9 Haziran 2010 Çarşamba

Türkiye'de Spor Gazeteciliği

http://i.tmgrup.com.tr/ftm/EGAZETE/PF/2010/06/09/PF_20100609_01.jpg

Fenerbahçe Krasiç'in alternatifini bulmuş.

Daha teknik, daha süratli, daha genç. Hepine tamam da...

Daha ucuz neyin nesidir? Ayıptır yahu, insan yapacağı haberin içeriğini biraz araştırıp yapar... Dünya Futbolundan bu kadar habersiz insanlar'ın habercilik adı altında böyle saçma sapan haberler yapmasını kaldıramıyorum.

Dünya Kupası Gruplar Analizi 1# A Grubu

A grubu: Güney Afrika, Meksika, Uruguay, Fransa

A grubuna baktığımızda Güney Afrika'nın Carlos Alberto Pareira'nın şapkasından çıkacaklar dışında herhangi bir kozu olmadığını, dolayısı ile fazla ümit beslemesinin hayalciliğe kaçabileceğini görüyoruz. Ev sahibi olmak bir avantaj olsa da asıl avantaj sanırım zayıf bir ev sahibi ile aynı grupta olmak... Uruguay, Fransa ve Meksika gibi bu kupanın sürekli katılımcıları arasında mücadele etme zorunluluğu Güney Afrika açısından kötü...

Kağıt üstünde grup favorisi ilan edilen Fransa'nın en büyük dezavantajı İrlanda'yı el yordamı ile elemelerinden sebep aldıkları beddualar gibi gözüksede benim için Uruguay da Meksika da bu beddualar kadar korkulacak takımlar... Uruguay'ın sert oyun anlayışı, Meksika'nın da bu organizasyondaki tecrübesi Horozlar'ı rüyalarından erken uyandırabilir. Kalede Lloris'in olmasını beklediğim Fransa'nın favori olacak kadar uyumlu bir takıma sahip olduğunu da düşünmüyorum. Zira her mevkisi solbekleri kadar zengin değil... O bölgede Clichy, Abidal ve Evra'dan birisini izlemeyecek olmamız üzücü. Merak edilen konu bu üç oyuncudan hangilerinin kesileceğinin yanında stoperde Gallas'ın partnerinin kim olacağı... Kağıt üstünde Squillaci olacak gibi gözüküyor ki Fransa'nın efsane stoperlerinden sonra bu isim biraz sönük kalıyor. Yine ortasahanın ilerisinde birçok isim olsa da ortasahanın ortası favori takımlara kıyasla hayli zayıf ve uyumsuz gözüküyor. Alou Diarra, Toulalan,Diaby ve Gourcuff'tan kimlerin seçileceği hala soru işareti olsa da daha büyük problem Diaby'nin sene boyunca asıl mevkisinden alakasız yerlerde oynamasının yanı sıra Gourcuff'un da esasen serbest oyuncu olması... Orta sahası ısıran ve güçlü her takım karşısında ciddi sıkıntılar yaşayacak Fransa...

Diego Lugano'dan sebep A grubunda desteklediğimiz takım olan Uruguay'ın kadrosuna baktığımızda defans bölgesinde epey kuvvetli olduğunu görüyoruz.Lugano, Godin, Caceres gibi oyuncuların yanında Porto'da oynayan Fucile'de var. Sert bir oyun karakterine sahip Uruguay'ın defansif açıdan bir problem çekeceğini düşünmüyorum. Ortasahada Gargano,Eguren,Diego Perez,Pereira,İgnacio Gonzales gibi oyuncular grubu idare edecek gibi olsalar da ilerleyen turlarda Fransa'nın karşılacağını düşündüğümüz zafiyetin büyüğünü yaşayabilecekleri de ortada... Bir ihtimal sert futbol karakterleri bunu örtebilir. Ama yine de defansları kadar sağlam bir ortasahaları olmadığını belirtmek gerek. Teknik Direktör Oscar Tabarez'in tercih yaparken en zorlanacağı mevki ise forvet olacak... Sezonun altın çocuğu Luis Suarez ve Forlan'ın yanında Palermo'da her geçen maçta kendisini geliştiren Edison Cavani'nin varlığı rahat bir seçim yapmasını zorlaştıracak Tabarez'in. Cavani'nin sakatlıklar haricinde oyuna yedek başlayacağını tahmin ediyorum.

