daha ter düşmeden skor üretmeye alışık bir oyuncu. İlk maçı ve dolayısı ile ilk golünün üzerinden henüz 3 ay geçmişken iki yaş kategorisi birden atlayarak U-18 takımı ile müsabakaya çıkan Beykan bundan bir ay sonra da A2 takımı ile ilk maçına çıkmış. Bu da kendisinin beni artık şaşırtmadığını söylememin bir başka sebebidir aslında. Zira kısa sürede inanılmaz sıçramalar yaptı Beykan. Sezonu U-16 takımında bitirmesine karşın çok geçmeden, eksiklerden dolayı üst takımların kadrolarını tamamlayan oyuncu olmaktan çıkıp , Fenerbahçe formasını giydiği ilk günün bir sene sonrasında; (henüz 15 yaşını bitirmemişken) A2 kategorisinin direkt oyuncusu olmayı başardı. Arada eksiklikten dolayı yukarıya çıkartıldığı ve A2'de oynadığı maçı saymazsak , bu kadronun esas elemanı olarak başladığı sezonda da ilk maçında gol atma başarısı göstermiş olan Beykan'ın Bursa'ya attığı gol  onu tanımayanlara da tesadüf izlenimi vermekten çıkmıştır sanırım artık.

Geçmişini özetlemeye çalıştığımız Beykan'ın bugününe ve oyuncu özelliklerine gelirsek ilk olarak söylememiz gereken sanırım oyunun gidişatını her an değiştirebilecek bir yeteneğe sahip olduğu. Oyunun en durağanlaştığı dakikalarda alakasız bir şut ya da bir slalom sonrası gelen bitirici bir plase ile oyuna direkt etki edebiliyor Beykan. Bileklerine çok hakim. Rahatça adam eksiltebiliyor. Bunların yanı sıra boyuna rağmen önemli bir hava hakimiyetine sahip ki bunda da sıçrama ve zamanlama yeteneğinin payı oldukça büyük. Yine yaşı ve fiziğine göre oldukça kuvvetli olduğunu söylememiz gerek. Tüm bu sebeplerden ötürü ben kendisini ( kendisinin verdiği röportajda reddetmesine rağmen ) Rooney'e oldukça benzetiyorum. Gerek geçmişi  ( attığı goller, ilkleri ve genç yaşında kısa süre içinde katettiği aşama ) gerekse oyuncu karakteristiği ( gücü, skor değiştirme kabiliyeti, bir çok mevkide kullanılabilitesi ) bana çok paralel geliyor. Kendisi direkt bir uç elemanından daha çok tamamlayıcı bir ikinci forvet. Zamanında Kazım Kazım'ı çok beğendiğini ve örnek aldığını bildiğim Beykan'ın bu bağlamda kendisi ile daha çok benzeşen oyuncuları örnek alması bence kendisi açısından daha faydalı olacaktır.

Oyuncunun negatif özelliklerine gelecek olursak... Şenol Çorlu'nun bahsettiği üzere agresif ve kimi zaman kendisine hakim olamayan bir oyuncu Beykan. A Takım kampına alınacağı uzun süredir konuşulurken devre arasına gelmeden oynanan son A2 maçında hakeme gösterdiği tepki ve gördüğü kırmızı kart bunun örneğidir. Bazen oyun ve kendi geleceğini hiç düşünmeden anlık reaksiyonlar gösterebiliyor. Bunun yanında kimi zamanlar oyunun içinde kaybolduğunu söylemek de mümkün. Ayrıca büyük bir özgüven sahibi ki bunu olumlu ya da olumsuz anlamda değerlendirmekten ziyade bir ek bilgi olarak vermek gerekiyor sanırım. Bu konuda hatırladığım en net örnek, 3-4 kişiyi bağlayıp attığı bir gol sonrası ( sanırım A2'nin direkt oyuncusu olduğu sezonun ilk maçı olan Turgutlu müsabakası idi ) arkadaşlarının '' Messi '' yakıştırmalarına , '' O kim, böyle gol atan birileri daha mı var ki ? '' şeklinde karşılık vermesidir. Özgüven güzel şey ancak bunu kontrol etmek şart.

Beykan ile ilgili daha fazlası için aşağıdaki linklere göz atmakta fayda var;
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=11372
http://www.haber7.com/fenerbahce/haber/981637-beykan-simsek-taum-bir-fener-urunu
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2012/09/fenerbahce-karsyaka-a2-macnn-ardndan.html

Diğer altyapı değerlendirmelerimiz için ;

Hasan Erbey,Berk Elitez,Gökay İravul ve Okan Alkan'a Dair :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/09/giris-hasan-erbey-gokay-iravul-okan.html

Gökay İravul Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2010/12/denizli-istanbul-hatt-1-gokay-iravul.html

Okan Alkan Üzerine :
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/04/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html
http://yerdensutusttenaut.blogspot.com/2011/05/fenerbahcenin-genc-yetenekleri-okan.html

13 Aralık 2011 Salı

Fenerbahçe-Güngören A2 Maçının Ardından

Hasta olmamdan ötürü Dereağzı'ndan takip edemediğim bir maçı yazma niyetinde değildim. Ancak özellikle Recep Niyaz bu düşüncemi değiştirdi.

Maçı Fenerbahçe A2 Takımı üstün bir oyunla 5-0 kazandı. Sonucu ortaya çıkartan birçok sebep var, mesela Ömer Kandemir'in takıma dönüşü, Güngören'in nispeten zayıf bir ekip olması gibi. Dolayısı ile yine kişisel performanslara dayalı bir not düşme niyetindeyim...

Öncelikle Ömer Kandemir'in oynadığı maçlarda Fenerbahçe'nin farklı bir performans sergilediğini söyleyelim. Temposu, oyun için devamlılığı ve kararlılığı iyi seviyede Ömer'in. Dahası top tekniği ve hücuma verdiği destek gibi hususlarda da Okan Alkan'dan sonra oyuncu beğenmenin çok zor olduğu bir mevki ve ortamda takip edilebilir bir profili var. Bugün yine çok faydalı ve etkiliydi. Sakatlıktan ve şanssızlıktan uzak bir ikinci yarı geçirir umarım.

Gökay İravul bugün geçmiş maçlara nazaran iyi olsa da benim tandığım Gökay bu değil. A2 takımında oynamaktan mı şikayetçi, yoksa başka bir problem mi var bilemiyorum ama benim tanıdığım Gökay herşeyden evvel çok daha delici. Yine takıma önemli katkı veriyor, sahada '' farklı '' duruyor ama onun performanslarını 2-3 sene önce Ankaragücü'nden gelip de A2 takımla oynadığı zamanlarda '' huzursuz '' olduğunu hissettiren Abdülkadir Kayalı'ya benzetiyorum. İdmanlarda ve sahada elinden geleni yapmaya çalışması şart. Ben onun çok daha becerikli ve kaliteli bir oyuncu olduğunu biliyorum ancak tanımayanlar için kendisini biraz daha fazla tanıtsa fena olmayacak.

Berkay Öztuvan'ı genel olarak beğeniyorum. Bu sene ciddi bir fiziksel ilerleme katetmiş gibi geliyor.

Defansta, kaptan Hasan Erbey'in partneri Berkaycan Değirmencioğlu'nu geçtiğimiz senelerde izlediğimde pek beğenmememe rağmen bu sezon itibari ile çıkışta buluyorum. Hava toplarındaki hakimiyeti iyi seviyede. Ancak tabi ki olmazsa olmaz; çalışmaya devam etmeli.

Hasan Erbey geçenlerde hakkında ne yazdıysam hepsini okuduğunu söylemişti, bu maçta onun içinde birşeyler karalayalım. Kendisinin de söylediği gibi, gerçekten çok iyi çalıştığını düşünüyorum zira fiziği bunu ciddi manada kanıtlar durumda. Onun hakkında yazdıklarımı şöyle bir inceleyim dediğimde gözüme çarpan yazı üzerinden gitmek gerekirse;

''A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.''


eskiden yazdığım bu yazı üzerinden birşeyler ilave etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Hasan'ın hava hakimiyetine vurgu yapmışız ancak bir oyuncu Lugano'yu örnek alıyorsa bence duran toplarda en azından tehlike arzetmelidir ki Hasan'ın da bu özelliğin üstüne koyması yararına olacaktır diye düşünüyorum.

Son olarak Recep Niyaz...

Bugün hız, devamlılık, dribling ve bitiricilik özellikleri açısından olağanüstü bir gol attı Recep. Onun tarzındaki meziyetli oyuncuların skor üretmesi beni çok keyiflendiriyor. Ancak asıl önemli olan tabi ki gerek yaş, gerek fizik olarak rakiplerinden çok daha geride olmasına rağmen Recep'in bunları sahaya yansıtması, yansıtma isteği. Hakkında keskin ve çok umutlu mesajlar atmamaya çalışıyorum ancak Recep takım mağlupken de galipken de ortaya hep birşeyler koyma isteğinde. Toplu ve topsuz inanılmaz iyi oynuyor ki zaten en önemli özelliklerinden bir tanesi de topsuz oyunu oynama mahareti. Devam et Recep... Şımarmadan, hiçbir meslek dalında elde edemeyeceklerini doğru bir futbolcu olarak kazanabileceğinin bilincinde olarak , üzerindeki formanın Fenerbahçe forması olduğunu her daim aklında tutarak devam et...





5 Aralık 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Kartal A2 Maçının Ardından

Bugün Dereağzı'nda seyir zevki açısından oldukça düşük kalitede bir maç vardı. Ancak 0-0 biten maçı izlenir kılan, dikkat çekici oyuncular yok değildi.

Özellikle İlyas Yılmazer'den bahsetmek lazım ilk etapta. Herşeyden evvel belirtmek gerekiyor ki istikrarlı bir oyuncu İlyas. Sezon içinde oynadığı maçlarda takıma verdiği katkı her zaman üç aşağı beş yukarı aynı. Sadece sol bek de oynadığı zaman kendini bu maçtaki kadar göstereceği alanlar bulamıyor doğal olarak... Bugün ise çok iyi bir sol açık performansı verdi. Topla çok seri ve dönüşleri inanılmaz hızlı. Olağanüstü bir yetenek demek elbette güç ancak bu yaş grubu için artık yavaş yavaş fazla geldiğini belirtmek lazım. Adam eksiltmesi, sertliği, boyunun kısa olmasına karşılık özellikle üst bölgesinin genişliği ve seriliği ile A takıma geçişin sinyallerini vermeye başladı. İki sene önce geldiği Pendikspor'da A takımda da oynamışlığı olduğunu belirtmek lazım. İstikrarı ve yükselen çizgisi ile bana çok büyük umut veriyor İlyas... Yalnız şahsi fikrim hücuma katılma zamanı ve ters kademe gibi temel bek öğretilerini bünyesine katıp bek oynarsa çok daha iyi performanslar verebilir. Bugün onu sol açık performansı ile çok beğendim ancak kimi oyuncular arkadan geldiğinde daha etkilidirler ya, İlyas'da da bu söz konusu olabilir. Gerçi orada oynayamasa da, bugün oynadığı ön tarafta da gayet etkili, önümüzdeki senelerde A Takım'ın sol açık rotasyonuna katılması şaşırtıcı olmayacak benim için.

