Fenerbahçe-Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe-Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2010 Perşembe

Bir Tek Ay Kaldı



Kendimi Galatasaray taraftarının yerine koyuyorum, rakibimi 10 sene yenemememin verdiği sinir mi daha fazladır yoksa 76 dakika 10 kişi oynayan takımı yenemememin mi daha fazladır karar veremiyorum. Birisi bu işe gerçekten dur demeli, bu kadarı gerçekten çok fazla. Evinde, işinde, sokakta senede 2 defa alaycı bakışlara, ince-kalın dokundurmalara mağruz kalıyor zaten Galatasaray taraftarları, ancak bu kadarı ayıp.

Aslında Fenerbahçe rakibini 10 kişi kalmadan, neredeyse maçın tamamını 10 kişi ile oynamadan yenseydi sanırım bu kadar düşündürücü bir sonuç olmazdı, nitekim bende fazla takılmazdım. Zira hazırlık maçıydı. Ve Fenerbahçe'den de hiçbir ümidim olmadığı gibi farklı bir skorla yenilmesini bekliyordum dahi diyebilirim. Ama yine o nakarat tekrarladı 90 dakika bitiminde;

Fenerbahçe varsa umut vardır.
http://www.galatasaray.org/images/galeri/8/1292/B_0c0ee2628b1b65acb547a28423e5e65f.jpg
Uzun süre 10 mücadele etmesi bir yana, transferlerinin çoğu takıma katılmaması sebebiyle Fenerbahçe'nin bu maçta hücum adına yapmak istediklerini anlatmak biraz saçma olacaktır. Yeni bir sistem yerleştirilmeye çalışılınıyorken 3/4 maçta takımın neler yapmak istediğini bütünüyle analiz edecek kapasitede olduğumu düşünmüyorum ki kendisinde böyle bir yetenek gören beri gelsin zaten.
http://www.galatasaray.org/images/galeri/8/1292/B_b8cb6c57e01e4fcc0ec8e324cbdb86a2.jpg
Alışılmış şekilde öne geçince ziyadesiyle geriye yaslandı Fenerbahçe. Aykut Kocaman bunu yapmak istemediklerini - yapmadıklarını - eğer böyle birşey varsa skoru koruma içgüdüsünün buna sebep olduğunu söylüyor ki ; doğrudur , gazozuna maç dahi olsa derbileri kaybetmemeyi alışkanlık haline getirmiş bir Fenerbahçe var senelerdir.

Geçmiş zamanlarda çokça gördüğümüz gibi Fenerbahçe geriye yaslanıp oyunu kendi yarısahasında kabul edince daha önceki hazırlık maçlarında gördüklerimizle bir kıyas yapabiliriz sanırım. Zira bundan önceki hazırlık maçlarında defansın epey öne çekme arzusundaydı Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'si. Bizde burada mevcut oyuncularla bunun zor olacağını dile getirmiştik. Bu suretle defansın iyice arkaya yaslanması mevcut stoper oyuncularının veriminin nasıl bir oyun formatında arttırılacağının güzel bir ispatı oldu. Fenerbahçe'nin mevcut stoperleri ile top rakipteyken sahada dün 10 kişi kaldıktan sonra dizildiğine yakın bir biçimde dizilmesinin doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü eldeki stoperler fazlasıyla ağır. Ancak kapalı oynadıklarında ise bir o kadar sağlam... Tabi Bilica'nın fantezi girişimleri haricinde...

Böyle bir diziliş geçmiş yıllarda Fenerbahçe'ye hücum anlamında fazlasıyla sıkıntı vermişti, çünkü kazanılan toplarda patlayacak, kontra yapacak oyuncu sayısı hayli azdı. Ancak topla beraber uçan Stoch ve yine en az onun kadar hızlı olması beklenen Dia ile Fenerbahçe defansı top rakipteyken dün ki gibi kurar ise geçmiş yıllardaki sıkıntısı yaşamayabilir bu sene. Ötesinde bir düşünce ile elbette hücum anlamında daha etkili olunacaktır ancak defans anlamında ciddi sıkıntılar yaşanması muhtemeldir.

