Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gökhan Gönül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2012 Perşembe

Deplasmanda Kayıp:Samsunspor 3 - 1 Fenerbahçe SK

Başlıktan gidelim; ilk yarıda ki Mersin deplasmanından beri 10 tane daha maç yapmışız dış sahada. Bu maçlarda alınan galibiyet sayısı rakamla 2, yazıyla iki. Otuz puanlık ralliden sadece ve sadece on tam puan almışız, tabi ne kadar tam puan denirse.

Öyle çok zor deplasmanlarda değil aslında Samsun,Ordu,Gençler,Antalya ve köprünün öteki yakasında ki Belediye.  Kendi evinde oyunu dominant oynamaya çalışan takım hüviyetinden sadece boğaz köprüsünü geçince bu kadar uzaklaşmak inanılır gibi değil.

Gelelim fotoğrafa; geçen sene kanat beklerinin takıma katkısı Santos 5 gol 2 asist, Gökhan 3 gol 8 asist. Bu gol ve asist katkısı aslında çok şey ifade etmiyor tek başına. Bu sene Reto şu ana kadar 4 asist ile oynuyor ancak takıma hücum olarak katkısı sadece bu asistler ile sınırlı. Arkadaşlarının ileride oynamasına bu asistler dışında katkı veremiyor. Özellikle ikinci devre performansı gittikçe düşmeye başladı, ne ileriye çıkıp hücum gücünü  artırıyor nede savunmada sertlik ve denge kazandırabiliyor.
Gökhan ve Retodan  geçen sene ki seviyede destek alamayan forvet hattında nereye koşacağını çok iyi bilmeyen Henri, yürümekte zorlanan genç Semih olunca takımın kazanması daha da zorlaşıyor. Moussa Sow'un transferi aslında en çok bu anlamda eksikleri giderecek. Beklerin formu çok üst seviyede olmasa da daha çok gezen yanında adam taşıyan ileri uç kanat adamlarına şut ve boş alan sağlayarak deplasmanlarda kazanma alışkanlığını tekrar edinmemizi sağlayacak. Sezer bu dönemde çok ihtiyacımız olan merkez orta saha oyuncusu olacaktı Aykut hocanın planında ama bir türlü sakatlıktan kurtulamaması da cenabet senenin bize yüklediği yüklerden.
Tabi şu sarı adamı da unutmamak lazım, takımın ihtiyacı olan süpriz golü geçen sene 8 defa attı. Bu sene aynı role kimseyi sokamadık savunmayı önümüzde ki sene planlarken dikkate alsak iyi olur.

Dipnot: Gekasın gollerini süper ligde atması güzel de keşke bizi pas geçseydi :)

15 Eylül 2009 Salı

Sinir Harbi...




Fenerbahçe'nin iç saha maçlarını yerinden takip ettiğim için bu maçların yazılarını genellikle bir defa daha televizyondan izlemeden yazmamaya özen gösteriyorum. Stad televizyona göre çok daha sağlıklı analiz yapılacak bir mekan olsa da kimi zaman tribünlere dalmak suretiyle atlanılan yerler olabileceğinden kendimce böyle bir uygulamaya gidiyorum.

Bu sefer bir dış saha maçını televizyonlara yansıyan '' öfke selini'' anlayabilmek adına bir defa daha izledim. Mağlum ülke olarak bizi derinden üzen olaylar kadar konuşulmaya başladı Fenerbahçe'li oyuncuların halleri...

Olaya farklı perspektiflerden bakmak gayet mümkün buna istinaden herkesin kendine ait bir doğrusu şekillenecektir. Örnek vermek gerekirse ''X'' kişisi Bilica-Sercan kapışmasında Sercan'ın kırmızı görmesi gerektiğini, bunun verilmemesinin maçı çığırından çıkardığını , ek olarak da Alex'in olmayan faulünden atak kesildiğini üstüne sarı kart yenildiğini ve bir ''refleks'' olduğunu iddaa edecektir yapılan hareketlerin. ''Y '' kişisi ise olayların etki kısmını önemsemeyerek tepkilere not verecektir zihninde.

Madem saha içi çirkin davranışlar tartışılmakta bilinmesi gereken birkaç konunun altını çizme gereksinimi duyuyorum. Bunlar Fenerbahçe futbolcular tarafından bilinmesi gereken en önemli konulardır. İlk olarak üzerilerindeki forma çubuklu ise olayın etki kısmı yoktur,varsa da yok kabul edilir bu zihinlere yazılmalıdır. Öyle ki basının ustaca dokunuşları altında sinir tramvası geçiren ve agresifliğine agresiflik katan Emre Belözoğlu bu davranışları veya daha fazlasını üzerinde parçalı varken çokça yapmıştır. Ayhan, Baros, Sabri her maç hala yapmaktadır. Ancak ne Ayhan'ın hakemi çekmeleri ne Baros'un hakeme kan sürmeleri ne de zamanında Emre Belözoğlu'nun kat be kat aşırı hareketleri klip halinde kanallarda gösterilmemiştir- gösterilmeyecektir. Sahi parçalı demişken ne zamanlardı değil mi taca giden bir top için defanstan depara kalkan Bülent Korkmaz'ın ; her aleyhte karar için hakeme Ergün Pembe harici adam adama markaj uygulayan parçalı formalıların başarılı olduğu yıllar... Acaba Galatasaray başarılı diye mi Emre Belözoğlu o zaman kollanıyordu? Veyahut basının bu işe bakışı üzerlerdeki çubuklu-parçalı formalara göre mi şekillenmektedir?

