En son yazıyı 2 sene önce yazmışız. Araya önce askerlik sonra İsmail Kartal girince böyle bir ara oluşuyor haliyle. Eski takipçiler bilir, ağırlıkla altyapı üzerine yazılar yazıyorduk burada. 92 yaş grubu ile başlayan, 93-96 arası takımların da takip ettiği ama üst tarafa çıkıp kalıcı olamayan tonla oyuncu yazdık. Çok sebep vardı belki ama hangileri akla çok yatıyordu acaba? Bu açıdan bakınca da yok gibi.
Yeni sezonun başlangıcında; vakit anlamında da bir uygunluk söz konusu olduğu için bir değerlendirme yapabiliriz. Zamanla yazma alışkanlığını ve blogger kimliğini tekrar oturtursak daha zengin görsel içerik de olabilir ama bu yazı özelinde dümdüz,çok fazla görselle süslenmemiş bir yazı olacağını şimdiden belirtelim de uzun ve düz yazıları okumayı sevmeyenleri uyarmış olalım.
Fenerbahçe sezona birçok transfer ve yeni bir hoca ile girdi. Başkan Aziz Yıldırım, başkanlığın ilk bölümünde çizdiği başkanlık profilinin aksine TD'lerle en az (bazen başarılı olsa da en çok) bir sene çalışmayı gelenek haline getirdiği için böyle de devam edeceğini söyleyebiliriz ki oturma safhasındaki bir takım, riskli bir oyun anlayışı ile de birleşince oluşabilecek olumsuz skorlarda bu geleneğin varlığı önemli. Hocaya şöyle bir bakarsak; çok farklı futbol iklimlerinde çalışmış olduğunu söyleyebiliriz. Proje takımı olan Porto'da da çalışmış, Oly gibi çok daha farklı bir camiada da. Atladığımı düşünebileceğiniz Arap macerası da benim için önemli, zira hoca için eminim epey çılgın bir deneyim olmuştur. Tüm bunların nihayetinde, kazandığı kupa sayısı ve birçok farklı futbol ikliminde çalışmasının yanında Oly&Yunanistan deneyiminin de bulunması hoca özelinde Türkiye macerasına yön verebilecek güzel kazanımlar. Benzer ülkeler ve benzer takımlar...
Hoca ile ilgili Yunan arkadaşlarım ile konuştuğumda Türkiye'de çizdiği agresif ve oyunu en önde oynamak isteyen profille taban tabana zıt bir karakterin Oly macerasını şekillendirdiğini söylediler. Doğruluğu tartışılır elbet ama hocanın geliş sürecinde benzer haberlerde çıkmıştı. Ve akabinde oynayanan maçlar ve saha içi dizilişine baktığımda hoca ile ilgili ilk tespitimin Biliç gibi, Daum gibi ülkenin ve camianın hassas noktalarını tespit edecek zekaya sahip olduğunu söyleyebilirim. Çift forvet deneyimi yok denecek kadar az olan bir hocanın radikal şekilde çift forvet üzerine takım inşaa etmesi ve aslında bunu oynatabileceği en temel dizilişle sahaya çıkması da beni bu düşüncemde destekliyor. Hocanın vazgeçmeyecek gibi gözüktüklerinin doğruluğunu da elbet takımın puan cetvelindeki yeri belli edecek. Zira Fenerbahçe varolan stadı, takımı ile barışmış taraftarı, bol sıfırlı sözleşmeleri ve ödediği bonservis bedelleri ile bu sene şampiyonluğa mecbur. Farklı bir derecenin getirebileceği ekonomik darboğaz için Beşiktaş ve Galatasaray örneklerine bakabiliriz.
