19 Ağustos 2010 Perşembe

Paok-Fenerbahçe Maçının Ardından

Maç öncesinde Selçuk-Baroni göbeği ve Caner-Mehmet kanatlarının fiziksel bir direnç getireceğinden, ancak takımın yaratıcılık açısından tamamen Alex'e bağlı olduğundan bahsetmiştim. Esasında Caner ve Mehmet tehlike yaratabilecek oyuncular olsada ne yazık ki beni haksız çıkarmadılar ve Yunanistan deplasmanında ateşli seyirciler önünde silik bir performans sergilediler ki Caner sahada mıydı değil miydi hala anlayabilmiş değilim. Mehmet Topuz'un ise sürekli içeri katederek zaten kalabalık olan yeri adım atılmayacak hale getirmesi ise Türk futbolcularının zihinsel özelliklerine yapılan eleştirilerin doğruluğunu kanıtladı bir kez daha...
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-19_mac003.jpg
Şuna değinmek lazım ki Paok oyun anlayışı itibari ile Young Boys gibi ters bir takım değil. Ne yaptıkları, ne yapabilecekleri, golü nasıl atabilecekleri herhangi bir sürpriz taşımıyor. Oyunun başında önde basmaya çalışsalarda bunu Young Boys gibi çok büyük riskler alarak yapmıyorlar... Geçmişe dönüp geçen sene içerdeki Lille maçına çıkan takımdaki oyuncuların pas yeteneklerine puan verip bugün oynayanlarla karşılaştırırsak muhtemelen bugünki takım açık çekerdi. Ancak sahadaki takım ilk yarı boyunca Young Boys maçında olduğu gibi rakip tarafından sürekli hırpalandı. Pas yapamadan... En acı tarafta Fenerbahçe'nin çıktığı Chelsea deplasmanında, Chelsea gibi takımın bile Paok'un ilk yarı ekranlara yansıyan %64 lük topla oynama yüzdesine ulaşamaması idi. Bu işte bir gariplik var...
http://users.sch.gr/stoug/photos/paok/paok5.jpg
Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki silik performansı üzerine uzunca konuşulabilir, Chelsea gibi takıma bile daha müteazi kadrolarla verilmeyen top hakimiyetinin '' topa sahip olma''yı temel hedef olarak benimsemiş bir hocanın takımı tarafından Paok gibi ortalama ile iyi arasında sayılabilecek bir takıma verilmesindeki mantık hatası irdelenebilir. Ancak ben Fenerbahçe'nin rakip basarkende, rakip kapanırkende pozisyon bulamamasına daha doğrusu bulduğu pozisyonları Mehmet Topuz'un karambol şutu ile Andre ve Mehmet'in uzaktan gelen şutuyla bulmasına şaşırdım. Türk hocaların elde ettiği başarıların %60'ını şans ve taktikten teknikten öte, önemli kişilerle olan samimi ilişkilere bağlamamda bundandır. Aykut Kocaman ismi bu konuda meslektaşlarına göre çok daha dolu olabilir, değişim sebebiyle futbolcuların yeni görevlerini tam anlamıyla kavrayamamış olmaları söz konusu olabilir. Ama ben böylesine kapanan takıma karşı herhangi bir planlı hücum girişimi görmemekten dolayı endişeliyim. Ama, rakip basarken eksikliklerden dolayı kontra yapacak oyuncuların olmaması sebebiyle kontra planları olmamasına değil eleştirim; bilakis kontra yapacak elemanlar yokken mevkilerin tamamı ile fiziksel direnç ile kapatılması ve aslında bunun pas yapamamak gibi dezavantajlar yapamamasına... Tüm bu söylenenler için erken olabilir ancak Daum ve Zico'ya 2 ayda yapılan muameleden sonra bu soruların sorulmaması, aksine medyadan korkunç bir Aykut Kocaman desteği çıkması beni işkillendiriyor. Bugüne kadar hemen hemen tüm teknik direktörleri yalnız adamdı Fenerbahçe'nin, sen yine yalnız ve dik durmaya çalış Aykut Kocaman... Altan Tanrıkulu'ların satırlarından daha büyük destekçin varsa , onlarda seni kimseye yedirmemeye söz vermiş taraftardır. Bizim yaptığımız ise ilerleyen dönemlerde ne değişti, ne değişmedi muhasebesini yapmak adına not almak, ötesi değil.
http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-08-19_mac002.jpg
Sakat ve cezalı oyuncuların çokluğu Young Boys maçlarını etkilediği gibi bu maçıda etkiledi. Şüphesiz bir Dia ve Stoch bu maçta büyük farklar yaratabilirdi. Ancak her kura sonrası '' Rakibinin 3 misli bütçesi, değeri var'' denilen Fenerbahçe için bu eksiklikler bahane olmamalı. Ve bir eleştiri getireceksek eğer bunu Kazım Richards gibi bu atmosferlerden etkilenmeyecek karakterde oyuncuyu bu yokluk ortamında kullanmayacak kadar fevri tavırlar sergilemesine, taraftar gibi davranmasına getirebiliriz Aykut Kocaman'ın. Kazım gibi yetenekli bir oyuncunun sadece sorunlu olmasından ötürü yollanmasına karşıyım, bir oyuncunu sorunları kadar yeteneği varsa o sorunların üstünü kapatıp yeteneğine dikkat çektirecek kişi o takımın teknik direktörüdür. Genel olarak takip ettiğim kadarıyla taraftar gibi hızlı ve sert tepkiler görüyorum Aykut Kocaman'dan ki bu taraftarın hoşuna gidiyor olsa da daha politik ve ılımlı olması kendisi ve Fenerbahçe adına çok daha olumlu olacaktır.