Grubun diğer takımı Meksika'nın da Uruguay gibi sağlam bir defans hattı olduğundan bahsetmemiz lazım sanırım... Rafael Marquez,Salcido,Osorio,Hector Moreno Meksika'da defansın önemli isimlerinden. Ancak ortasahaya baktığımızda kanatlarda oynayan Giovanni Dos Santos ve Guardado haricinde çok önemli bir isim olmadığını görüyoruz ki Uruguay ve Meksika'nın ortasahalarındaki bu zafiyet Fransa'yı bir adım öne çıkartıyor.Guadalajara ağırlıklı Meksika'nın hücum hattında ise Medina, Franco ve Vela gibi isimler mevcut. Vela'nın patlama yapması ile Medina'nın potansiyeline erişmesini beklemekten başka çareleri yok gibi...

Bu grupta Güney Afrika'ya puan bırakanın turnuvaya veda edeceğini düşünüyorum. Özellikle bu söylediğim Uruguay ve Meksika için çok önemli...

Sıralama tahminim;
1-Fransa
2-Uruguay
3-Meksika
4-Güney Afrika

Dikkatle izlenmesi gereken oyuncuların da listesini yazmak isterdim ancak bu grubun transfer piyasasına oyuncu kazandıracağını düşünmüyorum. Umarım grup maçları sonunda Meksika ile Fransa'nın yer değiştirdiği bir sıralama ile karşılaşırız.

U-18 Türkiye Şampiyonu Fenerbahçe

Sene boyunca Dereağzında oynanan Fenerbahçe A2 maçlarını kaçırmayacak kadar altyapı organizasyonu ile ilgili birisi olarak bu yazıyı bu kadar geç yazmamam gerekirdi sanırım... Ama bu vesile ile bu altyapı yazılarının ne kadar takip edildiğini anladım.Sağolsunlar, kimi arkadaşlar normal şartlarda bu şampiyonluğu atlamayacağımı öğrenmiş olacaklar ki mailler attılar...Nitekim haklıydılar da, normal şartlarda böyle anlamlı bir başarıyı atlayacak değildim. Ancak sınavlar vs derken yazıda şimdiye sarktı... Anlamı var mıdır bilemeyeceğim ama mazur görünüz...

Tunuva başlamadan Fenerbahçe'nin şampiyona kafilesini bildiğimden gözümde açık ara favoriydi Fenerbahçe. Sene boyunca A2 organizasyonunda rakiplerine nazaran çok küçük yaştaki futbolcularla mücadele eden Fenerbahçe'nin bu seviyeyi görmüş olan oyuncularının kendi yaş gruplarında fark yaratacaklarını düşünüyordum. Ki haksız olmadım.

Grup maçları tamamlanırken turnuva ilk süprizine tanık oluyordu...Konya Şekerspor, Gençlerbirliği, Altay gibi altyapı organizasyonları son derece düzgün işleyen (hoş Konya'nınkinden haberim olmasa da Gençlerbirliği ve Altay'ı biliyoruz en azından...) takımların bulunduğu gruptan iki galibiyet bir beraberlikle çeyrek finale yükselen senelerdir altyapı organizasyonu sebebiyle yerden yere vurulan Fenerbahçe olurken; Galatasaray D grubunda Trabzonspor, Kayserispor ve Denizli Belediyespor'un ardından 0 çekerek sonuncu oluyordu. A grubundan Beşiktaş ile Pendikspor, B grubundan Bursa ve Bucaspor, C grubunda Fenerbahçe'nin yanında Gençlerbirliği, D grubunda ise Trabzon ve Denizli Belediyespor diğer çeyrek finalistler olarak adlarını bir üst tura yazdırıyordu...



Çeyrek finalde Denizli Belediyespor ile eşleşen Fenerbahçe turnuvanın gol kralı Recep Berk Elitez'in yedek bırakılmasının faturasını ağır ödeyebileceği bir maçı 75. dakikada öne geçmesine rağmen 90. dakikada şanssız bir gol yiyip maçın uzatmalar ve ardından ise penaltılara gitmesi sonucunda 6-5 tur atlayarak hasarsız atlatıyordu. Trabzonspor bu turda Gençlerbirliğini elerken ikinci süpriz Beşiktaş'ı eleyen Bucaspor'dan geliyordu. Bu sene Süper Lig'e yükselen Buca'nın altyapıdaki işlerliğinden ayrı bir postta daha geniş bilgiye sahip olduğumuzda bahsederiz. Şuan konu Fenerbahçe'nin şampiyonluğu olduğundan Buca kısmını kısa kesiyorum.. Son yarı finalist Bursaspor'u 2-1 ile geçen eski Fenerbahçe'li oyuncu Kutsal Manici'nin sürüklediği Pendikspor oluyordu...