Hocaya yazının ilerleyen bölümlerinde tekrar geri dönüş yapacağım. Bu sebeple biraz da takımın yaşadığı değişimden bahsedelim, sonu elbet hocaya tekrar bağlanacaktır.Tüm Türkiye'nin malumu, camia 7-8 senedir zirve ve dibi birbirini izleyen yıllarda görmeyi başarabilen, kendine has dinamikleri olan bir camia. Zico zamanı herkesin çok beğendiği ancak bana ''komşu vilayetlerden ordu toplama''yı anımsatan bol stop-pasa dayanan, hücumda topsuz oyunun getirdiği hızlıca akan bir oyundan çok daha yerleşik bir takımı da gördük, Daum'un ilk deneyimine göre daha şuurlu ancak yine de risk almayı bilen takımını da... Aykut Kocaman'ın muhafazakar ve savunma disiplinine sadık oyununun getirdiği şampiyonluk ve Avrupa ligi yarı finaline rağmen tribündekileri dahi uyutan takımını da gördük piyasanın sol çılgını Ersun Yanal'ın takımını da. Aradaki Aragones,3 Temmuz ve İsmail Kartal ızdıraplarını bir kenara bıraksak dahi söz konusu takımların tamamının en belirgin ortak özelliğının, lider oyunculardan kurulmuş ve büyük oyunları iyi oynayan; en azından istediklerini alabilen takımlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu bağlamda bahsi geçen takımların ''büyük ve kazanan'' oyuncularının birçoğunun değiştiği ortamda hocanın mevcut alışkanlığı devam ettirmesi de önemli. Oturma safhasındaki bir takımı bekleyen en büyük tehlikelerden biri bu olabilir zira Fenerbahçe taraftarı hızlı reaksiyon vermeyi seven bir taraftar. Ki şuan yapılan transferlerin en önemli besini de belli ; sabır.
Yapılan transferlerin çoğu liderlik ve kazanma alışkanlığı anlamında gidenlerin yerini doldurabilecek oyuncular.Aidiyet hissinin de zamanla kazanılacağını düşünüyorum. Kurulan takımda yapılan tercihler de birçok açıdan değerlendirilebilir, örneğin kısa vadeli yapılan bir planda Emre Belözoğlu ve Egemen Korkmaz'ın ayrılıkları kritik edilebilir ve bunun kendince haklı sebepleri de vardır ancak yaşanılan değişimlerin ne sebeple yaşandığına hakim olmadığım için daha ''üstünden'' bir değerlendirme yapmam daha uygun.
Şahsen mevcut kadroya ve hocanın saha içi diziliş terciherine baktığımda satılan 37,000 kombinenin bir numaralı sebebi olan Robin Van Persie'nin ve şuan takımın en hazır ve faydalı transferi olan Joseph De Souza'nın belli bir planın transferi olduğunu düşünmüyorum.Elbette Van Persie fırsatı oluştuğunda alınır ancak arkasında kalacak isimlerden bir tanesi sözleşmesinin son senesinde olan Sow olup; halihazırda Ağustos'un sonuna gelmişken elden çıkartılmamışsa böyle düşünmem için yeterli sebep oluşuyor. Mevcut forvet rotasyonunun ve klubün harcamalarının işaret ettiği değişim Sow-Campbell(ya da benzer tarz ve yaşta) olabilir. Burada Sow'un satılmaması klubü maddi açıdan ciddi bir getiriden mahrum bırakacak, satılması ise devre arasına kadar iki forvetle idare edileceğini düşündürüyor. Joseph'e gelirsek; sosyal medyada takip ettiğim referansları Joseph'in oyununu görmeden dahi önemli bir fikir vermişti ki oyunu ve istatistiki verileri de söz konusu referansları doğruluyor. Ancak mevkisinin en iyilerinden Mehmet Topal'ın varlığı ve mevcut saha içi görevlendirmeleri , Topal'ın yanında topa daha iyi yön verebilecek bir oyuncunun transferinin daha iyi olabileceğini hala düşündürtmüyor değil. 25 milyon euroluk bir ortasaha üçlüsünün(Topal-Joseph-Ozan) birinin yedek kalacak olması ve oynayacakların topa yeterince yön verip veremeyecekleri soru işareti. Bu da farkında olunan bir husus olsa gerek zira yapılacak ''kanat'' transferinin karakteri basına yansıdığı kadarı ile kemik kanat oyuncularından epey farklı. Tüm bu söylediklerimden alınan oyuncuları beğenmediğim anlamı çıkabilir; tekrarlamak gerekirse bahsi geçen oyuncular (ki özellikle Persie) beğeniye sunulacak oyuncular değil. Sadece farklı açılardan bakmak gerekiyor. Mesela Topal'ın bu sene bitecek sözleşmesi mi orada böyle bir operasyona gidildiğini düşündürtmüyor değil.