İlhan Eker ilk üç maçtaki performansı ile negatif düşünceler uyandırmıştı kafamda, dün oynanan oyun ve yapılmaya çalışılan savunmada önemli bir rol oynadı. Ağır olduğu ortada ancak topları karşılamada iyi gibi. Sol ayak olması bir avantaj ancak ağır vücudu çalım yemeye çok müsait ki dönüşlerde de sıkıntı yaşayacak gibi. Kısacası o da geniş alan stoperi değil. Burada durup bir düşünmek gerek sanırım, eldeki tüm oyuncular kapalı alanda etkiliyken, takımı modernize etme düşüncesi taşınırken neden gelen oyuncununda eldekilerle benzer özellikler taşıdığı üzerine...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-21_mac1.jpg
Galatasaray cephesinde ilk yarı yokları oynayan Serdar Özkan ikinci yarı skor üretmek adına çabaladı ancak gerek çalım sevdası gerek altyapı eksikliği bu çabalarını sonuçsuz bıraktı. Senelerdir aşamadığı bir takım şeyler var, yeteneğine yazık ediyor. Keza Arda'nın da ceza sahasının solunda aldığı topta bitirici hamleyi yapması gerekirken topa basıp geriye dönmesi altyapı hususunda Türkiye'nin şuan en zeki oyuncusunun dahi ne denli eksik olduğunu gösteriyor benim için. Oğuz Çetin'in İspanya maçından sonra Arda için söyledikleri daha iyi anlaşılmıştır o pozisyon sonrasında. Tabi hatırlayan varsa...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-21_mac.jpg
Galatasaray cephesinde Mehmet Batdal'ı da epey beğendiğimi söyleyebilirim. Galatasaray'a 6/7 ekstra puan kazandıracaktır bu sene. Sene sonunda kendisinin verdiklerini klubüne verilen para ile mukayese ettiğimizde çok karlı bir iş yapıldığı ortaya çıkacaktır. Bunu Galatasaray'ın senelerdir ne yaptığını bilmeyen, oyun sıkıştığında topu sürekli rakip ceza sahasına indirmeye çalışan karakterinden dolayı söylüyorum elbet ancak Mehmet tek meziyetinin bölge hakimiyeti olmadığını ara ara gösterdi dün akşam. Uzun boyuna rağmen soldan çektiği ve Volkan'ın elinde eriyen top dahi topla arasının boyuna rağmen gayet iyi olduğunun göstergesi oldu benim için.

Tekrar Fenerbahçe'ye dönersek,Bilica'nın sıkıntısının ne olduğunu hala çözebilmiş değilim. Her maç ortalığı karıştırmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Spor ahlakından ciddi yoksun olduğunu düşünüyorum. Tamam, kimi oyuncular aşırı hırslıdır, kimisi kazanmak adına her türlü pisliği yapabilir de ayrı birşey Bilica'da ki.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-21_kupa1.jpg
Son olarak Cristian'a değinmek istiyorum. Selçuk oyundan atıldıktan sonra Selçuk ile oynarken kattığının çok daha fazlasını kattı Fenerbahçe'ye. Kendisi hakkında yazdığım ''4/2/3/1'in çapası değil, 4/3/3'ün göbeğindeki defansif orta sahası ''satırlarını bir kez daha doğruladı gözümde. Alex varken, Emre ile oynadığında hiçbir zaman dün ki kadar oyunun içine giremiyor Cristian. Bunun yanında Emre'yi de epey zorluyor. Benim için 6 yabancı hakkının olduğu bir ortamda performansı kafa karıştırmaya devam ediyor. Zira ısrarla Fenerbahçe Alex ve iki tane saf kanat ile oynayacaksa oradaki oyuncunun fizik ve sertlik olarak daha üst seviyede olması gerektiğini düşünüyorum. Buradan Cristian'ı beğenmediğim anlamı çıkmasın, anlatmak istediğim sadece kimi oyuncuların kimi sistemlerde yapabileceğinin azını yapıp , potansiyelini kullanamadığı üzerinedir.

Başlıkla bitirelim bu maç yazısını da.. Bir tek ay kaldı gerçekten...

