10 Kasım 2009 Salı

U-17 Dünya Şampiyonası (Son)

http://www.tff.org.tr/Resources/TFF/Auto/325d8606dfb5407f9dbeb1c3c05482e0.jpg

Kolombiya mağlubiyeti ile Nijerya'da düzenlenen U-17 Dünya Şampiyonasına veda ettik. Sağlık olsun. Maç ile ilgili yazılabilecek çok şey var ama sıcağı sıcağına yetiştiremediğimden gerek görmüyorum. Zaten çok tatsız bir veda oldu , en azından yarı finali hakettiğimizi düşünüyorum...

http://img.mynet.com/spr/MuhammedDemir2.jpg

Resimdeki arkadaşı ilk defa alıcı gözle izledim de... Baya sağlam geliyor gibi. Zaten Avrupa'lı menajerler listesine almışlar kendisini. Hayırlısı olsun, yurtdışına genç yaşta futbolcu ihraç etme işine bir yerden başlamak gerek...

ÖLENLE ÖLMEK

[eee.jpg]

Söylenecek çok söz olabilir belki, ama söyleyecek yüz var mı peki?

Yine de ruhun şad olsun Ata'm... Bizimlesin; sonsuza dek...

9 Kasım 2009 Pazartesi

5-5

http://4.bp.blogspot.com/_mxqizOCyH3A/SUjPR5dGKHI/AAAAAAAABTg/AUEviZh1BWY/s400/1.jpg

Yılın skoru Fransa'dan geldi. Bahis şirketleri bu ligin ''alt'' oranlarını utanmasa 1,25 civarına çekecekler ama Lyon-Marsilya maçında tam 10 gol olmuş.7 gol üstü oynayan yarın ilk uçakla Karayiplere gidip ömür boyu dönmez sanırım.

Lyon taraftarı muhtemelen kazanamadıkları için üzgündür ama hayatlarında bir kez görecekleri bir skor görmüşler, tadını çıkarmak gerek.

'Bizim Çocuklar' iş başında!

Galatasaray'ın deplasman kabusu Diyarbakır'da bitti !.. Dış sahadaki son 2 maçından puansız ayrılan sarı kırmızılılar, gerek saha içi gerek saha dışı unsurlar nedeniyle çekinerek gittiği Diyarbakır'da 3 puanı cebe indirdi !.. Galibiyet, Galatasaraylıların alt yapıdan yetiştikleri için "Bizim Çocuklar" dedikleri Sabri ve Arda'nın golleriyle geldi: 2-1


Yoruma gerek var mı?

http://www.ligtv.com.tr/Default.aspx?r=1&hid=63674

8 Kasım 2009 Pazar

Atalanta-Juventus

http://ilsecoloxix.ilsole24ore.com/r/IlSecoloXIXWEB/genova/foto_trattate/2009/11/07/c7eb100a188b0c349cbb6e42cd697eae-018--499x285.jpg

İtalya'da alıştığımın dışında güzel bir futbol ve bol gol...Ben alt biten maçlara, antrenörlerin birbirlerini kitledikleri mücadelelere alışmıştım oysa ki.. Gollerin çok olmasından ziyade güzellikleri dikkat çekici. Melo Deivid'in Chelsea'ye attığı golü atmış. İzleyin derim...

Atletico Madrid-Real Madrid



Aguero ile maça başlamayan TD gerçekten ya şaşırmış ya da fazlasıyla korkmuş olmalı... Derbilerin adamı Maxi'nin başlamaması da tartışılacak ayrı bir konu.Maçın son yarım saati gerçekten tam bir resitaldi. Simao topa daha düzgün yatabilse 3/0 geriden gelip 3/3 bitirecekti Atletico maçı. Sağlık olsun, bir dahaki seneye artık.

Bu arada Forlan çok acaip topçusun be...

