4 Aralık 2009 Cuma

Şimdi Nerede?

http://images.habervitrini.com/haber_resim/gs_bulent_akin.jpg

28 Ağustos 1978 Doğumlu olan Bülent Akın garip bir şekilde Galatasaray'ın en pahalı 5 transferinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra'' birgün kampta yediğimiz tavuk çok hoşuma gitmişti, ikincisini almaya gittim; sınırlı sayıda olduğunu söylediler, işte o zaman ayrılmaya karar verdim'' şeklinde bir beyanı olduğunu hatırlıyorum... Atarı futbolundan büyük abimizin.

Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra beli hiç doğrulmadı Bülent'in. Kısa bir Bolton macerasından sonra Hollanda'da bir takıma transfer oldu haberlerini okuduk ama artık adını google'a yazdığımızda oynadığı futbolu makaraya alan postlar harici bir methiye cümlesi göremiyorsun.

Sahi şimdi nerede acaba?

2010 Dünya Kupası Grupları

Grup A -------Grup B -------Grup C ---Grup D
Güney Afrika --Arjantin-------İngiltere --Almanya
Meksika ------Güney Kore ----ABD ------Avusturalya
Uruguay ------Nijerya---------Cezayir ---Gana
Fransa --------Yunanistan ----Slovenya --Sırbistan

Grup E ------Grup F -------Grup G-----Grup H
Hollanda ------İtalya ---------Brezilya -----İspanya
Danimarka ---Paraguay ------Kuzey Kore--Honduras
Kamerun -----Yeni Zelanda --Fildişi S. -----Şili
Japonya ------Slovakya-------Portekiz -----İsviçre

A-B-E gruplarını beğendim. Güzel maçlar çıkacak bu gruplarda...

G grubu çok zor bir grup ancak benim açımdan Kuzey Kore orayı bozuyor. Biraz daha güçlü bir takım gelseydi büyük süprizler olurdu o grupta. Fildişi Portekiz ile Brezilya'yı epey zorlayacak olsa da ben E grubunun daha büyük bir heyecan kasırgasına sahne olacağını düşündüm ilk bakışta.

Bir de son zamanlarda İngiliz takımlarının (Klup olsun Milli seviye olsun) , Alman takımlarının ve İsviçre Milli Takımının böyle gruplara düşmesinden bıktım. Ne lobiymiş arkadaş...

3 Aralık 2009 Perşembe

Kayan Yıldızlar...

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/ftblmahmuthanefi002.jpg

Yıllarca Carlos gibi bindirmesini, orta yapmasını, kademeye girmesini bekledik. Ancak o Carlos gibi taç atabiliyordu sadece. Arada da şut...

Oysa ki topa Carlos gibi geliyordu!

Belki kendisine yeterince şans verilmedi diyecekler çıkacaktır ama birtek bizim halısaha takımına gelmemiş Mahmut Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra. Gittiği yerlerde de''yeni Carlos'' yakıştırmasına layık kalacak performansı verememiş.

Şimdi nerede mi? Tff ' ye göre Diyarbakırspor'da. Geçen sene Diyarbakır'ın lige çıkmasında rol sahibi oyunculardan biri olarak gözüküyor geçen seneki maç istatistiklerinde ancak bu sene daha forma şansı bulamamış.

Hey gidi yerli Carlos hey...

http://ligamistru-2003-2004.xf.cz/obrazky/fotky/besiktas/400x600/okan_koc.jpg

Fenerbahçe'ye mi gelecek, Galatasaray'a mı gidecek derken bir anda Beşiktaş formasının altında mücadele ederken bulduk Okan'ı. İlhan Cavcav'ın muhteşem pazarlama yeteneği sayesinde Gençlerbirliği kasasına da hatırı sayılır bir para girdi bu transferde.

Beşiktaş ile oynadığı senelerde aklımda sadece 3/5/2'nin gidip gelen sağbeki olarak Stamford Bridge çimlerinde oynaması kalmış. Belki o da yanlıştır ya...

Sonrasında ise yine yokuş aşağı yuvarlanan bir kariyer.

Şimdi ise Altay'da imiş Tff'nin sitesine göre. Hey gidi Okan'ım, Fm'de Real'e kadar yolun vardı zamanında...