Yarı finalde Fenerbahçe'nin Trabzon ile eşleştiğini duyunca bu turu geçtiğinde kupayı kazanacağından emindim. Nitekim bu turu geçeceğinden de.. Zira Berk Elitez gibi çok formda bir golcü vardı ki kendisi bu maçta gol krallığını garantilemiş gibiydi... Nihayetinde Trabzonspor maçında yine sahneye çıkıp attığı iki golle Fenerbahçe'ye finali getiriyordu...

Yarı finalin diğer ayağında sansasyonel bir skorla Bucaspor'u 6-0 ile geçen Pendikspor finale yükselmişti. Biz de hemen Tff sitesinden Pendikspor ile oynanan maçlara bakmıştık. Gençlik Geliştirme Liglerinde aynı grupta yer alan Pendikspor ile Fenerbahçe'nin karşılaşmalarını incelediğimde daha önceden kafamda beliren '' Trabzonspor maçını kazanan kupayı da kazanır...'' düşüncesi iyice sağlamlaşmıştı. Ve turnuvanın son maçında sene boyunca yaş olarak küçük olan oyuncuları A2 organizasyonunda çekinmeden oynatan Fenerbahçe kupayı penaltı atışlarından sonra da olsa müzesine götürmeyi başardı. İki kez yenik duruma düştüğü müsabakayı 2-2 bitirdikten sonra penaltılarla rakibine 6-5 üstünlük sağlamıştı Fenerbahçe...

Her turnuva gibi bu turnuvada kimi oyuncuları piyasanın orta yerine çıkartıp bıraktı. Birisi penaltıdan olmak üzere 9 golle turnuvayı gol kralı bitiren Recep Berk Elitez kuşkusuz bu isimlerin başında geliyor. Aşırı hızlı olmasının yanında uzun sayılmayacak boyuna rağmen hava toplarında epey etkili olan Berk Elitez son vuruşlarının da bu özellikleri kadar iyi olduğunu birkez daha gösterdi. Şüphesiz kendi yaş grubunun en iyi forvetlerinden biri ki bence en iyisi... Peşinde dolaşan ünlü kluplerin olduğunun haberini aldığımız şu günlerde Fenerbahçe yönetiminin uyumaması, gerek oyunu gerek ise tavrı ile gol atmak için yaratılan bu genci yuvada tutması en büyük dileğimiz...

2-3 senedir yapılmaya başlayan altyapı atılımlarının somut ilk meyvelerini bu sene u-14 ve u-18 takımlarının şampiyonlukları ile aldı Fenerbahçe. Ümidimiz bu başarıların bu kategorilerde kalmaması, bu kategorileri domine edenlerin başarılarının üstyapıya çıkarılarak taçlandırılması... Sürekli bu organizasyonun içinde olan birisi olarak bunu hakeden oyuncuların olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim... Yeterki biraz cesaret, biraz da inanç olsun...



Unutmadan Fenerbahçe U-18 takımını bu başarı sebebiyle tebrik ettikten sonra bir tebrikte turnuvanın asist kralı Görkem Kulbay'a gitsin. O forma altında daha çok kupa kazanınız... Belki farkında değilsiniz ama size inanan ve sizi bekleyen milyonlarca Fenerbahçe'li var...

8 Haziran 2010 Salı

Mustafa Denizli ve Beşiktaş'lı Duruşu

http://www.besiktaspostasi.com/wp-content/uploads/2009/05/mustafa-denizli.bmp

İki satır post içinde Beşiktaş'lılarla dalga geçmek değil amacım.. Sadece canımı sıkan birkaç husus var, hepsi bu...