28 Mart 2010 Pazar

İstemem Böyle Ezeli Rekabet Filan...


Hayat bir garip. Bazen en umutsuz anlarınızda dahi umut ışıkları yanıyor garip şekilde. Ve daha garibi ise o ışığı hiç ummadığınız birisi yakıyor...

Öylesine göz alıcı, öylesine can alıcı ki...

Rahmetli Özhan Canaydın anısına açılan dev pankart, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın sahaya çıkarken taşıdıkları pankartlar... Ve yine umulmadık bir şekilde Fenerbahçe'nin alkışlanması... Fair Play abidesi Özhan Canaydın'ın hala böyle güzelliklere vesile olması ölümünün verdiği acıyı azaltmasa da bir nebze olsun hafifletti. Böylesine centilmen bir başkanın vasiyetini yerine getirmemek olmazdı, kemiklerini sızlatmak olmazdı ki Galatasaray taraftarı yapılması gerekeni yaptı, kendilerini tebrik ediyorum.

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-28_m1.jpg

Yazıları takip edenler daha önce '' Fenerbahçe varsa umut vardır.'' dediğimi hatırlayacaklardır. Bu maç başlamadan önce ise kendimi inkar edecercesine ümitsizdim, genel olarak Galatasaray maçlarından önce olanın aksine bu sefer hislerim Galatasaray galibiyetini işaret ediyor mantığım ise '' Galatasaray bu kadro yapısı ile Fenerbahçe'yi yenememeli,Fenerbahçe kazanmalı. '' şeklinde karşı çıkıyordu hislerime. Rijkaard'ın çıkardığı korkak onbir dahi ikna edememişti beni.

Topal ve Sarp'ın beraber oynamasını Caner ve Sabri'nin hücuma çıkışlarında yaşayanacak defansif sıkıntıları ortadan kaldırmak olarak değerlendirmiştim. Yanılmışım. Rijkaard Alex'in maharetli ayaklarından çekinmiş sadece, hepsi de bu kadar. Mehmet Topal'ı Alex marke etmeye uğraştı ancak Alex uzun süren formsuzluğunun ardından , ilk yarı sonunda maçı anlatan spikerlerin söylediklerinin tam tersine; takımı lider gibi yönetti. Rijkaard korktuğu ve bir kişi eksik mücadele ettiği ile kaldı...

Maçın başında Gökhan'ın bireysel hatasından kaynaklanan pozisyon çok şeyi değiştirebilirdi. Ancak Fenerbahçe Emre'nin yokluğunda Özer ve Vederson'un neredeyse etkisiz eleman görünümde olduğu bir günde dahi maçı istediği gibi götürmeye başladı 5. dakikadan sonra. Andre Keita'ya maç boyunca sadece ve sadece anlık parlama izinleri verdi. Jo'nun, Elano'nun ve Keita'nın birşeyler yapmaya çalışan Giovanni'ye uyum sağlayamaması sonucunda ise umutlar yeşermeye başladı...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-28_m3.jpg
İkinci yarıda Rijkaard maça başlarken yaptığı korkaklığı kapatmak istercesine hamleler yaptı. Fenerbahçe cephesinde ise Daum maçın başından beri ortalarda gözükmeyen Özer'e tahammül etmeyi sürdürdü. Ve yine hayatının en rahat maçını oynamasına rağmen garip pas hatalarına devam eden , sıfır baskı altında dahi topu takım arkadaşlarına kazandırmada büyük sıkıntı yaşayan Selçuk'ta hala sahadaydı. Ve senelerdir en çok eleştiri aldığı huyuna devam ederek topu eveleyip gevelemeden ayağından çıkarmayan, üstün cesaret madalyasını hakeden Selçuk yine senelerdir yapmaya çalıştığını yaptı, bildiğini okudu ve golünü attı. Belki de Özer'den de beklediği sadece bir ara topu idi Daum'un kimbilir?


Maçın son dakikalarında Volkan'ın jeneriklik kurtarışı üç puanı(elbette fotoğraftaki değil ) Fenerbahçe'ye getirirken yüzüme yüzüme vuruyordu ışık... Kendi söylediğimi inkar edercesine çöpe attığım umutlar yeniden gözümü alıyordu... Ve kulaklarda o nakarat...