Manchester City-Arsenal

http://theleagues.files.wordpress.com/2008/12/stephenireland.jpg

Bu maçtan böyle bir skor beklemiyordum ama bu derece keyifli bir maç bekliyordum tabi ki.

Maç güzeldi de goller daha güzeldi. İzleyin derim.


Fotoğrafta arşivden ...
Stephen İreland salmış çayıra.


Doğuştan Şanslılar ...

Futbolla az buçuk ilgisi olan herkesin izlerken hayrete düştüğü, '' şu adama bak , bu adam senelik x milyon euro alıyor arkadaş olacak gibi değil; kimi insanlar şanslı doğuyor'' dediği isimler vardır. Bu da yeni bir seri olsun, yeni ''şanslıları'' izledikçe güncelleriz.


http://www.elconfidencial.com/fotos/deportes/2009082595Busquets.jpg

Sergio Busquets: En son senelik 1,75+ milyon euroya sözleşme yeniledi diye hatırlıyorum. Neyse belki zamanla o da Xavi olur, ilk çıkanların hepsi bu damgayı yiyorlar Barca'da hemen hemen; suç bizim değil !

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi_vH1FiC2x9KV-e0F2rkgwqZzxsi5LnT5kLicM5WVmijmF4O9eERTChU3xdUiNQMOkc0rEjJe9eIzCeLVbK6F_8n2jQ5AK1LhYrPiC43yvoJKa5ly4B94dbDniVfcwPyR2sRayCiTqWvSw/s400/erhan+g%C3%BCven.jpg

Erhan Güven: Beşiktaş'ın Ankaraspor'dan transfer ettiği sağbek oyuncusu. Ne oynuyor, neleri iyi yapar bilen gören var mı?

http://www.webdelcule.com/03-04/oleguer.jpg

Oleguer Presas:Aslında listenin baş köşesi ona ayrılmalıydı. Altyapı fetişinin eriştiği son noktadır kendisi. Alkışlarım...

http://www.baylar.net/sporcu_resimleri/selcuksahin.jpg

''İstikrar abidesi'' Selçuk Şahin: Taçsız kral Selçuk Şahin'de bu listede olmazsa olmazdı sanırım. Sene başında '' ya istediğim parayı verin ya giderim'' resti çeken topçu değil miydi demeyin bende oydu diye hatırlıyorum.

Evet belki yetenekli değil ama istikrarlı oyuncudur . Her maç rakibe istikrarlı biçimde en az 5 tane top kaptırır, bunlardan 3 ü takımı atağa çıkarkendir rakibin kontrası olarak kalesine geri döner. Yine her maç 1/2 defa artistik çalım atmaya çalışır. Bir de uzun pas fetişi vardır Selçuk'un, birinciyi atarsa müthiş bir özgüvenle sabaha kadar uzun pas atmayı deneyebilir. Bu toplarda genel olarak atılan topçunun üç boy mesafesi yukarıdan tribünlere gider.

Ailecek severek izliyoruz kendisini.




İnsan İnsana Benzer #5

Evet biraz abarttım ama...

Mustafa Sarp+ Gökhan Zan=Kenneth Perez
http://www.nieuwslog.nl/data/subdomain/32/article/20080804173358_Kenneth_Perez_groot.jpg

http://habercininyeri.files.wordpress.com/2009/06/gokhan-zan.jpg

Yaratıcılık sınır tanımıyor...

http://www.uefa.com/ml/images/players/ucl/400X600/31849.jpg

http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/07/22/fft5_mf32833.Jpeg

Enteresan...

Bu çalışmadan daha çok ekmek çıkar sanırım ; bende bu hayalgücü olduğu sürece...

İnsan İnsana Benzer #4

http://cache.daylife.com/imageserve/0fhr6sEbYy5TW/610x.jpg

http://img.haberler.com/haber/573/mustafa-sarp-galatasaray-hayalim_o.jpg

Kenneth Perez ve Mustafa Sarp...

http://www.nieuwslog.nl/data/subdomain/32/article/20080804173358_Kenneth_Perez_groot.jpg

http://www.bursasportif.com/haberler/mustafaSarp_03.jpg

İnsan İnsana Benzer #3

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3ZNEpMeW749AMdirU-FQp-JD8tjTqQOBz0ulKal6IkjTPHScNQKErpPNE5hvLt_CkSuTpwDyjHUouJC9TYFUnOahF1lTZV4XW2F4kNDwIdYzz99k7obzpQZl68yJnqWExJOKYi6lAiJI/s400/delgadomoritz.jpg