Mağlum, bu güzel insan ile Beşiktaş yollarını ayırdı. Hoş; kendisinin teknik direktörlüğünü beğenmesemde adamlığından en ufak şüphem olmadı bu zamana kadar... Bu kibarlığın her zaman kaos içinde olan, pislikten geçilmeyen Türk futboluna fazla olduğunu düşünsemde çok şey öğrettiği için bu işte her zaman olması gerektiğini de savundum...

Sene başında sağlık problemleri sebebiyle yollarını ayırma noktasına gelmişti Mustafa Denizli Beşiktaş ile... Ancak o zamanlar kazanılan iki kupa vardı tabi, böyle bir hocayı yolladıktan sonra taraftarın tepkisi ile başkanlık dahi gidebilirdi... Gerçi taraftar daha ne tepkisi koyacaksa...

Fenerbahçe maçından önce ise sözleşme uzamıştı hesapta... Bende '' ulan galiba Yıldırım Demirören akıllanıyor..'' demiştim kendi kendime... Mustafa hoca Mourinho olduğundan değildi akıllandığını düşünmem, sadece her hoca yeni bir hikaye, farklı bir sistem ve bunun için geçecek tonla zamandan sebepti...

Lig bitti, Schuster iddaaları ortaya çıktı... Kılıf lazımdı bir de; o da Mustafa Denizli'nin sağlık durumu idi... Şimdi ise sanırım '' bari tüy dikmeyelim...'' diyerek altı hoca ile görüştüklerini açıklıyorlar.. Açıklıyorlar da kimin inanacağını düşünüyorlar acaba?

Çok şey kaybediyor Beşiktaş... Mustafa Denizli son anında bile Yıldırım Demirören'in yanlışlarını örtbas etmeye çalışsa da Beşiktaş'ta o hep dillendirilen '' duruş'' da kalmadı basitinden...

Sen hocan ile sözleşme imzaladım diyip milyonları kandırmaya çalışıyorsan, şampiyon hocanın arkasından Bizans oyunları çeviriyorsan... Ve o adam hala senin yanlışlarını arkasından dönen oyunlara rağmen kapatmaya çalışıyorsa... O adam hakaten büyük adamdır...

Ve Beşiktaş şampiyonluktan fazlasını kaybediyordur.Haberi olmasa da...

Nadal

http://i48.tinypic.com/e9w1sh.jpg

Diego Maradona

6 Haziran 2010 Pazar

Seydou Doumbia



Young Boys'un bu sezonki başarılarında çok büyük pay sahibi olan, izlediğimde '' adama bak yahu bizimkiler nasıl görmüyor böyle topçuları'' dedirten Seydou Doumbia'yı Cska Moskova almış. Aynı zamanda Fildişi Milli Takımı ile Dünya Kupasına da gidecek olan Doumbia (1987) Drogba'nın yokluğunda şans bulur diye tahmin ediyorum..

Bir Basketbolcudan Çok Daha Fazlası...

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifbh4rP7dX7B_CU9WVHYsSjqTJRq7SkWAUTB5oGRQWB5srPh0GJKHs6BHxUuGnIkq3Aod1Z1H_8xERPs9z0OuTal8h4P3wPnQiOXOcNblHaO6z7JrWE_yT5mdzVpv3KenIRqzDtttZknY/s400/cemal-nalga.jpg

Cemal Nalga Lietuvos Rytas ile iki seneliğine anlaşmış. Litvanya temsilcisi akıllı iş yapmış bu transferlerle.. Bakarsın Tufan olmuş, bakarsın Jasaitis... Bir transferden çok daha fazlası.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Oldu mu şimdi ?

http://i47.tinypic.com/1zv8kco.jpg

Drogba, Ferdinand, Obi Mikel'in ardından Robben de Dünya Kupası öncesi sakatlandı. Durumu hakkında net bir bilgim yok ancak bu Dünya Kupasında en çok onu izlemek istiyordum. İşallah ciddi birşeyi yoktur Robben'in...

2 Haziran 2010 Çarşamba

Şampiyon Fenerbahçe Ülker...

http://fenerbahce.org/pic_lib/2010-06-02_fbson1.jpg

Türkiye' nin en büyük spor klubü...

Gerçekten Fenerbahçe ve Diğerleri..Emeği geçen herkese teşekkürler.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

8-0 oldu Güntekin..

http://www.internethaber.com/images/other/uuu.20071027085004.jpg

2-2 oldu demişsin ya hani.. 8 oldu Güntekin... Toraman da hattrick yaptı haberin ola...