Deplasmanda alınan 1/0 mağlubiyet çok karalar bir sonuç değil elbet... Karalar bağlatan içeride yenilecek bir golden sonra takımın üç tane atacak gücünün, saha içi organizasyonunun ve disiplininin olmadığını görmek. Ancak ben yinede Paok'un Fenerbahçe'nin dengi bir takım olduğunu düşünmüyorum, sakatların iyileşmesi, cezalıların dönmesi ile Fenerbahçe bu takımı Kadıköy'de elemeli... Hiç bir bahaneye sığınmadan...

Son sözü Özer Hurmacı ve İlhan için söyleyelim. Özer oyuna sonradan girmesine karşın kısa sürede bugün iş yapabileceğini gösterdi. Stoch ve Dia transferleri Özer'i çok fazla arka plana itmemeli çünkü gerçekten sahada duruşu ve kendine güveni çok farklı. İlhan'ın ise faul yapmadan keseceği pozisyonları büyük bir merakla ve özlemle bekliyorum.

Liverpool-Trabzonspor

Liverpool: Reina, Kelly, Kyrgiakos, Carragher, Aurelio, Rodriguez, Lucas, Poulsen, Joe Cole, Jovanoviç, Babbel

Trabzonspor: Onur Kıvrak, Serkan Balcı, Cale, Egemen, Glowacki, Burak Yılmaz, Ceyhun Gülselam, Selçuk İnan, Gustavo Colman, Umut Bulut, Teofilo

Liverpool'da Gerrard ilk 18'de yok, Fernando Torres ve N'gog yedekler arasında.

Trabzonspor'da Alanzinho, Jaja, Yattara yedekler arasında.

Çift forvet gibi gözüksede Umut'u gezdirecek sanırım Şenol hoca. Dirençli takım kurmak istemiş haliyle ama bence bu takım sadece fizik olarak diri. Ofansif ortasaha çıkışlı Selçuk İnan, esası forvet arkası Colman, forvette görmeye alıştığımız Burak Yılmaz ve iki tane forvet. Ceyhun'un Allah yardımcısı olsun. Trabzonspor maçı tutmayı becerirse yedekten gelip skor üretecek üç tane kaliteli oyuncusu var, umarım istedikleri gibi olur.

Bir sürpriz ne de güzel olurdu...

