Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aziz Yıldırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2015 Pazartesi

2015-2016 Sezonuna Girerken Fenerbahçe

En son yazıyı 2 sene önce yazmışız. Araya önce askerlik sonra İsmail Kartal girince böyle bir ara oluşuyor haliyle. Eski takipçiler bilir, ağırlıkla altyapı üzerine yazılar yazıyorduk burada. 92 yaş grubu ile başlayan, 93-96 arası takımların da takip ettiği ama üst tarafa çıkıp kalıcı olamayan tonla oyuncu yazdık. Çok sebep vardı belki ama hangileri akla çok yatıyordu acaba? Bu açıdan bakınca da yok gibi.

Yeni sezonun başlangıcında; vakit anlamında da bir uygunluk söz konusu olduğu için bir değerlendirme yapabiliriz. Zamanla yazma alışkanlığını ve blogger kimliğini tekrar oturtursak daha zengin görsel içerik de olabilir ama bu yazı özelinde dümdüz,çok fazla görselle süslenmemiş bir yazı olacağını şimdiden belirtelim de uzun ve düz yazıları okumayı sevmeyenleri uyarmış olalım.

Fenerbahçe sezona birçok transfer ve yeni bir hoca ile girdi. Başkan Aziz Yıldırım, başkanlığın ilk bölümünde çizdiği başkanlık profilinin aksine  TD'lerle en az (bazen başarılı olsa da en çok) bir sene  çalışmayı gelenek haline getirdiği için böyle de devam edeceğini söyleyebiliriz ki oturma safhasındaki bir takım, riskli bir oyun anlayışı ile de birleşince oluşabilecek olumsuz skorlarda bu geleneğin varlığı önemli. Hocaya şöyle bir bakarsak; çok farklı futbol iklimlerinde çalışmış olduğunu söyleyebiliriz. Proje takımı olan Porto'da da çalışmış, Oly gibi çok daha farklı bir camiada da. Atladığımı düşünebileceğiniz Arap macerası da benim için önemli, zira hoca için eminim epey çılgın bir deneyim olmuştur. Tüm bunların nihayetinde, kazandığı kupa sayısı ve birçok farklı futbol ikliminde çalışmasının yanında Oly&Yunanistan deneyiminin de bulunması hoca özelinde Türkiye macerasına yön verebilecek güzel kazanımlar. Benzer ülkeler ve benzer takımlar...

Hoca ile ilgili Yunan arkadaşlarım ile konuştuğumda Türkiye'de çizdiği agresif ve oyunu en önde oynamak isteyen profille taban tabana zıt bir karakterin Oly macerasını şekillendirdiğini söylediler. Doğruluğu tartışılır elbet ama hocanın geliş sürecinde  benzer haberlerde çıkmıştı. Ve akabinde oynayanan maçlar ve saha içi dizilişine baktığımda hoca ile ilgili ilk tespitimin Biliç gibi, Daum gibi ülkenin ve camianın hassas noktalarını tespit edecek zekaya sahip olduğunu söyleyebilirim. Çift forvet deneyimi yok denecek kadar az olan bir hocanın radikal şekilde çift forvet üzerine takım inşaa etmesi ve aslında bunu oynatabileceği en temel dizilişle sahaya çıkması da beni bu düşüncemde destekliyor. Hocanın vazgeçmeyecek gibi gözüktüklerinin doğruluğunu da elbet takımın puan cetvelindeki yeri belli edecek. Zira Fenerbahçe varolan stadı, takımı ile barışmış taraftarı, bol sıfırlı sözleşmeleri ve ödediği bonservis bedelleri ile bu sene şampiyonluğa mecbur. Farklı bir derecenin getirebileceği ekonomik darboğaz için Beşiktaş ve Galatasaray örneklerine bakabiliriz.