Recep Niyaz ilk yarı sonunda oyundan alınmasına karşılık topu her ayağına alışında nasıl bir futbolcu olduğunu gösterdi. Çok olağandışı işler yapmadı, skor üretemedi ancak top kontrolleri, seriliği ve adam ekarte etme becerisi yaşına göre çok fazla. Fiziksel eksikliklerini kapatmak için çok fazla zamanı olduğu için rahatlıkla Fenerbahçe'nin üst yapısına çıkıp senelerce katkı verecek yıldız potansiyelli bir oyuncunun geldiğini söyleyebiliriz.

Stoper Berkay'ı ilk izlediğim zamanlarda çok dağınık bulmuş konsantrasyon eksikliği olduğunu düşünmüştüm. Ancak özellikle son iki maçta kendisini iyi gördüm. Hava toplarında epey etkili. Tabi daha geniş alanlarda oynanan maçlarda hızlı rakiplere karşı da görmek gerekiyor.

Gökay İravul bugün geçen maça göre daha istekli ve iyiydi. Çok rahat ve oyunu iyi yönlendiriyor. Ancak bu sene bir kere gördüğüm '' A Takım havası solumuş oyuncu '' farkını sahaya yansıttığını söyleyemem.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Fenerbahçe-Kasımpaşa A2 Maçının Ardından

Maç yazılarını sıcağı sıcağına yazmadığım zaman '' o an '' ki hazzı alamıyorum doğal olarak. Ancak bu maç özelinde çok önemli ve güzel performanslara şahit olduğum için geç de olsa Kasımpaşa maçına dair birşeyler karalayım istedim.

Dereağzı tribünlerinde yerimi almaya doğru giderken saha kenarında Recep Berk Elitez'i gördüm. Fizik olarak önemli bir gelişme trendi yakalamış gibi gözüküyordu. Ancak bu onun son maçlardaki formsuzluğunu ve doğal olarak sonradan oyuna girip skor katkısı yapan Emre Kara'nın onu kesmesini engellememişti.

Erten,Zeki,Berkaycan,Hasan Erbey,Devrimcan,Görkem,Gökay,Berkay Öztuvan,İlyas Yılmazer,Recep Niyaz ve Emre Kara ilk 11'i ile sahaya çıkmıştı Fenerbahçe. Kasımpaşa ısınırken gözüme çarpan fiziksel olgunlukları zor bir maç olacağı hissine kapılmama sebep olmuştu ki nitekim ilk 10 dakika top göstermedi Paşa Fenerbahçe'ye. Bunda günün '' kötü '' bile oynayamayan ismi Gökay'ın da etkisi yok değildi tabi. Görkem'in enfes derin topları ile etkili olmaya çalışıyordu Fenerbahçe. Oldu da... Ancak Emre'nin gününde olmamasından dolayı oyun anlamında zaten zor durumlara düştüğü müsabakada skoru elde etmesi de gecikiyordu. Derken klasik Fenerbahçe golü geldi. İlyas'ın kornerden ortalığı topa çok iyi yükselen Berkaycan güzel bir kafa vuruşu ile öne geçirdi Fenerbahçe'yi. Ancak orta alanda çok etkili olan ve izleyenlere gol atacağını hissettiren Kasımpaşa'nın cevabı gecikmedi.

İkinci yarıda Recep Niyaz'da Görkem'e eşlik etmeye çalışsa da Görkem'in 2/3 tane gollük pasını değerlendiremeyen Emre Görkem ve Recep'in bireysel çabalarını gölgeliyordu. Değişiklikte gecikmedi. Ve Emre Kara'nın yerine oyuna giren Recep Berk Elitez, Görkem'in ikramlarından birini oyuna girdiği gibi skora çevirip Fenerbahçe'yi öne geçiriyordu. Ancak son dakikalarda gelen Kasımpaşa golü ile maç 2/2 bitti. Nitekim maçın hakkı da beraberlikti.

Oyuncu özelinde birkaç şey yazacak olursak öncelikle Gökay'dan bahsetmek gerekiyor sanırım. Ben sahadaki Gökay'ı tanıyamadım. Bazen futbolcular kötü oynayabilirler, maçı tutturamayabilirler ancak Gökay kötü bile oynayamadı. Maçın başından sonuna kadar sahada var mıydı yok muydu belli değil gibiydi.

Ön libero Berkay oynadığı temiz futbolla bir kez daha dikkat çekti. Çok net ve garanti oynuyor. Basit oyununu bile zevk vererek seyrettirmeyi başarıyor. Umarım çizgisi devam eder.

Recep Niyaz özellikle ikinci yarı elinden geleni yaptı. Çok net futbol oynuyor o da. Top gelmeden ne yapacağının kararını vermiş olup herkesten önce harekete geçiyor. Yaşı sebebiyle gelişime açık olan fiziği ona bu kademede kimi ikili mücadelelerde sıkıntıya sebep olsa da oyun zekası, yeteneği ve estetiği ile gerçekten umut verdi Recep.

Son olarak Görkem Kulbay ile bağlayalım maç yazısını. Sene başında Karşıyaka'ya transferi son anda yatan Görkem'in yaşadığı bu talihsizlik bu performansını sürdürüp üstüne ufak eklemeler yaparsa büyük bir şansa dönebilir. Maçın bence en iyi performansı ondan geldi. Sağ kanattan defansın arkasına 3 tane gollük top attı ki toplardan biri havadan gelip forvetin koşu yaptığı kanalda tam anlamıyla öldü, Emre'nin topu kontrol etmek için ekstra bir çaba sarfetmesine gerek kalması. Yine ilk yarıda hareket halindeki topa baskı da varken kaptırdı gözüyle bakmama rağmen yaptığı '' Hamit Altıntop ortası '' ve ikinci yarıda rakibin sol bekini birebirde geçip attığı '' al da at '' pası maçın seyrini tamamen değiştirebilecek işlerdi. Ancak birtakım eksikler hala göze çarpmıyor değil. Bunlardan en önemlisi soldan gelişen ataklarda ceza sahasına girmekten çekinmesi ya da girmemesi. Bir kere denedi bunu Görkem, onda da gollük bir yarım vole imkanı buldu. Üst kademede '' kanat '' oyuncusu olmak istiyorsa bence bu asistçi özelliğini skorlarla da süslemeli. Oyun zekası ve tekniği ile doğru orantılı skor üretmiyor Görkem.

Kısacası A2 maçlarına gelin, size keyif verecek birşeyleri illaki bulursunuz. Birdahaki Dereağzı günlüğünde görüşmek üzere.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Tavşanlı Linyitspor Maçının Ardından

Böylesine güzel bir havada Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerinde müsabaka olup gitmemek? Yerden şut üstten aut blogunun tarzı olan hareketler değil tabi. Nitekim ne geç kaldım ne de tribünde yer bulamayıp tellerin arkasından izlemek zorunda kaldım maçı. Zemin, hava, takım; kısaca herşey güzeldi. İki senedir takip ettiğim organizasyondan ilk defa bu kadar tat aldım diyebilirim.

Maç mahalle maçı edasında başladı desek yanlış olmaz sanırım. İlk 15 dakika geçildiğinde skor çoktan '' üst '' olmuştu. Ki çok ta önemli bir detay olduğu söylenemez zaten. Zira bizim bu müsabakaları takip etmemizin sebebi hem sistem hem oyuncu kalitesi açısından muhteşem bir takıma sahip olmamız değil tabiki. Bilakis Fenerbahçe altyapısının en kör topal ilerleyen takımı dahi denebilir. Ancak sahada A takıma çıkan oyuncuların tamamı olunca bunların pek bir önemi kalmıyor tabi. Oyun ve fizik olarak nerelere geldiklerini gözlemlemeye çalışmakla geçiyor zaman.

Öncelikle yarın hikayesinin ikinci parçasını yazacağım Okan ile başlamak gerekiyor sanırım. Beni bu kademede en çok etkileyen oyuncu kendisidir. Seri, süratli, yetenekli. Hatta bir sağ bek oyuncusuna göre fazla yetenekli. Ancak Okan A takım idmanlarına bir seneden beri çıkıp, Alex ile, Gökhan Gönül ile aynı havayı soluyan bir oyuncu. Kazandığı ciddi deneyimin oyununa yansımaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Fazla yeteneğinin farkında bu da başına iş açıyor. Her topla iki - üç oyuncu bağlamak istiyor, topa olan sevdasından sebep hatalı kararlar verip ; atakları başlamadan bitirebiliyor. Oysa ki iyi oyuncu kendisi oynadığı kadar yanındakileri de oynatan oyuncudur. Bence bu maçı bir kez daha izlemeli. Ve kendisinin A Takım idmanlarına çıkan, fark yaratması gereken bir oyuncu olduğunu unutmamalı.

Bu bağlamda Gökay bence Okan'ın neleri yanlış yaptığının canlı örneği. Gökay bugün Okan'ın aksine son derece basit, topu paylaşarak oynadı. Ancak çok etkiliydi. Fark yarattı. Dışarıdan izleyen bir izleyici kendisini '' A Takım adayı '' değil, '' A Takım oyuncusu '' olarak rahatça ayrıştırabildi ki altyapıdan üstyapıya çıkan oyuncularda en başta aradıklarımdan biri bir alt kategoride fark yaratmasıdır. Kullanmadığı ayağı ile attığı iki tane ters top ve top kendisine gelirken baskı altında olduğunu bildiği için kontrolünü aynı zamanda rakibi ekarte etmekte kullanması Gökay İravul'da gördüğüm olumlu değişikliklerden. Ve en güzeli, sahada anlamsız yere kendisine tepki gösterilen tepkiye yanıt vermek zorunda kalsa da o verdiği tepki dahi iyi bir futbolcu kadar iyi bir insan da kazandığımız canlı örneğiydi. Ben Fenerbahçe taraftarı bir futbolsever olarak Arda Turan'ı nasıl seviyorsam Gökay İravul'da Arda gibi sevilecek bir oyuncu olacaktır. Hatta Arda Turan'ı sevmeyenler için Ergün Penbe dahi diyebiliriz.

Recep Berk Elitez vücut çalışmaktan çıkan kanatlarının etkisi ile uçacak gibi olsa da futbol anlamında ben üstüne koyduğu herhangi birşeyi tespit edememiştim bugüne kadar. Bugünde tablo değişmedi. Hızlı, aya kafa atacak kadar hava toplarında baskın ancak hala dar alanda birebir kaldığında gösterecek bir numarası yok gibi. Ancak mevcut özellikleride lazım olabilir, tabi üstüne biraz daha sezgi koymak şartıyla.