Paok-Fenerbahçe Maç Öncesi

http://www.hizliupload.com/img/259347screenshot.jpg

Fenerbahçe Tv'nin verdiği maç kadrosu...Emre'nin sakatlığı tüm planları bozmuş gibi. Tahmin etmesem de böyle sürprizler bazen hayırlara vesile olabiliyor ki umarım bu seferde öyle olur.

Göbekte Mehmet-Cristian( ya da geçen sene Samiyen'de oynanan Galatasaray maçındaki gibi Selçuk-Mehmet) tercih edilip kanatlardan birine Özer konulabilirdi ama dirençli ve fizik olarak iyi bir ortasaha yaratma düşüncesi ile Mehmet ve Caner ikilisi kullanılmış kanatlarda. Olumlu karşılanabilir bir düşünce ancak rakibin zihinsel özelliklerine bağlı olarak sıkıntı olabilir, zira Alex-Andre-Semih ve birazda Baroni harici takım IQ su oldukça düşük bir kadro ile sahada olacak 45 dk sonra Fenerbahçe... Ancak bu da çok fazla sorun olmamalı, kimi maçlar taktik ve teknikten ziyade mücadele ile karakterle kazanılır çünkü...

Takımın ofansı tamamen Alex'in atacağı toplara bağlı, hep eleştirilenden de öte aslında sever böyle ortamları... Rastgele...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Sorunlar Çözülüyor mu? - Mamadou Niang-

http://www.sport24.com/var/plain_site/storage/images/football/diaporamas/la-32e-journee-en-images/djibril-cisse-et-mamadou-niang/2344875-1-fre-FR/djibril-cisse-et-mamadou-niang_diaporama.jpg
Senelerdir forvetsiz oynayan bir takıma, Fransa gibi hızlı ve defans oyuncularının fizik olarak çok iyi olduğu bir ligden istikrarlı şekilde tatmin edici gol sayısına ulaşan ileri uç elemanı almak kağıt üstünde son derece mantıklı duruyor. Uzun zamandır Fransa, İtalya ve Rusya'dan yapılacak transferlerin - özellikle defans ve forvet- Türkiye'ye kolay adapte olacağını düşünen birisi olarak ilk etapta çok olumlu ve mantıklı karşıladım Niang transferini. Niang bu ligde, Guiza ve Kezman ile telef olan bir takım ve onun taraftarlarına Maradona gelecek ve epey de gol atacaktır. Ben, aslında Adem ÖZTÜRK'ün yazmasını beklediğim Niang yazısını Adem ÖZTÜRK'ün yoğunluğu sebebiyle yazamamasından dolayı biraz farklı noktalara dikkat çekerek klavyeye dökmek istiyorum.
http://3c.img.v4.skyrock.net/3c9/nasrisamir2201/pics/510951904_small.jpg
Burada Alper ÖCAL'ın düşüncelerimin önemli bir bölümünü yansıtan saptamalarını bulabilirsiniz. Akıcı üslubu ile kendisini okutan ve okuturken bilgi veren bir yazı yazmış Lambuja.