Hocaya yazının ilerleyen bölümlerinde tekrar geri dönüş yapacağım. Bu sebeple biraz da takımın yaşadığı değişimden bahsedelim, sonu elbet hocaya tekrar bağlanacaktır.Tüm Türkiye'nin malumu, camia 7-8 senedir zirve ve dibi birbirini izleyen yıllarda görmeyi başarabilen, kendine has dinamikleri olan bir camia. Zico zamanı herkesin çok beğendiği ancak bana ''komşu vilayetlerden ordu toplama''yı anımsatan bol stop-pasa dayanan, hücumda topsuz oyunun getirdiği hızlıca akan bir oyundan çok daha yerleşik bir takımı da gördük, Daum'un ilk deneyimine göre daha şuurlu ancak yine de risk almayı bilen takımını da... Aykut Kocaman'ın muhafazakar ve savunma disiplinine sadık oyununun  getirdiği şampiyonluk ve Avrupa ligi yarı finaline rağmen tribündekileri dahi uyutan takımını da gördük piyasanın sol çılgını Ersun Yanal'ın takımını da. Aradaki  Aragones,3 Temmuz ve İsmail Kartal ızdıraplarını bir kenara bıraksak dahi söz konusu  takımların tamamının en belirgin ortak özelliğının, lider oyunculardan kurulmuş ve büyük oyunları iyi oynayan; en azından istediklerini alabilen takımlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda bahsi geçen takımların ''büyük ve kazanan'' oyuncularının birçoğunun değiştiği ortamda hocanın mevcut alışkanlığı devam ettirmesi de önemli. Oturma safhasındaki bir takımı bekleyen en büyük tehlikelerden biri bu olabilir zira Fenerbahçe taraftarı hızlı reaksiyon vermeyi seven bir taraftar. Ki şuan yapılan transferlerin en önemli besini de belli ; sabır.

Yapılan transferlerin çoğu liderlik ve kazanma alışkanlığı anlamında gidenlerin yerini doldurabilecek oyuncular.Aidiyet hissinin de zamanla kazanılacağını düşünüyorum. Kurulan takımda yapılan tercihler de birçok açıdan değerlendirilebilir, örneğin kısa vadeli yapılan bir planda Emre Belözoğlu ve Egemen Korkmaz'ın ayrılıkları kritik edilebilir ve bunun kendince haklı sebepleri de vardır ancak yaşanılan değişimlerin ne sebeple yaşandığına hakim olmadığım için daha ''üstünden'' bir değerlendirme yapmam daha uygun.

Şahsen mevcut kadroya ve hocanın saha içi diziliş terciherine baktığımda satılan 37,000 kombinenin bir numaralı sebebi olan Robin Van Persie'nin ve şuan takımın en hazır ve faydalı transferi olan Joseph De Souza'nın belli bir planın transferi olduğunu düşünmüyorum.Elbette Van Persie fırsatı oluştuğunda alınır ancak arkasında kalacak isimlerden bir tanesi sözleşmesinin son senesinde olan Sow olup; halihazırda Ağustos'un sonuna gelmişken elden çıkartılmamışsa böyle düşünmem için yeterli sebep oluşuyor. Mevcut forvet rotasyonunun ve klubün harcamalarının işaret ettiği değişim Sow-Campbell(ya da benzer tarz ve yaşta) olabilir. Burada Sow'un satılmaması klubü maddi açıdan ciddi bir getiriden mahrum bırakacak, satılması ise devre arasına kadar iki forvetle idare edileceğini düşündürüyor. Joseph'e gelirsek; sosyal medyada takip ettiğim referansları Joseph'in oyununu görmeden dahi önemli bir fikir vermişti ki oyunu ve istatistiki verileri de söz konusu referansları doğruluyor. Ancak mevkisinin en  iyilerinden Mehmet Topal'ın varlığı ve mevcut saha içi görevlendirmeleri , Topal'ın yanında topa daha iyi yön verebilecek bir oyuncunun transferinin daha iyi olabileceğini hala düşündürtmüyor değil. 25 milyon euroluk bir ortasaha üçlüsünün(Topal-Joseph-Ozan) birinin yedek kalacak olması ve oynayacakların topa yeterince yön verip veremeyecekleri soru işareti. Bu da farkında olunan bir husus olsa gerek zira yapılacak ''kanat'' transferinin karakteri basına yansıdığı kadarı ile kemik kanat oyuncularından epey farklı. Tüm bu söylediklerimden alınan oyuncuları beğenmediğim anlamı çıkabilir; tekrarlamak gerekirse bahsi geçen oyuncular (ki özellikle Persie) beğeniye sunulacak oyuncular değil. Sadece farklı açılardan bakmak gerekiyor. Mesela Topal'ın bu sene bitecek sözleşmesi mi orada böyle bir operasyona gidildiğini düşündürtmüyor değil.