Atletico Madrid
: Sergio Asenjo, Pablo Ibanez (89.Pongolle), Antonio Lopez, Tomas Ujfalusi, Luis Perea, Luis Garcia, Simao, Santana, Diego Forlan, J.M. Jurado(46.Agüero), Reyes (59.Maxi Rodriguez)

Real Madrid: Iker Casillas, Ezequiel Garay, Marcelo, Alvaro Arbeloa, Pepe, Sergio Ramos, Kaka (84.Van der Vaart), Lassana Diarra, Xabi Alonso, Karim Benzema (69.Gago), Gonzalo Higuain (65.Raul)

Goller: Kaka 5', Marcelo 25', Higuain 64' - Forlan 79' Agüero 81'

6 Kasım 2009 Cuma

Bükreş Maçının Ardından


Sene başı yaptığı açıklamalarla Avrupa Ligi'ni 2. planda tuttuklarını belirtmişti Daum. Peki gerçekten öyle miydi? Senelerdir süren yatırımların ve transferlerin karşılığında Daum'un bunu söylemeye hakkı var mıydı?

Elbette yoktu. Zaten o da bunu düşünmüyordu. Yaptığı sadece hem kendisinin hem takım üzerindeki baskının birazını almaktı.Şayet Aragones zamanının enkazının üstüne bir de çok büyük hedefler binseydi tahmin ediyorum ki Fenerbahçe Zico öncesindeki Daum zamanında başlayan Zico ile devam eden Aragones ile alakasız bir şablona dönüşen oyun sistemini ve Avrupa'da ki özgüvenini sahaya yansıtamayacaktı. O iyi antrenörlüğünün yanında iyi de bir spor psikoloğu olduğunu gösterdi ve en nihayetinde Fenerbahçe'de bunların meyvelerini toplamaya başladı.

Avrupa ligini önemsemeyen bir antrenör en son deplasman maçında sakat diye oynatmadığı bir oyuncuyu kısa bir süre içinde sahaya sürer miydi ?

İşin rengi basına yansıyandan farklı olduğu için Alex sahadaydı dün. Kendisinden uzun süredir görmediğimiz dribblinglerden birini yapıp çok klas bir gol attı. Sahadaki şair oydu yine...

Zaman zaman sahada Alex'i kıskandıracak işler yapmak isteyenlerde oldu. Nitekim Andre'de Alex'in golü gibi çok klas bir gol attı. Çalımlar ve pozisyon öncesinden ziyade gol vuruşunu çok beğendim. Sol ayak dış-üst ile muhteşem vurdu topa. İyi de mücadele etti ama sol önde oynayacak oyuncunun her zaman oyunun içinde daha fazla olması gerekir. Yine de düşüşte olan performansını ''dur'' demesi sevindirici bir gelişme...

Kazım' da forvette epey mücadele etti, zaman zaman Mehmet Topuz ve Andre'ye topları istediği yerleri ve çıkmaları gereken yerleri anlattı. Ofsayt ile kesilen iki pozisyonunu ise tribünden net olarak çözümleyebilmem mümkün değil tabi ki. Eski performanslarının biraz uzağında kalsa da maç içinde takım arkadaşları ile iletişimde olması ve maç sonu açıklamaları beni fazlasıyla sevindirdi.

Emre ve Cristian ikilisi yine orta sahada çok koştular, iyi mücadele ettiler. Varlıkları takıma gerçekten çok şey katıyor. Emre alışılmadık pas hataları yaptı birkaç yerde ancak yine de takımın saha içi liderlerinden kendisi..

Bilica-Lugano ikilisinin uyumu sezon başına göre gitgide artıyor ama garip bir şekilde Fenerbahçe'de sene başından farklı olarak her maç gol yemeye başladı. Yenilen golden önce bir pozisyonda Gökhan Gönül'ün konsantrasyon eksikliğinden kaybettiği mevkisinden bir akın daha yemişti Fenerbahçe ancak bu golde hatalı olan Gökhan Gönül'den ziyade Bilica idi. Yine de topu defanstan en sağlıklı şekilde hücuma sokması bile çok şey katıyor takıma. Daum'un hava hakimiyeti çalışmaları ile kusursuza yakın bir ikili olabileceklerini düşünüyorum.

