Serhat Hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serhat Hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2010 Cuma

Fenerbahçe-Kocaelispor A2 Maçının Ardından

Yoğun tempo yüzünden blogu uzun zamandır güncelleyemiyoruz. Aslında yazacak çok şey oluyor ama ben bu sıkışıklığın arasında kendi açımdan en kayda değer bulduklarımı yazmak istiyorum. Mesela Fenerbahçe A2 Takımının maçı...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli446.jpg

Dereağzı Lefter Küçükandonyadis tesislerine gitmek her zaman keyif, mutluluk verici. Daha kapıdan girer girmez aldığınız çim kokusu direkt ''Nerede benim tekmeliklerim?'' moduna girmenize sebep oluyor. Tabi 1 dakikalık yürüyüşten sonra sahada ısınmaya çıkan genç oyuncuları görünce sadece ve sadece izleyici olarak orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz bir kez daha. Olsun, böylesi de epey keyifli. Ancak bu seviyeye gelmiş futbolcuların hala üst yapıdan kopuk olmaları, idman yaptıkları tesislerin üst yapıdakilerle -aynı yeri geçtim- yakın bile olmaması düşündürücü. Daha düşündürücü ve acı olan ise sene başında birkaç kez gördüğüm yöneticilerin bu müsabakaları izlememesi... Tamam, Kocaelispor A2 takımı zayıf bir rakip olabilir, üst yapıdaki mücadeleden sebep zaman bulunamıyor olabilir ancak şu maçları izleyecek , varlığı bile bu çocuklara ekstra bir güç olabilecek birileri şu maçları izleyebilir diye düşünüyorum.Neyse, daha iç karartmadan maça geçelim en iyisi.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli1.jpg
Daha öncede bahsettiğim gibi bu kademede eskiye nazaran hatalar minimize edilmiş olsa da yinede takım olgusu adına çok fazla şey gördüğümüz söylenemez. En azından düzenli bir şekilde... Bazen kesik kesik olsa da bir takım olmayı becerebiliyor oyuncular ancak oturup taktik analizini yapacak derece değil elbet... Durum böyle iken bizimde önceliğimiz oyuncular oluyor, onları tanıtmak - anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda ilk konuşacağımız oyuncu ( tahmin edileceği üzere) Görkem Kulbay olacak. Geçtiğimiz haftalarda röportaj talebimi çok kibar bir şekilde kabul ederek keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim Görkem Kulbay bu müsabakada ortalarda takım gibi kesik kesik gözüktü. Belki de benim gözlerim genel olarak onun üstünde kaldığı için eksikleri daha çok gözüme batmıştır ancak kendisinin de söylediği gibi bu eksikleri birisinin söylemesi çok önemli. Elbet burada yetkili mercii filan değiliz ancak en basitinden yaş grubuna göre iyi olan fiziğine rağmen ikili mücadeleye çok girmediğinden bahsedebiliriz. Oysaki ikili mücadeleye girdiği zaman kazanma oranı hayli yüksek oluyor. Yine ortalamanın epey üzerinde olan çalım ve pas tekniğine rağmen çok fazla top almadığından da bahsedebiliriz bu maç için. Sahadaki oyunculardan farklı olarak söyleyecek birşeyleri olan bir oyuncu olarak ben şahsen daha fazlasını bekliyordum. Bunların yanında pekala top hücum alanındaki iken ceza sahasına tersten girişler yapmasını da bekliyordum mesela. Zira kendisi kanat oyuncusu... Ve görevi sadece sıfıra inmek olarak tanımlanan kanat oyuncularının devri kapanalı sanırım epey oldu. Tabi ki tüm bu eksikliklerin tek bir çıkış noktası var o da oyunun her an içinde olmamak. Zira oyunun Görkem sürekli olarak oyunun içinde olsa defansta bahsettiğimiz mücadelelere de daha fazla girecek, daha fazla topta alacak, top ters kanadındayken ceza sahasına da girecek. ''Peki neden sürekli oyunun içinde değil'' tarzında bir soruya da bu sene Dereağzında oynanan A2 maçlarından çok azını kaçıran birisi olarak devamlılık diyebilirim. Bu sadece onun değil, bu kademedeki hemen hemen tüm oyuncuların sorunu diye düşünüyorum,üst yapılarda daha sert idmanlarla kondüsyon anlamında çok daha iyi yerlere gelip bu eksiklerini gidereceğinden şüphem yok.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-03-31_kocaeli2.jpg
Resimde Kocaelispor'lu oyuncuya müdahalede bulunmak isteyen oyuncu Barış Yardımcı'da yine bu maçta dikkat ettiğim isimlerden biriydi. Tff'de ki bilgiye göre u-15 kategorisinden beri hemen hemen tüm yaş gruplarında Milli olan ve menajerliğini Forlan, Gago, Reyes gibi ünlü futbolcuların menajerliğini yapan,aynı zamanda Aragones'in de menajeri ve avukatı olan Vicento Montes'in aldığı yaptığı Barış müsabakada gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Kusursuz bir fizikten bahsetmek zor ancak Barış'ın ikili mücadelelerde sürekli ayakta kalacak ve rakibini sindirecek güce sahip olduğunu söylemek zor değil. Bunun yanında müsabakada daha önce izlediğim mevkilerden(ön libero, stoper ve hatta açık) alakasız bir mevki olan sağ bekte oynamasına karşın bu performansı vermesi takdir edilecek cinsten. Mücadeleci, seri, sert,ayakları iyi denilebilecek düzeyde ve farklı mevkilere adaptasyonu çabuk bir oyuncu.Üstüne koyarak devam etmesini diliyorum.