Yine Zico zamanında başlayan bir başka alışkanlık; yetersiz atletizm ve dribling Aykut Kocaman ile zirve yapmış, biz de oyuncu geçebilen atlet oyunculara hasret kalmıştık. Nani,Volkan,Şener transferleri sırf bu sebeple dahi benim için anlamlı. Özellikle Volkan'ın gelişinin (Volkan istediği ve kendini verdiği ölçüde)güzel bir havuz ve esneklik vereceğine inanıyorum. Fernandao'da benim için tartışmaya kapalı bir transfer.Fiyat&Fayda, Yaş, Oyun içi katma değerleri; nereden bakarsak bakalım nokta atışı.

Kjaer'i yeterince izlemediğimden, yeterliliği ve oyuncunın handikapları hakkında yorum yapmak sağlıklı değil ancak yine referansları sağlam olduğundan ve izlediğim maçlarında gördüğüm pozitif özelliklerinden dolayı umutluyum. Bu mevkiye bir transfer yapılacaktı ve kariyeri gerek oynadığı lig çeşitliliği açısından gerek tecrübesi açısından umutlu olmamız yeterli sebebi veriyor. Yalnız yanındaki oyuncu için aynı şeyleri düşünemiyorum. Burada üzerine yazdığım husus Bruno'nun oyuncu karakterinden daha çok yaşı ve sözleşmesinin son senesinde olması. Bir sene boyunca Kjaer-Bruno uyumunu yakalamayı bekleyip sonrasında yeni stoper ile Kjaer uyumunu beklemek uzun ve yorucu bir süreç ki ben bu tip değişimler yapılırken stoper değişimlerinin de uzun vadeli planlanmasını ve mümkünse ''ikili'' halinde yapılmasını mantıklı bulanlardanım. Bu bağlamda transferin son gününe özellikle atlet ve yaşı da bir transfer yapmaya daha müsait bir oyuncu bekleyeceğim. Alternatif stoper Ba hakkında da yorum yapmak için erken ama fiziksel görüntüsü vasat bir stoper oyuncusundan epey farklı. Yine de zaman gösterecek...

Tüm bu söylenenlerin ışığında hocanın işinin çok zor olduğuna inanıyorum. Gerek kadro yapmak, gerek oynamayanı kaybetmemek,gerek oyunculara uygun saha dizilişi bulmak ve gerekse bunu oturtmak uzun bir süre alacak.Zamanın hocada Fatih Terim'in son dönüşünde 4-3-3 ile başlayan ancak sonrasında 4-4-2'ye dönen takımında gözlemlenen değişiklikler gibi değişiklikler yaptırma ihtimali de çok yüksek. Bunun üzerinden hocanın esnekliğini de görmüş olacağız.

Transfer döneminin sonunda bir kez daha üzerine konuşmak üzere(kanat ve muhtemel stoper hamlelerini görmek adına) burada keselim.Sonu şampiyonluk olsun.

22 Temmuz 2011 Cuma

Yine Bekleriz















Şu Fenerbahçe tribünleri ne kadar acaip bir topluluk değil mi yahu?

Sen o kadar şike yap, bir o kadar maç bağla. Sonra kendini bilmez taraftarın sahaya girsin.

Sen senelerce Türk futbolunun lekesi ol. Başkanın Türk Futbolunun anasını ağlatsın. Sonra bir grup taraftar Taraf binasının önüne gitsin, slogan atsın. Yok canım, iflah olmaz bunlar. Bu kadar yüzsüzlük fazla. Bu kadar da olmaz.

Fenerbahçe 104 senelik camia, Aziz Yıldırım ise bu camianın 14 senelik başkanı yahu. Nedir bu hukuğa karşı yürümeler, anarşist ayaklar? Kafanız mı güzel, yoksa sıkıntı daha mı derin?




























Ben cevap vereyim dilim döndüğünce;

Anlayamazsınız siz.

Daha bir sene önce Fenerbahçe tribünlerinde açılan '' Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan '' pankartı ile dün taraftarın kalbinden dökülen '' Hükümet istifa '' sloganlarının tezatlık katsayısı hesabını yapmaya çalıştıkça anlayamazsınız. Zira bunun hesabını yapmaya çalışırken aynaya bakamama aciziyeti gösterecek kadar zavallısınız.