Konumuza dönecek olursak, Lorik Cana zamanından beri sempati duyduğum bu sebeple televizyondaki maçlarını kaçırmamaya çalıştığım bir takım Marsilya. Zamanla taraftarlarından, stadından hatta formalarından dolayı bu sempatim arttı. Cana'nın ayrılışından sonra yeni bir kahraman aradık haliyle ki o eksikliği büyük oranda Niang ile kapattım. Cana gibi Niang'ta lider oyuncuydu ki bu da ilgiyi direkt hakeden bir sebep zaten...
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjNScDdm7ujzTzxK268S6Sya_nQYTnZ6pOk2GwG6LQ31PUUWJWCyW9bM9zgeosGFugILQAwvkO1NCsJAJleafE-0WAzQUaZiX0w6EGRv-CsRl87K7HYZTRB8AevJyQ1EAdPxMiTMb9JO3Ik/s1600/530136107_small.jpg
İlk etapta Niang'ın son sene ağırlıklı olarak soyunduğu tek forvet rolü ile Fenerbahçe'deki tek forvetin görevlerinin epey farklı olduğunu söyleyebilirim. Bu da takımların kimyasından tutun da saha tertibi, oyun anlayışına kadar birçok sebepten dolayı ortaya çıkıyor. Her hattıyla dinamik , seri bir takımdan uzun süredir yavaş oynayan, geride çok fazla pas yapmayı seven bir takıma geliyor Niang. Hoş, Aykut hoca Fenerbahçe'yi daha hızlı, daha dinamik bir görüntüye ulaştırmak için çabalayacağını söylüyor ve bu da birkaç maçta ufak sahnelerle olsa da canlanıyor ama çoğunluğu uzun süredir takımda olan ve uzun süredir oynanan bir futbol mantığını benimsemiş oyuncuları kısa sürede bu kimliğe kavuşturmak sanılandan daha sancılı olabilir. Aykut hoca ve Niang'ın avantajıda burada ortaya çıkıyor , zira hücum oyuncularının; yani işi bitirecek oyuncuların çoğu yeni oyuncular ve belirli bir felsefeyi başka taktiksel disiplinleri benimsemiş oyunculardan daha kolay alabilirler. Ancak futbolun bir takım oyunu olduğunu düşünürsek, olayın sadece ileri uç elemanlarında bitmediği gerçeğide önümüze çıkıyor. Bir de tabi oynanmaya çalışılan hızlı oyuna uyum sağlaması zor gözüken stoper oyuncularını hesaba katarsak bahsedilen değişimin aslında çok uzun bir süreci kapsayabileceği de ortada...

Niang fiziksel özelliklerinden dolayı sırtı dönük top alabilecek, kanattan ya da arkasından gelen oyunculara servis yapabilecek bir oyuncu. Bu sebeple oyuncuya performans maksimizasyonu yaşatmak için kanat oyuncularının hızlı ve içeriye kateden oyunculardan seçilmesi gerektiği ortada. Dia ve Stoch ile bu ihtiyaç karşılanacaktır. Ama senelerdir forvet elemanlarının yetersizliği sebebiyle şuan oynanan futbolda para yapan forvetlerin aslında topa kafa vurmaktan, kafa ile gol atmaktan daha önemli rollere soyunduğunu unutan Fenerbahçe taraftarının hava hakimiyeti fantezisini karşılayamayacaktır Niang. Gerektiğinde kafa ile gol atacaktır, sırtı dönük top alacaktır ama çevremdeki hiçbir Fenerbahçe'linin istediği kadar yüksek bir hava hakimiyetine sahip değildir. Ki bence bu özelliği yeter seviyededir, orası da ayrı. Zira yeterince hızlıdır kendisi.Arada saçmalasa da son vuruşları epey iyidir, birebirde adam geçebilecek kadar yeteneği vardır. Ve hepsinden önemlisi bir liderdir, PVH kadar olmasa da sahada duruşu saygı uyandıran bir oyuncudur.
http://www.jamati.com/online/wp-content/uploads/2008/05/mamadouniang_olympique-de-mareseille.jpg
Ancak sorulması gereken önemli soru Alex'in akıbetinin ne olacağıdır. Hücum organizasyonlarının göbek oyunculara yüklenen eşit sorumlulukla belirlendiği, Alex'in rolünde çoğunlukla ona göre çok daha tempolu olan Lucho Gonzales (32 maç,28 ilk 11) gibi modern bir oyuncunun oynadığı takımdan ; Lucho'ya göre temposu çok kötü düzeyde olan Alex'li bir takımda, Alex'in üstün top tekniği ve asist özelliği sebebiyle belki daha fazla pozisyona girecek olsa da Alex'in koş(a)madığı yerlere kendisinin gidecek olması sebebiyle performansında bir düşüş olabilir Niang'ın. Üstüne basarak söylüyorum ki, elbette çokça gol pozisyonuna girecektir ve gol atacaktır ama Fenerbahçe'nin Marsilya ile taban tabana zıt olan oyun formatı sebebiyle Alex'in asistlerini harcadığı çokça görülebilir Niang'ın. Esası sol forvet olan, fiziksel ve teknik meziyetleri sebebiyle sonradan gezen forvet ve en son tek forvet özelliği kazanan Niang ' ın tek forvetli sistemde sırıtmamasının , bilakis önemli işler yapmasının önemli faktörlerinden birinin Lucho Gonzales gibi , Valbuenna gibi tempolu oyuncularla oynamasından ileriye geldiğini düşünüyorum. Bu sebeple Fenerbahçe'de soyunacağı tek forvet rolünde destekçilerinin doğru seçilmemesinin çok üst düzeyde olan beklentilerini karşılamayacağını hesap ederek kadro yapılması gerekiyor.