Mehmet Topuz birkaç klas hareketinin dışında sahada hücum anlamında pek birşey üretemedi. Defans anlamında da çok güçlü bir oyuncu olmasına rağmen Kayseri'de ki ısırganlığını göremedim bu maçta. Hücum bölgesinde daha efektif olmalı Mehmet.

Carlos'da iyi mücadele etti. Ancak onun takıma katkısı mücadeleden ziyade tecrübesi ile,iletişimi ile oluyor. Defans oyuncularını ve ön libero Cristian'ı birkaç pozisyonda uyarması, yapmaları gerekenleri anlatması Fenerbahçe'ye kazandırdığı en büyük şeydir Carlos'un.

Bükreş ise ilk maça göre daha iyiydi. Ancak bu da onlara yetmedi.İyi mücadele etseler, oyunu domine etmeye çalışan Fenerbahçe'ye karşılık vermeye çalışsalar da artık gruptan çıkmak için Fenerbahçe'nin eline bakıyorlar... Daum ve futbolcuların onları da, Avrupa'da yeniden başarılar kazanmak isteyen taraftarımıza sevindireceğinden eminim.

Sene başında Teknik Direktör seçimini en doğru şekilde yapan Fenerbahçe Avrupa liginde de yoluna doludizgin devam ediyor. Fenerbahçe adına üretkenliğin artması sevindirici olsa da Şampiyonlar Ligi senesindeki gibi iyi kapanamaması ve attığı gole karşılık alması üzerinden çalışılması gereken bir konu. Daum gereğeni yapacaktır diye düşünüyorum.

U-17 Dünya Şampiyonası

Blogda genç oyunculara çok fazla yer verdiğimi takip edenler farketmiştir. İçimde kaldığından mıdır neydendir bilemiyorum ancak genç oyuncuları takip etmeyi, onlardan bahsetmeyi çok seviyorum. A2 maçları, gençler şampiyonları ne varsa takip etmeye gayret gösteririm bu yüzden...

Ancak Trt ve hava şartları sağolsun, izleyebileceğim maçların yarısını izleyebildim. Birleşik Arap Emirlikleri Milli Takımı maçı sırasında yayın akışında gösterilenin aksine bu maç yoktu ekranda. Kosta Rika maçı da hava muhalefeti sebebiyle ertelenmişti. Umarım bir dahaki maçımızı vereceğiz diyip Meclis Tv'ye bağlanmazlar.

Başarılı sonuçlarla iyi yerlere gelmeye aday bir Milli Takım'ımız var bu şampiyonada. Birleşik Arap Emirliklerini de devirmeyi başardılar. Çeyrek finalde rakibimiz Kolombiya oldu. Arjantin'i son yarım saat performansı ile 2/0 geriden gelmelerine rağmen 3/2 yendiklerinden bahsediliyor, izlemediğimden bilemeyeceğim. Genç takımlarda böyle geri dönüşler kolay kolay gerçekleşmez, muhtemelen zor maç olacak Kolombiya müsabakası.

Benim tahminim Kolombiya maçını aldığımız taktirde final oynayacağımız şeklinde. İzlediğim maçlarda gözüme çok batmasa da çok iyi olduğundan bahsedilen Muhammet Demir, (ki takımımızın yıldızı olarak gösteriliyor.) Engin Bekdemir, Berkin Arslan ve kalecimiz gerçekten çok iyiler. Yedek klubesinde yine kendisinden çok ümitli olduğum Gökay İravul var. Kısacası ilerlememiz için herhangi bir sebep yok. Hele hele Almanya, Brezilya, Arjantin gibi futbol ülkelerinin olmadığı bir turnuvada...