Hasan Erbey ise benim bugün sahada en çok beğendiğim oyunculardan biriydi. Yalnız, nasıl Aykut Kocaman'a olumsuz gördüğümüz bir konuda eleştiri getiriyorsak Hasan Erbey'i ön liberoda kullanılmasına vesile olmasından dolayı tebrik etmeliyiz. Hasan ayağı yere sağlam basan ve hava toplarında etkili bir stoperdi. Bu sebeple Beşiktaş derbisinde onu ön liberoda gördüğümüzde Aykut Kocaman'ın isteği doğrultusunda bu mevkide oynatıldığını öğrenene kadar bir şaşkınlık yaşamıştık. Aykut Kocaman Hasan'ı epey beğeniyor ve farklı özelliklerde yüklemek istiyor ki Hasan bu rolü oldukça iyi oynadı bugün. Hatta stoper performanslarından daha fazlasını verdi denilebilir.

Fenerbahçe A2 takımında olmasını anlayamadığım oyuncuların başında sol bek Devrimcan geliyordu. Ancak Hasan'ın ön liberoya geçmesinden sebep stoper olan Devrim'i ben çok iyi buldum. Sol bek olmasından dolayı ayağı herhangi bir stopere göre oldukça iyi. Bunun yanında agresif yapısı ile göbekte epey iş yapıyor. Tabi biraz daha izlemek gerekiyor ama eski performansları bugün verdiğinin yanından bile geçemez desek yanlış olmaz.

Gözümüz A Takım oyuncularının üstündeydi ancak sağ bek Ömer Kandemir'in maç boyunca yaptığı bindirmeler dikkat çekiciydi. Keza Beykan attığı golde seri çalımlarla iki üç kişiyi çok dar mesafede bağlayarak yaş handikapına rağmen neden bu takımda olduğunu gösterdi. Henüz 16 yaşında olduğunu göz önünde bulundurarak gelişimine umut bağlamak yanlış bir hareket olmaz sanırım.


21 Şubat 2011 Pazartesi

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisinin Ardından

Fenerbahçe'nin A2 takımı için yazacak şey bulmakta zorlanıyorum. 1 saat yol tepip, beraber çok daha hoş vakit geçirmek varken, Dereağzı'na A2 maçına çağırdığın kız arkadaşınla beraber tel örgülerin ardından kuru soğukta, berbat bir açıdan maç izlemek inanılmaz bir burukluk yaratıyor adamda. Bir de A2 takımının uzun süredir varolan amaçsızlığı eklenince olay iyice çekilmez bir hal alıyor. Dolayısı ile yazması dahi sıkıntı veriyor diyebilirim.

Esasen geçtiğimiz sezonda birbirinden kopuk, ne yaptığını bilmeyen, ciddiyetsiz, sistemsiz bir takım vardı. Ancak yaş gruplarında epey gol atan Berk Elitez, U17 turnuvasında dikkat çeken Gökay ve Okan, ek olarakta Görkem tüm bu olumsuzluklara rağmen izlenir kılıyordu bu takımı. Arada Gökay araya salıyor, Okan iki üç adam bağlıyor, Recep Berk uzuyor gidiyordu. Bu sene Beykan ile tutunmaya çalıştım bu takıma ancak o da ne zaman gitsem oynamadı. Dolayısı ile A2 takım maçını izlemek için tek sebep olarak Görkem Kulbay, Enis Gül ve İsmail'i izlemek kaldı. Eh, Görkem ve Enis'te anlayamadığım bir şekilde oyuncu havuzunun dışına çekilince, geçen sene büyük keyif alarak gittiğim yol gözüme gözüme batmaya başladı. Kendi yazımın fotoğraflarını kendim çekeyim diye götürdüğüm fotoğraf makinası ile tek fotoğraf dahi çekme isteği uyanmadan ; uyutan, sıkıcı maçlar izlemeye başladım.

Bugün Gökay, Okan, Hasan ve Berk'in oynadığı haberini alınca anlamsız şekilde güzel bir maç olacağına dair bir his uyandı bedende.. Hem bu oyuncuların A takım idmanlarından sonra bu kademede ne kadar fark yaratacaklarını izlemek , hem Pendik'ten alınan iki genç oyuncunun futbol karakterleri hakkında gözlem yapmak hem de uzun süre sonra Görkem'i izlemek için çıktım yola. Dereağzı'na vardığımda karşı tarafımda kalan tribünde önemli adamların olduğunu anlamıştım, ancak Alex'in orada olduğunu bilseydim, maç filan dinlemez sahanın ortasından koşar tırmanırdım oraya. Sürekli maç izlediğim binanın tepesinde bu sefer Aykut Kocaman vardı.Dolayısı ile çıkamadık oraya, kuş bakışı kesemedik sahayı. '' Messi '' Recep abilerini izlemeye gelenlerdendi. Yine Beşiktaş'ın çok büyük kazık yiyerek Antep'e kaptırdığı Orhan Gülle ve eski Fenerbahçeli, yeni Beşiktaşlı Semih Beyaz'da Dereağzı'nın diğer tanıdık konuklarıydı. Arada Hürriyet Gazetesinden Ahmet Ercanlar abimi gördüm, ancak rezalet olan yerimi kaptırma korkusu ile gidemedim yanına. Kusuruma bakmaz işallah. Ki o içerideydi zaten gitme olasılığımda yoktu sanırım. Ek olarak Emre ve Lugano'da varmış, onları devre arasında televizyonda görme fırsatım oldu. Maraton Tugay, Raşit Çetiner ve Orhan Ak'ın da orada olduğunu yazmış, kendilerini göremesem de not olarak düşülebilir.

Maça Fenerbahçe iyi başladı. Ancak blogda daha öncede bahsettiğimiz Berkin Arslan ( tam olarak şuraya tıklamanız gerekiyor. ) zaman zaman büyük tehlikeler yarattı Fenerbahçe kalesinde. Benim çok beğendiğim, bana göre A takıma çıkan oyuncular arasında en yetenekli olan Okan Alkan'ı ilk yarı epey zor durumlara düşürdü. Nitekim sanırım 14. dakikada 35/40 metrelik deparıyla golü de haketti ancak savunma önüne zamanında yattı. Ancak gol 27. dakikada Berk ile Fenerbahçe'den geldi. İlk yarı genelinde Berk iyi boğuştu kendinden epey daha fizikli olan rakipleriyle. Bana epey güçlü gibi geliyor ki hızının yanında bununda olması çok önemli. Tabi birebir kaldığında daha fazla numara yapabilse herşey daha anlamlı, hayatta daha güzel olacak ama bakalım; belki zamanla...

Hasan ilk yarı itibari ile defansta bildiğim gibi oynadı. Galatasaray'ın forveti Anıl Dilaver'i iyi kontrol etti. Nitekim Anıl ilk yarı sonunda oyundan alındı. Gökay bildiğim Gökay, Fenerbahçe A takımında verdiğinin üstünde oynuyor. Ancak ben A takımda oynayan bir oyuncunun buraya gelip direkt maç almasını bekliyorum. Özellikle takımı için çok kritik ve skor üretmesi gereken bir mevkide oynuyorsa... Pas tercihleri, oyun görüşü herşey çok güzel ancak daha fazla skor üretmeli Gökay. Bunun içinse daha kuvvetli ve daha cesur olmak zorunda.

Görkem nerede diyeceksiniz; ikinci yarıda yemekhanede kendisi ve stoper Zeki ile beraber izledik maçı. Soğuktan ve rezalet açıdan kurtardı bizi. Talihsiz bir sakatlık geçirmiş o da , böyle bir maçta olmaması benim için hayal kırıklığı oldu. Hoş, sakatlığı olmasa da anlamadığım şekilde oynatılmıyor ya. Garip işler. Ne desek boş.

Onun gibi sahada olmayan bir başka isimde Enis Gül'dü. Pendik'ten alınan ismi yanılmıyorsam Eren olan oyuncumuz tarafından kesilmiş Enes. Ben Eren'i de sonradan oyuna giren İlyas'ı da beğendim, iyi kumaşları var, iyi transferler bunlar. Ancak Enes'i kesmek için de bir sebep göremiyorum. Diyorum ya akıl almaz tercihler olduğunu düşünüyorum bu kademede. Bunu sadece maç kadrosuna bakıp değil, Sivas'a , Batman'a giden oyuncuları da göz önünde bulundurarak söylüyorum. Ve Gökay, Hasan, Okan ve Berk'in adına karaladığı ilk şeyler 1,5 sene evvele rastgelen birisi olarak söylüyorum bunu. Ancak bir önceki paragrafı bağladığımız gibi bağlamaktan başka birşey de gelmiyor elden. Garip işler işte, çok garip hem de...

İkinci yarı için ne yazarsam boş olur zira daha çok muhabbet ettik. Onur Karakabak'ı sordum, Manisa'ya verildiğini öğrendim. Geçirdiği sakatlık sonrası tedavi süreci umarım olumlu geçmiştir de Manisa'da şans bulur kendisi.

Maç bitiminde Recep Berk Elitez söylene söylene soyunma odasına gidiyordu zira Galatasaray'a beraberlik getiren gol son dakikalarda gelmişti. Ertuğrul'da Şenol Çorlu'ya dert yanıyor gibiydi.. Okan soyunma odasına giderken sinirli gözüküyordu. Gökay ise u17'den kaptanı Orhan ve eski takım arkadaşı Semih ile muhabbet ediyordu. Biz de yavaş yavaş evimizin yolunu tutuyorduk...

Galatasaray'da Berkin Arslan, Cem Sulyan ve Semih Oğuz'u beğendim(üçüde prof). Galatasaray'ın profesyonel yaptığı bir başka oyuncu olan 8 numara Bilal Özhan'ın sahayı karıştırmak adına yaptığı her türlü çirkinliğe göz yuman hakemede notum zayıftır. Keza aynı hakem Galatasaray'ın iki dakika içerisinde 1,5 penaltısını da görmezlikten geldi, bunu da belirtmezsek olmaz sanırım.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Denizli-İstanbul Hattı 1- Gökay İravul

17.04.2007... Bir çok insan için pek bir anlam ifade etmeyen bir tarih gibi gözükse de belki de herşeyin başlangıcı...Ağırlıklı olarak Milli Takımlarda gösterdiği performansların neticesinde Fenerbahçe'ye transfer olup bu sezon A takım kadrosunda şans bulan Gökay İravul'un Tff kayıtları altında Milli Takım formasını taşıdığı ilk tarih. Kim 17 Nisan 2007 ' de yazılmaya başlanan bu hikayenin kahramanının ilerleyen yıllarda Fenerbahçe gibi bir camianın geleceğe umutla bakmasını sağlayacağını düşünebilirdi ki?
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg
Hollanda karşısında 4/1 galibiyetle sonuçlanan maçta bugünlerde kendisi gibi çokça konuşulan Okan ile beraber terletiyordu Milli formayı. Okan Mardin' de Gökay ise Denizli'deydi. O kadroda Fenerbahçe'li olan sadece iki oyuncu vardı.(Barış Yardımcı, Aykut Kıratlı) Ki şu günlerde Fenerbahçe altyapısının Milli Takımları kuşatması da bundan, o zamanlarda Milli Takımlara verilen az sayıda oyuncunun yarattığı farkındalıktandır. O gün 40 dakika oynayan Gökay , Onur Karakabak , Okan Alkan , şuanda Fenerbahçe'den ayrılan Selçuk Evcim ilk etapta Milli olan iyi oyuncuları toplama düşüncesinin ürünü olarak Fenerbahçe'ye kazandırılan gençler olmuşlardı.