Siz ki; her sene Fenerasyon diye ağlayıp, damgalı Fenerbahçeli M.Ali Aydınlar'ı Federasyon başkanı yapacak kadar omurgasızsınız.


Siz ki; Fenerli Medya diye bir yangın çıkartmaya çalışıp Fenerbahçe taraftarının o kendi tarafındaki(!) insanlara bakış açılarını görmeyecek kadar kör ya da gördüğü halde tersini söyleyecek kadar ikiyüzlüsünüz.


Siz ki 15 /16 yaşındaki çocukları dövüp bundan tribün destanı yaratacak kadar adamsınız.















Siz yalancısınız arkadaşım, hem de en pisinden.

Siz farklı olayım, namım yürüsün diyip Ramiz dayı triplerinde pankartlar açan ; farklı duracağım diye ona buna boyun eğerken kıçı açığa çıkartanlardansınız arkadaşım.

Siz yüzsüzsünüz, hem de dik alasından ! Zira sizsiniz şampiyon olmuş takımı su şişesi atma organizasyonu ile karşılayan... Yine sizsiniz tüm sezonu telef ettikten sonra acısını, acıtanın kafasına rakı şişesi atarak çıkarmaya çalışan...

Hikaye anlatmayı bırakın bize; biz böyle sevdik rengimizi. Aşkımız, tribünlerde sebebi belirsiz showlar yapıp '' En büyük biziz '' palavrası atma gereksinimi duymayacak kadar büyük. Caddede yürüyen on binlerin tanık olup sebep olduğu büyüklüğü, onlar; biz biliyoruz ya... Biz biliyoruz ya; kim eğri , kim doğru diye. Biz biliyoruz ya kavgamızın renginin sarı lacivert, adının ise Fenerbahçe olduğunu. Siz, varın Aziz koyun o adı. Siz varın hukuğa karşı görün davamızı....

Bu dakikadan sonra sakın düşünmeyin ama kanal kanal gezip hakimin karar vermediği konuları karara bağlama cürretini gösterenlerin kimliğini.

Sakın düşünmeyin görevinin dışına çıkarak, yetkili merci olmamasına karşın 19 maçta şike ispat ettik diyecek kadar abartanların neye hizmet ettiğini.

Sakın düşünmeyin; koskocaman camianın başkanının henüz hiçbir suçu ispatlanmamasına karşın medya linçi ile ülkenin en baba suçlusu figürüne uydurulmasının sebeplerini.

Ve yine sakın ama sakın düşünmeyin; '' Fenerbahçe düşmezse , biz bu deplasmana nasıl gideceğiz ? '' diye.

Düşünseniz de bir sonuca varamazsınız çünkü...

Düşünseniz de bu yangına en fazla odun atarsınız çünkü...

Bırakın. Bizim ateşimiz yeter de artar bize.




















Klubün kapısını kitletip , Türk futbolunun kara lekesi Aziz Yıldırım'ı hapishane köşelerinde çürütseniz de bitirebilecek misiniz 6 yaşındaki çocuğun Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım sevdasını?

Bitiremeyeceksiniz arkadaşım, bi-ti-re-me-ye-cek-si-niz. Bak siz inandınız; siz suçu ispat edilmemiş bir adamı linç ettiniz ama o çocuk kadar aklınız yoktu sizin. O çocuk kadar temiz değilsiniz, o çocuk kadar saf değilsiniz.

O çocuğun '' suçlu olma ihtimaline karşı sevdiğinin yanında durma '' erdemini gösterecek kadar sahip değilsiniz aşkınıza ve aşkınızı paylaşanlara...

Bu ateş bundan yeter işte Fenerbahçeli olana; bir Aziz'i içeri aldın sevdasını kelepçeledin, ne fayda? Kelepçeleyebilecek misin 6 yaşındaki çocuğun sevdasını?

Yapamayacaksınız. Ancak yaptıklarınız yetecek size. Ve bir ihtimal yarın öbürgün aynı süreçten geçtiğinizde '' Hukuksuzluğa karşı yürüyoruz '' dediğinizde bulamayacaksınız kimsecikleri yanınızda. Bilakis, oturduğumuz yerden kıs kıs güleceğiz yüzsüzlüğünüze...

Biliyor musunuz; şaşırmayacağız, zor da olmayacak aslında...

Pardon, biraz alıştık ta...