Andre Moritz ve Matias Delgado...

http://www.tff.org/Resources/TFF/Auto/d5b630b285a44d42bd5997902c178010.jpg

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEio0QUWQ02Y4n8bCN3ZTbCpgfRI71rB5BXwF6Tf5uc8QVtpIAXtKSXhrFsEZCDsbjbIGb-4QfMtqgvh41hgw5CFsr060NSy0poVP6Ba90qwtUl0vqfm3pciPwKsXHg-nJJg6jsgqB6wpGQ/s400/delgado.jpg

Not: İlk resim alıntıdır.

İnsan İnsana Benzer #2

http://i.goal.com/files/images/stats/goal/player-images/32/17632_200x250.jpg

Volkan Şen ve Deco...

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj0irHEdjatpH0wbu-AtesAuhA8AG0Dp6qz-25vvnz2IrJjDT1XC2P0XpXAeG2p6vjdLEeP9oRd20UfsOVyRXeS5cdMTRCOpA9i3ffslHRAcQcABmAswDx_ldEPX2nSW1zyljQqFG9-ANFG/s400/Anderson_Luis_Souza_Deco.jpg

Colin Kazım Richards

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/2008-01-07_kazim1.jpg

Beşiktaş maçından önce Twitter hadisesi, maça çıkarken yaptığı vücut show, gördüğü kırmızı kart, Kasımpaşa maçında arkadaşlarını yalnız bırakması, resmi siteyi yanıltacak yönde konuşması ve en nihayetinde yaptığı kaza..



Ve hepsi kendine inanan bir teknik direktör varken oluyor. Ve yine oynarken... Zamanında ''oynamıyorum,oynamak istiyorum'' şeklinde serzenişleri varken bu showları, bu davranışları bu derece abartı görmezdik Kazım'da. O zamanda değişik karakterde bir topçu olduğunu belli ediyordu ancak oynamak biraz daha değişik bir hale soktu sanırım Kazım'ı.

Futbol ya da antreman sahasına çıktığı zaman elinden geldiğini yaptıkça sıkıntı yok benim açımdan. Bu sene özellikle Kazım'a çok fazla eleştiri yönelteceğimiz bir sene değil saha içine bakarak, zira geçen sene ile arasında 3 gömlek fark var. Ama attığı söylenen yalan ( ki bu da muamma, acaba böyle bir yalan var mı ?- ben pek sanmıyorum ya neyse) ciddi sıkıntı. He onu da geçelim , gençtir olur arada böyle şeyler diyelim ancak hiçbir bünye Kazım'ın yaşadığı söylenen düzensiz hayatı uzun süre kaldırmaz ki işte o zaman bunların hepsi ciddi sıkıntı olur. (ki şuan bile yeterince oldu zaten.)

Hadi Fenerbahçe yok kafasında diyelim. Ama bilmesi gerekir ki tüm bu davranışları kariyeri içinde çok büyük negatif puanlar... İşallah yazık etmez kendine, daha doğrusu ettirmez zira taraftarın bir Kazım Kazım hadisesine daha katlanacak sabrı kaldığını düşünmüyorum.
http://i.milliyet.com.tr/MansetOrtaBolge167_260/2009/08/17/fft10_mf347466.Jpeg
O kas yığını vücudunun da bahsedildiği kadar düzensiz bir hayata karşı sene başından beri süregelen iyi performansını devam ettirecek kadar kuvvetli olduğunu düşünmüyorum...

Twente deplasmanının ardından

[diegolugano.jpg]

Maç öncesi yapılan iddaalı açıklamalar ile doğrudan bağlantısı olan bir maç izledik Hollanda'da

Beşiktaş maçında 1 puanın iyi olacağını söylediği halde ofansif meziyetleri Vederson'a göre daha üstün olan Andre ile başlayan Fenerbahçe Daum'un kazanma olasılığını %100 olarak açıkladığı bir ortamda sahaya Vederson ile çıktı. Bu biraz düşündürücü idi ancak Daum'un kafasından geçenleri bilmek imkansız. Bizim açıklamalara binaen beklediğimiz kadrolarda çokça ters köşe yapıyor Christoph Daum.