Yine Zico zamanında başlayan bir başka alışkanlık; yetersiz atletizm ve dribling Aykut Kocaman ile zirve yapmış, biz de oyuncu geçebilen atlet oyunculara hasret kalmıştık. Nani,Volkan,Şener transferleri sırf bu sebeple dahi benim için anlamlı. Özellikle Volkan'ın gelişinin (Volkan istediği ve kendini verdiği ölçüde)güzel bir havuz ve esneklik vereceğine inanıyorum. Fernandao'da benim için tartışmaya kapalı bir transfer.Fiyat&Fayda, Yaş, Oyun içi katma değerleri; nereden bakarsak bakalım nokta atışı.
Kjaer'i yeterince izlemediğimden, yeterliliği ve oyuncunın handikapları hakkında yorum yapmak sağlıklı değil ancak yine referansları sağlam olduğundan ve izlediğim maçlarında gördüğüm pozitif özelliklerinden dolayı umutluyum. Bu mevkiye bir transfer yapılacaktı ve kariyeri gerek oynadığı lig çeşitliliği açısından gerek tecrübesi açısından umutlu olmamız yeterli sebebi veriyor. Yalnız yanındaki oyuncu için aynı şeyleri düşünemiyorum. Burada üzerine yazdığım husus Bruno'nun oyuncu karakterinden daha çok yaşı ve sözleşmesinin son senesinde olması. Bir sene boyunca Kjaer-Bruno uyumunu yakalamayı bekleyip sonrasında yeni stoper ile Kjaer uyumunu beklemek uzun ve yorucu bir süreç ki ben bu tip değişimler yapılırken stoper değişimlerinin de uzun vadeli planlanmasını ve mümkünse ''ikili'' halinde yapılmasını mantıklı bulanlardanım. Bu bağlamda transferin son gününe özellikle atlet ve yaşı da bir transfer yapmaya daha müsait bir oyuncu bekleyeceğim. Alternatif stoper Ba hakkında da yorum yapmak için erken ama fiziksel görüntüsü vasat bir stoper oyuncusundan epey farklı. Yine de zaman gösterecek...
Tüm bu söylenenlerin ışığında hocanın işinin çok zor olduğuna inanıyorum. Gerek kadro yapmak, gerek oynamayanı kaybetmemek,gerek oyunculara uygun saha dizilişi bulmak ve gerekse bunu oturtmak uzun bir süre alacak.Zamanın hocada Fatih Terim'in son dönüşünde 4-3-3 ile başlayan ancak sonrasında 4-4-2'ye dönen takımında gözlemlenen değişiklikler gibi değişiklikler yaptırma ihtimali de çok yüksek. Bunun üzerinden hocanın esnekliğini de görmüş olacağız.
Transfer döneminin sonunda bir kez daha üzerine konuşmak üzere(kanat ve muhtemel stoper hamlelerini görmek adına) burada keselim.Sonu şampiyonluk olsun.
Egemen Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Egemen Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ağustos 2015 Pazartesi
2015-2016 Sezonuna Girerken Fenerbahçe
Etiketler:
Alper Potuk,
Aziz Yıldırım,
Ba,
Egemen Korkmaz,
Emre Belözoğlu,
Feghouli,
Fenerbahçe,
Fernandao,
Joseph De Souza,
Kjaer,
Mehmet Topal,
Nani,
Ozan Tufan,
Vitor Pereira,
Volkan Demirel,
Volkan Şen
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Turkcell Süper Lig Takımları ve Transferleri Hakkında Notlar(2.Bölüm;Trabzonspor)

Geçen sezon Trabzonspor'un klas forvetleri(!?) Umut Bulut ve Gökhan Ünal daha becerikli olabilselerdi belki bugün Trabzonspor'un başında Ersun Yanal olacaktı.Antreman metodları,duruşu,karizması,konuşması ile Türkiye için fazla gelişmiş bir teknik direktör benim gözümde Ersun Yanal.Bakmayın siz ''Ersun Yanal ile ilk yarı oynanır,sonra takımı düşer'' hurafelerine.Kısa bir araştırma ile böyle bir tablonun çalıştırdığı takımlarda çok az olduğunu;olanın da anahtar oyuncularının sakatlanması sonucu meydana geldiğini göreceksiniz.0'dan kurulmuş bir takım için geçen sene ki tablo benim için fazlasıyla tatmin ediciydi dediğimiz gibi bir de ligimiz seviyesi için first class forveti olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
Herneyse Trabzonspor'a dönelim...