3 Temmuz 2007' de Fenerbahçe'li idi Gökay artık. Milli Takımda ise sürekli oynamaya başlayacağı yeni bir dönem başlıyordu. 18.09.2007' de U16 Milli Takımı ile Karşıyaka'da İrlanda karşısına çıktı Gökay İravul. O zamanlar Milli Takımlarda 2 numaralı formayı giyen bir sağbekti. Orhan Gülle, Berkin Kamil Arslan ve Gökhan Töre'li o takım daha sonra Fifa U17 Dünya Şampiyonasında Çeyrek Final'de Kolombiya'ya elenecek ancak çoğu oyuncu hafızalarda yakın bir zaman sonra karşılaşmak üzere yer edinecekti. İlk 90 dakikalık Milli performansını 2/1 kazandığımız bu maçta ortaya koyan Gökay Milli forma altındaki ilk golünü yine sağbekken 02.10.2207 tarihinde 3/1 kazanılan Belçika maçında ağlara bırakacaktı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2009-11-25_bursa4.jpg

Fenerbahçe forması ile ilk maçını Deplasmanlı Süper Gençler Liginde 16.02.2008'de eski adı İstanbul Kartal Belediye olan Yıldırım Bosnaspor'a karşı oynadı Gökay. O maç 15 dakika şans bulmuştu. 29.03.2008'de oynanan Kocaelispor maçında şuan A takım kadrosunda bulunan Alper ve Okan ile beraber yedek klubesinde oturuyordu. Ve 2007/2008 sezonunun sonunda Ukrayna ile oynanan Milli müsabakada artık 7 numaralı forması ile daha ön tarafta sahaya çıkıyordu Gökay. Artık yanında alt yaş Milli takımların her turnuvasında gol kralı olacak Recep Berk Elitez' de vardı. Maç 1/1 sona ererken golü Recep Berk Elitez atıyordu.
Türkiye 2-1 Azerbaycan
2008/2009 sezonu başladığında Gökay İravul artık 11 oyuncusu olmuştu. Bazen 8 bazen 10 numaralı formayı giymesi onun sağbekken geçirdiği evrimin kısmi bir ispatı olsa gerek. Zira bir sağbek oyuncusuna göre fazla bir oyuncuydu Gökay. Önünde oynayan Recep Berk Elitez ile uyumu dikkat çekiciydi. Ancak bir ortasaha oyuncusuna göre gol sayısı halen istenilen düzeyde değildi. Ki 20.12.2008'de sezonun 12. maçında ağları bulmayı başardı Gökay. Ardından bir hafta sonra Fenerbahçe forması ile ikinci golüne imza atıyordu. 11.04.2009 tarihinde oynanan Gölcükspor maçı ile de sezonun kapanışını ilk golünü attığı takıma karşı yapıyordu.
Deplasmanlı Süper Gençler Liginde istenilen gol sayılarına ulaşamasa da oyun içinde bitmek bilmeyen enerjisi ve sorumluluk almaktan kaçmayan yapısı ile takımın Okan, Berk Elitez , Hasan Erbey ile beraber önemli bir parçası oluyordu. Bu performansı ona A2 takım kapılarını açtı. Artık asıl patlamayı yapacağı 2009/2010 sezonu gelmişti. 06.10.2010 tarihinde 10 numaralı forması ile Fenerbahçe'nin Kasımpaşa'yı 2/1 yendiği maçta iki gol atıp A2 klasmanında ilk gollerine ulaşıyordu. Sırada Milli forma ile Dünya Şampiyonası oynamak vardı. Burkina Faso ile oynanıp 1/0 galibiyetimiz ile sonuçlanan maçta son 30 dakika forma şansı buldu Gökay. Ancak bulduğu bu süre onun daha sonradan bu formayı sırtından çıkarmayacağının ispatı idi zira daha önce gerek Milli Takım gerek Fenerbahçe'de bulduğu kısa sürelerden sonra 3/4 maç içinde formasını kimseye vermemeye başlıyordu Gökay.28.10.2009 tarihinde Kostarika maçında 61. dakikada oyuna girip 70. dakikada attığı enfes gol formasının artık garanti olduğunun habercisi olmuştu. Artık Muhammet Demir ve Engin Bekdemir kadar konuşulan iki genç oyuncu daha vardı: Gökay İravul ve Okan Alkan...


Gruplardan çıkılmış hedefe emin adımlarla yürünüyordu.2. turda U17 Millilerin rakibi Birleşik Arap Emirlikleri idi. 39. dakikada 10 kişi kalmamıza karşın 2/0 ile turu geçerken Gökay 90 dakika sahada kalıyordu. Ancak Oğulcan'ın gördüğü kırmızı kart çeyrek final maçında etkisini gösteriyor son dakikada yediğimiz gol ile penaltılara giden maçta Kolombiya'ya 6/4 kaybediyorduk.

Dereağzının yolunu tutan Gökay'ın mesaisi daha yeni başlamıştı. Önce Beşiktaş'a sonra da Bursa'ya gollerini atarak onu izlemeye gelenlere gerekli mesajı yolluyordu. Nitekim gerek Milli Takım gerek Fenerbahçe altyapısında gösterdiği büyük gelişim sayesinde Okan Alkan ile beraber Fenerbahçe'nin A takımı ile devre arası kampına katılma hakkı kazanıyorlardı. Artık televizyondan izlediği oyuncularının yanında antreman yapacak belki de antremanda da olsa beraber oynamayı en çok istediği oyuncu olan Emre Belözoğlu'na bacak arası yapacaktı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Sezon bittiğinde o artık 2 defa U15, 22 defa U16, 5 defa U17 formasını giyen bir oyuncu olmanın ötesine geçmiş Fenerbahçe'nin A Takım oyuncusu olmayı başarmıştı. Sezon başında onu A Takım idmanlarına çıkması için A takıma getiren Aykut Kocaman'ın hocası olması ise belkide en büyük şansı olmuştu. Ben dahil altyapıyı takip eden herkes forma giyeceği ilk maçı sabırsızlıkla beklemeye başlamıştık. Cumhuriyet Kupası adı altında oynanan Sivasspor maçında 90 dakika sahada kalsa da resmi olarak ilk defa 02.10.2010 Gençlerbirliği maçında Mamadou Niang'ın yerine son 4 dakika için Saraçoğlu çimlerine adımı atıyordu Gökay. Ve bir rüya gerçek oluyordu. Ardından Konya deplasmanında 76. dakikada Dia'nın yerine oyuna girip vasat bir performans ortaya koyuyordu.




Ona inanan bir hocasının olması silik görüntüsüne rağmen 2 maçta üstü çizilenlerden olmamasını sağlıyor ve Ziraat Türkiye Kupası müsabakasında Ankaragücü maçında 90 dakika forma şansı bulmasına yardım ediyordu. Gökay yine beklentilerin uzağında bir oyuncu gibi gözüküyordu. Ancak Aykut Kocaman onun oyunundan memnun olacak ki sakatlıklar sebebiyle Buca ve İbb maçlarında 90 dakika forma şansı tanıyordu genç oyuncuya. Ve Gökay bu maçlarda ona inanan hocasını da onu ilk izlediğinde büyük bir heyecanla bu satırlarda ona methiyeler düzen benide gururlandırıyor sahanın en çok koşan oyuncusu olmanın yanında Fenerbahçe'nin oyununa pozitif bir katkıda da bulunuyordu.
Yine de zaman zaman kimi yerlerde Gökay İravul'un Fenerbahçe için çok düz bir oyuncu olduğu yorumunu okuyorum. Peşinen belirtmek gerekiyor ki bu son derece basit, hiçbir altyapısı olmayan bir düşüncedir. Çok değil 10 ay evveline kadar A2 müsabakalarında 20/30 kişiye oynayan bir oyuncunun bu rakamların bin misline oynamasını değerlendirme dışı bırakarak yorum yapanların iyi niyetini ayrıca sorgulamak gerek tabi. Şunu belirtmek gerekiyor ki Gökay ne o A2 maçlarında Messiliğe soyunuyordu ne de iki seneye kadar oynayacağı Şampiyonlar Ligi müsabakalarında bu işi yapacak. Gökay'ın en önemli meziyeti bu oyunu düz, basit ve olabildiğince etkili oynamasıdır. Bu sebeple kimse kendisinden kurtarıcı rolü oynamasını beklememeli. Çünkü Gökay futbol bilgisi ve oyun karakteri itibari ile çok iyi işleyen bir sistemin en önemli oyuncularından biri olabilecek kapasitede olsa da hiçbir zaman Messi olmayacak. Kimi zamanlar maç kurtardığı da olacak ama bunu düzenli şekilde yapmasını beklemek hem Gökay'a hem de Aykut Kocaman'ın oluşturmaya çalıştığı Fenerbahçe düzenine haksızlıktır.

Gökay İravul sahada duruşu ve yaptıkları ile herhangi bir Türk oyuncunun çok ötesinde bir oyuncu. Pozisyon bilgisi, yardımlaşması üst düzeyde. A Takım müsabakalarında ön libero olarak görev alsa da kendisi orta sahanın her yerinde oynayabilen bir oyuncudur. Ben kendisini Bastian Schweinsteiger'e benzetiyorum bu yönden. Kendisi ise Steven Gerrard'ı örnek alan bir oyuncu ki bu da futbol karakteri hakkında bilgi sahibi olmamız açısından önemli bir donedir. Düzgün ve etkili şutlar atar, takımı için her zaman elinden geleni yapar. Gereksiz gösterişe kaçmaz ancak birebir kaldığı taktirde rakibini ekarte edebilecek kadar çalım atabilecek kapasiteye sahiptir. Bunun yanında çok efendi, Fenerbahçe formasını layıkıyla taşıyacak karakterde bir oyuncudur. Bu yönüyle de bende yeri farklıdır. Kısacası Gökay'ı değerlendirmeden futboldan ne anladığımızı sorgulamamız gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer futbol Almanların oynadığı ise Gökay İravul'u zamanla 11'inizin vazgeçilmezi yapacaksınız. Ama eğer ki Brezilya aşığı bir futbolseverseniz Gökay İravul'u uzun bir süre size hitap etmeyecek. Hele hele 18 yaşındaki bir gencin 12 ayda atladığı bunca kademeyi göz önünde bulundurmamak gaddarlığına sahipseniz; üzgünüm Gökay İravul hiçbir zaman sizin istediğiniz Gökay İravul olmayacak. Ama o tüm bu yazılarda( sırayla rakamlara tıklayınız: 1, 2 ,3 , 4, 5 ) bahsettiğim ve arama bölümüne Gökay İravul yazdığınız taktirde diğer yazılarda da görebileceğiniz gibi her maç takımı için savaşacak ve zamanla Fenerbahçe'nin vazgeçilmezi olacaktır.