Keyifli ve içinde çok fazla mesaj barındıran bir maç oldu. Bunlardan en göze batanı ise Fenerbahçe için Bilica'nın taşıdığı önem... Öyle ki Bilica olmadığı zaman hem Lugano aksıyor, hemde orta saha oyuncularının hücüm anlamındaki etkinlikleri düşüyor. Mevcut kadroda olmazsa olmazlardan biri oldu Bilica.

Yine bu maçta Cristian'ın ofansif olarak sorumluluk alabileceğine tanık olduk. Net pasları bir yana kanatlardan taşımaya çalıştığı toplar Fenerbahçe'nin hücum çeşitliliği için ilerleyen zamanda çok önemli hale gelebilir. Ancak bunun için Emre varken de Cristian'ın bu denli oyunun içinde olması lazım. Takıma ofansif olarak da önemli katkılar yapabilecek kapasitede bir oyuncu ki Avrupa futboluna tam olarak uyum sağladığı zaman gerçekten aranan oyuncu haline gelebilir.

Mehmet Topuz'un her maç gördüğümüz şekilde ilk yarı etkili olduğunu ikinci maç ise oyundan düştüğünü söyleyebiliriz. Probleme en basitinden fizik&kondüsyon yetersizliği diyebiliriz ancak detaylı reçete tabi ki Daum'un elindedir. Buna bir çare bulunması şart zira Mehmet'in oyundan düşmesine bağlı olarak Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki en sağlam yerlerinden olan sağ tarafı ciddi tehlikeler yaşıyor.

Lugano istikrarlı oyunlarına bir yenisini eklerken Alex ve Gökhan Gönül gününde değildi. Özellikle Stoch Gökhan'ı bugüne kadar kimsenin zorlamadığı kadar zorladı. Bunda Gökhan'da son haftalarda göze çarpan düşüşünde etkisi var ancak gözardı etmemek gerekirki Stoch'da epey iyi oyuncu. İlerleyen zamanlarda adını daha sık duyacağımızdan eminim ki zaten Chelsea'nin oyuncusu kendisi.

Yine rakip takımın ön libero mevkisinde görev yapan Tiote gözüme çarpan bir diğer oyuncuları oldu. Fiziksel olarak çok diri bunun yanında toplada gayet etkili. 86 doğumlu bir oyuncu olduğunu göz önünde bulundurursak çok önemli yerlere gelebileceği varsayımında bulunabiliriz.

Twente defansı oyunun özellikle ilk yarısında çok fazla yan pas yapma imkanı buldular. Fenerbahçe geri dörtlüsü ise topa Twente kadar sahip olamadılar. Bunda orta saha bloğunun rakip üzerine zamanında çıkmaması - alan daraltmaması ve yine defanstan top çıkarken sahaya çok doğru bir şekilde yayılmamasının etkili olduğunu düşünüyorum. Zira Twente defansı top çevirirken genellikle kendi yarı sahasının ortasına kadar top almaya gelen Tiote ve Brahma'ya Cristian veya Selçuk ikilisinin baskısı yoktu; bu da kolay top kullanma imkanı verdi. İkinci yarıda sanırım Daum müdahalesi ile Mehmet ve Cristian biraz öne çıkınca bu kadar rahat top çeviremedi rakip savunma.

Fenerbahçe'nin Bilica varken de çokça pozisyon vermesi düşündürücü ancak bunda Selçuk'un etkisi olduğunu düşünüyorum. İsabetsiz pasları ile birçok atağı öldürdüğü gibi rakibe hızlı çıkma şansı da tanıdı. Daha dikkatli olması gerekiyor. Yine Cristian-Semih tartışması Fenerbahçe'nin şu sıralar hiç ihtiyacı olmayan şeylerden, takımın üstünde bu kadar baskı ve eleştiri varken oyuncularının birbirlerini koruması ve birbirlerine daha hoşgörülü davranması gerektiğini düşünüyorum.

Yine de Fenerbahçe'nin bu gruptan lider çıkması, kötü skorlarına bir Avrupa maçı ile son vermesi sevindirici. Bir çiçekle bahar gelmez ancak Bilica'nın dönüşünün takıma çok fazla katkı vereceği ortada. Darısı Eskişehir maçına...