Quarter-finals Match Date - Time Venue Results
45 08/11 16:00 Colombia - Turkey
46 08/11 19:00 Switzerland - Italy

47 09/11 16:00 Spain - Uruguay
48 09/11 19:00 Calabar Korea Republic - Nigeria

Kazanırsak İsviçre-İtalya galibi ile oynayacağız. Almanya'yı eleyen İsviçre bir sürpriz daha yaparsa daha iyi olur sanki... Ters tarafta ise Uruguay haricinde çok güçlü ekipler var. Uruguay harici diyorum çünkü onları da izleyemedim. Nijerya 8 sene önce u-18 turnuvasında oynattığı bir futbolcu ile oynuyormuş mesela, fizik olarak orada oluşacak farkı siz düşünün. Bu arada bu haberinde doğruluk payı varsa Platini'yi göreve çağırıyorum.(!) Oturduğu yerden sürekli birşeyler sallamakla, acaip acaip kurallar icat etmekle olmuyor bu işler...

Son söz blog sahiplerine... Televizyon ve gazatelerde böyle haberlere rastlayamamızı garipsemez hale geldik ancak bloglarda bu turnuvaya ve gençlerimize yeterince yer ayrılmaması benim adıma üzücü bir olay. Halbuki bu konuda çok güzel analizler yapabilecek blog sahipleri var. Umarım ilerleyen zamanlarda gençlerimiz kendilerinden daha çok söz ettirir, blog sahipleri de daha çok bahsederler onlardan...

5 Kasım 2009 Perşembe

Şampiyonlar Ligi 4. Hafta Maçları(4 Kasım 2009)

Fiorentina'nın Debrecen'i yine farklı yendiği müsabakayı izleyemedim. Jovetiç oynamamış sanırım büyük bir kayıp olmasa gerek.Liverpool'a gelirsek...Rafael için tehlike çanları hiç bu kadar yüksek ses ile çalmamıştı.Yıllardır tek tutunduğu dal olan Şampiyonlar Ligi'nden de elenip Avrupa Ligi'ne gitmesine bir adım var. Pinti sahipler yedek klubesini güçlendireceğine Yunanistan'ın Servet'ini alıyorlar olacak işler bunlar. Liverpool'dan soğutuyorlar insanı... Bastos'u bir defa daha çok beğendiğimi belirtmek gerek.Lloris'de çok iyi bir maç çıkardı.

Rus temsilcisi Rubin Kazan Barcelona'yı geçtiğimiz senelerde Hiddink'li Chelsea'nin oynadığı oyuna benzer bir oyunla 1 puan alarak evine yolladı. Rubin'in Teknik Direktörünü tebrik etmek gerek. Evet izlerken epey sıkıldım, sürekli 11 kişi topun arkasına geçtiler ancak başka türlü durduramıyorsun bu takımı ; ne yaparsın... Mourinho'nun İnter'i de sonunda galip gelmiş, 5 dakika içinde 2 gol bulamasalardı yarın İtalya karışırdı herhalde. Kiev kalecisinin hatalarından bahsediyorlar, bu maçı da izleyemedim eğer böyle birşey varsa Mourinho yatsın kalksın o kaleciye dua etsin.

3 oyuncu değişikliğini gerçekleştiren Sevilla'da Duscher sakatlanınca 10 kişi sürdürdüğü mücadeleden 1 puan çıkartmış. Grubun favorisi birinci bitirecek. Garip olan ise Unirea'nın başarısı. Hala 2. sıradalar. Bu arada Rangers'a attıkları golü görmek gerek diyeyim; Rıdvan Dilmen tabiriyle sonsuza vurmuş.

Eski dost Zico'nun takımı Olympiakos'un olduğu grupta Zico'nun talebeleri Liege'i de yarışa sokmuşlar. Arsenal'in yeri garanti ancak 2 ve 3 son maçlara kadar belli olmayacak gibi. Arsenal demişken Alkmaar'ı 4 lemişler ancak skorun göz alıcılığının da önüne geçen bir gol atmışlar. Diaby'nin golünü izleyin derim.

Son söz için Ertem Şener'e bağlanıyoruz:

-Evet sayın seyirciler dünden beri süren yayınımız, futbol şölenimiz bitmedi. Yarın muhteşem bir maçla yeniden karşınızda olacağız, bu futbol şöleni devam edeceğiz. Ama 19,45'de yine o muhteşem action sahneleriyle Kurtlar Vadisi olacak üstelik özetsiz. Daha sonra futbol vadisine bağlanacağız.