Lothar Matthaeus,Sven Goran Eriksson,Klaus Topmöller derken Trabzonspor'un başına Hugo Bross geldi.Açıkçası kendisini çok fazla tanımıyordum ancak şuan ki manzara nokta atışı yapılmış gibi bir hisse kapılmamıza sebep oluyor.Antrenör belli değilken yardımcı antrenör olarak Metin Diyadin'in atanması tartışılacak bir konu.Bross harici bir antrenör gelse idi muhtemelen Metin Diyadin antrenörlük kariyerine 1 aylık bir tecrübe ekleyecekti.Ancak Hugo Bross bahsi geçen antrenörlere göre Dünya Piyasasında adı daha az bilinen bir teknik direktör olduğundan mıdır,huyundan mıdır bilinmez ancak kibirlenmedi ve Metin Diyadin ile çalışmaya devam etti,Metin Diyadin içinde iyi bir deneyim olacak Trabzonspor.
Trabzonspor ortalama üzeri bir kadrosu olan bir takım.Kaleci Tony Silva zaman zaman enteresan işler yapsa da genel itibar ile geride güven veriyor.Yedeği Recep Onur benim Türkiye'de yetenek bakımından ilk 3' koyacağım bir kaleci.Tolga Zengin'de var,iyidir kötüdür orası ayrıca tartışılır ancak Milli seviyede bir kaleci,bu da kalede çok fazla sıkıntı yaşamayacakları fikrinin oluşmasına sebep oluyor bende.
Takıma gelirsek;
sol bek Cale ortalama üzeri bir bek.Trabzonspor için ideal bir isim.Alternatifi konusunda sıkıntı vardı orayıda İsmail ile beraber Türkiye'nin genç ve gelecek vadeden isimlerinden olan Ferhat'ı alıp kapattılar.Defansın ortasında Rigobert Song ve Egemen var.Yedek olan Remzi Giray Kaçar'da gayet iyi bir isim olsa da defans karakteri Song'a benzer olduğu için orada Egemen alternatifsiz kalıyor.Egemen'de Türkiye ligi ve Trabzonspor için gayet iyi bir isim.Korku filminden fırlamış gibi.Sakallarının ürkütücülüğü yeter hiç olmazsa!Sağ bek konusunda sıkıntıları var gibi,Serkan Balcı tam olarak bir bek oyuncusu olmamasına rağmen orayı idare ediyor.Yedeği de Tayfun Cora gibi gözüküyor ki defansın en zayıf bölgesi diyebiliriz.
Orta sahaya geçer isek yaratıcı kanat oyuncularına sahip Trabzonspor.Yattara kendisini ligimizde ispatlamış,Trabzonsporlular için fenomen olmuş bir isim.Enerjisini daha doğru kullanabilse oynayacağı takım Trabzonspor olmazdı muhtemelen,ancak;yetenek olarak olan fazlası başka yerlerden kırpılmış gibi.İlahi adalet..!Kimse mükemmel olamıyor,bu abimizinde başka sorunları var işte.Alanzinho yine opsiyonel bir isim,iki kanatta da oynayabiliyor.Vücudu ligimizdeki sertlik için çok yetersiz olsa da bu sene bu eksikliği yapacağı başka işlerle kapatacak 6 aylık tecrübeye sahip,izleyip göreceğiz neler vereceğini.Bu iki ismi yetenekli ancak çok sorunlu olan Engin Baytar ile yedeklediler.Kendisini verirse Milli Takım'a kadar çıkar Engin Baytar.Ancak tribündekilere hareket yapmayı bırakması şart.Bu arada Avrupa kupasında oynatamayacakları Gabriç'i alanlara selam ediyorum.Bu adam en aşağı bir Alanzinho değilse boş yere iş yapmış sayacağım Trabzonspor'u.Avrupa Kupasında oynatmamayı göze alıyorsan o oyuncun çok kaliteli olacak değil mi?Çok kaliteli olsun ki başkası kapmadan kapmış ol bir Avrupa maceranda yararlanama ama ilerisi için çok iyi bir transfer yapmış ol,lig yarışında önemli bir kozun olsun.