Hayırlısı diyelim, yapılması düşünülenler hızla gerçekleştirirse çok canlar yakacak Niang diye de ekleyelim.

17 Ağustos 2010 Salı

Güçlüyken Tepki Vermek

M.P. Antalyaspor maçında iki gol attıktan sonra herşey güzel görünürken maçta tek olay vardı. Semih bandı takmak istemedi ve Emre'ye verdi.

Ardından da şu demeci vermiş beyimiz."Alex oyundan çıkarken bandı bana uzattı. Emre lider karakterli bir oyuncu ve kaptanlık pazubandını onun takmasını istedim. Yönetime karşı bir tavır olarak algılanmamalı"

Eğer bir duruş sergiliyorsanız arkasında duracaksınız. Sözleşmeni yönetim habersiz uzattı diye avukatın tarafından  yaygara kopartılsın,senin sesin çıkmasın.

Klübünü üstelik yetiştiğin kaptan olduğun klübünü şikayet et, sonra istediğin ücreti bulamaınca Daum'u mazeret olarak göster ve ayrılır ayrılmaz şikayetini geri al.

Sonunda da tepki olarak kaptanlık bandını takma arkadaşına ver. Üstelik ben takmam, sen tak falan tribine gir. Birde üstüne böyle yanar döner bir açıklama yap.

Yakışmıyor hele kendini en güçlü hissettiğin anda böyle tepkiler vermek hiç yakışmıyor.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Var Bir Benzerlik

‘Sabes a cuantos mundiales ha ido Raúl?’


Do you know how many World Cup’s Raul has been to?

‘A Tres’

Three

‘Tu sabes a cuantos Copas de Europa ha ido?’

Do you know how many European Cups he’s been to?’

‘A Dos’

Two’

‘Dime las que hemos ganado?’

Tell me which ones we’ve won?
 
Yukarıdaki Luis Aragones'in Euro08 öncesi bir gazeteciye verdiği cevapları içeriyor. Türkçe meali neden Raul'u milli takıma almadığı sorusuna.
 
3 Dünya Kupası, 2Avrupa şampiyonası oynadığı ve bunlardan hiçbirini kazanamadığı.
 
Bugünlerde bizim topraklar da geçen bir tartışmaya benzemiyor mu.

1 Ağustos 2010 Pazar

Wahsigoooollllll

Solundan gelen bir ağrı nedeniyle hastaneye kaldırılıp apar topar gönderildi zamanında. Fenerbahçe tarihinin en komple hücum oyuncusuydu bana göre. Atmaya bu senede Fluminense de devam ediyor, üstelik Türkiye'den gönderildiğinden beri farklı takımlar da durmadan atıyor. İlk maçında iki gol atarak merhaba dedi.



Washington'un gelmesi de Fred'in takımdan ayrılacağına bir işaret sayılabilir. Bonservissiz gelmişti yüksek bir kazanca satılacaktır büyük ihtimalle.


Bir haberde R. Oliviera'dan verelim, her sene transfer olurdu bu diyarlara ama bir türlü olmadı. Sonunda ülkesine, eski takımına geri döndü ve ilk golünü de dün attı.


Bakalım hücum oyuncusu arayan takımımız olursa ara transferde adı geçecek mi?