26 Kasım 2009 Perşembe

Şampiyonlar Ligi 5. Hafta Sonuçları ( Bölüm 2)



Beşiktaş'a tebriklerimizi iletelim. Ne olursa olsun o futbolcular sokaktan çevrilmedi ve üzerilerinde Manu amblemi vardı. Cska'yı içeride yenip Uefa'ya gelmelerini temenni ediyorum zira ülke puanı açısından çok önemli bu...

Gollerden aklımda kalan ise sadece Krasiç'in golü. Adamım Higuain'de yazmış ama pek bir orjinalliği yok. Krasiç'in golünü izleyin derim.

Birde tek bir maç ''üst'' bitti ŞL'de. Tüm alt bitenlere bahis yapsak Liverpool'a helalinden bir stoper alabilirdik sanırım. Sağlık olsun.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Fenerbahçe-Bursaspor A2 Maçı

Geçtiğimiz haftalarda Dereağzında oynanan maçlara gitmeyerek nasıl bir topçu olduğunu merak ettiğim Kapo'yu(Abdülkadir Kayalı) izleme fırsatını kaçırmıştım. Bu hafta rakip Bursaspor olunca haliyle maça gitmemiz gerekti. Böylece hem Muhammet Demir'i hem Abdülkadir Kayalı'yı bir arada görecektik.

Nitekim bugün Kapo sahadaydı. Ama gitme sebeplerimizden olan Muhammet Demir İstanbul'a gelmemişti.

Bahsedilecek çok fazla şey var ancak ilk Abdülkadir'den başlayayım.

Öncelikle Abdülkadir'in Gerrard olduğunu söylememi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacağımı belirtmek gerek. Evet güçlü fiziği, sertliği ve bugün giydiği formanın numarası bakımından Gerrard'a benziyor Kapo. Ancak oyun için sürekliliği, çalışkanlığı ve konsantrasyonu en ufak bir anımsatmaya dahi sebep olmadı. A2 takımda oynayan bir oyuncu Abdülkadir'e sene başında teknik kadronun A2 takımıyla maça çıkması gerektiğini söylediklerinde Abdülkadir'in bunu istemediğini söylemişti. Gerçekten sahada kendisini o sahadakilerden büyük gören orada olmak istemeyen bir görüntü çizdi Abdülkadir. Santra anında 4/4/2 oynayan Fenerbahçe'nin 2 ön liberosundan biriydi ama genel olarak Alex gibi takılmaya çalıştı. Girdiği topların hepsini kazandı ama yanından geçen oyunculara çok fazla müsade etti, ayak bile uzatmaya tenezzül etmedi.

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/2009-11-25_bursa3.jpg

Ancak yetenekli olduğu, fiziğinin bu seviyenin çok üstünde olduğu ve iyi bir oyun kafası olduğunu söylemezsek olmaz. Bu güçlü fiziğiyle oynayabileceği box to box pozisyonuna adapte olmaya çalışır ve işini tam konsantrasyonla yaparsa bu çocuk olur. Ama bugün sahaya tam konsantrasyon ile çıktıysa - ki hiç sanmıyorum- Abdülkadir çok büyük ümit beslenip ortalama bir futbolcu bile olamayanlar kervanına katılabilir.

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifBOvowUpbElUEXva0w1_hOPPrC9_hRFwsig3OrPXp6S_Z48hzQCTJTxfd2oDY6-oJRVpbT2-l9ssPvHvHZ-lj7da9Wr3nzbveWazGO2iBEBbJ8laYXRTqRe4FJixwCqkIW-bDq7UVCQY/s400/Abd%C3%BClkadir+Kayal%C4%B1.jpg

Sahada kendisini bu seviyeye fazla gören bir topçu daha dikkatimi çekti. Milli Takım maçlarında da müthiş özgüveni ile göze çarpan Okan Alkan bugün Fenerbahçe'nin kağıt üzerindeki sağ bekiydi ama Dani Alves gibi sürekli ileriye çıkıp sağ ön oynayan oyuncuyu kendisinin yerine hapsetti.