12 Ekim 2010 Salı

Batman Ziyaretinin Ardından

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman15.jpg
Uzun süredir Milli Maç ya da benzeri durumlarda oluşan araları yabancı antrenörlerin neden değerlendirmediğini düşünüp dururdum ki Aykut Kocaman böyle araları olabilecek en güzel şekilde değerlendirmeye devam ediyor. Bugüne kadar hakkında yazdığımız yazılar negatif içerik ağırlıklı olmak üzere şekillense de tebrik etmeden geçmek olmaz.

Çok zayıf iki rakip ile oynanan ve idman maçı sertliğinde geçen bir müsabakanın üstünde konuşmak pek anlamlı olmasa gerek. Günün güzelliği, hiç büyük takım ağırlamamış bir şehre yapılmış bu ziyaretin yanında A2 takımda oynayan ve kendilerine dair uzunca yazılar yazdığımız isimlerin üst yapıda formanın ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağına dair gözlemler yapma fırsatımızın elimize geçecek olmasaydı.Aykut Kocaman sağolsun, genç oyunculara ciddi süreler vererek bu hususta beklentilerimi karşıladı benim adıma.

Okan Alkan ve Gökay İravul hakkında birşeyler yazmaya gereksinim duymuyorum zira her geçen gün formalarını daha layıkıyla taşıyor gibiler. Sorumluluk almaya başlamaları sevindirici. Söz verdiğim yazıları yazınca Gökay ve Okan hakkında daha detaylı konuşma fırsatımız olacağından şimdilik bu iki oyuncuyu tebrik ediyorum başarılı performanslarından ötürü.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman8.jpg
Hasan Erbey hiç alışık olmadığı mevkisinde Sivasspor maçında yaptığı hataları yapmayarak başarılı oldu diyebiliriz. Aslen stoper kendisi. Ancak genç oyuncuları sahaya sürmek adına yapılan değişikliklerden sonra sahada kalan tecrübelilerin mevki dağılımına bakarsak hocanın gözüne girmek için çok yol katetmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Yinede iyi mücadele etti, mevkisini çok fazla yadırgamadı.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman24.jpg
Oyuna sonradan giren Berkay'ın ayağına top değmedi. İkinci yarının başında oyuna giren Devrim 'in kendisi bile azmi ve hırsı ile bu şansı kazandığının farkındadır, üstyapıya dönük bir beklenti içinde değilim kendisinden. Mersin'e kiralanan Onur Karakabak'tan sonra hele...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-10-12_batman23.jpg
İsmail ve Doğukan ise sahada diğerlerinden biraz daha ayrıldılar. Özellikle İsmail'in üzerine daha fazla düşülmesi gerektiğine inanıyorum. Etkili sol ayağı ve teknik kapasitesinin üstüne bir de fiziksel direnç eklerse uzun süreler faydalanılabilecek bir oyuncu. Bunu da Batman Karması maçı özelinde değil 1,5 senelik A2 süresince yaptığım gözlemlerden dolayı söylüyorum.

Tabi aklımı kurcalayan konular yok da değil. A2 takımın dinamosu, sürekli oynayan oyuncusu Enis Gül neden hiçbir özel maçta düşünülmüyor acaba? Kendisinin tuttuğu takımın etkili olduğu söyleniliyor ki böyle amatör bir düşünce olabilir mi? Enis performansı ile bu şansı hakeden oyuncuların başında geliyor, Enis gibi Görkem gibi genç oyuncular zamanı gelince böyle anlamlı müsabakalarda bu tip hakettikleri şansları bulamadıkları taktirde performansları beklenilmeyen derecede düşebilir. Böyle farklı ve gelecek vadeden oyuncuların diğer oyunculardan ayrılmasının, A2 takımda sürekli şans verirken, buralarda alacakları şansların onları daha iyi rehabilite etme ihtimali ortadayken onları İstanbul'da bırakmanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Umarım bir dahaki Milli maç arasında onlarda bu şansı elde ederler.

Yazıyı bitirmeden, maçın ikinci yarısında sahada kalan birkaç tecrübeli oyuncunun diğerlerinden ne denli farklı durduğuna tanık olmam sebebiyle Okan ve Gökay'ın yanına daha fazla oyuncu gönderilmesi gerektiğini düşündüğümü belirtmek istiyorum. Mehmet Topuz ya da Kazım gibi çok kuvvetli oyuncularla yapılacak idmanlar bu oyuncularda güçlenmeleri gerektiğine dair daha güçlü bir farkındalık yaratacaktır.

Resimler: fenerbahce.org

6 Eylül 2010 Pazartesi

Giriş.. ( Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan ve Berk Elitez)

Daha önceki postumda geniş çaplı bir A2 takımı yazısı yazacağımı, kimi oyuncuların buralara gelirken hangi kademelerde hangi katkıları yaptığını anlatacağımı belirtmiştim. Öncelik başlıktaki gençlerde... Blogun okuyucusu sayısının, yazının tarihi olan 06 Temmuz 2010 tarihinden bu yana iki katına ulaştığını göz önünde bulundurarak kısa bir hatırlatma yapmak istemiştim. Devamı Okan Alkan, Gökay İravul, Berk Elitez şeklinde getireceğim. Fırsat bulursam ve unutmazsam ( hatırlatırsanız güzel olur.) Manisaspor ile oynanan A2 müsabakasından sonra kendilerinden bahsettiğim Enis Gül ve yine o maçtan sonra hakkında birkaç satır karaladığım , sonrasında ise A takım müsabakasında dikkat çeken oyunculardan olan İsmail Aslan hakkında da birşeyler karalama planım var.

Bu arada A2 takımımız bugün Turgutluspor ile oynanan A2 müsabakasını Erdal'ın 2, Genç Milli Takımların en çok konuşulan golcüsü 1995 doğumlu Beykan Şimşek'in golü ile 3/1 kazandı. Maç Milli Takım tesislerinde olduğu için takip etme fırsatım olmadı ancak zamanla Beykan Şimşek ve Recep Niyaz konusunda da bilgi birikimi olduğu taktirde birşeyler paylaşabilirim. Keyifli okumalar...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...

5 Eylül 2010 Pazar

Okan Alkan, Gökay İravul Ve Diğerleri...

Cumhuriyet Kupası adı altında Sivasspor ile oynanan müsabakada geçtiğimiz dönemlerde çokça bahsettiğim isimlerin birçoğu şans buldu ve yıllardır altyapıdan gelen oyuncuları sahada görmek konusunda büyük özlem çeken Fenerbahçe taraftarı pek bir mutlu. Ancak iki maç dahi olmadan gençlerimize öyle yakıştırmalar yapılıyor, haklarında öyle hayali senaryolar yazılıyor ki şaşırmamak elde değil. Böyle bir özlemden sonra yadırgamamaya çalışıyorum ancak insanlar sadece görmek istediklerini gördüklerinden beklenti o kadar yükselmiş ki bu beklenti ilk başta o çocuklara yapılmış büyük bir haksızlık...

Esasen Okan hakkında düşündüğüm bir yazı daha vardı. İki senedir çokça yazmama rağmen bu seferki buralara gelene dek tırmandığı basamaklar hakkında, hayatı hakkında olacaktı... Sağolsun Lig TV benden önce davranmış, kimisi doğru kimisi yanlış cümlelerle dört buçuk dakikalık bir video ile Okan Alkan Alves'i tanıtmış sporseverlere. Yine de bu düşüncemden vazgeçmiş değilim, Okan hakkında bir yazı yazacağım.

Bir başka düşüncem Gökay İravul isminin iki senelik performansını daha detaylı şekilde incelemek. Buna buraya geçmiş zamanlarda yazdığım yazıları kopyalarak başlayacağım ve sonrasında kısaca hikayesinden bahsedeceğim...

Devamında sırayla diğer genç oyuncuları tanıtacağım. Bunları yaparken geçmişte neler yazmışım hepsini tekrardan kopyalayarak bir bilgilendirme yapacağım.Zira bu oyuncular ile ilgili iki maçla gözükenlerin hemen hemen hepsini iki senedir söyleyen birisi olarak gözükmeyenlere dikkat çekerek daha bilinçli bir beklenti yaratmayı amaçlıyorum.