Teşekkürler Ertem.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Vay Canına


Messi oyunda kimi zamanlarda gözükmüyor , unutuluyor ve bunun cezasını çok ağır ödeten bir karaktere sahip.

Sabri Ugan

(Rubin Kazan-Barcelona maçından)

Şampiyonlar Ligi 4. Hafta Maçları(3 Kasım 2009)

Özetlerde A grubunu kaçırdığım için Bayern-Bordeaux ve Maccabi-Juve maçlarından bahsedemeyeceğim. Çok da büyük bir kayıp değil aslında galiba; belki sadece Bayern'in mağlubiyetini görmek keyif verebilirdi...

B grubunda Beşiktaş-Wolsburg maçını blog takip eden herkes takip etmiştir hemen hemen. Yine de Misimoviç'in golünü görmek gerek diyelim takip etmeyenler için.

Manu-Cska maçında Akınfeev akıllara zarar kurtarışlar yapmış yine. Şuan Dünyanın en formda kalecisi o olsa gerek. 23 yaşında olup ayakları yere bu kadar sağlam basan kaleci az gördüm bugüne kadar. Bir de kaleciler şarap gibidir, yıllandıkça değerlenir derler! 39 yaşındaki Van Der Saar abisinin eldivenlerinin en büyük talibidir kanımca zira Sir Alex iki maçtır ağzı açık izliyor Akınfeev'i. Bir de Sir'in sevdiği tarz bölge hakimiyeti olan bir kaleci, maşallah diyelim.

Dzagoev'in golü görülmeye değer. Arsene Wenger mi alır,Ferguson mı kapar bilemiyorum ancak o da yaşını inkar eden işler yapıyor. Her maç sahayı herkesten fazla turlaması cabası... Gençlik ateşi abisi diyelim, alanın çok akıllı bir iş yapacağını ekleyelim ve Manu'nun çok gol kaçırsa da yine şans golü ile maçı berabere bitirdiğini söyleyerek bağlayalım B grubunu.

C grubunda Ertem Şener'in anlattığına göre Milan'a en son 1952'de gol atan Real Madrid öne geçtiği maçta tartışmalı bir penaltıya kurban giderek maçı berabere bitirmiş. Tarih boyunca aralarında oynanan 5 maçta 11 gol yiyip 1 gol atan ve galibiyeti geçtim beraberlik göremeyen Madrid ekibi bu beraberliğe bu açıdan bakarsak sevinebilir.He Ertem Şener bunları neden anlatıyor derseniz bende anlamadım, ancak anlatırken çok mutlu gözüktüğünü söyleyebilirim. Milan'lı olsa gerek...

Diğer maçta Marsilya Zurich'e üstadımız İlker Yasin'in deyimi ile ''gol olup yağmış.'' Cheyrou'nun golü de gecenin en tarifsiz anlarından...10 metre kadar sürdüğü topu müthiş bir vuruşla tavana göndermiş ki yer kamerasından top sürüş anını izlediğinizde muhtemelen ayakları ile şiir yazdığını düşüneceksiniz. İzlenmeli...Bu arada bu Cheyrou akla gelen ilk Cheyrou'nun kardeşi,anladınız siz.

D grubunda Apeol-Porto maçında ise sahadaki güreşçi kardeşimiz Hulk Apoel oyuncularını hemen hemen her pozisyonda gölgesi ile yere yığmayı başarmış. Falcao'nun golü de dönüş ve bitiriş açısından tebrik edilecek cinsten. Bir tebriği de Porto'ya yollayalım, her sene aynı hikaye ; 14/16 sını koysan Avrupa Ligine gider en kötü.