Boyu kısa (1,70 imiş boyu) ancak sahada baya yer kaplıyor Okan. Fiziği gayet iyi. Hızlı, topla arası bek oyuncusuna göre çok iyi... Kısacası oldukça yetenekli. Ama söylediğim gibi kendisine olan güveni biraz başa bela açabilir cinsten. Öyle ki çoğu işi tek başına yapmaya çalışıyor, arkadaşlarını azarlıyor ve top gelmeyince oyuna küsüyor. Halletmesi gereken sadece bu konu var Okan'ın. Alves'e benzeyebilir ama henüz Alves değil. Hatta ve hatta Abdurrahman Dereli bile değil. Bu sıkıntıyı aşarsa hiçbir yerde yedek sağ bek aramasın Fenerbahçe çıkarsın koysun yedeğe, Gökhan'a birşey olursa çıkıp çatır çatır oynayacak gibi duruyor.

Turkey's Okan Alkan (L) fights for the ball with United Arab Emirates's Ahmad Ismail in their FIFA Under 17 World Cup second round soccer match at Nnamdi Azikiwe Stadium in Enugu November 4, 2009. Action Images/ Jason O'Brien VIA.

Daha önce blogda da ismini paylaştığım Gökay İravul ise yola tam gaz devam ediyor. Çok yönlü bir oyuncu Gökay. Çünkü çok çok extra olmasa da iyi bir top tekniği ve bitmek tükenmek bilmez bir enerjisi var. Milli Takımla Nijerya'da ön libero ve iç olarak görev yaptı oynadığı maçlarda ancak Fenerbahçe'de kanatlarda değerlendiriliyor. Bu iyi mi oluyor kötü mü oluyor tam bir teşhis koyamadım ancak ben olsam bu kadar dinamik olan ve pas yüzdesi yüksek oyuncuyu göbekte kullanırım. Kanada kitlenecek ; sadece orada git-gel yap denilecek oyuncu değil bunu net bir şekilde söyleyebilirim.

Fb TV'de nasıl gözüktü bilmiyorum ama gözükmeyen birçok pozisyonuna şahit oldum Gökay'ın. Topla akması, hiç bir extra bilek hareketi yapmadığı halde çalımını her türlü atması şüphesiz televizyon ekranına yansımıştır. Ancak Abdülkadir ve Okan'ın her topu alışında ters taraftan bomboş şekilde kopup gelmesi ve abartısız 5 pozisyonda gole gidecekken top atılmamasına karşın ısrarla 6. koşuyu yapması sanırım gözükmemiştir. Ve muhtemelen çoğu pozisyonda ''değişin, bak kademeye git, x arkan bomboş,topla koşma, topu koştur; sende yorulma bizde boş koşu yapıp yorulmayalım '' şeklinde arkadaşlarına verdiği direktiflerde duyulmamıştır. Tabi her pozisyonda top istemesi de... En komiği ise Sakarya'dan gelen sol bek Onur'a attığı golden sonra ''afferin lem kocakafa '' demesi idi. Onur'da da Gökay'da ne eksikse o eksik. Sahada oyun kafası olarak en ileri oyuncudur kendileri...

Peki ne mi Gökay'ın (dolayısı ile Onur'un da ) eksiği?

Tek eksiği Abülkadir'in fiziği. Evet her maç tekmelenmesine rağmen müthiş bir dengeye sahip olduğundan düşmeden devam edebiliyor ama bir üst seviye için daha geniş baldırlara ihtiyacı var. Gerçi ince bacak yapısına rağmen dediğimiz gibi ayakta kalıyor ve iyi de şut atıyor ama hedef bir üst seviye ise tek geliştirmesi gereken yer vücudu, tek yapması gereken sıkı şekilde vücut geliştirme idmanı. 90 dk boyunca bu kadar iştahlı oynayıp yorulmak nedir bilmemesi A2 seviyesinden fazla olduğunun başlıca ispatı zaten, en azından ben böyle az oyuncu gördüm işallah gerekli fizik idmanlarını da yapıp üst yapıya çıkar.