Fenerbahçe A2 takımının stoperlerinden Serhat Hürriyet bu müsabakada yine başarılı bir performans ortaya koydu. Uzun boyu ve iri gövdesi sebebiyle yerden sıkıntı yaşayacağını düşünsem de; Serhat yerden gelen pozisyonları da başarıyla kesti. Ancak takım arkadaşı Hasan Erbey'in hakkını vermemiz lazım, o da Serhat'ın arkasını başarıyla toparlıyor.

İsmail Aslan'a bir paragraf açmazsak olmaz zira izlerken topun ayağına gelmesini istediğim çok zaman oldu.Ortasahanın ortasında oynayan İsmail'in Ertem Şener deyimiyle kadife bir sol ayağı var. Pas tekniği ve adam geçebilme kapasitesi çok iyi seviyede. Ancak onun kusuru da fizik temelli. Yine defansif anlamda da sıkıntı yaşadığından bahsedebiliriz. Ancak bunlar aşılmayacak problemler değil, imkanınız olduğunda İsmail'i çıplak gözle izleyin.

Kocaelispor'un kaptanı ve 6 numarası Anıl Erdebil Kocaelispor adına ayakta kalan ender oyunculardan biriydi. Uzun boyuna rağmen ayaklarına hakim olan Anıl'ın yeteneğinin farkına çok önce varılmış olacak ki kendisi ile 2014'e kadar sözleşme imzalanmış. Zaman zaman Bank Asya'da da forma şansı bulmuş olan meziyetli ön liberonun 1990 doğumlu olduğu düşünülürse iyi yerlere geleceğini kestirmek güç olmasa gerek.

Maç yazısını yine hakem ile bitireyim. Futbol oynadığım ve izlediğim süreler boyunca ben bu kadar kötü bir hakem performansı görmemiştim. Burak Özcan bence maçın kontrolünü elinde tutamadığı gibi fazlaca Fenerbahçe lehine verdiği kararlardan sonra gösterilen tepkilere garip surat ifadeleri ile yanıt verip Kocaelispor A2 Takım antrenörünü de çileden çıkardı. Kocaeli'nin genç oyuncularını siz düşünün... Ne yapmaya çalıştığını anlayan varsa beri gelsin...

25 Kasım 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Bursaspor A2 Maçı

Geçtiğimiz haftalarda Dereağzında oynanan maçlara gitmeyerek nasıl bir topçu olduğunu merak ettiğim Kapo'yu(Abdülkadir Kayalı) izleme fırsatını kaçırmıştım. Bu hafta rakip Bursaspor olunca haliyle maça gitmemiz gerekti. Böylece hem Muhammet Demir'i hem Abdülkadir Kayalı'yı bir arada görecektik.

Nitekim bugün Kapo sahadaydı. Ama gitme sebeplerimizden olan Muhammet Demir İstanbul'a gelmemişti.

Bahsedilecek çok fazla şey var ancak ilk Abdülkadir'den başlayayım.