Ben size cevap vereyim. Gayet tabi üzerindeki forma bu işe bakış açısını değiştiriyor. O zaman bu davranışlar ''ruh'' olarak addediliyordu.Evet şuan çirkeflik, pislik olarak adledilen bu davranışlar ''ruh'' adı alıyordu o zamanlar.Birşey daha söylemek gerekirse Fenerbahçe' li futbolcuların davranışlarını Beşiktaş'lı futbolcularda sergilese böyle klipler dönecektir. Bunun sebebi belki de biraz camiaların duruşudur ne dersiniz, belki Beşiktaş ve Fenerbahçe camialarının ve söz konusu takımların futbolcularının genel itibari ile duruşları şuan bu davranışların ''çirkeflik'' olarak nitelenmesine sebep oluyordur.Ruh değil bunlar ...Sahi Hagi'nin salyaları da ruhtur değil mi ama? Ve bu salyaları dakika başı göster(mey)en kliplerde taraftsız ve ilkeli bir duruştur. 3 sene şampiyonluk sözü, Mehmet Topuz transferi ve hepsinden ötesi ''çürük adam o oynamaz'' denilen Emre Belözoğlu'nun çatır çatır topunu oynaması birilerini çok fazla rahatsız ediyor sanırım, buna ne dersiniz peki?



Neyse diyelim konunun özüne dönelim. Zira basının duruşu bellidir. Onlar bugüne kadar işlerini yapmışlardır bundan sonrada Lugano'nun alkışını montajlayıp hakem sarısından sonra ekrana getireceklerdir.Amaç ''Bak Lugano alkışladı ancak atılmadı bir dahaki maç hatalı nefes almaktan atın bunu'' dan başka birşey değildir.En kötüsü de Lugano'nun alkışı sebebiyle kart gördüğünü bildikleri halde bu yaptıklarından da utanmayacaklardır. Dediğim gibi konunun özüne dönmekte fayda var sanırım... Zira basının duruşu anlat anlat bitmiyor.

Birilerinin Fenerbahçeli futbolcuların üzerlerindekinin çubuklu olduğunu anlatmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Ve bunca yazıya rağmen bu olayı abarttıklarınında... Evet o bahsi geçen zamanlarda ve yine şuan kimi zamanlarda parçalılarda bu itiraz olayını abartmışlardır ancak çubuklularda son zamanlarda epey abartmaya başlamışlardır. En önemlisi birilerinin futbolculara Fenerbahçe efsanesi sıfatının mücadelenin yanında kabalık&kabadayılık eklemeleri ile kazanılmadığını ; mücadelenin yanında efendilikle kazanıldığını anlatması lazım.

Yukarıda sayılan örnekleri Fenerbahçe'li futbolcuların bilmemesi sizce mümkün müdür? Peki biliyorlarsa bu yapılanlar ''bile bile lades ''değil de nedir? Evet, aynen öyledir,bile bile ladestir.

Herşeyden, hepsinden ötesi kötü örnek alınmaz. Emre Belözoğlu'nun da Mehmet Topuz'un da sarı kırmızı formalar altında öğrendiklerinden ziyade verebilecekleri çok fazla şey olduğu düşüncesindeyim.

Ama soruyorsanız...

Evet,Sercan atılmalıydı.Evet olmayan korner ve olmayan faul ile 3 adet kart yenilmiştir.Ancak biliniz ki sizin bacağınız kopsa da hakeme omuz atmaya hakkınız yoktur. Evet söylediğiniz gibi maç başında Sercan'ın atılmaması sinirlerin gerilmesine sebeptir ancak her pozisyon hakemi taciz etmeye ''Küçük Emrah'' şeklinde araya almaya sebep değildir.Söylediğimiz gibi hakemin maça hakim olma metodları ne kadar hatalı ise Gökhan ve Alex'i atmaması o derece hatadır. Bakın şahsımca basının duruşu ortadadır ancak dolduruşları Deniz Çoban'a yetmemiştir bu maçlık. Deniz Çoban'ın ise yüreği yetmemiştir... Ancak bu dolduruşlar ile gelecek maçlarda alakasız pozisyonlarda 10 kişi kalacaktır Fenerbahçe. Mesela Lugano ile başlayabilir... Belki bir alkış kırmızı sebebi olur.

Hiçbir yerde ''hakem sinirleri gerdi,çok fazla kazanma hırsı olan Fenerbahçe reaksiyon verdi.'' denilmemektedir ya da verilmeyen penaltı konuşuşmamaktadır haklı olarak zira Fenerbahçe'li futbolcuların yaptığı hareketler oyunlarını da gölgemektedir aldıkları skoru da... Her yerde ''çirkef topçular '' şeklinde isimleri çıkmıştır bu da dediğimiz gibi alışılmamış bir durum söz konusu olduğundan söylense gerek...

Evet Fenerbahçe'li futbolcular haklı da olsanız haksız da olsanız hedef sizsiniz . Böyle devam ederseniz yarın hepiniz Emre olup atılıcaksınız.Bu sebeple bu işe bir çözüm bulunmalıdır. Hemde acilen...

Yakışmamaktadır.Herşeyden önemli olan hususda şudur; biliniz ki şampiyon olmak mümkündür ancak Fenerbahçe olmak imkansızdır .
Related Posts with Thumbnails