24 Ağustos 2010 Salı

Fenerbahçe-Manisaspor A2 Müsabakası

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a12.jpg

Geçtiğimiz sezon bu satırlarda ismini çokça zikrettiğimiz oyuncuların sezon başı itibari ile profesyonel sözleşme imzalamasının mutluluğu ile yola koyulduk sezonun ilk A2 müsabakasını izlemek için. Bu sene, geçen sene bulduğum kadar fırsat bulamayacağımdan biraz hasta da olsam açılışı kaçırmamak istedim. Esasen Gökay, Okan, Hasan ve Berk ' in sadece derbilerde alt kademeye indireleceğini düşündüğümden takımın bir sezonun ardından ne derece aşama katettiğini, takımın diğer yetenekli oyuncularının ( başta Görkem ve İsmail ) sezona nasıl başlayacağını görme isteği Dereağzı tribünlerine attı bu sefer beni. Ancak başlama seramoniye yetiştiğimde Gökay ve diğerlerininde sahada olduğunu görünce ilgi birazda oraya kayıyor tabi. Yine de ilk hafta müsabakası olması sebebiyle geniş bir takım analizinden çok oyuncu bazlı değerlendirmeler yapmaya çalışacağım.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a2.jpg
Skor 1/1 olup oyunun büyük bölümü dengede gidince insan haliyle A2 takımında A takıma çıkacak kadar fark yaratan oyuncuların bu kategoride neden fark yaratamadığını sorguluyor. İlk önce bu konuya değinmek gerekirse A takıma çıkan oyuncuların oyun ve duruş olarak sahadaki çoğu oyuncudan ayrıldığını söylemek gerek. Örnek vermek gerekirse Berk Elitez geçen sezonda uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında etkili , ikili mücadelelerden kaçınmayan bir karakter sergilerdi. Bu maçta gördüğüm kadarıyla A takım oyun karakterinden ziyade kendi karakterine etki etmiş. Zaten sahada duruşu itibari ile diğerlerinden ayrışan farklı tip bir oyuncu kendisi ancak daha üst kademeye layık görülmesi sebebiyle o duruş biraz daha sertleşmiş. Gördüğü kırmızı kartta bunun göstergesi olsa gerek. Ne olduğunu tam göremesem de Görkem Kulbay frikik atmaya hazırlanırken ceza sahasında itişip kakışırken oyuncuyu yere indirecek ne yaptıysa yardımcı hakemin ikazı sonucu direkt kırmızı ile oyundan atıldı. Bu da son üç senede yaptığı üç kademelik sıçrayış ve Milli Takımlarda aldığı gol krallıklarının etkisi olsa gerek. Ama tehlikeli bir durum olduğu ortada... Oyun ve fiziksel gelişim açısından bakarsakta birebir kaldığında daha fazla insiyatif kullanma eğiliminde olup fiziğinin ciddi manada epey kuvvetlendiğini hissettim. Hele gözümün önünde , kendi defansından şişirilen topa iki stoper arasında göğüsle çıkıp Drogba gibi kontrol etmesi bu konuda ciddi çalışmalar yaptığının ispatıdır. Ama yinede kulağını çekmesi gerekenler çekmeli... Profesyonel sözleşme sadece kağıt üstünde kalan bir sözleşme değildir. Oraya layık görülenler oraya layık davranışlar sergilemelidir diye düşünüyorum.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a6.jpg
Takımın beraberlik golünü atan Hasan Erbey geçen sezon oynanan A2 müsabakalarında partneri olan oyuncuların oyun karakterleri sebebiyle dengeli olmaya, arkayı toplamaya mecbur kalıyordu. Yanındaki oyuncuların dengesizlikleri kimi zaman onunda basit hatalar yapmasına sebep oluyordu. Bugün gördüğüm Hasan Erbey ise yanında yine uzun ve genel olarak dengesiz bir stoper oynamasına rağmen geçen sezonun aksine ilk toplara basmaya çalıştı. Bunu yaparken kendine olan güveni kendisine adına hoş bir gelişme. Keza Hasan Erbey geçen sezonda sakin ve defansı toplayan bir görüntüdeydi ancak bugün bir ayrı geldi gözüme. Hantal oyuncuların klasik özelliği olan top şişirme hastalığı kendisinde zaten pek yoktu ama geçen tatil döneminin ardından ara sıra rastladığımız bu hastalıktan tamamen kurtulmuş olması sevindirici. A takımda klas savunmacılarla oynamak ona sezgi , sertlik ve en önemlisi kendine güven konusunda birşeyler katmış. Böyle devam ederse daha iyi yerlere geleceğini kestirmek güç değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a4.jpg
Takımın geçen sezonki maestrosu Gökay, basit ve doğru tercihleri sebebiyle bir üst kademeye layık görülmüştü. Bugün onu sahada ilk gördüğümde bu basit tercihlerindeki değişim olup olmayacağı sorusu gelmişti aklıma ama Gökay kaldığı yerden devam ediyor. Oyun kafası itibari ile fark yaratacak meziyetlere sahip olduğundan, üst yapı tecrübesi ile daha fazla insiyatif alacağını, olayı daha fazla bireysel maharetlere dökeceğini tahmin ediyordum ki yanıldım. Gökay bildiğimiz oyun karakterini değiştirmeden, düz, basit ve faydalı oynama isteğindeydi bugün. Üst yapı idmanları fiziksel olarak Recep ya da Hasan'da ki kadar büyük değişimlere sebep olmasa da yediği kamplar sonucu temposunun epey iyi seviyede olduğunu söyleyebilirim. Daha güçlendiği taktirde bu değişmeyen oyun ve kendi karakteri ile onunda çok farklı bir kimliğe bürüneceğini düşünüyorum. Oyun disiplinine sadık kalması, sürekli yardımlaşması ise onun adına bahsedebileceğimiz başka güzellikler...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a10.jpg
A takıma çıkmış oyuncular içinde son değerlendirmeyi ise Okan için yapalım. Kendisini izlemek gerçekten çok büyük keyif. Toprak sahadan bile kötü bir zeminde top kontrolleri ve topu sanki dümdüz zeminde sürüyormuş gibi sürmesi benim için günün en fazla dikkat çeken detayıydı. A takım haliyle onada kendine daha fazla güven getirmiş ki Okan bu konuda zaten yeterince dolu olduğundan bu güven biraz abartı boyutuna kaçmış gibi olsa da bir sağ bek oyuncusuna göre bu kadar meziyetli bir ismin sahada yaptıklarını , kendini gösterme isteğini ben yadırgamıyorum. Recep Berk'in saçma sapan bir şekilde atılmasından sonra sağ tarafı Murat Özer oyuna girene kadar tek başına kullandı ki Okan'ın tarafından tek bir tehlikeli atak gelmediği gibi neredeyse rakibin sol kanadını otoban yaptı. Çok çalışkan, çok istekli ve çok tehlikeli. Benim içinde hoş bir deneyim oluyor Okan'ı izlemek zira geçtiğimiz sezon kimi zamanlarda maç içinde çok kopuk olmasına rağmen ciddi bir çalışma periyodu ile oyuncunun neler kazanabileceğini çok güzel özetliyor. Bizde bu sebeple İsmail, Görkem ve Enis'i de kamplara götürün diye çokça yazacağız buralarda. Okan'ın kimi zamanlarda sesinin çok fazla çıkması önce kendisinin sonrada takım arkadaşlarının demoralize olmasına sebep oluyor, bu da düzeltilmesi gereken bir konu olarak not alınabilinir ancak sarfettiği efordan sonra dediğim gibi çok yadırgayamıyorum bunuda... Bildiğim birşey var ki memleketin en yetenekli, modern futbol sistemlerine en uygun iki tane beki varsa o ikiside Fenerbahçe'nin futbolcusu. Ötesini söylemek vakit kaybı, yeterince anlaşılırdır zaten...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-24_a11.jpg
Enis Gül her takıma lazım olan, sürekli arkadaşlarının yardımına koşan sert ve disiplinli bir ortasaha oyuncusu. Kendisi Uefa'ya verilen listede Uefa şartları sebebiyle yer bulmuş ki herhangi bir sıkıntı anında çok fazla tereddüt etmemem için bir sebep bu da. Her maç aynı çizgiyi korumak büyük meziyet ki Enis'in topla arasıda iyi sayılabilecek düzeyde. Takipteyiz.

Görkem Kulbay takımın fark yaratması gereken isimlerinden. Aslında yetenek bazlı bir değerlendirme yapsam kendisini ilk üçe dahi yazabilirim ama oyunda çok duygusalmış gibi bir izlenime kapılıyorum her defasında. Sahaya verebileceklerini verdiklerinden çok daha fazla oyuncu için bu bir dezavantaj. Ama bu sene ondan ciddi bir çıkış ve asist sayısında direkt etkinin duran toplardan olmamasını bekliyorum. Güçlü, teknik ve yaratıcı. Bugün yine çok kopuk oynasa da daha iyi olacağını düşünüyorum, bakalım beklentilerimizi karşılayabilecek mi?

Oyuncu bazlı son değerlendirmem yazının son paragrafı olacak. İsmail Aslan maçın farklı , göze hoş gelen oyuncularındandı. Sol ayağı gazete tabiri ile raket gibi, doğru görevler ve güven verilirse bu sezon A2 takımı için çok kilit bir rol oynayabilir. Mücadelesini, azmini tebrik ediyorum.

Menajeri Forlan , Aguero gibi ünlü oyuncuların menajeri olan Barış Yardımcı'yı bugün sahada göremedim. Hakkında bilgi aldığımda burada onuda paylaşırız. Yine Denizli'den '' Yerli Messi '' lakabı ile gelen Recep Niyaz'ı bugün Dereağzında göremediğimide belirteyim. Esasen kendi fotoğraflarımı kendim çekmiştim ama makinanın elimde kalması sebebiyle yine Fenerbahçe'nin resmi sitesi sağolsun diyorum. İlerleyen zamanlarda o resimleride paylaşırız artık.

Düzeltme: Recep Niyaz Milli Takımdaymış...

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Yakışmış - Fenerbahçe 2010-2011 Sezonu Formaları




















Aslına bakılırsa çubuklu için daha iddaalı çalışmalar yapılabilinir gibime geliyor ancak bu formada ziyadesiyle güzel bence. Bir eleştiri getireceksek kolların dizaynına getirebiliriz, orada sarı ile lacivertin parçalanması biraz garibime gitti. Ama genel olarak 10 üzerinden 8'i alır. Şampiyonluk forması olsun...





































Arma forma ile beraber son yıllarda tasarlananan en muhteşem forma. Hatta bu forma bana kalırsa arma formadan da güzel. Kartal pençesi, Fenerbahçe güneşi gibi şeylerin formaları basitleştirdiğini düşünüyordum , ta ki formayı görene kadar ! Üzerinde Chelsea formasından fazlasıyla detay taşısada üzerine yerleştirilen '' Fenerbahçe Güneşi '' apayrı bir anlam katmış formaya. Ne çok öne çıkıyor, ne de tamamen arka planda kalıyor. Daha güzeli olamazdı. 10 üzerinden 10'u alır benden.






















Sade ve hoş. Boğaz kısmındaki '' sarı -lacivert '' detay en çok beyaz formada ön plana çıkıyor ki yakasız olmasının kattığı hoş bir hava katmış bu da. Biraz t-shirt'e benzese de benim hoşuma gitti, çubuklu da kusura bakmasın ama 10 üzerinden 8'i bu formaya da veririm ben.





















İki senedir kaleciler için en az futbolcuların giydikleri kadar hoş formalar tasarlanıyor. Şu formanın nesi anlatılsın. Bir Galatasaray ve Beşiktaş kalecilerinin 60 ' lardan kalan formalarına bakıyorum bir de Fenerbahçe'nin kalecilerinin giydiklerine... Arada gerçekten büyük bir görsel farkı var.
















Palamut forma ise '' alternatif '' olarak düşünülmüş belliki. Ben Neon formadan daha çok beğendim, turkuaz kadar yaratıcı olmuş. Seçilen yeşilin tonuna belki biraz fazla cırtlak denilebilir ama Recep Berk Elitez'in üstünde gayet hoş durmuş gibi. Gerçi tam da yeşil formayı tanıtacak adamı seçmişler ya, orası da ayrı...

Bir de formalarda adidas'ın eski amblemini kullansak ne de hoş olurdu kimbilir..

20 Temmuz 2010 Salı

Belçika Kampının Ardından

Yaşanabilecek en büyük travmalardan biri ile biten sezon, ardından günlerce süren belirsizlik...