Öncelikle Abdülkadir'in Gerrard olduğunu söylememi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacağımı belirtmek gerek. Evet güçlü fiziği, sertliği ve bugün giydiği formanın numarası bakımından Gerrard'a benziyor Kapo. Ancak oyun için sürekliliği, çalışkanlığı ve konsantrasyonu en ufak bir anımsatmaya dahi sebep olmadı. A2 takımda oynayan bir oyuncu Abdülkadir'e sene başında teknik kadronun A2 takımıyla maça çıkması gerektiğini söylediklerinde Abdülkadir'in bunu istemediğini söylemişti. Gerçekten sahada kendisini o sahadakilerden büyük gören orada olmak istemeyen bir görüntü çizdi Abdülkadir. Santra anında 4/4/2 oynayan Fenerbahçe'nin 2 ön liberosundan biriydi ama genel olarak Alex gibi takılmaya çalıştı. Girdiği topların hepsini kazandı ama yanından geçen oyunculara çok fazla müsade etti, ayak bile uzatmaya tenezzül etmedi.

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/2009-11-25_bursa3.jpg

Ancak yetenekli olduğu, fiziğinin bu seviyenin çok üstünde olduğu ve iyi bir oyun kafası olduğunu söylemezsek olmaz. Bu güçlü fiziğiyle oynayabileceği box to box pozisyonuna adapte olmaya çalışır ve işini tam konsantrasyonla yaparsa bu çocuk olur. Ama bugün sahaya tam konsantrasyon ile çıktıysa - ki hiç sanmıyorum- Abdülkadir çok büyük ümit beslenip ortalama bir futbolcu bile olamayanlar kervanına katılabilir.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifBOvowUpbElUEXva0w1_hOPPrC9_hRFwsig3OrPXp6S_Z48hzQCTJTxfd2oDY6-oJRVpbT2-l9ssPvHvHZ-lj7da9Wr3nzbveWazGO2iBEBbJ8laYXRTqRe4FJixwCqkIW-bDq7UVCQY/s400/Abd%C3%BClkadir+Kayal%C4%B1.jpg

Sahada kendisini bu seviyeye fazla gören bir topçu daha dikkatimi çekti. Milli Takım maçlarında da müthiş özgüveni ile göze çarpan Okan Alkan bugün Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki sağ bekiydi ama Dani Alves gibi sürekli ileriye çıkıp sağ ön oynayan oyuncuyu kendisinin yerine hapsetti.

Boyu kısa (1,70 imiş boyu) ancak sahada baya yer kaplıyor Okan. Fiziği gayet iyi. Hızlı, topla arası bek oyuncusuna göre çok iyi... Kısacası oldukça yetenekli. Ama söylediğim gibi kendisine olan güveni biraz başa bela açabilir cinsten. Öyle ki çoğu işi tek başına yapmaya çalışıyor, arkadaşlarını azarlıyor ve top gelmeyince oyuna küsüyor. Halletmesi gereken sadece bu konu var Okan'ın. Alves'e benzeyebilir ama henüz Alves değil. Hatta ve hatta Abdurrahman Dereli bile değil. Bu sıkıntıyı aşarsa hiçbir yerde yedek sağ bek aramasın Fenerbahçe çıkarsın koysun yedeğe, Gökhan'a birşey olursa çıkıp çatır çatır oynayacak gibi duruyor.

Turkey's Okan Alkan (L) fights for the ball with United Arab Emirates's Ahmad Ismail in their FIFA Under 17 World Cup second round soccer match at Nnamdi Azikiwe Stadium in Enugu November 4, 2009. Action Images/ Jason O'Brien VIA.

Daha önce blogda da ismini paylaştığım Gökay İravul ise yola tam gaz devam ediyor. Çok yönlü bir oyuncu Gökay. Çünkü çok çok extra olmasa da iyi bir top tekniği ve bitmek tükenmek bilmez bir enerjisi var. Milli Takımla Nijerya'da ön libero ve iç olarak görev yaptı oynadığı maçlarda ancak Fenerbahçe'de kanatlarda değerlendiriliyor. Bu iyi mi oluyor kötü mü oluyor tam bir teşhis koyamadım ancak ben olsam bu kadar dinamik olan ve pas yüzdesi yüksek oyuncuyu göbekte kullanırım. Kanada kitlenecek ; sadece orada git-gel yap denilecek oyuncu değil bunu net bir şekilde söyleyebilirim.