4 Nisan 2010 Pazar

Mutluluğun Resmi

http://forum.antu.com/upload/r071814/634059366059402500.jpg

sen, mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren
melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne
mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın
ne de
al çeperli elmanın
-------------------Nazım Hikmet

22 Mart 2010 Pazartesi

Hani Yeni Şeyler Söylemek Lazımdı Cancağazım?

Sonu gelmeyen vaadler ve rakiplerle söz dalaşları... Seçim dönemlerinin olmazsa olmazları. Nitekim Aziz Yıldırım yine olmazsa olmazlarını dile getirmekten geri durmadı ve yeni sezona büyük umutlar taşıdı.Heyecanlanmıştık, umutlanmıştık. Yeni şeyler söylenecekti çünkü. Yeni şeyler söyleyecekti.
http://www.ekonomigundemi.com/resim/aziz_yildirim_sevinc_002.jpg
Medya ve taraftar ile sağlıklı iletişim kurulacaktı en basitinden. Bu geçmiş yıllarda klüp-medya-taraftar üçgeninin arasının çok açıldığının kabul edildiğinin göstergesi idi, çok da anlamlıydı benim için. Sağda solda konuşulan '' Bilmem kaç yılın tecrübesi adam, hatalarından ders alacak'' şeklindeki konuşmalar kısa vadede hayat buluyordu bu açıklamalar ile, bir de seçim sürecinde gülenyüzünü görmüştük ya. Ortalık güllük gülistanlıktı. Bununla da kalınmamıştı tabi, yine bilmem kaç senelik tecrübe en çok eleştiri aldığı idari mekanizmayı da değiştirecekti, transferler yapısı değişecekti...

Unutmadan 3 sene şampiyonluk sözü verilmişti. Yeni sözler söylenecekti ya, 3 sene şampiyonluk da oradan çıkmıştı sanırım. Ama sormak gerek tabi, şampiyonluk ne zamandır farklılık, yenilik taşır olmuştu Fenerbahçe için? Bu farklılık sadece sayın Aziz Yıldırım'ın düşünce dünyasından mı ibaretti yoksa? Tahminimce ikincisidir, başkanlık hayatı boyunca en fazla Galatasaray şampiyonluğu gören başkan olarak bu onun adına söylenmiş yeni bir söz olsa gerek. Gerek te.. Elde var sıfır be cancağazım. Yanlış anlaşılmasın, Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışında hala şansı var, hala herşey değişebilir. Zaten bu yazı iyi anlaşılsın diye böyle bir ortamda yazma gereksinimi duydum. Evet şampiyon olunabilir ama sayacaklarımdan ötürü benim düşünce dünyamda İntertoto'ya bile gidemedi Aziz Yıldırım. Şampiyonluk yenilik olmuş ya hani.. Ondan sıfır işte, ondan şampiyon olsa dahi İntertota'ya bile gidemiyor Aziz Yıldırım.Ve ne yazık ki Fenerbahçe.

Bu yeni (?) iddanın peşinden Daum getirildi ki bana göre yapılacak en mantıklı birkaç tercihten biriydi. Ancak , buna rağmen bunun yeni birşey olmadığı, son kullanma tarihinin birkaç sene önce geçtiği söylenebilinir ki basite indirgediğimizde gayet haklı bir yaklaşımdır. Ah be başkanım, eski şiir anlayışıyla, eski şiir kalıplarıyla modern şiir mi yazılırmış, yeni şeyler mi söylenirmiş? Pardon, şampiyonluk unutulan birşey ya, bu işin ustası ile belki bu açıdan söylenebilinirdi öyle değil mi?
Aziz Yıldırım'a sürpriz kutlama / 1
Bunlar bu söylenecek yeni sözlere getirebilecek en hafif eleştiriler. Benim üzüntüm, benim kaygım bunlarla sınırlı değil elbet. Kendimce haklı olan bu söylenilenlerin şampiyonluk halinde unutulacağının farkındayım ki, zaten diyorum ya; mevzu şampiyonluk değil. Klubün çarpık idari mekanizması, yapılan tonla saçma sapan iş.