'' Fenerbahçe varsa umut vardır.''

Oyuncu bazlı değerlendirmeye geçersek...

Bilica-Lugano ve Volkan üçgeninin uyumu bugün galibiyetin Fenerbahçe'ye gelmesinde çok etkili oldu. Keza Gökhan'ın iyi niyetli mücadelesi ve Mehmet'in insanüstü çabasından da bahsedebiliriz. Ancak benim için maçın yıldızı Andre Santos'tur. ''Her takımda oynar.'' dediğim Andre bugün tatlı sert futboluyla beklediğim gibi Keita'yı oyundan koparttı, savruk bir görüntü çizmesine sebep oldu. Yine atağa katılışı, sağ çizgide Sabri ile kedinin fare ile oynadığı gibi sürekli oynaması ise enfesti. Bir bek oyuncusu ancak bu kadar teknik ve güçlü olabilir. Bu özellikleri barındırıp üstüne sağ ayaklı ve hızlı olanı İnter'de oynuyor zaten. Helal olsun, işallah Dünya Kupası'nda hakettiği yerde olur.

Özer sadece koştu, fiziksel olarak çok kötü durumda. Seneye kuşkusuz daha iyi seviyeye çıkacaktır. Vederson ise sadece Keita'nın önüne konulmuş bir engel gibiydi ki bugün anladığımız üzere orada Andre varken kendisine gerek yoktu. Yine de iyi niyetiyle mücadele etti, tüm takım gibi onu da tebrik ediyorum.

Galatasaray'dan, oyunculardan bahsetmek istiyorum ancak Neill dışında standartında oynayan oyuncu yoktu. Gio'dan başka standartının dışına çıkmak için çabalayanın olmadığı gibi.... Caner orta yapmayı Sabri'den öğrenmişcesine sürekli dağlara taşlara yaptı ortalarını. Elano çok pasifti. Sarp ve Topal da keza aynen Elano gibiydi ancak onlardan beklenen buydu sanırım. Kademeli alan savunması topun tehlikeli bölgeye inmesini engelledi ve bu ortamda Jo'da beklenen şekilde ortalarda gözükmedi. Aslında Galatasaray'ın sahada Hasan Şaş gibi, Hakan Şükür gibi belkide Ayhan gibi ''derbi oyuncusu'' olmamasının sıkıntısını yaşadığından da bahsedebiliriz...

Derbinin hakemi?

Servet'in Guiza'nın gözüne soktuğu parmağı devam ettirip Mehmet'in Keita'ya yapmadığından dolayı sarı kart vermesi çok anlamlı idi. Alternatifsiz bir mevkinin oyuncusunun direncinin kırılması düşünülmüştü sanırım... Yine de Mehmet yılmadan oyunu ile gerekli cevabı verdi kendisini engellemeye çalışanlara...

Yardımcı hakemler için ise birşey söylemeyeceğim. Koyacağım fotolar herşeyin özetidir. Birinci pozisyonda çekilmeyen ofsayt bayrağının ikincisinde çekilmeside çok anlamlı idi ama Fenerbahçe bu... Evdeki hesabı çarşıya uydurmaz.







Herşeyin başlangıcı olan bu güzel günde kimi şeylerde nihayet buldu benim adıma. Örnek vermek gerekirse ''Ezeli Rekabet'' kavramı. Fenerbahçe, takımın %70'i formsuzken, en önemli oyuncusu sakatken dahi Galatasaray'ı yenebiliyorsa ; beraberliğimize sadece ''Ebedi Dostluk'' gözüyle bakıyorum artık.

Ve bakkal hesabı ile dakikası 1 liraya gelen galibiyetle beraber yeniden başlayan yarışı Fenerbahçe'nin gülerek bitirmesi için bir dahaki maçın önemine dikkat çekerek nihayet veriyorum yazıya. Herşey şimdi başladı, bu galibiyetin anlamlı olması için haftaya kazanmak şart.

Tebrikler Fenerbahçe, tebrikler çocuklar...
Related Posts with Thumbnails