Fb TV'de nasıl gözüktü bilmiyorum ama gözükmeyen birçok pozisyonuna şahit oldum Gökay'ın. Topla akması, hiç bir extra bilek hareketi yapmadığı halde çalımını her türlü atması şüphesiz televizyon ekranına yansımıştır. Ancak Abdülkadir ve Okan'ın her topu alışında ters taraftan bomboş şekilde kopup gelmesi ve abartısız 5 pozisyonda gole gidecekken top atılmamasına karşın ısrarla 6. koşuyu yapması sanırım gözükmemiştir. Ve muhtemelen çoğu pozisyonda ''değişin, bak kademeye git, x arkan bomboş,topla koşma, topu koştur; sende yorulma bizde boş koşu yapıp yorulmayalım '' şeklinde arkadaşlarına verdiği direktiflerde duyulmamıştır. Tabi her pozisyonda top istemesi de... En komiği ise Sakarya'dan gelen sol bek Onur'a attığı golden sonra ''afferin lem kocakafa '' demesi idi. Onur'da da Gökay'da ne eksikse o eksik. Sahada oyun kafası olarak en ileri oyuncudur kendileri...

Peki ne mi Gökay'ın (dolayısı ile Onur'un da ) eksiği?

Tek eksiği Abülkadir'in fiziği. Evet her maç tekmelenmesine rağmen müthiş bir dengeye sahip olduğundan düşmeden devam edebiliyor ama bir üst seviye için daha geniş baldırlara ihtiyacı var. Gerçi ince bacak yapısına rağmen dediğimiz gibi ayakta kalıyor ve iyi de şut atıyor ama hedef bir üst seviye ise tek geliştirmesi gereken yer vücudu, tek yapması gereken sıkı şekilde vücut geliştirme idmanı. 90 dk boyunca bu kadar iştahlı oynayıp yorulmak nedir bilmemesi A2 seviyesinden fazla olduğunun başlıca ispatı zaten, en azından ben böyle az oyuncu gördüm işallah gerekli fizik idmanlarını da yapıp üst yapıya çıkar.






Oyuncuların büyük bir kısmı profesyonel olmadıkları için takım değerlendirmesinden çok oyuncu değerlendirmesi yapıyorum zira takım olgusundan ziyade bireysellik ön plana çıkıyor çoğu zaman. Oyuncuların kimileri bireysel olarak ön plana çıkmak istiyorlar ( Abdülkadir, Okan, Görkem gibi)ancak kimileride takım oyunuyla beraber çok daha fazla göze batıyorlar.(Serhat Hürriyet, Gökay İravul)

Takım oyuncusu olarak çok sağlam oynayan stoper Serhat Hürriyet'de bahsetmediğimiz oyunculardan birisi. Biraz hantallık problemi var ama epey güçlü ve tam bir defans lideri. Sürekli arkadaşları ile konuşuyor. Hava toplarının hemen hemen hepsini topluyor ve maça inanılmaz konsantre olmuş şekilde oynuyor.1,91 olan boyu yaşına göre (20,04,1992 li) epey uzun. Aklıda yaşına göre epey büyük. Önder gibileri izledikten sonra ilaç gibi geliyor böyle genç oyuncular gerçekten...

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/serhathurriyet.jpg

Son olarak sahada en fazla dikkat çeken oyuncudan bahsedeyim. Garip olan ise bu dikkatin ilk bakışta oyuncunun Ronaldovari bakışları ve tavırlarından kaynaklanması. Maç başından devre arasına kadar ısındı Görkem Kulbay, saha kenarında; yani tam önümde.Jöleli saçları, duruşu, bakışları Ronaldo ' yu örnek aldığını gözler önüne serdi kısa zamanda...
http://www.fenerbahce.org/pic_lib/gorkemkulbay.jpg

Sene başında Almanya'ya giden gençler arasında onunda ismi vardı. Görkem o maçta kısıtlı sürede topla olan ilişkileri ile dikkatimi çekmişti ilk olarak. Tabi o zaman bu kadar yakından görmemiştik ve abilerinin yanında duruşu filan farklıydı. O gün bugündür A2 maçlarında Görkem'i görememiştim, merak ediyordum bu oyuncunun akıbetini. Saha kenarında sohbet eden teknik ekibe kulak misafiri olduğumda sakatlıktan yeni çıktığını öğrendim.