Yeni şeyler söylemek gerek başlığı altında Aykut Kocaman'ı getiriliyor mesela başa. Uzun süredir beklenilen bir hamle, gerçekten yeni birşey, çok klas birşey. Ama adama ''Sportif Menajer nedir?'' desen muhtemelen bunun tanımını yapamayacakken sende yapamıyorsun tanımını, daha doğrusu bilerek yapmıyorsun. Çünkü Aykut Kocaman sportif direktör değil de, senin medyaya yansıttığın gibi sadece ve sadece futbolun patronu olsa senin soyunma odasına inmenden tutup transfer politikana kadar yanlışlarını söyleyebilecek karakterde bir isim. Senin getirdiğin Daum'u bir güzel kalaylayabilecek bir isim ancak tüm bu söylenilenleri sen yapmalısın değil mi başkanım? Senelerdir yaptığın gibi... Ama, yeni şeyler söylenecekti ? Elde var sıfır.

Sorun bununla kalsa iyi. Yaptığın bu hatanın Daum'u da tedirgin edeceğini bile bile bunu yapıyorsun. Onun işi şampiyon yapmak değil mi? Şampiyon olamazsa diğerleri gibi çekip gider değil mi?Sen şampiyonluğu yeni bir kavram olarak gördüğün için hedef sadece şampiyonluk değil mi? Şampiyon olamazsa, takım hedeften saparsa Aykut Kocaman'ın oraya geçme ihtimali bile var hatta değil mi? Verilmesi istenilen mesaj budur değil mi? Elime baktım, yine sıfır var.
http://images.habervitrini.com/haber_resim/aziz_yildirim_mikrofon.jpg
Oysa sadece ve sadece ''Aykut Kocaman benim altımda Daum'un üstünde çalışan bir idarecidir, futbol şubesi ona emanettir. Bundan sonraki transferler, hoca seçimleri vb. gibi hususlar onun tarafından yönetilecektir. Fenerbahçe'nin başında teknik direktör olması gibi bir durum söz konusu değildir, Aykut Kocaman sadece futbol takımını yönetmekten fazlasını yapacaktır, futbol takımının geleceğini yönetecektir.'' demek olayı nihayetlendirirdi değil mi? Şimdi ise futbolcular '' Nasıl olsa Daum gidici, Aykut kalıcı'' diye düşünüp Aykut Kocaman'a yanaşsınlar, Daum ülkesinde Aykut'a sallayıp Türkiye'de bir problemimiz yok desin.

Gel gelelim bu da fena koyuyor adama, bu camianın efsane isimlerinden birisi dalgakıran olarak kullanıldı ya... Acısı bir tarafa, idari anlamda hiçbirşey değişmedi diyelim biz en iyisi yine...

Transferlere gelelim. ''Kapımda Dünya starları yatıyor'' denilip Maldonado'nun alınmasından sebep bu ''Çok önemli isimler Fenerbahçe'ye gelmek istiyor '' şeklindeki açıklama yenilik değildi, yine yeni şeyler söylenmemişti, transfer açısından da birşeyler değişmemişti. Nitekim Daum farkıyla gelen Cristian'ın ilk yarıdaki performansı bile Poulsen'den düşüşü açıklayabilir nitelikte bir veri sunmuyor bize. '' Her takımda oynar'' dediğim Andre dahi plansızlığın dibidir bu transfer hususunda, buram buram geçmiş kokmaktadır yine.

Sen geçmiş yıllardaki gibi A planının ile B planın arasındaki mesafenin futbol takımına yapacağı katkıyı hesaplayama, Daum farkıyla umut vadeden bir oyuncu gelsin. Gelen oyuncu izlenirken şapkadan başka bir oyuncu çıksın ve biz farklı bir sözden bahsedelim? Plandan programdan bahsedelim? Bahseden bahsetsin, ben sadece elde hala sıfır var diyerek geçiyorum bu konuyu.