Türkiye'nin en çok izlenen spor kanalında televizyon karşısına çıkan birisi olarak üstündeki siyah beyaz formayı çıkarsan artık... Ya da çıkarmıyorsan da Toraman'a sorsan birtakım sorular keşke...

Objektif Güntekin. Komik Güntekin...

27 Mayıs 2010 Perşembe

Çok oluyorsunuz...

Kadın basketbol, kadın voleybol, erkek basketbol derken şimdi de erkek voleybol... Ve oraya da bir Dünya Yıldızı... Bunun adı haksız rekabet. Gerçekten çok oluyorsunuz...

http://www.volleyball.is/static/images/marshall1.jpg




Leonel Marshall Kimdir?

1979’da Küba’da doğan Leonel Marshall, 1.96 boyunda ve üstün sıçrama yeteneğiyle tanınıyor. Sydney Olimpiyatları’nda takımının en genç oyuncusu olarak dikkatleri üzerine çeken smaçör, blokta 3.53 cm’e; smaçta ise 3.83 cm yüksekliğe ulaşabilmekte.

Kariyerinin büyük bir bölümünü İtalya’da geçiren smaçör, Livorno, Copra Piacenza, Roma Volley takımlarında forma giydi.

İki sezondur Copra Piacenza adına mücadele eden Kübalı sporcu; 2006’da Top Teams Kupası’nda, 2008 CEV Kupası’nda şampiyonluk yaşadı; 2009’da ise Copra Piacenza ile İtalya Lig Şampiyonluğu Kupası’nı kaldırdı. (Fenerbahçe Resmi Sitesinden Alıntıdır.)

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Herkes Hakettiği Yerde...


Kupa huzurlu...

Hadi Canım Sende

Beşiktaşın Çek futbolcusu Tomas Sivok ülkesinde Sportovni Noviny gazetesine konuştu. Ve
uzun süre gündemi meşgul edecek açıklamalar yaptı. "Bizim taraftarımız F.Bahçe´den nefret ediyor. G.Saraylılar da öyle. Bursaspor´a yenildikten sonra taraftarlarımızın üçüncülüğü kaybettiğimiz için bize kızacağını düşünüyorduk ama neredeyse Bursalılar kadar sevindiler. Bizi soyunma odasında da daha önceki mağlubiyetlerde olan sıkıntı yoktu. Herkes gülüyordu. Bazı arkadaşlarımız Bursasporluların eğlencesine katıldı. Ben de Zapo´yu kutladım. Onun için içtim ve Bursa´nın şampiyonluğunu kutladım" dedi.

Gündemi uzun süre meşgul etmek? Hadi canım sende...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Tarihte Bugün -1-

Tarihte bugün(15.05.1982) Sivasspor hocası Bülent Uygun Sivasspor'un şampiyonluk yolunda yürümesinden sebep kendisini yapmak zorunda hissettiği ve başarılarını ''İstanbul'da Laila Sivas'ta La ilahe İllallah'' şeklinde özetlediği açıklamasından sonra takım kaptanlarının Sivas'ta sadece Sivasspor'lu oyuncuların eğlenmeleri için açtıkları gece klubünde sabaha kadar içip çılgınlar gibi dans ettikten sonra gecenin bitiminde meraklı basın muhabirlerine saldırmaları ve yolun ortasında sızmaları haberini alması sonucunda yaptığı açıklamanın üzerinden sadece on dakika geçtiğinde rahatsızlık geçirerek hastahaneye kaldırıldı. Hasta yatağında ''Ulan Memo, kaç defa söyledim bir nane yiyecekseniz evinizde yiyin, elaleme rezil olduk'' şeklinde sayıkladığı görülen Bülent Uygun sağlığına aradan iki hafta geçtikten sonra kavuştu. Olayın büyüsünün bozulduğuna inanmasından sebep '' İstanbul'da oyuncular terbiyesiz efendim, dininde imanında değiller, bizimkiler takılıyorlar ama sonra sabaha kadar da ibadet ediyorlar...'' şeklinde yeni bir açıklama ile başarılarını özetlemeye çalışan Bülent Uygun'un vücut dilinden bu söylediğine kendisinin de inanmadığı çıkartıldı.



Yerden Şut Üstten Aut Haber Arşivi
Related Posts with Thumbnails