Yine C.Ronaldo'ya çok benzeyen fiziğine nazaran ortalama bir hıza sahip Görkem. Onun özelliği topla çok rahat adam geçmesi. Ve bu çalımların çoğu Arda Turan'ın çalımları gibi dur-kalklarla, aklıyla atılıyor. Çok etkili kornerler kullanıyor nitekim en sonuncusunda Gökay golü yaptı. 2003 senesinde keşfedildiği Danone kupasından hemen sonra gelmiş Fenerbahçe'ye Görkem. Diğer oyuncular kadar fazla izleyemedik tabi ama sahada bir duruşu var gerçekten...

Unutmadan Furkan Aydın ise Guiza'nın mini versiyonu. Biri arada aşırtma atıyor, diğeri arada çalım atıyor tek fark bu. Bir de Furkan Guiza gibi pozisyona giremiyor dolayısı ile kaçıramıyorda... Ciddi zamanlama ve oyun bilgisi sorunu var. Bir de garip şekilde tüm gücüyle koşmaya çalışırken arkasından birisi çekiyormuş gibi koşuyor. Bundan sonraki durağını gerçekten çok merak ediyorum. Bu çocuğa yeni Hakan Şükür diyorlardı, Hakan Şükür küçükken böyle ise gerçekten onun hikayeside azmin zaferiymiş, alkışlarım.

Takım olarak ön alanda çabuk baskı kurma çabası gözüme çarptı Fenerbahçe'nin. Furkan hariç oyuncular gerçekten çok diri ( hoş, nasıl olacaklarsa başka ) ve müthiş bir iştaha sahipler. Abdülkadir ve Okan takım içi oyun planına pek sadık kalmasalarda ( ve bizde postun büyük bölümünü garip şekilde bireysel performanslara ayırsakta) mümkün mertebe paslı oynamaya çalışıyor Fenerbahçe'li oyuncular. Dediğimiz gibi Gökay gibi, Onur gibi, Serhat gibi farklı oyuncular ise basit oyun oynarken bile sırıtıyorlar işte...

Kısacası bu takımdan da 3 sene içinde üst yapıya topçu çıkmazsa ben birdaha gitmem kardeşim Dereağzına filan... Devre arası ısınmak yerine kaleye geçen stoper Sertaç ve ona şut atan kaleci Alptekin dışında tabi.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Galatasaray A2 Derbisi


Söz konusu çubuklu ile parçalının kapışması olunca fotoğraftaki gibi bu formanın temsilcileri otomatik bir gerilimle çıkıyorlar sahaya.Bugünde yer yer benzer sahneler yaşandı bu büyük rekabette..

Biz de bugün bu rekabetin altyapılarda ne denli bir tat vereceğini görmek için Dereağzında idik. Altyapı demişken; Galatasaray altyapı direktörlerinin talimatı ile bol A takım takviyeli bir takım(Murat Akça,Serkan Kurtuluş,Alparslan Erdem,Serdar Eylik)ile çıkmıştı sahaya,dolayısı ile rakibin kaleci hariç en büyük oyuncusunun 91 li olduğu bir ortamda A takım-A2 takım tadında maç bekliyordu bizi. Oyun olarak bu derece büyük bir fark olmasa da baskın olan takım Galatasaray'dı maçın son bölümü hariç...

Alparslan sol bek,Murat stoper,Serkan sağ bek başladı maça.Bir de sahada ''Ben bu oyunculardan farklıyım'' diye bağıran bir Serdar vardı Galatasaray'da. Onunda yoktan varolan penaltıyı kaçırması futbolun tadı olsa gerek... Teknik olarak olmasa da fiziksel ve zihinsel olarak katetmesi gereken epey bir yol olduğu düşüncesindeyim. Oyun anlamında ise daha yardımlaşmalı ve takım olgusuna sadık kalacak şekilde oynaması gerekiyor. Aksi taktirde yeteneğine yazık eder.

Galatasaray'ın forvetindeki isim (Anıl Dilaver olsa gerek-11.20.1990, 1,82 cm-) dikkat çeken bir başka isimdi. Ancak o da Serdar gibi bireysel takılmayı, abilerinin senelerdir 11 kişi yapamadığını tek başına yapmaya çalışmayı tercih ettiğinden verebileceği maksimum katkıyı veremedi.