Medya ve taraftarla iyi ilişkiler denmişti bir de değil mi? Karşındaki insanda çok büyük bir rahatsızlık yoksa sen ona tekme tokat dalmışken sana ''Kardeşim bu yaptığın çok ayıp,seni şiddetle kınıyorum. '' demez sanırım. Tamam buradan medyayı da hakemleri de eleştiriyoruz ancak bu sadece kendi halinde bir blog, hepsi bu. Sen tüm mesaini medyayı karalamakla geçirirsen, Fenerbahçe'li yazarları dahi takındığın saçma sapan gizlilik politikası gereği doğruları yazsalar dahi ylancı ilan edersen bir kişi kalmaz ekranlarda hakkını savunan. Sonra sende ''Oğuz Sarvan telefonlarıma çıkmıyor'' dediğinle kalırsın, hakem odasının yanından geçerken bir uğrarsın. Hala dışarıya kapalı bir yapı, hala yalanlama üzerine kurulu bir medya ilişkisi. Aşık sevdiği ne durumda, hali vakti yerinde mi diye merak ediyor ama... Bul sallayan bulabilirsen.
http://www.ajansspor.com/galeri/resimler/63685F61695F6361616A5163636B62646B616679A894877B.jpg
Olayın taraftar boyutu ise canı en fazla acıtan kısmı. Sen biletleri abuk subuk bir fiyata çek sezon başı itibari ile. Yine sen çok büyük eleştiriler alırken bilet fiyatları konusunda geri adım atma. Ama yine sen işler zora girince, sana göre yenilik olan şampiyonluk iddan tükenecek konuma gelince biletleri dalga geçer gibi 22 TL'ye indir. İndir indirmesine, olması gereken başından beri buydu zaten de... Sen işin zora düşmedikçe taraftarına sırtını dönemezsin stadın boş kaldığı halde. Sen taraftarımız en büyük gücümüz dediğin halde, bu konuda bir yenilik vadettiğin halde taraftarını stad kapısında bırakamazsın. Sen gayet mizahi bir dille yapılan ''Biletler bilmem kaç lira, bir de maça gittim diyorsun; sallama Ziya'' tadında pankart sebebiyle taraftarının kombinesini kıracağını söyleyemezsin, söylersin ama söylememelisin, hepsini yaparsın ama yapmamalısın. Zira yaparsan yeni şeyler söylemiş olmazdın ki, olmadın... Taraftarı zor günde sığınalacak bir liman , iyi günde ise fuzuli alışveriş yapan bir müşteri gibi görmeye devam...

Kısacası yeni şey söylemek değildir şampiyonluk iddaa etmek.Yeni şeydir Avrupa Ligi istemek... Aykut Kocaman'ı bu işin patronu ilan etmek, transferleri belirli bir plana göre yapmak... Medya ile araları iyi tutmak, renklerine aşık milyonlarca insanı sevdiğinden habersiz bırakmamak. Taraftara sırtını dönmemek...

Yeni şeyler söylemek değildir, transfer yapamayıp göndereceğim dediğin oyuncuyu zorunluluktan affetme acizliği göstermek. En acısı yeni şey söylemek değildir istifa ettiğin makama yeniden oturmak... Oturup milyonlarca Fenerbahçeli'nin midesini kaldırmak, başkaları ile dalga geçtiği ''Duruş'' olgusunu Fenerbahçe adına bir kez daha ayaklar altına almak.
http://www.1907arena.com/arena/wp-content/uploads/2009/11/aziz-yildirim1.jpg

Yeni şeyler söylenmedikçe, eski şeylerde ısrar edildikçe inandırıcılığın kayboluyor... Sen masaya yumruğunu 5 attığın Sivasspor maçında vurmayınca, hakem hatalarına o zaman dikkat çekmeyince senin güldüğün gibi gülüyorlar şimdi sana. Sen ise hala takım soyunma odasına inerken Kuddusi ile karşılaşadur. Sivas'a 5 atarken hakemin kim olduğunu umursama ama, o zaman sen liderdin çünkü...

Evet, olay şampiyonluktan çok ötedir gözümde artık Fenerbahçe için.Bu hatalarla şampiyon olmuşsun kime yarar?

Velhasıl ciddi ciddi yeni şeyler söylemek gerek artık. Yeni yüzler, yeni sözler, yeni yapılanma...

Dediğin gibi...

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Bulanmadan donmadan akmak ne hoş ...
Dünle beraber gitti cancağazım ne varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazim .
--------------------Mevlana

18 Eylül 2009 Cuma

Mazoşizm


Mazoşizm: Hazzın acıdan geçtiğini iddia eder. Bunun için de kendi kendine acı çektirmeyi esas tutan ve sapkınlık belirtisi olarak kabul edilen görüştür.

Malzemeci,doktor,antrenör,teknik direktör,Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe taraftarı...

Hepimiz Mazoşistiz!
Related Posts with Thumbnails