Orta sahanın ortasında defansif olarak oynayan Hüseyin Çimşir'le yol ayrımına gittiler.Hüseyin'de hesapta Rusya'ya gidecekti ancak soluğu Bursa'da aldı.Teksaslılarda saç kalmaz bu sene.(Şaka bir yana Bursaspor için ortalama üzeri bir transferdir Hüseyin.)Hüseyin'in yerine Tjikuzuyı aldılar ki kendisi beğendiğim bir oyuncudur.Karadeniz gecelerine akacak mekan bulamaz ise başarılı olması,katkı vermesi muhtemeldir ki ilk maç itibari ile gayet iyiydi.Yanında çok beğendiğim Selçuk İnan var.Kendisi hakkında garip havadisler alıyoruz;Tjikuzu,Selçuk,Yattara,Engin Baytar çok arıza bir grup olabilirler diyelim.Ancak futbolcuğundan bahsetmek gerekirse Türkiye'de Ayhan'la beraber (ki kendisi Ayhan'dan çoğu konuda üstündür;bknz:şut,pas yüzdesi,hücum özellikleri) çift yönlü orta saha oyuncularındandır.Selçuk İnan 'ı Zafer Yelen'le yedeklediler ki yine çok akıllı bir iş yaptılar.Bu ülkeye gelen gurbetçilerin %80 inin başarılı olduğunu düşünürsek iyi bir transfer Zafer Yelen.Ceyhun Gülselam'ı en sona bıraktım zira takımın jokeri kendisi.Ön libero,stoper,beklerde oynayabilecek bir isim,ilk maçda ki şutlardan sonra ''sen neymişsin be Ceyhun'' dedirtti bize.Ümit Milli Takımda oynarken böyle işlere girmiyordu,topla arası iyi savunma oyuncusu sıkıntısı çektiğimiz şu zamanlarda Milli Takım içinde ilaç olabilir kendileri.
Forvetde alternatif sıkıntısı var gibi.Umut ve Gökhan Trabzonspor için yeterli ancak her an kafada kalan son saçı yoldurabilecek potansiyelde dengesiz isimler.Yedekleri paf takımda epeyce gol atan Göksu Alhas ve yetenekli ancak önünde uzunca yol olan Barış Memiş..Göksu'yu orta saha gösteren transfermarkt sitesi sahiplerine de bir selam yollamadan olmaz tabi.
Futbolda kafa çok önemli bir unsur.Umut Bulut'da Gökhan Ünal'da Semih Şentürk'den daha hızlı,daha iyi adam eksiltebilen isimler.Ancak Semih Şentürk'de bu isimlerde olmayan birşey var.İşte onun adı futbol kafası.Çoğu özelliği 10 üzerinden 5,5/6 olan Semih Şentürk'ün Milli Takım santraforu olmasını başka bir kavramla açıklayamayız herhalde.Bir de çalışma azmi olabilir tabi...Hızı ve hızlanması 10 üzerinden 8,birebirde adam ekarte etme kapasiteleri 10 üzerinden 6,5,karşı karşıya gol kaçırayingi 10 üzerinden 10 olan isimler Gökhan ile Umut.Semih'in ise belki hızlanması 6,5tur,uzun mesafe hızı 5,5,oyun kafası ise 10 üzerinden 10.İşte bunun sayesinde topu nereye ne zaman atacağını,hangi direğe koşacağını,nereye şut atacağını çok iyi biliyor.Geçen sene aralarında Semih Şentürk olsa idi şampiyon olabilirlerdi.
İlk maç itibari ile paslaşan yardımlaşan bir görüntü çizdi Trabzonspor.Sağlam stoper ikilisi,bindiren bekleri,birbirini tamamlayan göbek oyuncuları,yaratıcı kanatları ve dengesiz forvetleri ile çok ummadık galibiyetler alabilir ummadık mağlubiyetlerde alabilirler.Ancak ben oynadıkları oyunu beğendim.Bross akıllı adammış,0 dan bir sistem kurma yerine olanın üstüne koymayı tercih etti.Kendisine notum 10 üzerinden 7,5'tur an itibari ile.Serkan Balcı ile de pas yaptırabiliyor ya tebriği hak ediyor.
En büyük handikapı şehir baskısı ve buna mukabil gelişen istikrarsız sonuçları Trabzonspor'un.Eğer ki bunları aşabilirlerse 3. olmak için Beşiktaş ile beraber %50 şansa sahipler gözümde.Aşamazlarsa 4. olacaklardır bence.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)