Hemen hemen tüm Fenerbahçe'lilerin tahmin ettiği gibi, birkez daha belkide kendisine çok şeyler katacak devrimi yapamayarak başladı yeni sezona Fenerbahçe. Aziz Yıldırım'ın kendini ve Fenerbahçe'yi başarılı olarak gördüğü bir sezonun ardından Alman Teknik Drektör C. Daum ile başarısız olduğu gerekçesi ile yollar ayrıldı. Akabinde ise Teknik Direktör koltuğuna geçtiğimiz sezonun sportif direktörü Aykut Kocaman oturdu.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_aykutkocaman446.jpg
Dik duruşu ve şeffaflığı bir yana spor adamı kimliği ile gerek sportif direktörken gerek teknik direktörlüğe oturduğundan beri Fenerbahçe'nin eksiklerini çok iyi etüd etmiş bir görüntü sergiledi Aykut Kocaman. Geçmiş teknik direktörlük dönemlerinden de hatırlanacağı gibi topa sahip olmayı esas amaç olarak benimseyen Aykut Kocaman, açıklamalarında bu düşüncesini tempo ve hızla birleştirerek Fenerbahçe'yi senelerdir oynadığı oyunun dışına çıkarma isteğinde olduğunu gösterdi.

Söylenenler ışığında Belçika kampı değerlendirme yapmak için erken olmak ile beraber sadece oyuncuların yerleştirilmeye çalışılan düşünceyi ne derece ve ne hızda benimseyeceklerinin anlaşılması adına önemli bir kamptı. Yine yeni transferlerinde isabet oranı hakkında yorum yapmak için erken olsa da genel olarak oyun karakterleri üzerine birtakım şeyler karalamak için, Fenerbahçe'ye neler verebileceklerine dair öngörüde bulunmak için güzel bir fırsattı.

Gökhan Gönül ve Diego Lugano gibi , senelerdir takımın en önemli dişlilerinden olma başarısı gösteren oyuncuların yanında Mehmet Topuz , Özer Hurmacı ve bağırsak enfeksiyonu geçirip İstanbul'a dönen Emre Belözoğlu'nun olmayışı yerleştirilmeye çalışılan yeni bir düşüncenin olduğu ortamda ileriye dönük olarak sıkıntı yaratabilecek bir konu. Zira söz konusu oyuncular sezonun en ciddi çalışılması gereken zamanlarını büyük ölçüde kaçırdıkları gibi uygulanması düşünülen yeni oyun anlayışının başından itibaren sisteme dahil olmadıkları için sistemin uygulanma süresi epey uzayacaktır. Zira bu oyuncuların en az 4'ü direkt oyuncuydu geçen sene Fenerbahçe'de... Bunun yanında Fenerbahçe için büyük önem taşıyan bu oyuncuların olmaması hazırlık maçlarında ciddi sıkıntılar yaşnmasına sebep oldu.

Alex'in olmadığı müsabakalarda Barcelona dizilişinde 4/3/3 oynamaya çalışan Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'si genel olarak sonradan oynayan 11'e dahil olan Alex varken olduğu gibi sahayı parselleme, oyunu kontrol altına alma gibi konularda ciddi sıkıntı yaşadı bu hazırlık kampında. Kimi oyuncuların böylesine makine düzeninde işlemesi gereken bir sisteme uyumlarının çok zor olacağı gözüktü. Ortasahada eksiltilen bir oyuncunun forvete takviyesi doğal olarak oyunu daraltmak ve rakibi baskı altına almak için stoper oyuncularının kale ile arasındaki mesafenn geçtiğimiz sezonlarda alıştığımızın 2 katına kadar çıkmasına sebep oluyor ki ne yeni transfer İlhan Eker ne de Fabio Bilica genel görüntüleri itibari ile önde yakalandıklarında büyük sıkıntılar çektiler. Yine yeni bir sistemin uygulanmaya çalışılması sebebiyle özellikle takımın ortasaha ve defansının göbek mevkisinde girilecek kademeler yıllardır süregelen oyun formatının etkisi ile son derece aksak bir görüntü çizdi. Bunun sonucunda geçtiğimiz sezonun son 10 maçında sadece 1 gol yiyen Fenerbahçe 3 maçta 7 gol gördü kalesinde.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman2.jpg
Senelerdir uygulanan oyun formatının dışına çıkılmaya çalışılması ve sakatlıkların bolluğu sebebiyle verimsiz geçen kamp dönemini daha da verimsizleştiren ise Şampiyonlar Ligi ön elemesine sayılı günler kala hala transferlerinin takıma katılmaması oldu. Yeni gelecek oyunculardan farklı bir ülkeye, farklı bir kültüre, farklı bir takıma, farklı bir oyun düzenine bu kadar kısa sürede alışmalarını beklemek hayalcilikten dahi öte. Bu sebeple geçtiğimiz sezon ''vizyonu dar, hedefi küçük'' şeklinde sürekli eleştirilen Daum'u gönderenlerin vizyonlarının ne denli geniş olduğunu tartışmak ise olayın farklı bir boyutu. Bu takım son 6/7 sezondur ilk 6'da hemen hemen her sırayı aldı. Bazen uluslararası turnuvalar düzenlendi bazen ise sezon sonları boş geçti... Dış faktörler sürekli değişkenlik gösterirken değişmeyen tek şeyin transferlerin bitme tarihinin en erken Ağustos olması son derece düşündürücü. Yine dediğimiz gibi hedeften, vizyondan bahsederken ön eleme kapıdayken transferlerin hala belli olmaması ise daha da düşündürücü...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman4.jpg
Kampta parlayan sürpriz bir isim olmasada Okan Alkan'ın bulduğu kısa sürede göstermeye çalıştıkları dikkat çekiciydi. Fenerbahçe hiçbir zaman şahit olmadığım bir şekilde altyapısından gelen kaliteli oyuncularla yürüyebilir geleceğe. Zira A takım ile Belçika kampına dahil edilen oyuncular Okan Alkan ve Gökay İravul'dan ibaret değil. Yine A2 takımında da bir üst kademeye her an çıkabilecek oyuncular mevcut. Abdülkadir Kayalı ve Onur Karakabak'ın da kira sürelerinin önümüzdeki sezon biteceği düşünülürse bu sezonun kazasız atlatılması durumunda bu genç oyuncuların oynaması için çok sağlıklı bir ortam oluşacağı aşikar...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-20_idman446.jpg


Kampta öne diğer isimler iştahlarıyla Caner Erkin ve Miroslav Stoch'tu. Ancak onlar için daha detaylı değerlendirmeyi Fenerbahçe forması ile daha fazla maça çıktıklarında yapmayı uygun gördüğümden şuan için birşey yazamayacağım. Umarım yeni Teknik Direktörü ve yeni genç oyuncuları ile atılmaya çalışılan temel, yerleştirilmeye çalışılan düşünce; Fenerbahçe için parlak ve başarılarla dolu bir geleceğe atılan ilk adım olur.

6 Temmuz 2010 Salı

Recep Berk Elitez, Hasan Erbey, Gökay İravul, Okan Alkan

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman1.jpg

Bilgisayar bozulunca, geçen senenin ortasından beri üstyapıya çıkacaklarını bas bas bağırdığım, bu sebeple onlara özel fotoğraflar biriktirdiğim bu genç oyunculara yönelik mesaj atarken Fenerbahçe'nin resmi sitesini kullanmak zorunda kalıyoruz. Benim suçum değil...


http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman12.jpg


A2 organizasyonunda, normal şartlarda bu ligde oynatabileceği oyuncuların yaş sınırı konusunda ciddi bir sıkıntı yokken, yeni bir yapılanmaya geçilmesi düşüncesi ile rakiplerine nazaran küçük yaştaki oyuncularla mücadele eden Fenerbahçe, bu kararının meyvelerini toplamaya başladı. Öyleki, belki bu gelişimin hesabı yapılmamıştı, bu kadar kısa sürede aşama katedecek oyuncular olacağı düşünülmemişti ama öyle ya da böyle iki sene evvel Paf takımda kendilerini yeterince göstermiş 90 lı oyuncuların çoğuyla dahi sezona başlamadan yolları ayırmıştı Fenerbahçe. Bunun sonucunda her geçen gün alt yaş Milli Takımlara giden oyuncu sayısı arttığı gibi , A2 organizasyonunda tecrübelenen ancak 18 yaş altı takımda oynayabilecek yaşta olan oyuncularla Türkiye Şampiyonu olundu. Son olarakta 2 si devre arası 2 si sezon sonu olmak üzere 4 oyuncu A takıma yükseldi.

Stoper mevkisinde görev yapan Hasan Erbey devre arasında A takımla çalışmalara başlayan Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sonra üstyapı ile çalışma fırsatı yakalayan oyuncu olmuştu. Barış Yardımcı, Görkem Kulbay ve daha niceleri üstyapıdaki sakatlıklar sonucunda sakatlanan oyuncuların mevkilerinde boşluk olmasın diye antremanlara dahil edilmişti ancak Hasan Erbey'in onlardan farkı Manisaspor ile deplasmanda oynanan kupa maçında yedek klubesine oturmak olmuştu.

A2 sezonu boyunca Dereağzı'nda oynanan tüm maçları izleyen birisi olarak o maçlara yöneticilerin dahi ilgi göstermediğini gördüğümden rahatlıkla bu dört oyuncu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilecek az sayıdaki futbolseverden birisi olduğumu söyleyebilirim. Bu sebeple Hasan'ı anlatmamda mani olduğunu düşünmediğimden kısaca bir oyuncu profili çizeyim...