Oyuncuların büyük bir kısmı profesyonel olmadıkları için takım değerlendirmesinden çok oyuncu değerlendirmesi yapıyorum zira takım olgusundan ziyade bireysellik ön plana çıkıyor çoğu zaman. Oyuncuların kimileri bireysel olarak ön plana çıkmak istiyorlar ( Abdülkadir, Okan, Görkem gibi)ancak kimileride takım oyunuyla beraber çok daha fazla göze batıyorlar.(Serhat Hürriyet, Gökay İravul)

Takım oyuncusu olarak çok sağlam oynayan stoper Serhat Hürriyet'de bahsetmediğimiz oyunculardan birisi. Biraz hantallık problemi var ama epey güçlü ve tam bir defans lideri. Sürekli arkadaşları ile konuşuyor. Hava toplarının hemen hemen hepsini topluyor ve maça inanılmaz konsantre olmuş şekilde oynuyor.1,91 olan boyu yaşına göre (20,04,1992 li) epey uzun. Aklıda yaşına göre epey büyük. Önder gibileri izledikten sonra ilaç gibi geliyor böyle genç oyuncular gerçekten...

http://www.fenerbahce.org/pic_lib/serhathurriyet.jpg

Son olarak sahada en fazla dikkat çeken oyuncudan bahsedeyim. Garip olan ise bu dikkatin ilk bakışta oyuncunun Ronaldovari bakışları ve tavırlarından kaynaklanması. Maç başından devre arasına kadar ısındı Görkem Kulbay, saha kenarında; yani tam önümde.Jöleli saçları, duruşu, bakışları Ronaldo ' yu örnek aldığını gözler önüne serdi kısa zamanda...
http://www.fenerbahce.org/pic_lib/gorkemkulbay.jpg

Sene başında Almanya'ya giden gençler arasında onunda ismi vardı. Görkem o maçta kısıtlı sürede topla olan ilişkileri ile dikkatimi çekmişti ilk olarak. Tabi o zaman bu kadar yakından görmemiştik ve abilerinin yanında duruşu filan farklıydı. O gün bugündür A2 maçlarında Görkem'i görememiştim, merak ediyordum bu oyuncunun akıbetini. Saha kenarında sohbet eden teknik ekibe kulak misafiri olduğumda sakatlıktan yeni çıktığını öğrendim.

Yine C.Ronaldo'ya çok benzeyen fiziğine nazaran ortalama bir hıza sahip Görkem. Onun özelliği topla çok rahat adam geçmesi. Ve bu çalımların çoğu Arda Turan'ın çalımları gibi dur-kalklarla, aklıyla atılıyor. Çok etkili kornerler kullanıyor nitekim en sonuncusunda Gökay golü yaptı. 2003 senesinde keşfedildiği Danone kupasından hemen sonra gelmiş Fenerbahçe'ye Görkem. Diğer oyuncular kadar fazla izleyemedik tabi ama sahada bir duruşu var gerçekten...

Unutmadan Furkan Aydın ise Guiza'nın mini versiyonu. Biri arada aşırtma atıyor, diğeri arada çalım atıyor tek fark bu. Bir de Furkan Guiza gibi pozisyona giremiyor dolayısı ile kaçıramıyorda... Ciddi zamanlama ve oyun bilgisi sorunu var. Bir de garip şekilde tüm gücüyle koşmaya çalışırken arkasından birisi çekiyormuş gibi koşuyor. Bundan sonraki durağını gerçekten çok merak ediyorum. Bu çocuğa yeni Hakan Şükür diyorlardı, Hakan Şükür küçükken böyle ise gerçekten onun hikayeside azmin zaferiymiş, alkışlarım.

Takım olarak ön alanda çabuk baskı kurma çabası gözüme çarptı Fenerbahçe'nin. Furkan hariç oyuncular gerçekten çok diri ( hoş, nasıl olacaklarsa başka ) ve müthiş bir iştaha sahipler. Abdülkadir ve Okan takım içi oyun planına pek sadık kalmasalarda ( ve bizde postun büyük bölümünü garip şekilde bireysel performanslara ayırsakta) mümkün mertebe paslı oynamaya çalışıyor Fenerbahçe'li oyuncular. Dediğimiz gibi Gökay gibi, Onur gibi, Serhat gibi farklı oyuncular ise basit oyun oynarken bile sırıtıyorlar işte...

Kısacası bu takımdan da 3 sene içinde üst yapıya topçu çıkmazsa ben birdaha gitmem kardeşim Dereağzına filan... Devre arası ısınmak yerine kaleye geçen stoper Sertaç ve ona şut atan kaleci Alptekin dışında tabi.

Şampiyonlar Ligi 5. Hafta Sonuçları ( Bölüm 1)

Related Posts with Thumbnails