Gecenin finalinde ise özetlerden anladığım kadarıyla en güzel maç var. Atletico Madrid deplasmanında Chelsea adına Drogba'nın attığı ikinci gol gerçekten muhteşem. Hani Dzagoev'in sıfıra yakın yerden topu tavana asması,Benoit Cheyrou'nun uzaktan şutu ve Aguero'nun golleride çok güzeller ancak Drogba'nın golü gecenin en güzel golüdür gözümde. Tabi gole bacak arası yiyip yere kapaklanan Atletico stoperi ayrı bir anlam ve güzellik katıyor belirtmek lazım.
Atletico'nun gollerini Kun atmış ki yukarıda belirttiğim kendisinin attığı gibi iki golde harikulade.Kaleye çapraz bir bölgede iken Terry'nin sektirdiği topa yaptığı vole zor bir gol. Topun ayağa iyi oturması gerekiyor tabi bunun içinde doğru açı ile topa gelip doğru açı ile vurmak gerek. İkinci gol Sergen Yalçın frikiği. Cech'in de frikikten gol yiyebileceğini ispat etmiş Kun.( en son Henry'nin Arsenal'de iken attığını hatırlıyorum.)

Ömür Törpüsü

Uyku tutmayınca ligin en çok tartışılan forvet oyuncusu hakkında ufak bir araştırma yaptım.Stadtan, Tv'den herşey çok açık ancak bir de rakamlara bakalım dedim kendi kendime.İçim karardı.

İtiraf etmek gerekirse skandal bir tablo bekliyordum ancak bu kadarda değil...

Buyursunlar.

İşte 2009/2010 sezonu Daniel Guiza performansı

Denizlispor-Fenerbahçe

Attığı:2*

Topla Buluşma:42
İsabetli pas: 21
Top çalma:0

Pas yüzdesi: %50

Attığı şut:3
Girdiği gol pozisyonu:3
Değerlendirdiği gol pozisyonu:2

Pozisyonları değerlendirme yüzdesi:%66

Oyunda kalma süresi:89 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza bu maçta girdiği 3 pozisyonun 2'sini değerlendirmiş.Ancak Pas yüzdesi olması gerekenin altında. Yine de genel olarak başarılı bir maç çıkarmış kendileri...

-----------------------------------------
Fenerbahçe- Sivasspor

Attığı:0

Topla Buluşma:32
İsabetli Pas:17
Top Çalma:0

Pas yüzdesi:%53

Attığı şut:2
Girdiği Gol Pozisyonu:0
Kaleyi Bulan Şut:0

Pozisyonları değerlendirme yüzdesi: Pozisyona girememiş.

Oyunda kalma süresi:90 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza bu maçta kendi vazifesi olan ''gol atma'' olayını gerçekleştiremediği gibi yine pas yüzdesi olarak sınıfta kalmıştır.

------------------------------------------------------

Diyarbakırspor-Fenerbahçe

Attığı:0

Topla Buluşma:32
İsabetli Pas:20
Top Çalma:0


Pas Yüzdesi
:62,5

Attığı Şut:2
Girdiği Gol Pozisyonu:1
Kaleyi Bulan Şut:0

Pozisyonları değerlendirme yüzdesi: %0

Oyunda kalma süresi:90 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza bu maçta girdiği pozisyonu değerlendirememiştir. Pas yüzdesi olması eski performanslara nazaran iyi ve olması gerekene yakındır...

--------------------------------------------------------------

Fenerbahçe-Manisaspor

Attığı:1*

Topla Buluşma:37
İsabetli Pas:23
Top Çalma:0

Pas yüzdesi:62,162

Attığı Şut:2
Girdiği Gol Pozisyonu:3
Kaleyi Bulan Şut:1

Girdiği Pozisyonları değerlendirme yüzdesi: %33

Oyunda kalma süresi:Uzatmalar oynanırken çıkmış.

İstatistiki Yorum:Bu maçta kaleye attığı 2 şutun 1 tanesi kaleyi bulmuş Guiza'nın. Ancak girdiği gol pozisyonunun attığı şuttan fazla olmasından bir pozisyonda topa vuramadığını anlıyoruz. Pas yüzdesi yine olması gerekene yakın diyebiliriz eski performanslarına göre...