Fenerbahçe'de ise kaleci Ertuğrul Taşkıran güven verdi. A Takım için bir boy küçük A2 için bir gömlek büyük bu kaleciye bir çözüm bulmak gerek. Artık Bank Asya'da kiralık mı olur ne olur bilemeyeceğim ancak fiziği, yer tutuşu ile meziyetli bir kaleci olduğunu her haliyle belli etti.

İkinci yarı oyundan alınan 92 doğumlu Barış oynadığı süre içerisinde toplu ve topsuz olarak Galatasaray'ın sol beki Alpaslan'ı epey zorladı. Daha önceki maçlarda ön libero olarak izlediğimiz Barış'ın kanatta da ortalama üzeri bir performans vermesi ümit verici. Çift ayağını uzun süredir bu kadar dengeli kullanan bir oyuncu da görmediğimi belirtmek gerek, sağ mı sol mu belli değil. Genç Milli Takımlarda'da kaptanlık yapmış- yapan bir isim olan Barış'ın üzerine koyarak devam etmesi gerek.

Fenerbahçe'nin Hasan Erbey'in yanında oynayan iri yarı stoperi Serhat'da(20.04.1992, 1,91 cm) hatasız bir maç çıkardı, Galatasaray'ın uzun ama hiçbir işlevi olmayan(Sinan Osmanoğlu 01.09.1990, 1,94cm) stoperine nazire yaparcasına...Sahada fizik ve oyun olarak üst kademeler için en hazır görüntü çizen oyuncuların başında geliyordu. Kendisinin stoper olması benim için ayrı bir sevinç kaynağı tabi.

Orta sahadaki İsmail'de hızlı ve isabetli kararlar alması açısıdan bizi umuda sevkeden diğer bir oyuncu oldu.Enes ile uyumlu idi. Bir elmanın iki yarısı olmuşlar, orta sahayı iyi parsellediler fizik olarak kendilerinden üstün Galatasaray orta sahasına karşı. Enes 'te Mehmet Topuz'dan yediği tekmenin izini silmiş gibiydi. Mağlum son A2- A takım maçında Mehmet Topuz'a bacak arası atma girişiminden sonra A takımda oynayan abisi kendisine kendinden büyük bir oyuncuya bacak arası atmaması gerektiğini kibarca(!) izah etmişti.

Oyuncu bazında son paragrafı Recep Berk Elitez'e(28.01.1992) açalım. İzlediğim iki maçta(İbb,Galatasaray) toplasak bir pozisyon etmeyecek pozisyonlarda iki gol buldu. Attığı gollerde zor gollerdi. Kendisini hız ve sahadaki duruş bakımından Sercan Yıldırım'ı anımsattı bana. Sercan'a bu kadar takan yönetim işallah kendisininde farkındadır. Tabi teknik olarak Sercan'dan biraz daha geride ancak 1,81 olan boyuna rağmen duvar olabilmesi ve kaleciden gelen degajlarda 1,94 stoperi arkasına alıp servis yapabilmeside Sercan Yıldırım'dan farkıdır. Tabi bir de topsuz alanda rakibi yoklaması, halini hatrını sorması yani kısaca Kezmanvari hareketler sergilemesi bizi bizden alıyor. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzerede gayet kendinden emin ve tribünlere bayan taraftarları çekebilecek bir futbolcu kendisi. Fiziksel olarak daha iyi seviyeye gelmesini sağlayacak bir program eşliğinde iyi bir nöbetçi santrafor(!) kazanabilir Fenerbahçe. Dikkat edilesi bir isim kısacası zira Süper Genç performansı da Batuhan Karadeniz'in altyapı performansına benzer...
Sonuç itibari ile Serdar Eylik'in farkı Galatasaray'a Kadıköy'de yine yetmedi. Daha tempolu ve hızlı oynamaya çalışan takıma karşılık gücünün farkında olarak sabırlı olan Fenerbahçe kazandı. Serdar'da -aşağıdaki fotodaki gibi- Paf maçı sonrası boynu bükük Dereağzından ayrılan Arda abisi gibi Florya'nın yolunu tuttu.


Maç yazısı için Kadıköy'de gelenek bozulmadı da aklımdan geçmedi değil. Ancak Kadıköy büyüsünü kendimiz bozmayalım değil mi, çok fazla dile getirmemek gerek.Ne diyelim, darısı A takıma...
Related Posts with Thumbnails