27 Temmuz 2010 Salı

Brezilya-Fenerbahçe Hattı


Kare Globoesporte’den alınma. Guti'nin imza töreninden bu fotoğrafı seçmişler ve detay vermişler. Belki de 5-6 sene evvel de böyle haberler görmek normal karşılanabilirdi. Sonuçta Guti dünyanın en büyük takımlarından birinin sembol ismi ve yeni transfer yapmış, bunun ses getirmesi doğal ama asıl güzel olan bir diğer haber.


Aklımızın ucundan bile geçmeyecek bir haber bence. Buda aslında Fenerbahçe’ye samba diyarında verilen değeri gösteriyor. Ne bir transfer haberi nede vatandaşları ile alakalı bir konu. Forma tanıtım haberi bile Brezilya okuyucuya sunulmaya başlamış bir kulüpten bahsediyoruz. Doğru temeller atılmış olması sevindirici, tabi hazır bu temeller oraya bu kadar iyi atılmışken Fluminenseden Fred alınıp gelinse ve ileri uç oyuncusu sorunumuz Gyan için konuşulan rakamlara göre oldukça ucuz aynı zamanda kaliteli bir isimle çözülse.




Güzel olmaz mı?

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Anıl Dilaver Vs Berk Elitez



Galatasaray senelerdir altyapıdan oyuncu çıkartmasına alışıktık ancak Fenerbahçe bu sene ezber bozarak dört tane oyuncusunu A takıma çıkarttı. Burada gerek Recep Berk Elitez, gerek Gökay İravul, gerekse Okan Alkan hakkında epeyce bilgi paylaşmıştık. Bu sefer sadece iki yakanın altyapısından üst yapıya çıkan forvetlerinin resimlerini paylaşmak istedim. Rekabetleri sahada kalmayacak gibi...



















http://www.galatasaray.org/images/sporcular/2/anil_dilaver_b7512.jpg

Futbolculukları da kendileri kadar güzel olur işallah...

Not: Recep Berk Elitez bence daha iyi futbolcu.

Transfer

Kimi zamanlarda uzun süreler boyunca boşladığım blogu yenilemek, geliştirmek, düzenli olarak kaliteli yazılar yazılmasını sağlamak adına neler yapabileceğimize dair kafa patlatıyorum son günlerde.. Kaliteyi; olayı magazine dökmeden, sadece spor temelinde arttırmayı amaçlıyorum. Dünya'nın her yerinde spor yapılıyor, hemen hemen her ülkenin kendine ait bir ligi var. Ancak yalnızlık zor iş, öyle zamanlar oluyor ki çok büyük ilgiyle izlediğin, bilgili olduğun bir konu zaman aşımından dolayı rafa kalkabiliyor. Bilgili olduğun bir lig, bir organizasyon da.. Bu sebeple özellikle Fransa ve Brezilya ligleri konusunda son derece bilgili olan Adem ÖZTÜRK'e teklif götürdüm, sağolsun kırmadı ve yerden şut üstten aut bünyesine katıldı. Ama blogu daha fazla çeşitlendirmek, yazıların sadece futbol üzerine yazılmamasını sağlamak adına yeni hamleler yapılmalı diye düşünürken uzun süredir blogunu takip ettiğim Mali SELIŞIK'a teklif götürmek geldi aklıma. Sağolsun kendisi de kırmadı bizi ve bundan sonra motor sporları ile alakalı yazılar paylaşacak yerden şut üstten aut blogunda... Her ne kadar kendim futbol çıkışlı olsam da Dünya'da böylesine fazla takipçisi olan sporların futbolun bu denli gölgesinde kalmasını sindiremediğimden ve Türkiye'de de motor sporları ile epey alakalı insanlar olduğunu bildiğim için bu transferden dolayı son derece memnunum. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Yeniliklerimiz devam edecek.

Hayırlı olsun.