------------------------------------------------------------

Bursaspor-Fenerbahçe

Attığı:0

Topla Buluşma:27
İsabetli Pas:15
Top Çalma:0

Pas Yüzdesi:55,5

Attığı Şut:3
Girdiği Gol Pozisyonu:2
Kaleyi Bulan Şut:1

Girdiği pozisyonları değerlendirme yüzdesi: %0

Oyunda kalma süresi:62. dakikada çıkmış.

İstatistiki Yorum: Bu maçta Guiza geçen seneki günlerine geri dönüş yapıp pas yüzdesini yine yerlere sermiştir. Ayrıca girdiği pozisyonları değerlendirememiş, kötü bir maç çıkartmıştır.

-------------------------------------------------------

Fenerbahçe-İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Attığı:0

Topla Buluşma:20
İsabetli Pas:11
Top Çalma:2

Pas yüzdesi:%55

Attığı Şut:2
Girdiği Gol Pozisyonu:1
Kaleyi Bulan Şut:2

Girdiği gol pozisyonunu değerlendirme yüzdesi:%0

Oyunda kalma süresi:90 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza bu maçta kaleye iki şut atmış ancak bir tanesi gol tehlikesi arzetmiş.. Buradan attığı 2 şuttan bir tanesinin cılız bir şut olduğu sonucuna çıkartıyoruz. Pas yüzdesi ise yine ve yeniden yerlerde...

---------------------------------------------------

Antalyaspor-Fenerbahçe

Attığı:0

Topla Buluşma:22
İsabetli Pas:13
Top Çalma:1

Pas Yüzdesi::%56,52

Attığı Şut:3
Girdiği Gol Pozisyonu:3
Kaleyi Bulan Şut:2

Girdiği pozisyonları değerlendirme yüzdesi:%0

Oyunda kalma süresi:90 dakika

İstatistiki Yorum:Guiza girdiği gol pozisyonlarını yine değerlendirememiştir. Pas yüzdesi yine yerlerdedir.

------------------------------------------------------------

Fenerbahçe-Gençlerbirliği

Attığı:0

Topla Buluşma:36
İsabetli Pas:18
Top Çalma:2

Pas yüzdesi:%50

Attığı Şut:4
Girdiği Gol Pozisyonu:3
Kaleyi Bulan Şut:1

Girdiği pozisyonları değerlendirme yüzdesi:%0

Oyunda kalma süresi:84 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza bu maçta pas ve pozisyonları değerlendirme yüzdesi bazında kötü bir performans ortaya koymuştur.

------------------------------------------------------

Fenerbahçe-Galatasaray

Attığı:1

Topla Buluşma:9
İsabetli Pas:6
Top Çalma:0

Pas yüzdesi:%66

Attığı Şut:3
Girdiği Gol Pozisyonu:2
Kaleyi Bulan Şut:1

Girdiği pozisyonları değerlendirme yüzdesi:%50

Oyunda kalma süresi:19 dakika

İstatistiki Yorum: Guiza 19 dakika içinde verebileceği en iyi performanslardan birini vermiştir.(İstatiksel bazda)

-----------------------------------------------------------

Fenerbahçe-Kayserispor

Attığı:0

Topla Buluşma:35
İsabetli Pas:18
Top Çalma:0


Pas yüzdesi:
51.428

Attığı Şut:1
Girdiği Gol Pozisyonu:2
Kaleyi Bulan Şut:0

Girdiği gol pozisyonunu değerlendirme yüzdesi:%0

Oyunda kalma süresi:90 dakika


İstatistiki Yorum: Guiza'nın pas yüzdesi yine yerlerdedir ancak dikkat çeken asıl nokta yine gol pozisyonu denilecek bir topa hamle yapamamıştır.(Attığı şut- girdiği pozisyon sayısı eşleşmemesi; girdiği pozisyon sayısının daha fazla olması)

* Maçın ilk golünü attığı müsabakalar
-----------------------------

Toplamda attığı gol:4
İlk golü attığı müsabaka sayısı:2
Toplam oynadığı müsabaka sayısı:10
Toplam aldığı süre:794


2,5 maç başına 1 gol.
198,5 dakikada 1 gol.