Stoper mevkisinde oynuyor Hasan. A2 takımının defanstaki lideri idi. Yanında oynayan stoper ve bek oyuncularını çizgi halinde ileri çıkartan, defansta liderlik görevini üstlenen bütün sezon boyunca kendisi idi. Tipi, oyun için konsantrasyonunu, kısmen ağırlığını Lugano'ya benzetebiliriz ki kendiside edindiğim izlenime göre Lugano fanatiklerinden. Ayaklarının Lugano'ya göre daha düzgün olduğundan ve ileriye dönük olarak umut verdiğinden bahsedebilecek olsakta kısa mesafede Lugano gibi çevik olmadığını da söyleyebiliriz. Hava toplarında da gayet etkili. Çabukluk sıkıntısını atarsa ilerleyen zamanlarda iyi yerlere geleceğini söylemek güç değil.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman11.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-05_akidman16.jpg

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman19.jpg

Okan Alkan ve Gökay İravul'dan sene içinde ziyadesiyle bahsettiğimden üstüne fazla ekleme yapma gereksinimi duymuyorum. Blogu yeni takip etmeye başlayanlara ise geçmiş postları araştırmaların tavsiye edebilirim.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinwTgyCV8vSpfQzejLRX-Xmj3-L3tip4xMmaCgM0CIb50tn9zF_7nYOCrZ_fRl-rFJi5AehrPyWAOV2n81jN8DmzQs7y1mIxo8fL-g-FHZZ0qb73nMZmbnaSg2OgE35AketF1NlxYRAtY/s320/806152.jpg

Sağ bek olan , Rıdvan Dilmen'in referansı ile Fenerbahçe'ye geldiği söylenen Okan Alkan'ın Beşiktaş'lı Rıdvan Şimşek'ten sadece tecrübe açısından eksiği olduğunu söyleyelim yinede... O da Rıdvan kadar agresif, o da Rıdvan kadar çabuk, o da Rıdvan kadar dikine delici... Gökay ise '' Ömer Karancı, Berkin Arslan, Gökay İravul '' başlıklı mesajda belirttiğimiz gibi ortasahanın her mevkisinde oynayabilen tarz olarak benim Schweinsteiger'e çok benzettiğim bir oyuncu.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-06_idman13.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhIXaO6DvHCVB5tAjQT1i2uhl_QdKWMvIuThha1gY_mHMRiLm-cltqdasBAD2n5PpwNCoj7S2S0TcEziZF-Wi1UABsflKjHp1oJKNMw6ilep5Qqx5Ss8vy5EU4jY3XjHMUSacYpEbPs4UU/s320/12439_171951598610_623183610_2880582_2013855_n.jpg

Gelelim Recep Berk Elitez'e... Sakarya'dan alınan Furkan'ın bana göre torpili sayesinde oynadığı 5-6 hafta sonrasında formayı aldı Berk Elitez. İlk maçında golle başladı A2 organizasyonuna. Sonrasında Galatasaray maçı filan derken o hızlı yükseldiki ve formunu arttırdı ki gittiği Milli Takımlar'ın katıldığı turnuvalarda gol kralı olmakla kalmadı, Türkiye Şampiyonasının gol kralı olmasınıda nerdeyse 4 maçta garantiledi.

Bu sezon Berk Elitez için kuşkusuz muhteşem geçti. Buna açık alandaki aşırı hızı, aşırı gol sezgileri ve çok iyi seviyedeki gol vuruşları, uzun sayılmayacak boyuna rağmen muhteşem zamanlaması sayesinde hava toplarındaki etkinliği sebep oldu diyebiliriz. Bir gerçek var ki o kendi yaş grubunun açık ara en iyi ileri uç elemanı. Ancak bebek gibi suratının ve İlhan Mansızvari karizmasının kapatamayacağı eksiklerde yok değil hala. Mesela kapalı bir savunma karşısında neler yapabilir, çalımlarının çoğunu hızıyla atarken daha sağlam oyunculara karşı ne derece varolabilir gibi sorular henüz cevaplanmış değil. Ama bir gerçek var ki bu sezon üstüne koyduğu miktarın %60 ını üstüne koyarsa 2 seneye kalmaz Fenerbahçe tribünleri İlhan Mansız'ını bulabilir.

Genel olarak üstyapıya yükselen bütün oyuncularda fiziksel olarak eksiklikler var, bu sebeple bu eksikliği her oyuncudan bahsettiğim paragrafa eklemek yerine genelleyip yazmamda bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bahsi geçen oyuncular üstyapı için yeterli fiziksel olgunluğa sahip oldukları takdirde üstyapı ile antremana çıkmakla kalmayıp maç tecrübesi dahi kazanacaklardır. Evet, yaş gruplarındaki oyunculardan farklı ve değerli oldukça önemli meziyetleri var üstyapıya çıkan oyuncuların. Ama bilmeleri lazımki elde ettikleri bu şansı iyi kullanmazlarsa, fiziksel olarak kendilerini geliştirmek için extra çalışmalar yapmazlarsa bu mesaj zaman kaybından öteye gidemeyecek benim için.

Çeşitli kanallardan gelen haberlere göre pişmeleri için İbb, Manisa gibi takımlarla kontakt halindeymiş Fenerbahçe Klubü. Tabiki maç tecrübeleri kazanmalarıda oldukça önemli ancak daha önemli olan A2 organizasyonu bitti biteli bu oyuncuların Süper Lig'de varolmak adına ne kadar emek sarfettikleri. Aksi takdirde pişmeye gittikleri takımlarda geriye gidip Fenerbahçe'ye geri dönecekler çünkü. Zira defalarca söylediğim gibi, hepsi farklı ve değerli meziyetlere sahip olmalarına karşın içlerinde Messi olan yok, Drogba'da.. İyi işleyen bir sistemde değerlerine değer katacak oyuncular hepsi, böyle uzun bir posttan sonra yüklenecek anlamlarla yargılanacak oyuncular değil...

5 Mart 2010 Cuma

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Maçı

Aslında bu tip maçlardan önce blogdan maç hatırlatması yaparım ancak bu sefer bırakın hatırlatmayı maç yazısını bir kıymeti olmayacağını bile bile 3 gün sonra anca yazabilecek bir yoğunluktaydım. Bu sebeple buradan A2 maç yazılarını takip edenlerden özür diliyorum öncelikle.

Geçen zamandan sebep maçı önceki yazılardaki gibi derinlemesine anlatacak iştahım malesef yok. Ancak Dereağzında Fenerbahçe'nin Recep Berk Elitez'in attığı golle kazandığı maçı izleyenler için söyleyebilirim ki o maçtaki Galatasaray baskısı kadar olmasa da Fenerbahçe'nin yapmaya çalıştığı bir baskıdan bahsedebiliriz. Ancak stoper Sertaç Eren'in yapmaması gereken bir hatayı yapması sonucunda Fenerbahçe cephesi Kadıköy'de ''Lay lay lay Cimbombom '' şeklinde tezahüratlar duymak zorunda kaldı.














Bunca zaman sonra şu yazıyı yazmamın bir sebebi de Gökay İravul oldu. Kendisini sanal ortamda ilk tanıtanlardan birisi olarak Galatasaray maçında gördüğüm tablodan hiç hoşnut olmadım diyebilirim. Bir oyuncu kötü oynayabilir , gününde olmayabilir buna itirazımız yok ki bunu gayet net anlayabiliyorum; sonuçta karşındaki oyuncularda Galatasaray A2 takım oyuncuları nihayetinde... Ancak Gökay'da hiç beklemediğim bir şekilde bir ''ben''cilik sezdim ki hakemlere ve rakip takım oyuncularına olan sempatik yaklaşımlarından sebep hiç böyle bir imaj çizmemişti Gökay gözümde. Bilmesi gerekiyor ki denize daha yeni girdi , karşı tarafa yüzmesine çok var... Ve onu sevenler alttaki resmindeki sempatikliği ile sevdiler...
















Galatasaray takımında sağ bek ( Caner Öztel olabilir kendileri) ve 8 numara Fenerbahçe'de ise Recep Berk Elitez ile Görkem Kulbay, Gökay konusunda yaşadığım hayal kırıklığını oynadıkları futbolla bir nebze gölgeleyen isimler oldular müsbakada. Bahsettiğim sağ bek maç boyunca ileri geri çalıştı , Gökay'ı da çok iyi pasifize etti denilebilir. Hele maçın sonunda gözümün önünde hırs bombası Devrimcan'ı kornerden dışarı fırlatışı görülmeye değerdi.( Bknz: Ariel Ortega-Ergün Penbe) Üstünde durulası bir oyuncu gibime geldi.Tabi performansı bugünlük değilse.

Diğer bahsettiğim 8 numaralı oyuncunun adını malesef bilemiyorum ancak gerek defansif gerek ofansif anlamda ciddi sıkıntı yarattı Fenerbahçe takımına. Karşısında oynayan Berkay Öztuvan'a kurduğu fiziksel üstünlüğü takımına çok olumlu şekilde yansıtmayı becerdi,iyi bir maç çıkardı.

















Fotoğraftaki arkadaş olan Görkem Kulbay da klas hareketlerle oyuna güzellik katan oyunculardan oldu. Fiziği ve tekniği iyi seviyede ancak biraz daha hızlanması gerekiyor. Bir de daha önce bahsettiğimiz gibi Ronaldo tavırlarını bırakıp tarzının aşırı benzediği Arda Turan'ın futbol karakterine benzer bir oyun oynamaya çalışsa daha verimli olabilir gibime geliyor. Yine de Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu idi diyebilirim.

Dereağzındaki bir başka güzellikte Emre Çolak'ın arkadaşlarını desteklemeye gelmesi idi. Bu seviyenin üstüne çıkmasından sebep kadroda olmamasına rağmen seneye beraber girdiği arkadaşlarını desteklemesi , saha kenarında onlara akıl vermesi hoş bir olay. Devre arasında ısınan iki takım oyuncularının ciddiyet farkları kadar somut bir delildir gözümde ''Neden Galatasaray altyapısı sürekli üretiyor'' sorusuna cevaben...

Berk Elitez'e gelmeden Berkin Arslan'a da değineyim kısaca. Top kontrolü bu kadar iyi olan çok az Türk oyuncu var ancak Gökay'da gördüğüm '' A Takım '' havası Berkin'de de gözüme çarptı. Atılmayan bir pas sonrası takım arkadaşını avazı çıktığı kadar bağırarak kalaylaması da cabası. Yapma Berkin demek istiyorum da sesimizi duyurabilir miyiz acaba...




















Oyuncu performanslarında son paragrafı Berk Elitez'e ayırdım. Berk normalin epey üstündeki hızının yanı sıra ilk maçta olduğu gibi boyuna rağmen hava toplarında etkili olduğunu ve sırtı dönük oynayabildiğini bir defa daha gösterdi. Eksiği olan husus ise rakip stoperi bire bir yakaladığında hızından başka numarası olmaması. Ancak yine de gole her zaman çok yakınmış gibi geliyor bana izlerken. Rakip stoperlerin sürekli halini hatrını sorması da cabası... Üst yapıya çıkmayı becerirse Türk futbolu yeni bir İlhan Mansız kazanır, dipnot olarak düşelim. '' Behlül '' Anıl mı? O çıkarsa da İstanbul geceleri yeni bir Behlül kazanır.


Ezeli rakibimizi, oyuncularını tebrik ettik ancak aşağıda okuyacağınız PFDK kararı sebebiyle de '' Bu kaç oldu arkadaş? '' diyelim izninizle. Cemal Nalga olayı hala hafızalarda tazeliğini korurken böyle büyük camialara hizmet eden antrenörlerin( ya da her kimse ) daha dikkatli olması gerekmez mi?

GALATASARAY A.Ş.'nin, 20.02.2010 tarihinde oynanan BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - GALATASARAY A.Ş. A2 Ligi futbol müsabakasında, Bölgesel Gençlik Geliştirme Ligi müsabakasında isim listesinde yer almış futbolcunun, aynı hafta A2 Ligi'nde isim listesinde yer almasından dolayı takdiren (3-0) HÜKMEN MAĞLUP sayılmasına...
Related Posts with Thumbnails