--------------------Diferansiyel

25 Temmuz 2010 Pazar

Şansı Teptirmek


Muricy Ramalho, genç bir bek olarak Sao paulo da parladıktan sonra daha 23 yaşındayken ilk ve son transferini yapar. Gittiği takım kimsenin tanımadığı küçük bir Meksika takımı olan Puebla'dır. Burada ülkesinden uzakta sessiz sedasız büyük işler başarır fakat tanınırlığı Meksika sınırları içerisindedir.
Kariyerine 1985 yılında son verir ve teknik direktörlük kariyerine ilk adımı atar. Bir sene sonra yetiştiği takımın genç takımının başına geçer. Elinden geçen en büyük yetenekler ise Denilson ve hala taraftarlar arasında adı efsane olan kaleci Ceni. Ardından kendisini Çin topraklarında bulur ve ardı arkası kesilmeyen klasik brezilya ligi hocası olur. Aslında bizim de alışık olduğumuz tarzda bir kariyere adım atmıştır. Bazen yarım sezon bazen de ikinci sezonu göremez. Hatta maçlık deneyimleri bile olur, ta ki 2006 yılına kadar.



Sao paulo ya geri döner ama bu defa A takımın hocası olarak, üstelik inanılmaz sezonlar geçirir. 3 defa şampiyonluk yaşatır takımına Seri A da. Fakat bir türlü Libertodores kupasında başarı gelmez. 2009 yılında Cruzerio'ya elenmeleri kovulmasına sebep olur.

Bu sene 25 Nisanda geçen sene düşmekten son anda kurtulan Fluminense takımı ile anlaşır. Belki de hayatının en kötü kararlarından birine imzayı atmıştır.

Zaten asıl hikâyede burada başlar imzadan hemen sonra haziran ayında Brezilya tarzını hiç yansıtmayan Dunga'nın takımı Hollanda’ya elenir ve yeni hoca arayışları başlar.

İlk akla gelen isim geçtiğimiz senelerde Seri A da müthiş başarı kazanmış Ramalho'dur. Görüşmelere başlanır, zaten hocanın hayır demesi gibi bir durum söz konusu değildir. Hemen evet der, medyaya yeni koç olarak ismi düşer ama dedik ya en kötü kararlarından birine imza atmıştır bir kere.

Fluminense başkanı geçen sene düşmek üzere olan takımı 10 maç sonunda lider olduğu için bırakmaya yanaşmaz. 2012 yılına kadar sözleşmesi olduğunu ve yeni bir hoca aramaya niyeti olmadığını açıklar.

Bu açıklama üzerine yeni bir isim aranır. Corinthias'ı Seri B'den Seri A'ya yükselten, 2008 yılın Brezilya kupasında finalist bir sonraki senede şampiyon yapan Mano Menezes ile anlaşılır. Menezes'in takımı ligde ikinci sırada ve bu senenin güçlü şampiyonluk adaylarından.

Ramalho'dan tek farkı kariyerindeki basamakları daha hızlı tırmanmasını sağlayacak böyle bir şansı tepmesini istemeyen bir başkana sahiptir. Bu habere en çok sevinende herhalde bizim Cristan ve Andre Santos olmuştur.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Fergusoninho





















Biraz daha yatmalıymış sanki, yaylaya gider o top.

Yakışmış - Fenerbahçe 2010-2011 Sezonu Formaları




















Aslına bakılırsa çubuklu için daha iddaalı çalışmalar yapılabilinir gibime geliyor ancak bu formada ziyadesiyle güzel bence. Bir eleştiri getireceksek kolların dizaynına getirebiliriz, orada sarı ile lacivertin parçalanması biraz garibime gitti. Ama genel olarak 10 üzerinden 8'i alır. Şampiyonluk forması olsun...





































Arma forma ile beraber son yıllarda tasarlananan en muhteşem forma. Hatta bu forma bana kalırsa arma formadan da güzel. Kartal pençesi, Fenerbahçe güneşi gibi şeylerin formaları basitleştirdiğini düşünüyordum , ta ki formayı görene kadar ! Üzerinde Chelsea formasından fazlasıyla detay taşısada üzerine yerleştirilen '' Fenerbahçe Güneşi '' apayrı bir anlam katmış formaya. Ne çok öne çıkıyor, ne de tamamen arka planda kalıyor. Daha güzeli olamazdı. 10 üzerinden 10'u alır benden.






