------------------------------------------------
Girdiği toplam gol pozisyonu:20
Değerlendirdiği pozisyon sayısı:4
Pozisyonu gole çevirme yüzdesi:%20

------------------------------------------------
Topla buluşma:292
İsabetli pas:162
İsabetli pas yüzdesi:%55
------------------------------------------------
Oynadığı maç:10
Top çalma:5
2 maç başına 1 top kazanma


Şimdilik yüzdelere kısaca değinelim; detaylı analiz ilerleyen zamanlarda...

Pozisyonu gole çevirme yüzdesi:Skandal

Pas yüzdesi:Skandal

Top çalma: Esasen çok üstünden durulacak bir konu olmayabilir ancak sürekli olarak defansa yaptığı baskıdan söz edilen bir topçunun bu kadar az top kazanması çok garip. Demek ki yaptığı presin rakip defansları çok fazla etkilediğinden söz etmek oldukça güç.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Ercan Saatçi


Günlerdir dillerde Ercan Saatçi'nin videosu. Galatasaray cephesinde korkunç bir öfke söz konusu.

Kendilerince haklılar. Çok sevdikleri takımlarının bu tip çirkin cümlelerde anılmasını istemiyorlar doğal olarak. Bir de 10'da 0'ın acısı var tabi. Onun üstüne bu video ortaya çıkınca iki kata çıkıyor öfkeler; sinirler tavan yapıyor.

Aslında bu ülkede yaşayan ve rengi ne olursa olsun takım tutan her erkek biliyor bu muhabbetlerin her zaman yaşandığını. Bu videoya ateş püskürenler de olası bir galibiyet sonrası ezeli rakip taraftarına benzer şeyler söyleyecekti. Hoş değil mi, evet hoş değil. Ancak bunu bir etik-ahlak olayı haline getirmenin anlamı yok bence. Sonuçta bu bir klişedir ve hemen hemen herkes bu klişeyi derbi sonrası çokça kullanır.

Osman Tanburacı, Ali Kırca... Söz konusu Galatasaray'lı şahsiyetlerinde benzer olayları olmuştu ancak bu kadar yankı bulmamıştı. Hele Osman Tanburacı'nın ki tam bir efsanedir bu konuda. Dediğim gibi çok fazla konuşulmasının sebebi mağlubiyetin üstünün kapatılmak istenmesi olsa gerek. Ya da daha derin çıkarlar...

Oysa ki böyle kişilerin nasıl Türk Sporunda etkin roller üstlendiklerini tartışsak 20 dakika küfür etmekten daha doğru olurdu sanırım . Tabi tartışırken sadece Ercan Saatçi'yi tartışmamak lazım. Ve yine tartışırken bu kişilerin spor hatta özgeçmişlerini göz önünde bulundurmamız lazım, böyle hepimizin sarfettiği kelimeleri değil...

Engin Bekdemir



Eskiden Psv, Porto vb kluplerde oynayan Türk futbolcusu bulmak gerçekten çok zordu. Şimdi ise gençlerimiz böyle altyapı canavarı klupleri birbirine düşürür hale geldi...

Gökhan Töre Chelsea reserve takımında, Oğuzhan Özyakup ( Umarım ileride Türk Milli Takımını seçer.) Arsenal altyapısında, Engin Bekdemir ise Porto altyapısında oynuyor. Bu bile bir değişimin belgesidir.Hele hele resimdeki arkadaşın Porto'ya Psv Eindhoven'dan transfer olması ise kelimelerin yetersiz kaldığı andır gözümde...

U-17 Dünya şampiyonasında Türkiye adına en çok dikkat çeken isimlerin başında geliyor Engin Bekdemir. Forvet arkası mevkisinde oynuyor. Linkte verdiği bir röportaj mevcuttur. Oynadığı futbol, yaşıtlarından 3/4 yaş büyük, sanırım bunun sırrı aklındaymış...

İlk fırsatta izlemenizi tavsiye ederim.
Related Posts with Thumbnails