Sade ve hoş. Boğaz kısmındaki '' sarı -lacivert '' detay en çok beyaz formada ön plana çıkıyor ki yakasız olmasının kattığı hoş bir hava katmış bu da. Biraz t-shirt'e benzese de benim hoşuma gitti, çubuklu da kusura bakmasın ama 10 üzerinden 8'i bu formaya da veririm ben.





















İki senedir kaleciler için en az futbolcuların giydikleri kadar hoş formalar tasarlanıyor. Şu formanın nesi anlatılsın. Bir Galatasaray ve Beşiktaş kalecilerinin 60 ' lardan kalan formalarına bakıyorum bir de Fenerbahçe'nin kalecilerinin giydiklerine... Arada gerçekten büyük bir görsel farkı var.
















Palamut forma ise '' alternatif '' olarak düşünülmüş belliki. Ben Neon formadan daha çok beğendim, turkuaz kadar yaratıcı olmuş. Seçilen yeşilin tonuna belki biraz fazla cırtlak denilebilir ama Recep Berk Elitez'in üstünde gayet hoş durmuş gibi. Gerçi tam da yeşil formayı tanıtacak adamı seçmişler ya, orası da ayrı...

Bir de formalarda adidas'ın eski amblemini kullansak ne de hoş olurdu kimbilir..

Yakışmadı

http://img.footballove.com/2009/06/arda_turan-gunluk.jpg

Kaç oldu be Arda?

Olimpiyat stadında görevini yapmaya çalışan güvenlik görevlisine mi saldırmadın?
Kadıköy'de Fenerbahçe taraftarına yumruk şov mu yapmadın?
Durduk yere daha yeni yeni oynamaya başlarken rakibine kafa mı atmadın?

Fenerbahçe taraftarının aksine seni severim. Ama kaç oldu Arda? Sana 6 değil 66 yapılsa dahi otobüsten inip adamı kovalamak neyin nesi? Madem var o kadar yürek, madem şovunu yapmıyorsun; her deplasmanda tibünlere çıkman gerek...

Ama suç sende değil.Sen, ziyadesiyle akıllı adamsın vesselam. Her eleştiriden sonra, her Arda karşıtı hareketten sonra '' Ben Galatasaray'lıyım'' diyip taraftarın ağzının suyunu akıtan da sensin, aba altından sopa gösteren de...

Suç seni bu hallere getirende. '' Metin Oktay olmak gibi bir amacım yok, olamam da'' dediğin zaman bugüne kadar görsel adına yaptığın tüm hareketleri unutup '' vay arkadaş, adam ne kadar samimi'' diyenlerde. Futbolcu olarak asla çıkamayacağın sikletlerdeki oyuncularla mukayese edip bir de o oyuncular ile aranda fark bulamayanlarda. Kısacası bizde, kısacası sana inanan taraftarın, seni sempatik bulan rakip taraftarın ve sırf ülkeden bir oyuncuya ''Dünya Starı'' etiketi vurmak için çabalayan medyada.

Futbolun her geçen gün ilerlese dahi, '' Metin Oktay olamam ki...'' diyip aslında öyle bir iz bırakmak istediğin halde bu Arda Metin Oktay'ı geçtim , Metin Akpınar bile olamayak gibi... Zira samimiyetini de sevecenliğini de sempatikliğini de gölgeliyorsun günden güne. Derdim değil Fenerbahçe taraftarına saldırmak istemen, derdim günden güne konulmaya çalıştığın kabın şeklini alman. Gerçekten üzücü...

Alex De Souza & Dia

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/2010-07-24_idman12.jpg

Alex seçici adamdır, referans olarak kabul ediyoruz bunu. Maldonado'yu hatırlamak bile istemiyoruz tabi...
Related Posts with Thumbnails